Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ağustos 2023 Cumartesi

Türkiye'nin kurtuluşu güney sayesinde olacaktır.




TÜRKİYE'NİN KURTULUŞU 

GÜNEŞ SAYESİNDE OLACAKTIR. 


Yukarıdaki örnekte, Türkiye, ODTÜ Ankara Üniversite hocalarının gerçekleştirdiği, Türk Modeli Güneş  Serasi modelini izleyeyebilirsiniz. Gunsera da elde edilen performans, Avrupa birliğinin ispanyada gerçekleştirdiği seradan çok daha yüksek olmuştur.

Üniversitelerimizde benzeri bircok Güneş projeleri hazırlamıştır. Siyasal irade gerçekleştiğinde, Batidan farkli, batidan daha ileri "Türk Güneş  Uygarlığı" gerçekleşmeye baslayacaktir.

(Not GUNSERA, Türk köylerine uygulandığında, köye dönüşü gerçekleşecek, tarımsal üretim kendine yeterli hale gelecektir. Sera modeli, köylerde ve Tarım Bakanlığı isteği ile, tarımsal üretimin artması amaciyla tarim alanlarında uygulanmak için geliştirilen bir modeldir. Hangi hükümet bu projeyi destekler ise, hem ülkesine, hem de dünyaya büyük hizmet etmiş olur. Bu projeyi engellemek değil, destek olmak gerek. 

24 Mayıs 2023 Çarşamba

Türkiye Demokratik Bir Devlettir

BİLİM KURULU BAŞKANI 

Doç. Dr. Çetin Göksu Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili açıklamasında;

''Türkiye Cumhuriyeti bilimin öncülüğünde kurulan demokratik bir devlettir.

Demokrasiden uzaklaşmak Türkiye'nin bugün yaşadığı bütün sorunların temelini oluşturuyor. 

Atatürk’le başlayan "Türk Uygarlık Projesinin" devam edebilmesi, bilimin rehberliğinde hızlı bir kalkınmanın başlatılması, huzurlu bir ortamın oluşturulması Türkiye’nin yeniden demokrasiye dönmesi ile mümkün olacaktır. 

Bu ve birçok nedenle, Türk bilim dünyasını ve Atatürk'çü bilim insanlarını, demokrasiye geçiş sözü veren ve üniversitelere özerklik vadeden Kılıçdaroğlu’nu desteklemeye davet ediyorum.'' ifadelerini kullandı.

Doç. Dr. Çetin Göksu 

GÜNEŞ BİLİM KURULU

Krc. Bşk

26 Şubat 2023 Pazar

HEP BİRLİKTE BU YARALARIMIZI SARACAĞIZ.

VATAN SEVERLER PARTİSİ GENEL BAŞKAN VEKİLİ ASUMAN ÖZDEMİR HEP BİRLİKTE BU YARALARIMIZI SARACAĞIZ. 

Haber:Sibel Demirdiş



Vatan Severler Partisi Genel Başkan Vekili Sayın Asuman Özdemir Basın açıklamada şunları söyledi:

Büyük Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetimizin 10 ilimizdeki depremler de hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. 

Yaralı Vatandaşlarımıza da acil şifalar diliyoruz.

Bütün Aziz Türk Milletimize de sabırlar diliyoruz."

Allah bir daha böyle bir acı yaşatmasın. 

Türkiye Cumhuriyetimizin genelinde el ele vererek bu dar günde de kötü günde de hep birlikte ayağa kalkıp daha güzel günlere sağlam karakterli bir şekilde durmadan ilerleyeceğiz.

Türkiye İttifakı olarak depremle ilgili kalıcı çözümlere yönelik  çalışmalarımız da devam etmektedir.


Deprem bölgelerimiz de ki  Vatandaşlarımızın yaralarını sarmaya başladık. devam ediyor olacağız.

Her şeyden önce bir kadın olarak bir anne olarak bir insan olarak zor şartlar da yaşamını devam ettirmekte olan olan vatandaşlarımızın her zaman yanındayız yanında olmaya da devam ediyor olacağız." dedi. 

Vatan Severler Partisi Kurucu Lideri Genel Başkan Sayın Yılmaz Gülümser bizlere vermiş olduğu bu önemli göreve layık gördüğü için çok teşekkür ediyoruz. saygılarımızı sunuyoruz.diyerek sözlerini tamamladı.

Haber:Sibel Demirdiş

27 Kasım 2022 Pazar

Ermenilerden alınan topraklar için üzülmemek gerek!

 

ARSLAN: MÜSLÜMANLAR OLARAK ERMENİLERDEN ALINAN TOPRAKLAR İÇİN NEDEN ÜZÜLÜYORUZ?

 


ANKARA- Batı Azerbaycan Göyçe-Zengezur Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mehmet Ali Arslan, 44 günlük savaş sonucunda  Ermenilerden geri alınan topraklara Müslümanlar olarak sevinmek gerektiğini belirterek, "Ama maalesef Ermeniler çok iyi çalışıyor. İçimizdeki hainler aracılığıyla gazetelerde, TV'lerde ve sosyal medyada sanki Azerbaycan'ın toprağı bölünüyor gibi bir intiba oluşturuyorlar. Bu topraklar Ermenilerden alınmış ise orada Müslümanlar iskan edilecekse neden üzülüyoruz" dedi.



ARSLAN GÖYÇE'Yİ TANITTI

Batı Azerbaycan Göyçe-Zengezur Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Mehmet Ali Arslan, Osmaniye'de katıldığı kitap fuarında yeni kurulan devletlerini tanıttı.

 İNSAN NİÇİN YARATILDI?

 Osmaniye'de 6. Kitap Fuarı başladı. Fuara farklı kitap evleri bulunan mütercim Mehmet Ali Arslan da katıldı. Aynı zamanda kısa süre önce bağımsızlığını ilan eden Batı Azerbaycan Göyçe-Zengezur Türk Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı görevini de yürüten Arslan, burada bir konferansta katılımcılara hitap etti. Konuşmasına insanoğlunun yaradılış amaç ve gayesini anlatarak başlayan Arslan, insanın niçin yaratıldığını ilgili Kur'an-ı Kerim'den bazı ayetleri de izah ederek açıklık getirmeye çalıştı.

https://www.youtube.com/watch?v=tLNBhjQa2MI&t=31s

'104 YILDIR ESARET ALTINDA YAŞIYORUZ'

Allah’ın insanları yalnızca ibadet etsinler diye yaratmadığını, insanlığın yararına işler yapmasını imar etmesini istediğini anlatan Arslan, "Madem öyle idarecilerimizin çok iyi olması gerekiyor. Peki neden dünyayı, insanlığı Ermenistan yönetiyor. Neden yeryüzünün yönetimini batıya batmakta olan batıya veriyoruz. Bunu düşünmenizi istiyorum. Biz 23 milyon metrekarelik alana hakim iken şimdi 780 bin metrekareye preslenmiş durumdayız. Ve 104 senedir esaret altında yaşıyoruz. Oysa esareti kendine bir zillet olarak gören bir anlayışın mirasçılarıyız. Kendimizin toprağımızın esaret altında olmasına asla razı olmamalıyız" dedi. 

