zekeriya tümer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
zekeriya tümer etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Nisan 2017 Salı

ANKARA TİCARET ODASI (ATO) BAŞKANI GÜRSEL BARAN AÇIKLADI


Lütfen Resimleri Görüntüleyiniz

Lütfen Resimleri Görüntüleyiniz

Lütfen Resimleri Görüntüleyiniz
ANKARA’DA İSTİHDAM ARTTI 
 
-ATO BAŞKANI BARAN, YILIN İLK ÜÇ AYINDA ANKARA’DA 29 BİN 346 KİŞİYE ARTI İSTİHDAM SAĞLANDIĞINI AÇIKLADI.

-BARAN: “ATO OLARAK İSTİHDAMIN ARTMASI İÇİN YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMALARIN MEYVELERİNİ ALMAYA BAŞLADIK.”


Ankara Ticaret Odası (ATO) Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran, yılın ilk üç ayında Ankara’da 29 bin 346 kişiye ilave istihdam sağlandığını açıkladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın başlattığı istihdam seferberliğine katkıda bulunmaya devam edeceklerini belirten Baran, “ATO olarak istihdamın artması için yaptığımız çalışmaların meyvelerini almaya başladık. Bundan son derece memnunuz. Cumhurbaşkanımıza verdiğimiz söz ve koyduğumuz hedef için canla başla çalışıyoruz” dedi.

-“ANKARA ARTI İSTİHDAMDA 3. SIRADA”- 

Baran, yaptığı yazılı açıklamada, SGK verilerine göre 1 Ocak 2017-4 Nisan 2017 tarihleri arasında Ankara’nın ilave istihdam sayısının 29 bin 346 olduğunu kaydederek, ”Bu rakamla Türkiye genelinde İstanbul ve Antalya'nın ardından üçüncü sırada yer alıyoruz. Ancak biz üçüncülüğü yeterli bulmuyoruz. Önümüzdeki aylarda birinci sıraya çıkmak için devletimizin istihdam teşviklerini üyelerimize anlatmaya devam edeceğiz” diye konuştu. Baran, oransal olarak Ankara’nın sağladığı artı istihdamın, Türkiye genelinin yüzde 6’sını oluşturduğunu ifade etti.

Devletin istihdam teşviklerini üyelerine duyurmak için ATO bünyesinde açtıkları İŞKUR Hizmet Noktası’nın çalışmalarına devam ettiğini söyleyen Baran“Üyelerimiz bizzat gelerek ya da 444 0 286’yı arayarak istihdam teşvikleri hakkında ayrıntılı bilgi alabilirler” dedi.

-İŞ VE AŞ İÇİN İSTİKRAR ŞART-

ATO Başkanı Baran, istihdamın artması ve ekonominin büyümesi için istikrar ve güven ortamının çok önemli olduğunu vurgulayarak, “İş dünyası olarak istikrarın önemini geçmişte ağır bedeller ödeyerek öğrendik. Bu yüzden kıymetini iyi biliyoruz. 15 Temmuz’da istikrara ve demokrasimize sahip çıktık, sahip çıkmaya da devam etmeliyiz. İstikrar ve güven ortamında iş de olur aş da… Bunun sonuçlarını, meyvelerini alıyoruz. Ülkemizin güçlenmesi, insanımızın zenginleşmesi için istikrar ve güven ortamını tahkim etmeli, bunun için gereken iradeyi ortaya koymalıyız” diye konuştu.

-ATO ÜYELERİNE ÇAĞRI-

ATO üyelerine çağrısını yineleyen Baran, şunları kaydetti:

“İşverenler olarak bu ülkeye yapacağımız en güzel hizmet, istihdamı artırmaktır. İstihdam artarsa üretim ve refah da artar. Devletimiz ilave istihdam teşvikleri veriyor. Üyelerimiz, işe alacakları her bir sigortalı için 1.404 TL ödeyecekler, geriye kalan 773 TL tutarındaki prim ve vergi yükümlülükleri devlet tarafından karşılanacak. İşlerimizi büyütmek, ekonomimizi büyütmek için bu fırsatı iyi değerlendirelim. Büyük ve güçlü Türkiye için el ele vererek, işsizlerimize iş ve aş temin edelim.”  

7 Nisan 2017 Cuma

İYİ’Kİ VARSIN AMERİKA!.. İDLİB'DE MASUM VE MAĞDURLARIN SOYKIRIMINA SESSİZ VE SEYİRCİ KALAN LANETLİ "KORKAK KÂFİRLER" KAHROLSUN.

