SON DAKİKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
SON DAKİKA etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

4 Ocak 2018 Perşembe

ŞOK HABER (HABER MAKALE) AHMET DURSUN "Türkiye Şeker Kurumu kapatıldı, ama neden? 10 milyar dolar cezayı AKP üyeleri ödesin."

TÜRKİYE ŞEKER KURUMU KAPATILDI. AMA NEDEN?.. 
ABD'DEN GELECEK 10 MİLYAR DOLAR CEZAYI AKP ÜYELERİ ÖDESİN!..
Malumunuz, AKP kendisine verilen görevi en iyi şekilde icra etmektedir. Yazık ki görev, Türk halkına karşı verilmiş bir görevdir.
Özellikle İslamcıların bu görevde kullanılmış olmasının bir çok sıkıntısı var. Bunları uzunca ve defalarca anlattım, o nedenle bu kez uzatmak istemiyorum.
Sadece şunu bilin ki, bu gün İslamcı diye bize dayatılanlar, uydurulmuş bir İslam hukukunu baz alarak işgal altındaki topraklarda ağaçları kesmekte ve ormanları yakmaktadırlar.
Bunları daha evvelki yazımda anlatmıştım.
Şeriatçılar, Türkiye’de her şeyi neden katlediyor?
Allah egemenliğinin ve şeriatın yürürlükte olmadığı ülkelerde, darü'l harb ilkeleri uygulanmalıdır.
Söz gelimi devlete ait camilerde namaz kılınmaz, dini faaliyette bulunmak ise günahtır.
İslam hukukunda cihat sırasında, düşman kesimindeki yaş ağaçların kesilebileceği, kesilmeden yakılabileceği hükme bağlanmıştır. İSLAM VE ŞİDDET. pdf
Tüm bunlara ilave olarak ise, kesemedikleri, yakamadıkları yerleri, efendilerinin hizmetine sunmak için satmaktadırlar.
Son örneği Şeker kurumuna bakalım.
Çok merak eden varsa bazı detaylar için, “Şeker pancarından etil alkole uzanan yol” başlığındaki video eşliğinde sunulan bilgilere baksınlar.
Ben başka bir konuya daha değineceğim. Y-CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdal Aksünger, Reza Zarrap’ın ABD’deki yargılamasını mahkeme salonunda izlemiş ve şöyle söylüyor.
“Bu dava ne zaman başlıyor? Kumpas operasyonlarının yapıldığı dönem, 2007 yılında Edirne’de 202 kilogram eroin yakalanmıştı. Eroinin bağlantılarında İstanbul’da bir döviz bürosu sahibine ulaştılar. Bu isim Abdullah Habbani’ydi. Yani Reza Zarrab’ın ortağı. ABD’de gıyabında yargılanan 7 kişiden biri. Devlet bunları bilmiyor muydu? Biliyorlardı. Türkiye’ye 10 milyar dolar civarında ceza verileceği söyleniyor. Bunu ödemek zorundayız. Ödemezsek bir dolar bankalarımızdan para aktaramayız. Peki, Mehmet Hakan Atilla’ya ne olacak? 5 yıl falan ceza alacak. Mehmet Hakan Atilla günah keçisidir. Zarrap da söyledi. Zafer Çağlayan ve Süleyman Aslan’ı söyledi. Suç sabitlenince Halk Bankası’na ceza verilecek. ABD’nin bu davayı hukuk davasına çevirmesi durumunda Birleşmiş Milletler’e götürebilecek, o zaman da ambargonun gündeme gelecek” demiş.
Başbakan Tayyip Erdoğan, bakan çocukları ve Reza Zarrab’ın bırakılmasıyla ilgili şu yorumu yaptı:
“Doğrusu benim beklentim bu istikametteydi. Bir kısım paralel yargı maalesef çok haksız mesneti olmayan adımlar attı. Er geç hak yerini bulacaktır diye bir temennim vardı ve hak yerini buldu. Benzer birçok mağdur olan insanlar vardı, temennim o ki, onların da hakkın tecellisiyle bu hapishanelerden bir an önce çıkma imkanı yakalasınlar." 28.02.2014-hurriyet
Bu konuşmadan yaklaşık 2,5 ay kadar önce de aynı şekilde, şimdilerde hırsız ve yolsuz diye tanımladığı şahsa şöyle sahip çıkıyordu.
Parayı evde saklaması doğru mu?
> AHMET DURSUN
Eğer mevzuat itibariyle makbuz teslim edilmişse, parayı veren hayır sahibi de bunun çıkışını kayıt altına aldıysa mesele yok. Hayır sahibi de, okul yönetimi de bunu söylüyor. Emniyetteki yetkililerin yapacağı şey, bu olayın bankayla en ufak bir bağlantısı var mı, yok mu onu arayıp bulmak.
BAŞBAKAN Tayyip Erdoğan’a operasyonun kilit ismi Reza Zarrab’ı sorduk:
Altın ihracatı yapan bir zat, ülkeye katkısının olduğunu biliyorum. Hayır işlerine girdiğini biliyorum. Bu noktada AB Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’ın adının karıştırıldığı görüntüleri anımsadı:
Erdoğan’ın Pakistan seyahatini özetlemesinin ardından sorular Halkbank’tan iki bakan çocuğunu da kapsayan tutuklamalara uzanan operasyon üzerine yoğunlaştı:
“AB ofisine çantayla girdi, çantasız çıktı” diyorlar. Teslim edilirken bir görüntü var mı? Sadece “Çantayla girdi, çantasız çıktı” gibi bir yaklaşım olabilir mi? Böyle bir hukuk var mı? Belki o çantayla kitap falan götürülmüştür.
Gülümseyip, bizi uyardı:
Çantayla sakın bir yere girip çıkmayın. Malum, suç aleti oldu. Hele valizle hiç girmeyin.
Zafer Çağlayan’ın oğluna verildiği iddia edilen valize değindi: Zafer Bey oğluna hediye elbise gönderildiğini söylüyor. Böyle uyduruk şeyler. Kanıtın varsa görüntülü olarak suçüstü yap. O zaman eyvallah. Ama “çantayla girdi, çantasız çıktı” anlayışını anlamak mümkün değil. Vahap MUNYAR/26.12.2013-hurriyet
Demek ki neymiş?
Tüm bunlar bilerek, bilgileri dâhilinde, bilinçli yapılan sularmış. Kendi ifadesiyle hakkın yerini bulması gerekirmiş. Yine kendi ifadesiyle, “ülkeye katkısının olduğunu biliyorum. Hayır işlerine girdiğini biliyor” iseniz ve AKP seçmeni de sizi kayıtsız şartsız desteklediyse, 10 milyar doları 80 milyon vatandaşın sırtına yüklemeye kimsenin hakkı yoktur, olmamalıdır.
Bu milletin başka işi gücü yoktur da, sizin hata ise hatanızın, kasıt ise suçunuzun bedelini ödemeye ne mecburiyeti var? Siz devlet yönetmesini 15 yıldır öğrenemediyseniz, sürekli kandırıldığınızı söyleyip duruyorsanız, bu millet sizin günah keçiniz midir ki, durmaksızın hatalarınızın bedelini ödeyecek? Tıpkı gerçek Laiklik sisteminde nasıl ki devlet ibadet yerlerinin suyunu, elektriğini, görevlilerin maaşını ödeyemez, üye olanlar bunları karşılarsa, gerçek demokrasilerde olduğu gibi vatandaşın sizin suçlarınızı ödememesi de gerçek demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkesidir.
Bu ülkede ne demokrasi ne Laiklik olmadığını hepimiz biliyoruz.
Hangi ülkede var derseniz, yanlış anımsamıyorsam İsveç’te vatandaşlarının çıkan yasalara karşı ferdi olarak dava açma hakkı olduğundan, gerçek demokrasiye en yakın ülke orasıdır.
Burada benim çıkan yasaya dava açma hakkımı bırakın, TBMM’de çıkarttığınız çorbaya dönüşen torba yasaları bile, aynı gün, aynı dakikada hem onaylıyor hem iptal eden yasasını çıkartıyorsunuz.
Neden?
Çünkü bir yerlere rant sağlıyor ve derhal o yasayı iptal ediyorsunuz ki, başkaları bu ranttan fayda sağlamasın. Bunların hesabı elbet hukuk devleti tarafından sorulacak, siz olmasanız dahi çocuklarınızdan sorulacaktır, nihayete kadar orada kalamayacağınıza, millet de uyuyamayacağına göre, bunların hesabı elbet sorulacaktır. Halk Bankası’nın başına gelecekleri bildiğiniz için, son çıkarttığınız düzenlemeler de sizi kurtaramayacaktır.
Benden söylemesi.
Ayrıca, aklınız sıra etil alkole düzenleme getirmişsiniz, size göre düzenleme bana göre engel, yasaklama. Alkol vergisinden de vazgeçemiyorsunuz. Çünkü 10 milyar TL gibi bir rakamdan bahsediyoruz. İyi de, hem şeker kurumunu kapatıp, hem etil alkolü yasaklamanızın, sigaraya aşırı zam yapmanızın neyle ilgisi var? Vatandaşın sağlığı demeyin güldürmeyin.
Türkiye’de kanserin nüfusa oranı % 30’larda.
Nedeni alkol-sigara da değil, GDO’lu ürünlerdir.
Sahi, “Konya Şeker GDO yok” dediği için neden cezalandırılmıştı dersiniz? Yanıtı basit, sigara ve alkolden yabancı firmaların geliri düşmesin diye yaptığınız zamlar ve etil alkole katacağınız “denatonyum benzoat” neden ise, GDO’ya göz yumup milleti kanserden kırmanızın nedeni de ondandır. Zira sizi iktidar yapan öldürmeye ant içtiğiniz millet değil, efendilerinizdir.
Kara gün kararıp kalmaz, gün doğmadan neler doğar neler…! 03.01.2018
A.Dursun
***
30 Aralık 2017 CUMARTESİ "Resmî Gazete" Sayı : 30286
YÖNETMELİK
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığından:
ETİL ALKOL VE METANOLÜN ÜRETİMİ İLE İÇ VE DIŞ TİCARETİNE İLİŞKİN USUL VE ESASLAR HAKKINDA YÖNETMELİKTE DEĞİŞİKLİK YAPILMASINA DAİR YÖNETMELİK