'BÖYLE BİR ECDADA LAYIK OLMAK İÇİN MÜCADELE ETMEK LAZIM'

Nene Hatun'u hatırlatan Arslan, "Nene Hatun kundaktaki bebeğini atarken 'Yetim çocuklar  büyür ancak  vatansız çocuklar büyümez. Osmanlı'nın insanlara bakışını hatırlayalım. Ecdadımızın toprakları için nasıl mücadele verdiğini  hatırlayalım. Osmaniye'den de güzel insanlar vardı. Rahime Hatun, Palalı Süleyman, Köse Mehmed'i hatırlayalım. Onlar: 'Bu toprakları ezip geçebilirsiniz ancak bu toprakları asla size teslim etmeyiz' diyorlardı. Böyle bir ecdada layık olmak için mücadele etmemiz lazım" dedi.

'YENİ KURULAN 8. TÜRK DEVLETİNE SAHİP ÇIKMALIYIZ'

Osmanlı'nın yalın cümlelerle anlatılacak bir devlet olmadığını belirten Arslan, "Bilakis kelimelere derin manalar yükleyen 600 yıl 3 kıtaya hükmeden bir ecdadın torunlarıyız. Bizlerde dedelerimizin izinde yürüyerek yeni kurulan 8. Türk devleti Göyçe-Zengezur Türk Cumhuriyeti'ne sahip çıkmalıyız" dedi.

'ECDADIMIZIN AYAK BASTIĞI TOPRAKLARA YENİDEN AYAK BASMAMIZ LAZIM'

Fatih Sultan Mehmet, Selahaddin Eyyubi ve Sultan Alparslan'dan söz eden Arslan, "Yine Çanakkale'yi hatırlayalım. Metrekareye 600 merminin düştüğü bir ruhta bizim canlanmamız lazım. Gençlerimize bunu anlatmamız lazım; 'Dün biz 23 milyon metrekarelik alana sahipken bugün 780 bin metrekareye preslendik' dememiz lazım. Dünyaya liderlik yapmamız lazım. Ecdadımızın dün ayak bastığı topraklara yeniden ayak basmamız lazım. Bunun için önce silkelenmemiz lazım" diye konuştu.

 "Şimdi kurulan 8. Türk devleti Batı Azerbaycan Göyçe-Zengezur Türk Cumhuriyeti de Osmanlı'nın Müslüman toprağıdır" diyen Arslan, yaklaşık 15 bin metrekarelik bir toprağın hiçbir gerekçe gösterilmeden Ermenilere verildiğini ifade ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

"Kızlarımız Meryem iken Maria oldu. Gölümüz Göyçe iken Sevan oldu. Bizler ne yapmalıyız. Maria'ları Meryem'e, Sevan'ı yeniden Göyçe yapmak için mücadele etmemiz lazım.

'AVRUPA VE ABD TAŞERONU PKK'

 Yüzlerce yıldır uyuyan bir dev vardı artık o dev uyandı. Milletin mücadele ruhunu içinde barındıran ve hiçbir esareti kabul etmeyen bizlerin kimsenin toprağında gözümüz yoktur. Ancak bizim toprağımızda gözü olanlara da hesap sormamız lazım. Avrupa'nın ABD'nin taşeronu olan PKK üzerinden yıllarca bu Ermeniler soykırım iddiasında bulundular. (https://www.youtube.com/watch?v=5k8giJlW4dI&t=127s) Bunlar safsatadan öte değil. Bizde onlara sınır soykırımından söz edeceğiz. 23 milyon metrekare nasıl 780 bin metrekareye indi bunu anlatmamız lazım.

https://www.youtube.com/watch?v=Ilm_Hk3Z5_Q

'İÇİMİZDEKİ HAİNLER İYİ ÇALIŞIYOR'

Biz Ermenilerden bu toprakları geri aldık yani 100 yıllık bir rüya 40 yıllık bir mücadele ve 44 günlük son savaş ile burayı geri aldık. Buna Müslümanlar olarak sevinmemiz lazım ama maalesef Ermeniler çok iyi çalışıyor. İçimizdeki hainler aracılığıyla gazetelerde, TV'lerde ve sosyal medyada sanki Azerbaycan'ın toprağı bölünüyor gibi bir intiba oluşturuyorlar. Bu topraklar Ermenilerden alınmış ise orada Müslümanlar iskan edilecekse neden üzülüyoruz. Bizim bunları çocuklarımıza iyi anlatmamız lazım.

'85 MİLYONLUK MÜSLÜMAN TOPLULUK NEREYE SIĞACAK'

Biz bunu anlatamaz isek yeni neslimiz toprak vermeye devam edecektir. Hadi toprak verelim, şimdi Suriye 5, 10 milyondan müteşekkil bir topluluktu ama dünyaya sığmadı. Peki bir topraksız bırakılırsak, vatanımız elimizden alınırsa 85 milyonluk Müslüman topluluk nereye sığacak.

'ARTIK HEM TÜRKLER HEM KÜRTLER UYANMIŞ DURUMDA'

Küresel güçlerbu oyunları iyi oynuyor. Yıllarca dünyanın çeşitli coğrafyalarda insanları şu veya bu diye böldüler kavga ettirdiler. Güneydoğu'da Kürt-Türk kavgası başlattılar ve kısmen başarılı oldular. Ama artık hem Türkler hem Kürtler uyanmış durumda. Artık bu küresel şer odaklarına birim vermeyecekler" şeklinde konuştu.

https://www.youtube.com/watch?v=tLNBhjQa2MI&t=31s

ulusalhaber-ulusalajans

27.11.2022

22 Haziran 2022 Çarşamba

Türkiye ile Katar arasındaki ticari bağ

 TÜRKİYE İLE KATAR ARASINDA TİCARİ BAĞI KUVVETLENDİREN İŞ ADAMI SELÇUK AKPINAR TÜRKİYE'DE ÜN YAPMIŞ OLAN KEBAPÇI BEDRİ USTAYI DOHA DA AĞIRLADI.

Meşhur Kebapçı Bedri Usta ile Selçuk Akpınar

Türkiye'de yıllarını iş adamlığında geçirmiş olan ve bir çok başarılı yatırımlara imzasını da atmış bulunan İş adamı Selçuk Akpınar yıllardır Katar ile Türkiye arasında köprü vazifesini görmektedir. 
Türkiye'deki başarılı iş adamlarını yer yer Katar'a götürerek, Katar ile Türkiye arasında köprü vazifesini üstlenmiş bulunmaktadır.