İYİ’Kİ VARSIN AMERİKA
SON DAKİKA... 
ABD SURİYE'YE FÜZE FIRLATTI, KİMYASAL SALDIRI ÜSSÜ İMHA EDİLDİ
Suriye’de yaklaşık beş yıldır masum, müsemma ve korumasız insanlara kan kusturan, vahşet unsuru ihanet şebekelerine nihayet okkalı bir Osmanlı tokadı vuruldu. Amma tokadı vuran; Osmanlı’nın devamı olduklarını iddia eden saray soylularından (!) değil; Osmanlı’nın ebedi muarızı, can düşmanı ve neredeyse Cumhuriyet kuruluncaya kadar kendisinden haraç aldığımız AMERİKA!..
VAHŞETE SEYİRCİ KALAN 
"ACİZ VE ZAVALLI" BM
Bu vahşet, Vandallık ve şeamet karşısında Suriye'ye ilk kez saldırı düzenleyen ABD, Akdeniz'deki savaş gemilerinden 59 Tomahawk Cruise füzesini Şinsar ve El Şayrat hava üslerine fırlattı. İdlib'e kimyasal saldırı düzenleyen uçakların kullandığı Şayrat hava üssünün imha edildiği bildiriliyor.
BBC muhabiri, bir askerin anlattıklarını Twitter mesajında paylaştı: "Gizlenecek zaman yoktu. Uyuyorduk, ilk füzenin dehşetiyle uyandık. Gizlenecek zaman yoktu..." Bölgedeki kaynaklar ayrıca, füzelerin düşmesiyle hava üssünde büyük bir yangın çıktığını belirtiyor.
Saldırıya uğrayan Şayrat hava üssünün içinden ilk görüntüler, sosyal medya üstünden paylaşıldı. Görüntüde, üssün hasar aldığı dikkat çekiyor. Rus resmi televizyonu ise, hava üssünde açılan çukurları ve enkaz görüntülerini ekrana getirdi. Resmi televizyona göre, pistlerde neredeyse hiçbir hasar yok.
Rusya lideri Putin, suskunluğunu bozdu ve füze saldırısının uluslararası hukuku çiğnediğini savundu. İdlib'deki katliamdan sonra Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne (BMGK) getirilen tasarıyı önceki gün veto eden ve sivillerin ölümlerini 'yalan haber' olarak niteleyen Rusya, Şam rejimine saldırı düzenlenince bu kez kendisi BMGK'yı acil toplantıya çağırdı.

28 Mayıs 2016 Cumartesi

Adnan Menderes Demokrasi Platformu Genel Başkanı Ahmet Şerif Bayındır: "27 MAYIS, 14 MAYIS'IN KANLI RÖVANŞIDIR"

27 MAYIS, 14 MAYIS'IN KANLI RÖVANŞIDIR
Genel Merkezi Ankara olan Adnan Menderes Demokrasi Platformu Genel Başkanı Ahmet Şerif Bayındır, 27 Mayıs darbesinin yıldönümü dolayısıyla Kayseri'de yaptığı basın açıklamasında; milli iradenin, eline geçen ilk fırsat olan 14 Mayıs 1950'de şahlandığını, 1946'da hile ile iktidarı gasbedenlerin tarihten silindiklerini ifade ederek, ne yazık ki 14 Mayıs'ın rövanşı, 27 Mayıs'ta idam sehpaları kurularak alınmıştır dedi.
Darbecilerin, hatıralarında; 27 Mayıs 1960'a giden sürecin daha 15 Mayıs 1950'de başladığını itiraf ettiklerini belirten Bayındır, Menderes'in açtığı “millete hizmetkârlık dönemi”ni hazmedemeyen bürokrasinin sivil ve askeri kanatları ne yazık ki demokrasiye tahammül edememişlerdir dedi.
Ahmet Şerif Bayındır devamla, “Şartlar tamam olduğunda ihtilal meşrudur” ve “Sizi ben bile kurtaramam” diyebilen İnönü'nün; 27 Mayıs darbesinin öncesinde teşvikçi, sonrasında ise şakşakçı olduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu'nu Partisi adına öncelikle aziz milletimizden özür dilemeye davet eden Bayındır, bu yapılmadan Menderes'in adını anmaya hakkının olamayacağını söyledi.
27 Mayıs cuntacılarının, hemen İsmet İnönü'ye koşarak; "Paşam emirleriniz bizim için Peygamber buyruğudur" dediklerini ifade eden Bayındır; İnönü, evinin balkonundan darbecileri selamlarken; damadı ise attığı sevinç çığlıkları ile oturduğu binayı sarsıyordu dedi.
27 Mayıs darbesi ile tekrar, tek parti devrinin "Millet Devlet içindir" anlayışına dönüldüğünü söyleyen Bayındır Anayasayı ortadan kaldıranların bu günü yıllarca “Anayasa Bayramı” olarak kutladıklarını ifade ederek; milletimiz sivil, demokratik anayasasını eninde sonunda yapacaktır, asıl “Özgürlük ve Anayasa Bayramı”nı işte o zaman kutlayacağız İnşallah diyerek sözlerine devam etti.
Adnan Menderes Demokrasi Platformu Genel Başkanı Ahmet Şerif Bayındır, 27 Mayıs darbesinin tarihimize bir kara leke olarak düştüğünü, önce hukuku katledenlerin, “Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor” diyebilen sözde hakimlerle, mahkeme adı altında düzmece bir çadır tiyatrosu kurduklarını; halbuki ortada hiçbir suç olmadığı gibi cezanın da olamayacağını, zaten cezayı verecek mercinin de bulunmadığını belirterek, sandık yoluyla asla iktidar olamayacaklarını bilen malum güruh, darbeden medet ummuş ve asmazsak ilerde tekrar iktidara gelir korkusuyla aziz Menderes'i Şehid etmişlerdir dedi.
Darbeci, cuntacı, vesayetçi zihniyetin uzantıları ile mücadelenin hala sürdüğünü belirten Bayındır, milletin %52 ile Cumhurbaşkanı’nı seçtiğini ve “Ben işin teknik yönünü bilmem, Siz gerekli düzenlemeleri yaparak Bana yetişin” dediğini ifade ederek, gereği elbette yapılmalıdır yapılacaktır diyerek sözünü tamamladı.