MADDE 1 – 30/10/2011 tarihli ve 28100 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Etil Alkol ve Metanolün Üretimi ile İç ve Dış Ticaretine İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.
“a) Evsel kullanım amaçlı etil alkol: Bu etil alkoller, sadece etil alkol üretim tesisinde veya uygun distile alkollü içki üretim tesisinde 70 cl veya 1 litrelik cam şişelerde mutlak alkol miktarı üzerinden 100 litresine 1,2 gram denatonyum benzoat katılması suretiyle ambalajlanır veya ambalajlı olarak ithal edilir. Yetkili etil alkol veya alkollü içki dağıtım firmaları eliyle piyasaya arz edilen bu etil alkol, etil alkol toptan satış belgesi, etil alkol ve metanol toptan satış belgesi ve etil alkol perakende satış belgesini haiz satıcılar eliyle tüketime sunulur. Bu ürünlerin etiketinde “Gıda amaçlı kullanılması uygun değildir.” ifadesi yer alır.”
MADDE 2 – Aynı Yönetmeliğe aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.
“Geçiş süreci
GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bu maddenin yayımı tarihinden önce piyasaya arz edilen bu Yönetmeliğin 20 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki ürünler, 31/3/2018 tarihine kadar piyasada bulunabilir.”
MADDE 3 – Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.
MADDE 4 – Bu Yönetmelik hükümlerini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı yürütür.

30 Ekim 2017 Pazartesi

SON DAKİKA: "İRAN (IRNA) RUHANİ, TRUMP'IN GÖRÜŞME TALEBİNİ REDDETTİ"

İRAN: "RUHANİ, TRUMP'IN GÖRÜŞME TALEBİNİ REDDETTİ"
İran Dışişleri Bakanlığı, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'nin, ABD Başkanı Donald Trump'ın görüşme talebini reddettiğini açıkladı.
İran devlet haber ajansı IRNA'nın aktardığına göre İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Behram Kasımi, medyada çıkan iddiaları doğrulayarak Ruhani'nin Eylül ayında düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu sırasında Trump'ın görüşme talebini geri çevirdiğini söyledi. BM Genel Kurulu sırasında iki lider de konuşmalarında birbirilerine karşı sert ifadeler kullanmıştı. İran medyasında yer alan haberlerde aynı zamanda Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un bu görüşmeyi organize etmek için aracı olduğu öne sürülmüştü. Ancak Kasımi bu iddiayı reddetti.
'FÜZE ÜRETMEYE DEVAM EDECEĞİZ'
Ruhani aynı zamanda dün mecliste yaptığı konuşmada, ülkesinin güvenliği için füze üretmeye devam edeceklerini söyledi. Ruhani'nin bu sözleri, ABD'nin Temsilciler Meclisi'nde İran'a füze programı yüzünden yeni yaptırım kararları alınmasının ardından geldi. Trump, İran ile 2015 yılında yapılan nükleer anlaşmaya karşı çıkarak İran'ı bu anlaşmaya uymamakla suçluyor.

28 Haziran 2017 Çarşamba

SON DAKİKA: "Tehlike Kapıda. Körfez ülkelerinin Katar'a Türkiye'nin askeri üssünün kapatılması talebinin de yer aldığı 13 maddelik bir liste yollamasının ardından Bahreyn'den Katar'a ‘müdahale' tehdidi geldi."