Şeyh Muhammed


Bir çok Ticari projeler geliştiren Selçuk Akpınar Türkiye'yi Katarda iyi bir şekilde temsil etmektedir.
Yaptığı başarılı çalışmaları ile Katar ve Türkiye arasında dostluk ve ticari ilişkileriyle başarılı bir şekilde ülkemizi temsil etmektedir. 

Mr.Saad Ticaret Odası Başkanı

Bilindiği üzere 2022 FİFA Dünya Kupası, 21 Kasım-18 Aralık 2022 tarihleri arasında Katar'da düzenlenecektir. 

Turnuva, Katar'da yaz sıcaklığının yüksek olması nedeniyle yaz aylarında değil, Kasım ve Aralık'ta gerçekleşecektir. 

Turnuvadaki maçlar, 5 farklı şehirde ve 8 farklı stadyumda oynanacaktır. 

 ulusalhaber-ulusalajans-Turkgucu.tv

27 Mayıs 2022 Cuma

Türkiye Değişim Partisi

Mustafa Sarıgül

Mustafa Sarıgül'ün lideri olduğu Türkiye Değişim Partisi'nin Kayseri İl Başkanı Ramazan Uc olumlu çalışmaları ile Kayseri'de partinin oylarını arttırmaya başladı.

Türkiye Değişim Partisinin Kayseri İl Başkanı Ramazan Uc Kayseri ilinde gösterdiği olumlu çalışmaları ile halkın beğenisini kazanmaktadır. 

Ramazan Uc-Mutafa Sarıgül

Çalışma arkadaşlarını iyi seçen Ramazan Uc, Genel Başkanları Mustafa Sarıgül'ün partinin programlarında belirttiği ilkeleri doğrultusunda hareket etmektedir. 

Türkiye Değişim Partisinin Genel Başkanı Mustafa Sarıgül parti yöneticilerine şöyle seslenmişti:

Degerli yol arkadaslarim:  Turkiye Degisim Partisi tabandan tavana dogru buyuyen bir buyuk halk hareketinin sonucu olarak kurulmustur.

En buyuk amacimiz, ulkemizde gercek anlamda demokrasiyi yerlestirmek ve yurttaslarimizi baris, huzur icinde ve zenginlikte birlestirerek guclu Turkiye’yi yaratmaktir.

Bunu gerceklestirmenin temel sartlarindan birisi de parti disiplinini her alanda saglamaktir.

Inaniyoruz ki, bolgemizin ve ulkemizin sevgiyle kucaklanmaya ihtiyaci vardir. 

Kayseri İl Başkanı ve Özel Kalem Müdürü
Rukiye Demir

Trakya ve Anadolu’yu simgeleyen “iki kalp’ ve Avrupa ile Asya’yi birlestiren “bir yildiz” dan olusan parti amblemimiz sevgiyi... barisi... huzuru... birlikteligi simgelemektedir.

Kurumsal kimligimiz, ve bunun tum ulkemizde bu rehberde ortaya konulan standartlardan ayrilmadan uygulanmasi cok buyuk onem tasimaktadir.

Inaniyorum ki orgutumuz, sonsuza degin yasayacak olan partimizin kurumsal kimligini koruyacak ve ayni standartta yayginlasmasi icin gerekli ozeni gosterecektir.

Bu rehber icinde yer almayan uygulama alanlari soz konusu oldugunda Genel Merkez’e danismanizi isterim.

Unutmamaliyiz ki, kurumsal kimligimizdeki butunlugu koruyarak surdurmek, basarili olmak icin temel kosullardan biridir.

Amblemimize yansittigimiz sevgimizin, tum dunyaya barisi ve huzuru getirmesinde katkida bulunmasi dilegiyle... yolumuz acik olsun.

Mustafa Sarigul

Mustafa Sarıgül'ün bu sözlerini kendilerine yol gösterici olarak alan parti üyeleri yollarına hızla devam etmekteler. 

Türkiye Değişim Partisi Partisinin Temel Anlayışı'nı Parti tüzüğünün 5.maddesinde şöyle açıklamaktadır: 

Partinin Temel Anlayışı:

Madde 5                               :TDP’nin temel anlayışı, Cumhuriyetin en önemli değeri olan “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir.”ilkesinin ışığında, anlayış, şefkat , sevgi ve saygı ile sorunları ÇÖZMEK’tir.

                Hukukun üstünlüğü, tam demokrasi, güzel ahlak, herkese eşit ve adil muamele TDP’nin vazgeçilmez ilkeleridir.

                İşsizliği azaltmak, üretimi arttırarak büyümek ve teknolojik gelişmeleri hesaba katarak çalışma sürelerini yeniden ayarlamak, yoksulluğu ve bölgeler arası adaletsizliği giderecek gelir dağılımını oluşturmak, varlığı ve bereketi çoğaltarak Türkiye’yi zenginleştirmek ve bu zenginliği adil dağıtmak, eğitim, sağlık, sosyal güvenlik ve yargıda, devletin vatandaşı şefkatle kucaklamasını sağlamak, siyasetin kalitesini yükseltmek, siyaseti her katmanda demokratikleştirmek, her alanda toplumsal vicdanı yeniden canlandırmak, bilgi ve bilimi esas alarak insana ve doğaya sevgiyle yaklaşmak, tüm vatandaşların onurlu ve özgür bir yaşama kavuşarak yarınından emin ve umutlu olmasını sağlamak, TDP’nin varoluş amacıdır.    

Türkiye Değişim Partisi'nin Programının Giriş Bölümü, bu güne kadar hiç bir partide görülmeyen bir tarzta anlatılmıştır. 


Türkiye Değişim Partisi

PROGRAMI

 

GİRİŞ 

Türkiye Değişim Partisi’nin İLKELERİ: 

Birinci ilkemiz, “konuşma-yap”, 

İkinci ilkemiz, “sorun çıkarma-çöz” 

Üçüncü ilkemiz, 

SORUN ÇÖZMEK İÇİN 

Ya bir yol bul 

Yol yoksa bir yol aç

Hiçbirini yapamıyorsan, yoldan çekil, yapan gelsin 

BİZ YAPARIZ 

FİKRİMİZ, ENERJİMİZ, TECRÜBEMİZ, KADROMUZ VAR 

BİZ ÇÖZERİZ

BENLİĞİMİZİ AŞAN VATAN VE MİLLET SEVGİMİZ, HERKESİ KUCAKLAYAN ŞEFKATİMİZ, KİMSENİN CESARET EDEMEYECEĞİ MİLLET İÇİN CESUR PROJELERİMİZ VAR 

TÜRKİYE’Yİ VE MİLLETİN KÖTÜ TALİHİNİ DEĞİŞTİRMEYE 

G     E     L     İ     Y     O    R      U     Z



17 Mayıs 2022 Salı

Yılmaz Gülümser'in Basın açıklaması

 

VATAN SEVERLER PARTİSİ 

GENEL BAŞKANI

YILMAZ GÜLÜMSER'İN BASIN AÇIKLAMASI

Türkiye Cumhuriyetimizin genelinde yapılan bütün kanunsuz işlemler ve uygulamalar mutlaka Türk Devletimiz tarafından, Anayasa Mahkememizin Adaletinde hesabı sorulacaktır.