23 Şubat 2016 Salı

EMEKLİLER MÜJDE! 13. MAAŞ GELİYOR

10 MİLYON EMEKLİYE MÜJDELİ HABER!
Emeklilerin maaş ödemelerini yapmak isteyen kamu bankaları yaklaşık 10 milyon emeklinin beklediği promosyonda sürpriz yaptı. Bankalar tekliflerini 600 liraya kadar çıkardı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, yılda yaklaşık 125 milyar liralık maaş ödemesi yapılan emekliler için Ziraat Bankası'nın da aralarında bulunduğu bankalarla sıkı bir pazarlık yürütüyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu, "Promosyon bizim vaadimiz. İki katına çıkarmayı amaçlıyoruz" dedi.
TEKLİF İKİ KATINA ÇIKTI
Çalışma Bakanlığı, Türkiye Bankalar Birliği ile yapılan görüşmelerin ardından emekliler için bankalarla yeniden masaya oturdu. Emeklilere promosyon verilmesine ilişkin ilk protokol geçen yıl Denizbank'la imzalandı. Sosyal Güvenlik Kurumu ve Denizbank arasında imzalanan protokole göre, emekli aylıklarını üç yıl bu bankadan almayı kabul eden vatandaşlara bir defaya mahsus olmak üzere 300 lira promosyon veriliyor. Sabah'ın haberine göre, emekliye maaş ödemek isteyen bankalar bu kez tekliflerini yukarı çekti. Emekliye yılda 150- 200 lira verilmesi önerisinde bulunurken, Bakanlık bu tutarı yukarı çekmek için pazarlığı sürdürüyor. memur-Sen ise bu rakamın 900 liraya çıkarılabileceğini savunuyor.
YILDA 450 BİN EMEKLİ
Emeklilere maaş ödemesi dağılımında kamu bankaları yaklaşık yüzde 80'lik paya sahip bulunuyor. PTT ile bu oran yüzde 90'a ulaşıyor. Özel bankaların payı ise yüzde 10 civarında. Yılda yaklaşık 400- 450 bin kişinin emekli olduğu düşünüldüğünde bugüne kadar mesafeli davranan bütün bankalar promosyonla ilgilenmeye başladı. Çalışma Bakanı Süleyman Soylu, promosyon konusunda titiz bir çalışma yürüttüklerini belirterek, son aşamalara geldiklerini söyledi. Soylu, "Çabamız emeklilerimizin bundan en fazla istifade etmesine yönelik. Ziraat Bankası dahil kamu bankaları ile görüşüyoruz. İnşallah emeklilerimiz bu süreçten istifade eder. Onların cebine girecek her kuruş sistemin duygusal yönünü takviye eder. Bu bizim vaadimiz. İki katına çıkarmayı amaçlıyoruz" diye konuştu.
YAMALI BOHÇAYA DÖNDÜ
Yıllardan beri değiştirilmeyen bir kamu personeli rejimi sıkıntısı olduğunu belirten Soylu, "Kafamızdaki devlet memuru imajının çalışan devlet memuru ile örtüşmediğini biliyoruz. Bu açıktan istifade edenler, maalesef çalışan, gayret gösterenler var. Arkadaşlarla gece 3'e kadar çalışıyoruz ama dışarı çıktığımızda böyle bir devlet memuru imajı yok, bu hem onlara haksızlık, hem de kamu personel sistemine haksızlık. Onun için düzelteceğiz" dedi.
EMEKLİLER MÜJDE! 13. MAAŞ GELİYOR

4 Şubat 2016 Perşembe

TÜRKİYE "EN PERİŞAN ÜLKELER ARASINDA SEKİZİNCİ" D. Ali ERCAN Prof. Dr.

Ülkelerin ekonomik durumları ve dünyanın en perişan ekonomileri
HABER: D. Ali ERCAN Prof. Dr.
Bloomberg  Dünyanın en perişan ekonomiler  sıralamasını yayınladı. Tanınmış ekonomistler tarafından Enflasyon, İşsizlik, Üretim, Borç, Rekabet vb. kıstaslar göz önüne alınarak belirlenen bir 'Perişanlık indeksi'ne göre Türkiye, 2015 te olduğu gibi,  2016 da yine 8. nci sırada gösteriliyor.
En perişan Ekonomiler sıralamasında Venezüela, Güney Afrika, Yunanistan, Ukrayna, İspanya, Sırbistan'ın arkasından gelen Türkiye'yi  Brezilya, Kazakistan, Hırvatistan, Uruguay, Rusya... takip ediyor. Dünyanın en sağlam ekonomileri olarak Tayland, Singapur, İsviçre, Japonya, G.Kore ve Çin gösteriliyor.  Bir yıl öncesine göre İsviçre 3, Japonya 4, Kore 4 ve Çin 8 basamak ilerlemişler. Tsunami  felaketinden yaklaşık 1 trilyon dolar zararla çıkan Japonya'nın kendini kısa sürede toparlaması ve ekonomik gelişimini sürdürebilmesi hayranlık verici...
Her halde bu acı gerçekler gözlerden uzak tutulsun diye, Türkiye'nin gündemi aylardan beri Terör, Anayasa, Başkanlık ve tabii öte Dünya hamaseti üzerinde  kurgulanıyor.  æ