Türk milletimiz tarafından da yasal olarak sandıkta hesabı sorulacaktır.

Bizler Vatan Severler Partisi olarak; Önderimiz ATATÜRK’ün kurduğu TÜRKİYE CUMHURİYETİMİZİ,   Demokratik hukuk devleti ilkesi gereğini yerine getirmek için çaba harcayacağız.

Türkiye Cumhuriyetimizin genelinde yönetim değişikliği Sandık dışında kanunsuz yollara başvurmak hiç bir kimseye fayda sağlamaz.

Önderimiz Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetimiz her zaman 18 yaşındadır.  

Her zaman aklı başındadır,  gücü, kuvveti, yasaları vardır.

Bizler de bu gerçeklerin çerçevesinde hareket ediyor olacağız.

Hiç bir şahsiyet hiç bir siyasi kurum Önderimiz Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetimizin üstünde değildir.

Önderimiz Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetimiz Dünya da 100 yıla yakındır ulusal alanda resmen kabul edilmiştir.

Önderimiz Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetimizin Vatan toprak sınırlarımız, Devletimizin Cumhuriyeti rejimimizin nitelikleri, Bayrağı, Milli Marşı, Ordusu vb ülke genelinde yasal kurum ve kuruluşları uluslar arası ülkeler tarafından saygıyla kabul edilmiştir.

Önderimiz Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetimiz de;

Bütün Siyasi partiler, Bütün Siyasi Parti Liderleri, hükümeti temsilen hükümet görevini yerine getirmek için Yüce Türk Devletimizin yetkisiyle Aziz Türk Milletimizin gücüyle dönemsel olarak görevlendirilmiştir.

Hiç bir kimse hiç bir siyasi kuruluş Yüce Devletimizin asla sahipleri değildir.

 Yüce Türk Devletimizi Tek başına iktidar partisi veya İktidar partisi dâhilinde yasal koalisyon partilerinin tamamı ve ayrıca da Türkiye Büyük Millet Meclisi içinde ve dışında ki muhalefetin bütün partilerinin tamamıyla bir bütündür bölünemez.

Önderimiz Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetimize Hükümet görevini yürüten siyasi partiler ve yöneticileri Sadece geçici dönemsel olarak yöneticileridir.

Asla sonsuz sahibi değildirler.

Bu bilinç ve erinçle,

Vatan Severler Partisi olarak,

Vatan Topraklarımızın Bölünmez bütünlüğü korunması için çalışacağız.

Yüce Türk Devletimizin sonsuz kadar bekasının temini için çalışacağız.

Aziz Türk Milletimizin huzur mutluluk refah barış içinde teminatını sağlamak amacıyla tüm gücümüzle, benliğimizle, ruhumuzla çalışacağız. 

ÖNCELİĞİMİZ LAİK DEMOKRAT TÜRKİYE CUMHURİYETİMİZDİR.

Vatan Severler Partisi Kurucu Lideri

Genel Başkanı Yılmaz Gülümser

            VATAN SEVERLER PARTİSİ HAKKARİ İL BAŞKANI                                      FİKRET  YAMANIN BASIN AÇIKLAMASI



27 Mart 2022 Pazar

vatan severler partisi çalışmalara devam ediyor.

 

BÜYÜK GÜÇLÜ TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞMALARINA

VATAN SEVERLER PARTİSİ 

DEVAM EDİYOR.

Vatan Severler Partisi Kurucu Lideri Genel Başkan Yılmaz Gülümser Basın Açıklaması yaptı.

Gülümser yaptığı basın açıklamasında "ÖNDERİMİZ ATATÜRK'ÜN KURDUĞU TÜRKİYE CUMHURİYETİMİZ HEPİMİZİNDİR." dedi. 

Genel Başkan Yılmaz GÜLÜMSER, basın açıklamasına devam ederek;

Bizler Vatan Severler Partisi olarak; Türkiye Cumhuriyetimizi siyasetimizi insaniyetimizle harmanlayıp, Türkiye Cumhuriyetimizin her alan da her zaman da her anlam da gelişmesi için özveriyle çalışarak ilerleyeceğiz.

Vatan topraklarımız üzerinde bulunan Türkiye Cumhuriyetimizin kurucu değerlerimizin korunması amacıyla bir çatı altında buluşmaktan mutluyuz,  birlikte yürümekten gururluyuz .

Vatan Severler Partimiz Türkiye Cumhuriyetimizin genelinde her bölgesinden etnik kökeninden dini inancından her kültürden değerli halkımızda birlikte yürümekten büyük gurur duyuyorum.

 Vatan Severler Partisi Kurucu Lideri Genel Başkanları mahalle başkanlarımıza kadar Vatan Severler Partimizin Yurt dışında da ülke temsilcilerimize kadar kardeşlik bağı içerisinde saygı ve sevgi çerçevesinde sizlerle birlikte ilerleyeceğiz.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNE VE MİLLETİMİZE HER ZAMAN HİZMETE DEVAM EDİYOR OLACAĞIZ.  


VATAN SEVERLER PARTİSİ KURUCU LİDERİ 

GENEL BAŞKANI YILMAZ GÜLÜMSER.

7 Şubat 2018 Çarşamba

BÜYÜK UTANÇ VE YÜZ KARASI: "Türkiye, '2017 Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde (Rule of Law), iki sıra daha gerileyerek 113 ülke arasında 101'inci sırada yer aldı."