29 Ocak 2016 Cuma

Karaborsacı ve fırsatçı Gazprom Türk şirketlerine doğalgaz indirimini durdurdu

Gazprom'dan 'özel' indirime iptal
Gazprom Türk şirketlerine doğalgaz indirimini durdurdu
Rus enerji devi Gazprom, Türkiye'de özel sektörde bulunan doğalgaz şirketlerine uyguladığı indirime son verme kararı aldı.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, yıllık 10 milyar metreküplük gaz ithalatı yapan özel sektördeki 6 şirket, 1 Ocak 2015'ten bu yana uygulanan yüzde 10,25'lik indirimden daha fazla faydalanamayacak.
Gazprom ile özel şirket yetkililerinin geçen haftalarda bir araya geldiğini ve bu kararın verildiğini belirten yetkililer, iki ülke arasındaki krizin sona ermesiyle indirimin tekrar gündeme gelebileceğini ifade ettiler. Özel sektör tedarikçileri Bosphorus Gaz, Enerco Enerji, Batı Hattı, Kibar Enerji, Avrasya Gaz ve Shell Enerji Rusya ile 2013’te yapılan anlaşma doğrultusunda yıllık 10 milyar metreküp doğalgaz ithal ediyor. Geriye kalan miktar da spot LNG olarak Ege Gaz şirketi ve boru hatlarından BOTAŞ tarafından satın alınıyor.
Türkiye'de 2014 yılında toplam doğalgaz tüketimi 48 milyar metreküp civarında gerçekleşti. Türkiye Doğalgaz Dağıtıcıları Birliği Derneği (GAZBİR) geçen yıl için 51 milyar metreküp öngörülen toplam doğalgaz tüketimi tahminini 47,8 milyar metreküpe revize etmişti.
KARAR SEKTÖRÜ NASIL ETKİLER?
Sektör kaynaklarına göre Gazprom’un yüzde 10.25’lik indirimi sürdürmeme kararının üç nedeni olabilir: Türkiye ile yaşanan gerilim. BOTAŞ’tan sonra özel sektörün de tahkime gitme ihtimali. Petrol fiyatlarının, dolayısıyla gaz fiyatlarının düşmesi. Kaynaklara göre özel sektör açısından fiyat yönüyle sorun yaratabilecek bu karar tüketiciyi doğrudan etkilemeyecek. Kaynaklar, Gazprom’un ithalatçı şirketlerde ortaklık yapısı konusundaki değişiklik talebine ilişkin de “Gazprom’un, siyasi bağlantısı olduğunu düşündüğü bazı grupların gaz ithalat şirketlerinin dışında tutulmasını istediği yönünde duyumlar geliyor” diye konuştu.
6 ŞİRKET-10 MİLYAR METREKÜP
Bosphorus Gaz, Enerco Enerji, Batı Hattı, Kibar Enerji, Avrasya Gaz ve Shell Enerji, Rusya’dan yapılan anlaşma doğrultusunda yıllık 10 milyar metreküp doğalgaz ithal ediyor. Şirketler, ithalat için Batı Hattı olarak bilinen gaz boru hattını kullanıyor.
PETROLZEDE ÜLKELER IMF'NİN KAPISINI ÇALMAYA BAŞLADI
Dibe vuran petrol fiyatları nedeniyle bütçe sorunu yaşamaya başlayan ihracatçı ülkeler Uluslar arası Para Fonu’ndan (IMF) yardım istemeye başladı. Fonun kapısını ilk çalan Azerbaycan oldu. IMF ve Dünya Bankası yetkilileri, 4 milyar dolarlık acil yardım fonuna ilişkin görüşmek üzere Azerbaycan’a gitti. İhracatının yüzde 95’i petrol ve doğalgazdan oluşan Azerbaycan’da enerji fiyatları sebebiyle kur krizi yaşanmış, ülkenin para birimi manat yüzde 35 değer kaybetmişti. (29 Ocak 2016 Cuma-UlusalAjans)

9 Ocak 2016 Cumartesi

Ali Aslan Dumanol İNSAN NESLİ ABD İŞBİRLİĞİNDEKİ: "REPTİLYAN"LARIN VE "GRİLER"İN İSTİLASI ALTINDADIR!



İNSAN NESLİ ABD İŞBİRLİĞİNDEKİ: "REPTİLYAN"LARIN
VE "GRİLER"İN 
İSTİLASI ALTINDADIR! 
DÜNYAMIZ HALEN "REPTİLYAN MELEZİ" MALUM AİLELER(!) TARAFINDAN YÖNETİLMEKTEDİR!
TÜRÜMÜZ; (NESLİ ADEM) 
BAŞTA "CHEMTRAILS" OLMAK ÜZERE KÜRESEL, KİMYASAL, BİYOLOJİK, GENETİK, ELEKTROMANYETİK VE RADYASYON SALDIRILARI İLE ÖNCE METAMORFOZA GİRECEK, SONRASINDA MUTASYONA UĞRATILARAK BAŞKA BİR TÜRE DÖNÜŞTÜRÜLECEKTİR!
BAŞTA İLLÜMİNATİ OLMAK ÜZeRE TÜM LÜSİFERYAN YAPILANMALAR SİYONİST BİR HİYERARŞİ İÇİNDE YAPILANMIŞTIR.
ŞEYTAN VE İSTİLACILAR İNSAN KANI, KORKU, HASTALIK VE ÖLÜM ENERJİLERİ İLE BESLENMEKTEDİR.
ARMAGEDON, İNSAN İLE ŞEYTAN (İSTİLACILAR!) ARASINDAKİ BİR KIYAMET SAVAŞIDIR. İNSAN NESLİ BU SAVAŞTAN ZAFER İLE ÇIKACAKTIR. 
İNSAN NESLİNİN MUHARİP GÜCÜ ŞU ANDA TÜM DÜNYADA ATEŞ ALTINDA OLAN TÜRKLERDİR !!!
DAHA AZ ZAYİAT VE ACI İÇİN BİLGİLENELİM, BİLGİLENDİRELİM...

4 Ocak 2016 Pazartesi

BEYOĞLU (İstanbul) BELEDİYESİ HABERLERİ BEYOĞLU’NDA İHTİYAÇ SAHİBİ AİLELERİN YÜZÜ GÜLDÜ‏

Sonraki iletiBEYOĞLU BELEDİYESİ HABERLERİ
BEYOĞLU’NDA İHTİYAÇ SAHİBİ AİLELERİN YÜZÜ GÜLDÜ‏
BEYOĞLU-Beyoğlu’nda ikamet eden ihtiyaç sahibi alileri zorlu kış günlerinde yalnız bırakmayan Beyoğlu Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, ihtiyaç sahibi aileleri tespit ederek kömür ve ev eşyası yardımında bulundu.
Beyoğlu Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü
Beyoğlu Belediyesi Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü ekipleri kar kış demeden ihtiyaç sahibi vatandaşlara yardım elini uzatmaya devam ediyor. Sosyal Market ekipleri kar nedeniyle evlerinden çıkamayan yaşlı ve engellileri telefonla arayarak ihtiyacı olan ürünleri kapılarına kadar götürerek teslim ediyor. Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne bağlı diğer bir ekip de sosyal inceleme sonrası ev eşyası ve yakacağa ihtiyacı olan vatandaşları belirleyerek ihtiyaç duydukları eşyayı ve yakacağı evlerine kadar götürerek zorlu kış şartlarında rahat bir nefes almalarını sağlıyor.
YAŞLI TEYZELERE KÖMÜR YARDIMINDA BULUNDULAR
Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, Hacı Ahmet Mahallesinde ikamet eden yaşlı bir teyzeyle Kalaycıbahce’de ikamet eden ve zor durumda olan pembe teyzeyi bu zorlu kış günlerinde yalnız bırakmadı. Ekonomik imkanları yeterli olmadığı için yakacak kömür alamayan ailelere yardım elini uzatan Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü, alilere kömür yardımında bulundu. Kömürler ailelerin evlerine kadar götürülerek teslim edildi.
İHTİYAÇ SAHİBİ AİLELERİN EV EŞYALARI SOSYAL MARKET’TEN
Sosyal Yardım İşleri Müdürlüğü’ne bağlı ekipler, ayrıca Küçükpiyale Mahallesinde oturan Güllü Pikay ile Piripaşa Mahallesinde ikamet eden Durmuş amcanın ev eşyasına ihtiyacı olduğunu tespit ederek eşya yardımında bulundular. Sosyal Yardım İşleri Müdürü Ali Koca ile birlikte ihtiyaç sahibi aileleri ziyaret eden ekipler, ailelerin ihtiyacı olduğu ev eşyalarını teslim ederek Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan’ın da selamını ilettiler.







* Bu bildiri size Beyoğlu Belediyesi tarafından gönderilmiştir

17 Aralık 2015 Perşembe

Yazar Şükrü Server Aya, Ermeni iddalarını çürüten tanıtım kitabı konferansı Londra

2 Ara 2013 tarihinde yayınlandı
Araştırmacı yazar Şükrü Server Aya, İngiliz hukukçu Geoffrey Robertson'un 2009 yılında yazdığı 'Bir Ermeni Soykırımı Var mıdır?' başlıklı kitabındaki iddiaları çürüten 'Çarpıtılmış Hukuk Belgelenmiş Tarihe Karşı' adlı kitabının tanıtımını Cuma akşamı Londra'da, Queen Mary Üniversitesi'nde İngilizce olarak yaptı.

3 Aralık 2015 Perşembe

CAMİLERDEN VATİKAN'A PARA!.."Müslüman vakıfları neden iade edilmiyor?"