Türkiye, hukukun üstünlüğü sıralamasında (2 sıra daha geriledi ve) 113 ülke arasında 101. oldu!..
Türkiye, "2017 Hukukun Üstünlüğü Endeksi"nde (Rule of Law), iki sıra daha gerileyerek 113 ülke arasında 101'inci sırada yer aldı.
Türkiye, “2017 Hukukun Üstünlüğü Endeksi”nde (Rule of Law), iki sıra daha gerileyerek 113 ülke arasında 101’inci sırada yer aldı. Ülkelerin bulundukları coğrafi bölgelere göre kategorize edildiği endekste Türkiye, Doğu Avrupa ve Orta Asya grubundaki 13 ülke arasında sonuncu sırada yer alırken, orta üst gelir grubundaki 36 ülke arasında ise sadece Venezuela’nın önünde kendine yer bulabildi.
TÜRKİYE 2014, 2015 VE 2016 SIRALAMASI…
T24’ten Damla Uğantaş’ın haberine göre, Türkiye aynı endekste 2014’te 59, 2015’te 80, 2016’da 99’uncu sırada bulunuyordu. Dünya Adalet Projesi (JWP) tarafından ülkelerin hukuk sistemlerini değerlendirmek amacıyla hazırlanan Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nin 2017 verileri açıklandı.
110 bin hanede 3000 uzman ile görüşülerek hazırlanan endeksin sponsorları arasında Avrupa Komisyonu, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yanı sıra Apple, Microsoft gibi uluslararası şirketler de bulunuyor. Türkiye açısından gerilemenin sürdüğü endekste, yalnızca Bangladeş, Honduras, Uganda, Pakistan, Bolivya, Etiyopya, Zimbabve, Kamerun, Mısır, Afganistan, Kamboçya, Venezuela Türkiye’nin gerisinde yer aldı.
2017 Hukukun Üstünlüğü Endeksi’nde ülkelerin sıralaması şöyle:
JWP endeksine göre, Türkiye ‘iktidar üstünde en az denetimin olduğu ülkeler’ arasında 3. sırada. Türkiye’nin üstünde sadece Zimbabve ve Venezuela bulunuyor. Türkiye, temel haklar kategorisinde 107, kamu düzeni ve güvenliğinde 106, hukuk mahkemeleri konusunda 94, hükümetin şeffaflığı kategorisinde 93 ve düzenleyici uygulamalar konusunda 84’üncü sırada yer aldı. Türkiye’nin nispeten iyi puan aldığı konular ise ülkede yolsuzluğun bulunmaması ve cezai adalet oldu.Türkiye yolsuzluğun bulunmaması konusunda 54, cezai adalet konusunda ise 74’üncü sırada bulunuyor.

21 Ekim 2017 Cumartesi

VİZE KRİZİ SORUMLUSU METİN TOPUZ OLAYINDA "ABD'NİN NEDEN AYAĞA KALKTIĞI ORTAYA ÇIKTI"

ABD'NİN NEDEN AYAĞA KALKTIĞI ORTAYA ÇIKTI
Türkiye Cumhuriyeti ile ABD arasında vize krizinin sorumlusu olan, başkonsolosluk görevlisi Metin Topuz’un tutuklanmasından sonra Türkiye’ye nota verdiği ve Topuz’un el konulan cep telefonunun iadesini istediği ortaya çıktı. Notada ayrıca telefonun ve SIM kartın içindeki verilerin de Viyana Sözleşmesi gereği dokunulmazlık kapsamı içinde olduğu ifade edildi.
ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda irtibat görevlisi olarak çalışan Metin Topuz, 25 Eylül’de gözaltına alındı, 4 Ekim’de ‘casusluk’ iddiasıyla tutuklandı. ABD ile Türkiye arasında vize krizine neden olan süreç, bu tutuklamayla başladı. Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürlüğü tarafından Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’ne gönderilen 10 Ekim 2017 tarihli bir yazıyla ABD’nin Türkiye’ye ‘cep telefonu’ için nota verdiği ortaya çıktı.
‘BELGELER DOKUNULMAZ’
Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü Mehmet Samsar imzası taşıyan yazıya göre, ABD’nin verdiği notada Metin Topuz’un kullandığı cep telefonunun ABD devletine ait olduğu, ABD’nin Topuz’un tutuklanmasının ardından savcılık kararı ile el konulan cep telefonunun en kısa sürede iadesini istediği ifade edildi. Yazıda, notada yer alan şu sözlere de dikkat çekildi: “Notada devamla Metin Topuz’a ait ... ... .. .. numaralı cep telefonu veya ........... seri numaralı SIM kart ile bağlantılı her türlü bilgi ve verinin Konsolosluk İlişkileri hakkında Viyana Sözleşmesi’nin 33’üncü maddesi uyarınca, Konsolosluk arşiv ve belgelerinin dokunulmazlığı kapsamında olduğu kaydedilmektedir.”
İDDİA: 17 ARALIK RAPORUNU ABD'YE GÖTÜRDÜ
ABD ile vize krizine neden olan ABD Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz’un firari FETÖ şüphelisi Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez tarafından 17 Aralık 2013’teki operasyonlarından sonra savcılığın talebi üzerine hazırlanan raporu ABD’ye götürdüğü iddia edildi. Savcılığın iddiasına göre, 17 Aralık soruşturmasının FETÖ şüphelisi eski savcısı Celal Kara, 25 Aralık’ta Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan (BDDK) bilirkişi ataması yaptırdı. Bu atamadan diğer soruşturma savcılarını haberdar etmedi. BDDK Denetim 1. Daire Başkanlığı’ndan soruşturma dosyası için bilirkişi olarak atanan Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez, 28 Ocak 2014’te 95 sayfalık rapor düzenledi. Rapor aynı gün dosyaya girdi. Raporun tesliminden 1 gün sonra 29 Ocak 2014’te Celal Kara soruşturmadan alındı, infaz savcılığında görevlendirildi.
İKİSİ DE FETÖ ŞÜPHELİSİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Metin Topuz ile ilgili yürüttüğü soruşturma dosyasında, FETÖ şüphelisi Celal Kara’nın görevden alınacağını öğrendiği ve önceden soruşturmaya atanan diğer savcıların bilgisi dışında atanmasını sağladığı Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez’e rapor hazırlattığı belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddiasına göre, eski savcı Kara tarafından Canıtez’e hazırlatılan o rapor, FETÖ’cü polis müdürleri aracılığı ile ABD irtibat görevlisi Metin Topuz’a teslim edildi. Bu rapor, Topuz tarafından da ABD’ye ulaştırıldı. Söz konusu rapor, görevden alınan New York Savcısı Preet Bharara tarafından Rıza Sarraf’a, sonrasında ise Bharara’nın yerine gelen Joon H.Kim tarafından Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’ya yöneltilen suçlamaların da dayanağını oluşturuyor. Ağustos 2016’da FETÖ’nün BDDK içindeki elemanlarına yönelik olarak yapılan operasyonda Canıtez’in yurtdışına kaçtığı anlaşılmıştı. (REF: Toygun ATİLLA/İstanbul)

12 Temmuz 2017 Çarşamba

(15 TEMMUZ VAKIASI VE!...) DESTAN!... Eğitimci, Araştırmacı, Şair ve Yazar: Arzu KÖK