CAMİLERDEN VATİKAN'A PARA!..
Yıl 1997. Eminönü Hizmet Vakfı, ilçede bulunan vakıf eserleriyle ilgili bir araştırma yapıyor. Araştırma, Selâtin Camileri, yani sultanların camileri üzerine yoğunlaşıyor. Araştırma sonucunda tüyler ürperten sonuçlara ulaşılıyor.
Saray geleneğinde selâtin camilerinin yaptırılabilmesi için birtakım koşullar vardır. Öncelikle padişahın, askerî bir zafer kazanması ve bu zaferle birlikte önemli bir savaş ganimeti ele geçirmesi gerekirdi. Selâtin camilerinin yapımında devlet hazinesi kullanılmaz, yalnızca padişahın kişisel serveti kullanılırdı.
Camilerin neredeyse hepsi birer külliye olarak inşa ediliyor. Osmanlı zamanında camiler önemli sosyal kurumlar durumunda. Külliyede, cami ile birlikte medrese, imaret, türbe, kütüphane, hamam, aşevi, kervansaray, çarşı, okul, hastane, tekke, zaviye binaları mevcut.
Tüm bu kompleksi bir arada düşündüğünüzde, komplike bir işletme karşımıza çıkıyor. Buranın işletilmesi de ayrı bir maharet istiyor. Camiler bugünkü gibi namaz sonrasında, kapının önüne bir kutu konarak halktan yardım toplamıyor.
Halka el açmıyor. Bilakis, veren el durumunda…
Peki, tüm bu külliyenin harcamaları nasıl karşılanıyor. Elbette vakıflar yardımıyla. Öncelikle cami yaptıran sultan, vakfiye olacak dükkânlar ihdas ettiriyor. Bu dükkânların kira gelirleri cami ve külliye için kullanılıyor. Hayırsever vatandaşlar da, ev, tarla, dükkân vb. gayrimenkul ve menkullerini camilere vakfedebiliyor. İşte bu sosyal olgu, camileri toplumun merkezine yerleştiriyor.
Günümüzde, İstanbul Karaköy Perşembe Pazarı’nda bulunan bir işhanı Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilmiş ve Ayasofya Camii’ne vakfedilmiş. Halen kitabesi durmaktadır. Bunun gibi daha nice vakfiyeler bulunuyor. Hatta Sultanahmet Camii’nin vakfiyesi olarak Trakya’da yüzlerce dönüm tarlası bile bulunuyor.
Hayrete düşüren bir durum değil mi?
Ama daha can alıcı bölüme gelmedik.
Bu vakfiyelere 1935 yılında CHP hükümeti tarafından el konuluyor. Nuruosmaniye Camii’nin girişinde bulunan dükkânlar, Sultanahmet Camii’nin alt tarafındaki arasta, bunlara küçük bir örnek.
El konulan vakıf malları devlet kasasını doldurmak için satışa çıkarılıyor. Vakıf malının haram olduğuna inanan Müslüman halk uzak dururken, gayrimüslimler adeta yağmalanan vakıf mallarını satın alıyor.
Gayrimüslimler satın aldıkları vakıf taşınmazlarını ya kendileri işletiyor veya kiraya veriyorlar. Gel zaman git zaman… Bunlardan bazıları çeşitli nedenlerden dolayı ülkeyi terk ediyor. Giderken de, kiracılarına bir banka hesap numarası bırakıyorlar. Kiracılar da kiralarını bu hesaplara yatırmaya devam ediyor.
Şimdi sıkı durun.
1997 yılında olayı öğrendiğimde soluğu araştırmayı yapan Eminönü Hizmet Vakfı’nda aldım. Vakıf Başkanı Hüsnü Hepgür, araştırma sonucunda insanı dehşete düşüren bir sonuca varmıştı:
Kiracıların kira ücretlerini yatırdıkları banka hesabının Vatikan Papalığı’na ait olduğunu saptamışlar.
Araştırmamı biraz daha derinleştirince, geçen yıl kaybettiğimiz vatansever gazeteci-yazar Necdet Sevinç’in, daha 1969 yılında konuyla ilgili bulgulara rastladığını öğrendim. Sevinç Nuruosmaniye Camii hakkında yaptığı bir araştırmada, caminin vakfiyelerini Ermeni ve Süryanilerin satın aldıklarını ve bunların Ermeni kiliselerine vakfedildiğini tespit etmişti.
Haber çalıştığım gazetede sürmanşetten girdi. Birkaç gün kamuoyunda tartışıldı. Ancak sonuca giden yol kapalıydı.  28 Şubat’ın hemen ertesiydi: Memleket toz duman. Herkes kendi paçasını kurtarma peşine düşmüştü. Bizim haberde gümbürtüye gitti.
BUGÜNKÜ DURUM
AKP hükümeti, azınlık vakıflarının hemen hepsini teslim etti. Tüm kilise vakıfları artık sahiplerini buldu. Geçen yıl Bülent Arınç vakıflardan elde edilen gelirin bilmem ne kadar arttığını söylüyordu.
Müslüman vakıfları neden iade edilmiyor?
Gayrimüslimlerin vakıfları iade edilmesine rağmen, Müslüman vakıfları neden iade edilmiyor? Kimse bu konuda konuşmuyor merak edilmediği gibi, onlarca İslamcı(!) aydın, yazar ve ilahiyatçı hiçbir platformda camilere ait vakıf mallarının iadesini dile getirmiyorlar. Hayret!!!
Din-iman, Allah-kitap edebiyatı yapan yöneticilerimizin bu yürek burkan duruma müdahale etmemeleri, hatta dışarıdan bir seyirci gibi bakmalarını hazmedebilmemiz mümkün mü?

21 Ekim 2015 Çarşamba

Adalet ve Hukuk "Uluslararası Yargıçlar" toplantısında tartışma konusu oldu!...

‘Uluslararası Yargıçlar'dan tepki: Türkiye'de "Yargı bağımsızlığı" apaçık ihlal ediliyor
ULUSLARARASI YARGIÇLAR BİRLİĞİ, İSPANYA'NIN BARCELONA ŞEHRİNDE 83 ÜLKENİN TEMSİLCİSİNİ 4-8 EKİM ARASINDA BİR ARAYA GETİRDİ. TOPLANTIDA TÜRKİYE İLE İLGİLİ KARARLAR OYBİRLİĞİYLE ALINDI.
FARUK ALAN – İSTANBUL (21 Ekim 2015, Çarşamba)
AKP iktidarının son dönemde yargı bağımsızlığını ortadan kaldıran uygulamalara imza atmasına Uluslararası Yargıçlar Birliği sert tepki gösterdi.
Birlik, Türkiye'de yargıçların içinde bulunduğu ağır koşullara ve hukuksuz uygulamalara işaret ederek sert bir deklerasyon yayınladı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm uluslararası otoritelere gönderilmek üzere oy birliğiyle kabul edilen deklerasyonda “Etkili hukuk yolu ve hukukun emrettiği prosedürlere uygunluk prensipleri perspektifinden değerlendirildiğinde, geçerli bir sebep olmadan yargıçların görevden uzaklaştırılma, yakalanma ve tutuklanmalarının yargı bağımsızlığının ciddi ihlalleri olduğu apaçık ortadadır.” ifadeleri kullanıldı.
Uluslararası Yargıçlar Birliği toplantısında Türkiye'nin yargı sorunları tartışılmıştı.
4-8 Ekim arasında İspanya'nın Barselona şehrinde gerçekleştirilen ve 83 ülke yargı örgütünün katıldığı Uluslararası Yargıçlar Birliği toplantısında Türkiye'nin yargı sorunları tartışılmıştı. Bu toplantının ardından sert bir deklerasyon kaleme alındı. ‘Türkiye'de Yargının Durumuna İlişkin Deklarasyon' başlıklı metinde yargıçlık teminatına dikkat çekildi. Deklarasyonda özetle şu uyarılar yapıldı: “Yargıçlık teminatı, azledilmeme yargıçların bağımsızlığı için anahtar niteliktedir. Buna ek olarak bir yargıç kendi rızası olmadan yeni bir atamaya maruz kalmamalı ya da başka bir göreve naklen gönderilmemelidir. Dahası, süreklilik arz eden yargıçlık görevi kanunla ortaya konan disiplin ya da ceza hükümlerinin ciddi ihlali söz konusu olduğunda ya da yargısal faaliyetin fiilen gerçekleştirilememesi durumunda ancak sonlandırılabilir. Uluslararası Yargıçlar Birliği, Türkiye Cumhuriyeti otoritelerini, derhal Türkiye'de yargı bağımsızlığına saygı gösterilmesi konusundaki süregelen olumsuz tavırlarından vazgeçmeye, ilgili uluslararası standartlara tamamen uyarak bağımsızlığı güvence altına almaya çağırmaktadır.”
Uluslararası Yargıçlar Birliği, YARSAV Başkanı Murat Arslan'ın Anayasa Mahkemesi'ndeki Raportörlük görevine son verilmesine de sert tepki gösterip bunu, yargı bağımsızlığının ihlali olarak nitelendirdi.

10 Ekim 2015 Cumartesi

Büyük Felâket ve Ondan Daha da Büyük Bir Rezalet; Ahlâksızlık ve Yolsuzluk!...

 BAŞKENT ANKARA'DA, BARIŞ (?) MİTİNGİNDE PATLAMA ONLARCA ÖLÜ, YÜZLERCE YARALI VAR
"Tedbirsizlik, Görev İhmali, Güvenlik Zaafı, Görevi Kötüye Kullanma, Yolsuzluk, Takipsizlik, Suiistimal ve Hükümetin Vazifesini Yapmamasından Kaynaklanan; İktidar ve Hükümet adına utanç verici, elim bir facia"
10 Ekim Cumartesi günü Ankara'da tren garına giden köprünün altında sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesinde patlama meydana geldi. Patlamada ilk belirlemelere göre 20 kişinin hayatını kaybettiği onlarca yaralının olduğu bildirildi...
Sıhhiye Meydanı'nda bugün "Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Barış Emek Demokrasi" konulu toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenecekti. Toplantı öncesi mitingin yapılacağı yer olan tren garında patlama meydana geldi. Bir çok vatandaşımız hayatını kaybetti...
10 ekim cumartesi günü Ankara trne garında meydana gelen patlamaya canlı bombanın neden olduğu tahmin ediliyor. Bir çok kişinin hayatını kaybettiği bu patlamanın bugün gerçekleştirilecek olan "Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Barış Emek Demokrasi" yürüyüşüne yönelik bir patlama olduğu tahmin ediliyor. Olay yerinde bir çok yaralı ve 20 kişinin de hayatını kaybettiği öğrenildi...
ÖNEMLİ NOT: Gerek bu ve gerekse bu güne kadar vuku bulan ve temelde "hükümetin ihmalinden kaynaklanan" bütün yaralama, patlama, terör-tedhiş ve ölüm vakıalarından dolayı muhatap, mağdur, mazlum ve yakınlarının mahkemelere başvurup; Başta görev ikmali olan "sorumlular" ve "doğrudan hükümetin ilgili ve sorumlu bakanlarından" tazminat talep etme hakları vardır. Lütfen!.. Bütün hak sahipleri bu haklarını kullansınlar. Aksi takdirde bu ihmal, ihanet ve suiistimalin önlenmesi mümkün olamayacaktır.  