HABER MAKALE: (15 TEMMUZ) DESTAN!...
Arzu KÖK
Cumhurbaşkanlığı bir hafta sürecek 15 Temmuz etkinlikleri için çeşitli afişler hazırlatmış. Ancak o resimleri gördüğümde kanım dondu adeta. Afişlerde Türk askeri küçük düşürülüyordu. Destan diye nitelenen 15 Temmuz afişlerinde milleti yüceltelim derken askerlerimiz rezil ediliyordu. Oysa destanlar vatan borcunu ödeyen askerlere karşı yazılmaz. Eğer yazılıyorsa da bir yanlışlık var demektir bu işte.
Sormak gerekiyor: 
“O resimlerdeki askerler Türk askeri ise sizler kimsiniz?” 
Onlar emir kulu birer erdi ve 15 Temmuz sonrası onlar Suriye cehennemine yollandılar, şehit oldular oralarda. Doğuda bu vatanın bütünlüğü için mücadele verip bedenlerinin parçalarını, canlarını yitirdiler. Bugün bu yapılan afişler ile orada yiten tüm canların hatırasını çiğnenmiyor mu? Bugüne kadar canını bu topraklar için ortaya koymuş tüm askerlerimiz ayaklar altına alınıyor.
Ne acı…
Eğer amaç bu darbe girişimini halka anımsatmak ise neden darbeci komutanlar değil de masum erler konuldu o afişlere? Bu darbeyi önleyenler de yine askerler değil miydi? Neden unutuluyor bunlar da halk ile asker düşman gibi gösteriliyor?
Neden tüm afişlerde askerlerin dövülme ve çaresiz görüntüleri kullanılıyor?
Neden?
Vatan aşkı ile çarpışan askerlerin moralini bozmayacak mı bu afişler? Ordu içindeki küçük bir cuntanın yaptığı bir hareket neden tüm askerlere mal ediliyor? Emir kulu askerlerimizin boğazının kesildiği, cenaze namazlarının bile kılınmadığı neden hiç söz konusu edilmiyor. Oysa tek suçu üslerinin emirlerine uymaktı. Yazık değil miydi o askere?
Türk halkı yıllardır ‘Peygamber ocağı’ bildi orasını. Evladını oraya gönderirken onurla, şevkle gönderdi. Çünkü biliyordu ki "Askerlik üniforma değil yürek işiydi." Atatürk’ün ordusunun bir parçası olacaklardı, onurla gidiyorlardı, aileler gururla gönderiyordu evlatlarını. Ancak Atatürk'ün ordusu hiç bu kadar çaresiz durumda bırakılmamıştı.
Yazıklar olsun!
Bir asker görevini şöyle tanımlıyor: “ Suyun kıymetini, insanların kıymetini bilmektir askerlik... Öyle her şeye kapılamamaktır... Her yerde konuşamamaktır... Her engeli aşmaktır ve her yerde var olabilmektir... Doğuda terörle boğuşmak, batıda vatandaşla sarmaşmak demektir... Ve kutsal bir gül olan bayrağımıza sarılmaktır... Unutulmaktır ölmek... Bağışlanmaktır şehit tahtında... Gözleri açık gitmek ama yüzü güleç ölmektir... Koşuşturmaca yaşamak ve uyurken bile uyanık kalmaktır... Git gide elleri nasır tutmak, yüreği aydınlanmaktır... Gözleri kararmak alnı parlamaktır... Askerlik bütün sefalardan feragat etmektir… Bütün cefalara abone olmaktır… Ve askerlik ulular gibi yaşatmak ve kahramanlar gibi ölebilmektir...”
Türk halkı her zaman askerine sahip çıkmıştır ve çıkacaktır. Kim ne derse desin bu halk bilir ki o askerler gariban halkın, yani onların evladıdır. Ne olursa olsun askere güveni tamdır ve öyle olmaya devam edecektir. Kimsenin gücü asker ile halkın arasını açmaya yetmez, unutmayın… Ve yine unutmayın ki eğer ortada bir destan varsa o destan yine o askerler tarafından yazıldı… Askerlerimize bunu yapmayın...
Arzu KÖK
ELEŞTİRİ, YORUM, TENKİD VE KATKILAR:
1 yorum:
NURAY SOMER BOZBEY 12 Temmuz 2017 03:57
Gözlerim dolarak okudum, isyan dolu bir yürekle.. Kaleminize, yüreğinize sağlık.
2 yorum
alto <huguzman@gmail.com>
Sayın Arzu hanım, yazınızın arasında paylaştığınız afiş resmi bile çalınarak hazırlanmıştır. En başarılı yaptıkları şeylerden biridir çalmak çünkü... Türk askerini aşağılayan bu posterleri görünce bir kusma geldi içimden.
Sonra birindeki askerin ifadesine gözüm takıldı. 
Bunu bir yerden hatırlıyorum dedim.
Yıllar içinde milyonlarca fotoğraf tarayan gözlerim beni yanıltmadı.
Küçük bir araştırmada hemen buldum.
1991'deki Körfez savaşının ikonlaşmış fotoğrafını kullanmışlar.
David Turnley'in Detroit Free Press'de yayınlanan Black Star fotoğrafı.
Yuh dedim! Milyonlarca yuh! İllüstrasyonları bile çalarak yapıyorlar.
Gözlerime teşekkür ettim, hırsızı yine yakaladığı için.
ek not: Sanırım gözlerime "gördüğü için" teşekkür etmem daha doğru olacak.
Yanıtla

28 Haziran 2017 Çarşamba

SON DAKİKA: "Tehlike Kapıda. Körfez ülkelerinin Katar'a Türkiye'nin askeri üssünün kapatılması talebinin de yer aldığı 13 maddelik bir liste yollamasının ardından Bahreyn'den Katar'a ‘müdahale' tehdidi geldi."