***
‘Vekillere 4 yıl prim’ AYM’ye taşındı
TBMM, tarihinin en kısa süreli döneminde ancak 32 saat Genel Kurul mesaisi yapan milletvekillerine; Hiç çalışmadıkları ve asla çalışmayacakları 75 gün için peşin maaş ve çalışmadan 4 yıl prim ödeyeceği "ahlâksız, adî ve insalık dışı, onursuz-şerefsiz uygulama" AYM'ye taşındı. (10 Ekim 2015 09:01)
Mahkemeye bireysel başvuru yapan Avukat Sedat Vural, “Bunu bırakın hukuku, insanlık, vicdan ile açıklamak mümkün değil” dedi. Hem emekli, hem serbest çalışan avukat olarak vergi ve destek primi ödeyen Vural, AYM’ye dün yaptığı başvuruya, benzer konuda 2007’de açtığı bir davada “taraf ehliyetini” onaylayan Danıştay kararını ekledi. Vural, başvurusunda Anayasal hükümlerin yanı sıra, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Adil yargılanma”, “Ayrımcılık yasağı”, “Mülkiyetten yararlanma” kararlarını gerekçe gösterdi. 15 Ekim’de yapılacak 3 aylık ödeme ile 1 Kasım’dan sonraki prim desteğinin “tedbiren durdurulmasını” talep eden Vural dilekçesinde şu görüşü savundu:
VERGİMDEN ÖDENİYOR
“Devlet gelirlerinin büyük oranda vergiden oluşması, maaş ve primin bu vergilerden ödenmesi gerçeği, benim davada ehliyetimin ve kişisel menfaat güncelliğimin somut kanıtıdır. Yapılan ödemeler tüyü bitmemiş yetim hakkıdır. Kamu gelirlerinin ve kamu bütçesinin israfı, buna bağlı görevi kötüye kullanma ve TBMM’yi aşağılama suçudur. Milletvekillerine yapılan ayrıcalık, toplum vicdanında ve demokratik rejime güvende ciddi yaralar açacağı gibi demokrasi kültürüne, demokratik siyasi etiğe, hak ve adalete açıkça aykırılık teşkil edecektir.
Listelerde yer verilmeyen 100’e yakın milletvekiline çalışmadan 3 aylık maaş, 1 Kasım’da yerlerine seçileceklere yeniden 3 aylık maaş verilmesi, mükerrer ödemeyi göz göre göre kabullenmek, bunları hukuka uygun bulmak mümkün değildir. Hukuk devletinde hiçbir makam ve mercinin kendisine verdiği yetkiyi kendisinin ya da bir başkasının çıkarı doğrultusunda veya bir siyasal amaca yönelik kullanması mümkün değildir. Sosyal hukuk devleti, toplum ve çalışma yaşamında adalete ve eşitliğe dayalı bir hukuk düzeni kurmak durumundadır. Eşitlik ilkesi ortada haklı bir neden bulunmadıkça, hiçbir kişiye, aileye, zümreye ya da sınıfa ayrıcalık tanınmasına mutlak engeldir. Kamu hizmetinde eşit davranış, eşit yararlanma temel niteliktir. Haklı bir nedene dayanmayan bu yasalar AİHS’ye açıkça aykırıdır.”

12 Ağustos 2015 Çarşamba

İŞTE CEVAP BU!....

BAŞ SAVCI ZEKERİYA ÖZ, NEDEN? NİÇİN? ERMENİSTAN'A KAÇTI?..

“ÖZ’ÜN ERMENİSTAN’A KAÇMASI TESADÜF OLMAMALI”
'Ermeni soykırımı'iddialarını çürüten çalışmaları Ergenekon davasında suç delili sayılan ve 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek, iddianameyi yazan eski savcı Zekeriya Öz'ün Ermenistan'a kaçmasının tesadüf olamayacağına dikkat çekti. 
 (12 Ağustos 2015 Çarşamba - 20:33)
'Ermeni soykırımı' iddialarını çürüten çalışmaları Ergenekon davasında suç delili sayılan ve 6 yıl 3 ay hapis cezası alan Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek, iddianameyi yazan eski savcı Zekeriya Öz'ün Ermenistan'a kaçmasının tesadüf olamayacağına dikkat çekti.
Mehmet Perinçek, Aydınlık'a yaptığı açıklamada "Ermeni meselesiyle ilgili yaptığım çalışmalar Ergenekon iddianamesinde ve kararda 'millî hassasiyetleri kullanarak terör örgütü poropagandası' olarak belirtilmişti. Konuyla ilgili Dışişleri Bakanlığı'yla yaptığım telefon görüşmelerinin tapeleri, bilimsel makalelerim suç delili olarak gösterilmişti. Ergenekon operasyonlarının bir amacı da bu çalışamalara darbe vurmaktı. Şimdi Zekeriya Öz'ün Ermenistan'a kaçması tesadüf olmamalı" dedi.
NİÇİN ABD, İSRAİL, AB ÜLKELERİ VEYA RUSYA DEĞİL?...
Hakkında tutuklanma talepli yakalama kararı çıkarılmadan saatler önce Ermenistan'a kaçan Zekeriya Öz tarafından yazılarak mahkemeye sunulan Ergenekon iddianamesinde:
'Ermeni soykırımı' iddialarına karşı yapılan çalışmaları "terör faaliyeti" olarak değerlendirmişti!...
Talat Paşa Komitesi'nin Ermeni meselesinde yürüttüğü faaliyetlerinin yanı sıra Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek'in soykırım iddialarını çürüten çalışmaları da Ergenekon iddianamesinde suç delili sayılmıştı.