KATAR'DA ‘TÜRKİYE VE ABD CEPHE SAVAŞINDA KARŞI KARŞIYA GELEBİLİR'
[[© REUTERS/ Rodi Said 13:04 28.06.2017 Elif Sudagezer]] 
Körfez ülkelerinin Katar'a Türkiye'nin askeri üssünün kapatılması talebinin de yer aldığı 13 maddelik bir liste yollamasının ardından Bahreyn'den Katar'a ‘müdahale' tehdidi geldi. Uzman Bulut'a göre ABD'nin çıkarlarına paralel olası bir çatışmanın Türkiye'ye faturası çok ağır olur. Olası savaş ayrıca NATO'da da kamplaşmaya yol açar.
TÜRK ASKERİ ABD'NİN SİLAHLANDIRDIĞI KÖRFEZ'DE SAVAŞA MI SÜRÜKLENİYOR?
Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Halid bin Ahmed bin Muhammed Al Halife, Doha'nın bölge ülkeleriyle anlaşmalara uymaması halinde Katar'a ‘acil bölgesel müdahale' tehdidinde bulundu. Bahreyn'den gelen açıklama, Basra Körfezi'nde askeri çatışma ihtimalini ve Türkiye'nin tam ortasında kalması olası bir krizi gündeme getirdi. Zira, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Mısır ve Kuveyt gibi ülkelerin, Katar'a gönderdiği 13 maddelik liste içerisinde Türkiye'nin askeri üssünün kapatılması talebi var. Sputnik'e konuşan Ortadoğu uzmanı Faik Bulut'a göre, Ankara'nın ‘İslami romantizmin' etkisiyle dış politikada attığı ‘bilinçsizce adımlar' sebebiyle Türk askeri Körfez'de olası bir çatışmanın ortasında kalmış durumda. Ortadoğu meselesine dış politikayı çok iyi incelemeden müdahalede bulunulmasının başarısızlıkla sonuçlandığını söyleyen Bulut "Türkiye, maalesef bir çok kez duygusal bir şekilde, deyim yerindeyse İslami romantizmin etkisiyle, gerekli incelemeleri yapmadan bölgeye müdahale ediyor ve bu müdahalesinde başarısız oluyor. Burada esas, Arap ülkeleri arasındaki sorunlar konusunda tarafsız kalmak olmalıydı Ancak olan oldu ve Türkiye Katar'ın tarafını tuttu. Burada problem şu; Türkiye tarafsızlığını kaybettiği için sıcak çatışmayı önleyecek durumda değil. Amerika'nın bölgedeki planlarıyla ve İran'ı sıkıştırma politikasıyla ilintili olası bir çatışmanın eşiğindeyiz. Ve çatışma çıkarsa Türkiye'nin yapabileceği çok bir şey yok" dedi. Katar'a yönelik tehditlerin şu an için ‘baskı aracı' olmaktan ibaret olduğuna işaret eden Bulut"Katar henüz bir geri atakta bulunmuyor. Çok yakın bir gelecekte bir savaş görmüyorum. Ancak böyle bir savaş çıkarsa bu hem Türkiye hem bölge ciddi olumsuz sonuçlarla karşılaşır" dedi.
'TÜRKİYE, KATAR KRİZİNE KARIŞMAMALIYDI'
‘TÜRKİYE KÖRFEZ VE ABD'YLE KARŞI KARŞIYA GELİRSE ZAYİAT AĞIR OLUR'
Türkiye'nin Katar'da konuşlandıracağı asker sayısının 3 ila 5 bin arasında olduğunu hatırlatan Bulut "Bu en fazla 5 bin asker, Amerika'nın yanında yer alacaksa —ki öyle görünmüyor- belki bir anlamda kendisini kurtarır. Ama Körfez ülkeleri müdahalesi karşısında yer alırsa Türkiye, ABD ile karşı karşıya gelmiş olacak. Eğer çatışma çıkarsa, Türkiye ilk defa sıcak bir cephe savaşına girmiş olacak. Karşısında ise bir tarafta Amerikan bir tarafta Körfez askerleri… Ağır silahların da kullanıldığı düşünüldüğünde zayiat büyük olacaktır. Türkiye çok iyi planlanmamış maceracı politikalar izliyor. Bu politikaların içeriye de yansımaları olur" ifadelerini kullandı.
‘KATAR'IN YANINDA SAF TUTAN TÜRKİYE KÖŞEYE SIKIŞTI'
‘İHTİLAF NATO'YU DA İKİYE BÖLER'
Türk askerlerinin Katar'da konuşlandırılmasının meşruiyet tartışmalarını beraberinde getirdiğinin hatırlatılması üzerine Bulut "Afganistan'da El Kaide'ye karşı Somali'de barış gücüne destek olarak uluslararası mutabakat sonucu asker gönderilmişti. Ama Körfez'deki durum, uluslararası alanda böyle bir kabul yok. Bu aynı zamanda Türkiye'nin o bölgede iddia ettiği popülaritenin ne kadar daraldığını gösteriyor. İlk defa Türkiye dışarıda bir cephede taraf olarak yer oluyor. Bu ihtimal uzak olsun ancak böyle bir cephede sayısı giderek artabilecek asker ölümleri söz konusu olabilir. Bu da ‘Enver Paşacılık mı oynuyorsunuz' şeklinde tepkilerin önünü açar" dedi. Askeri ve siyasi alanın dışında Türkiye'nin ekonomik anlamda da zarar göreceğini ifade eden Bulut "Katar'dan 8-9 milyar gelmiş olsa da Türkiye'nin pazar alanı buradaki tutumu sebebiyle daraldı. Türkiye bu süreçten sadece askeri ve siyasi değil ayrıca ekonomik olarak da olumsuz etkilenir" ifadelerini kullandı. Olası bir çatışmanın sadece bölgede değil NATO üyeleri arasında da kutuplaşmalara yol açabileceğinin altını çizen Bulut "Böyle bir çatışmada, İran Türkiye'nin yanında yer alacak. Belki çok dolaylı olarak Rusya da bu cepheye destek olacak. Ancak süreç Türkiye'nin NATO ilişkilerini de yakından etkileyecek. Almanya ve İngiltere, bu Katar müdahalesine nispeten sıcak bakmayan iki ülke. İngiltere şu an için sessiz kalsa da; bu iki ülke hangi tarafı tutar ve nasıl bir tutum sergiler, bu belirsizliğini koruyor" diye konuştu.

9 Şubat 2017 Perşembe

ÇOK KİRLİ BİR OYUN OYNANIYOR!.. Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aleksandr Botsan-Harçenko, PKK ile YPG'yi terör örgütleri olarak görmediklerini söyledi.

RUSYA: PKK VE YPG'Yİ TERÖR ÖRGÜTÜ GÖRMÜYORUZ 
Rusya Dışişleri Bakanlığı'ndan 8 Şubat 2017 Çarşamba günü yapılan açıklamada, PKK ve YPG'nin terör örgütü olarak görülmediği ifade edildi. Rusya Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Aleksandr Botsan-Harçenko, PKK ile YPG'yi terör örgütleri olarak görmediklerini söyledi.
Rus haber ajansı Sputnik’in haberine göre, Rus basınına konuşan Botsan - Harçenko, "Rusya'da bu örgütler resmi olarak teröristler listesinde değil. Bu bir gerçek, durum böyle" dedi. Yetkili, "Bunun yanında her somut olayı, faillerin suç düzeyine ilişkin araştırma sonuçlarına bağlı olarak terör eylemleri olarak değerlendiriyoruz" ifadesini kullandı.

23 Mayıs 2016 Pazartesi

HABER-MAKALE: "GÖÇMENLER VE SIĞINMACILAR!.." Erdal Akalın (23.05.2016

GÖÇMENLER VE SIĞINMACILAR!..
Erdal Akalın (23.05.2016)
İnsanoğlu iki ayak üzerine dikildiğinden bu yana dolanıp duruyor.  Amaç aynı, daha iyi yaşam koşullarına ulaşabilmek!
Son yıllar dünya nüfus hareketinin hızla arttığına işaret ediyor.  Dünün at veya deve sırtında yapılan yolculukları günümüzün modern ulaşım teknolojisi sonrası nispeten kolaylaşmış ve hızlanmıştır.  Ancak bu seyahat kavramı ülke değiştirmek, yani göçmenlik ve sığınmacılık boyutuna taşınınca, ev sahibi devletler turistlere gösterdikleri kolaylıkları göçmenlerden ve de özellikle sığınmacılardan esirgemektedirler.
2015 yılında dünya üzerinde göçmen konumunu taşıyan insan sayısının 244 milyonu aştığı saptanmıştır.  Yani tüm insan sayısının % 3.3’ü göçmen statüsündedir.  Bunlarında % 10 kadarı sığınmacı olarak kabul ediliyor.
Türkiye hem göçmen ama özellikle sığınmacılar yönünden çok sayıda taleple karşılaşan bir ülke konumundadır.  Asya ile Avrupa arasında köprü olması hasebi ile Afganlı, Bengaldeşli, Pakistanlı ve Afrikalı göçmen ve sığınmacılar nispeten sınırlı sayıda iken, son birkaç yıl içerisinde komşumuz Suriye’den yoğun sığınmacı talebi hepimizi şaşırtacak boyuta gelmiştir.  Bir kısmı kayıtlı ve diğerleri kayıtsız olanlar dâhil, yaklaşık 4 milyon Suriyeli sığınmacıya ev sahipliği yaptığımız söyleniyor.  Halen kayıtlı olanların sayısı 2.715.789 olarak biliniyor.  Bunların yanında da ülkemizde doğan 152.000 çocuk sığınmacımız vardır.
Sığınmacı sayısı yöre halkını aşmış görünüyor.
Bazı illerimizde sığınmacı sayısı yöre halkını aşmış görünüyor.  Örneğin; Kilis’in yerel insan sayısı 108.000 iken, sığınmacı sayısı 110.000 den fazla olmuştur.  Urfa, Hatay, Gaziantep en çok sığınmacı barındıran şehirlerimizdir.  Kahramanmaraş insanı ise kendi topraklarına yeni bir sığınmacı yerleşkesi kurulmasına tepki koyar hale gelmiştir.
Anlaşıldığı kadarı ile Suriyeli ve diğer ülke sığınmacıları ülkemizi basamak olarak kullanarak Avrupa’ya yerleşmek istiyorlar.  Bu amaçla Yunanistan’a transfer olmak için insan tacirleri denen aracılara yüksek meblağlar ödüyorlar.  Deniz yolu ile yapılan bu geçişler ise maalesef çok acıklı insani kayıplara neden oluyor.   Mali krizinin sancılarını çözememiş Yunanistan ise gelen sığınmacılardan kurtulmak isteyerek batı sınırlarını açmış olsa bile diğer ülkeler sınırlarını kapatınca geçişler trajediye dönüyor.
AB, sonunda kendince bir çare bularak Türkiye ile anlaşma yolunu seçti.  Ülkemizdeki her dört sığınmacıdan 3 tanesi bizde kalacak ve 1 tanesi AB’ye kabul edilecekti.  AB’ye transferler ise azami 400.000 sığınmacı ile sınırlanacak ve bu kabuller dört yılda gerçekleşecekti.  AB ülkeleri sınırlarımızın içinde kalan yabancıların bakım ve eğitim ile sağlık giderlerine katkı adı altında bize 6 milyon avro ödeyecekti ki, bunu da taksitlendirmişlerdi.  Konu halen çözümsüz boyuttadır denebilir.
Almanya bizden alacağı Suriyeli göçmenleri eğitim formasyonuna bakarak kabul edecektir.  Şu ana kadar kabul edilenlerin % 70 kadarı üniversite mezunu olanlardır.  Bizdeki kalan sığınmacıların ise % 50 kadarı okuryazar bile değildir.
İstanbul’da İnsani Zirve
Göçmen sorunu BM nezdinde de çözüm arayışları için üzerinde çalışılan bir konudur.  Bu yazı yazılırken, İstanbul’da İnsani Zirve denen bu konulu çözüm arayışları tartışılıyordu.
Milenyum ile birlikte sermaye ve anapara ülkeler arası serbest dolaşıma girmiş olmakla birlikte, aynı kolaylık insanlar adına gösterilmemektedir.  Hâlbuki bazı ekonomistler göçmen işçilerin yeni ülkelerine kazanç getirdiği kanısındadırlar.  Onlara göre ucuz işçi talebini göçmenler karşılamakta, keza o ülke insanlarının yapmak istemediği işleri göçmenlere yaptırmak kolayca sağlanabilmektedir.  Uluslararası İşçi Örgütü (ILO), göçmen sayısının % 1’lik artışına karşılık olarak sığınılan ülkenin büyüme hızının 1.25 ile 1.5 arası artmakta olduğunu iddia etmektedir.
Daha başka olumlu rakamlar söz konusu olmakla birlikte, pek çok ülke insanları sığınmacı alımına ve göçmenlerin kendi vatan topraklarına yerleşmesine sıcak bakmamaktadır.  Sıradan insanlar, her yeni gelenin kendi ülkelerinin işgücü sıkıntısını daha çok bozacağı ve işsizlik riskinin artacağına inanmaktadır.  Bir diğer etken ise yeni gelenlerin kendi toplumsal birliklerine karşı olumsuzluklar yansıtacağı inancının varlığıdır.  Keza göçmenler için ayrılacak sosyal yardım fonlarının kendilerinin hakkından kesileceği korkusu egemendir.  Yeni bir endişe ise kültürel farklılıkların ve bilhassa kadın erkek eşitliği uyuşmamasının suç oranını arttıracağı korkusudur.  Özellikle Almanya’da Köln şehrinde tanık olunan taciz ve tecavüz benzeri olaylar insanları ürkütmüştür.  Ayrıca yabancıların yaşadıkları kentlerin uç yörelerinde kendi alanlarını (getto) yaratmalarının ve böylece etnik farklılıklarına devam etmelerinin, yeni katıldıkları ülke içinde karşılıklı güven tesisi yönünden sakıncaları olabileceği dile getirilmektedir.
Araştırmacı Scott Page, kültür farklılıklarını zenginlik olarak görmekte ve alternatif uyuşma modellerinin gelişebileceğini savunmaktadır.  Kanada Başbakanı Justin Trudeau ise, toplumsal çeşitliliğin yatırımlar için lokomotif olacağını ve yaratıcılığı teşvik edeceği inancındadır.
Bu konu uzun süre gündemi meşgul edecektir. 
Anlaşılacağı kadarı ile bu konu uzun süre gündemi meşgul edecektir.  Çok uzun yıllar sonra dünyamız yeni bir büyük jeolojik değişim gösterir ve ayrılmış kıtalar yeniden birleşirse, o zaman sınırlar kavramı ortadan kalkabilir ve bu sorunda kökünden çözülmüş olabilir.  Aksi halde, ülkeler ve toplumlar arası varsıllık farkları gittikçe açıldıkça ve bazı ülkeler açlık sınırında yaşadıkça, göçmenler ve sığınmacılar sayıları artarak varsıl ülke topraklarına akacaktır.  Ki, bunu insani bir talep olarak görmek haklılığı belki de galip gelecektir!..