KATAR'DA ‘TÜRKİYE VE ABD CEPHE SAVAŞINDA KARŞI KARŞIYA GELEBİLİR'
[[© REUTERS/ Rodi Said 13:04 28.06.2017 Elif Sudagezer]] 
Körfez ülkelerinin Katar'a Türkiye'nin askeri üssünün kapatılması talebinin de yer aldığı 13 maddelik bir liste yollamasının ardından Bahreyn'den Katar'a ‘müdahale' tehdidi geldi. Uzman Bulut'a göre ABD'nin çıkarlarına paralel olası bir çatışmanın Türkiye'ye faturası çok ağır olur. Olası savaş ayrıca NATO'da da kamplaşmaya yol açar.
TÜRK ASKERİ ABD'NİN SİLAHLANDIRDIĞI KÖRFEZ'DE SAVAŞA MI SÜRÜKLENİYOR?
Bahreyn Dışişleri Bakanı Şeyh Halid bin Ahmed bin Muhammed Al Halife, Doha'nın bölge ülkeleriyle anlaşmalara uymaması halinde Katar'a ‘acil bölgesel müdahale' tehdidinde bulundu. Bahreyn'den gelen açıklama, Basra Körfezi'nde askeri çatışma ihtimalini ve Türkiye'nin tam ortasında kalması olası bir krizi gündeme getirdi. Zira, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Bahreyn, Mısır ve Kuveyt gibi ülkelerin, Katar'a gönderdiği 13 maddelik liste içerisinde Türkiye'nin askeri üssünün kapatılması talebi var. Sputnik'e konuşan Ortadoğu uzmanı Faik Bulut'a göre, Ankara'nın ‘İslami romantizmin' etkisiyle dış politikada attığı ‘bilinçsizce adımlar' sebebiyle Türk askeri Körfez'de olası bir çatışmanın ortasında kalmış durumda. Ortadoğu meselesine dış politikayı çok iyi incelemeden müdahalede bulunulmasının başarısızlıkla sonuçlandığını söyleyen Bulut "Türkiye, maalesef bir çok kez duygusal bir şekilde, deyim yerindeyse İslami romantizmin etkisiyle, gerekli incelemeleri yapmadan bölgeye müdahale ediyor ve bu müdahalesinde başarısız oluyor. Burada esas, Arap ülkeleri arasındaki sorunlar konusunda tarafsız kalmak olmalıydı Ancak olan oldu ve Türkiye Katar'ın tarafını tuttu. Burada problem şu; Türkiye tarafsızlığını kaybettiği için sıcak çatışmayı önleyecek durumda değil. Amerika'nın bölgedeki planlarıyla ve İran'ı sıkıştırma politikasıyla ilintili olası bir çatışmanın eşiğindeyiz. Ve çatışma çıkarsa Türkiye'nin yapabileceği çok bir şey yok" dedi. Katar'a yönelik tehditlerin şu an için ‘baskı aracı' olmaktan ibaret olduğuna işaret eden Bulut"Katar henüz bir geri atakta bulunmuyor. Çok yakın bir gelecekte bir savaş görmüyorum. Ancak böyle bir savaş çıkarsa bu hem Türkiye hem bölge ciddi olumsuz sonuçlarla karşılaşır" dedi.
'TÜRKİYE, KATAR KRİZİNE KARIŞMAMALIYDI'
‘TÜRKİYE KÖRFEZ VE ABD'YLE KARŞI KARŞIYA GELİRSE ZAYİAT AĞIR OLUR'
Türkiye'nin Katar'da konuşlandıracağı asker sayısının 3 ila 5 bin arasında olduğunu hatırlatan Bulut "Bu en fazla 5 bin asker, Amerika'nın yanında yer alacaksa —ki öyle görünmüyor- belki bir anlamda kendisini kurtarır. Ama Körfez ülkeleri müdahalesi karşısında yer alırsa Türkiye, ABD ile karşı karşıya gelmiş olacak. Eğer çatışma çıkarsa, Türkiye ilk defa sıcak bir cephe savaşına girmiş olacak. Karşısında ise bir tarafta Amerikan bir tarafta Körfez askerleri… Ağır silahların da kullanıldığı düşünüldüğünde zayiat büyük olacaktır. Türkiye çok iyi planlanmamış maceracı politikalar izliyor. Bu politikaların içeriye de yansımaları olur" ifadelerini kullandı.
‘KATAR'IN YANINDA SAF TUTAN TÜRKİYE KÖŞEYE SIKIŞTI'
‘İHTİLAF NATO'YU DA İKİYE BÖLER'
Türk askerlerinin Katar'da konuşlandırılmasının meşruiyet tartışmalarını beraberinde getirdiğinin hatırlatılması üzerine Bulut "Afganistan'da El Kaide'ye karşı Somali'de barış gücüne destek olarak uluslararası mutabakat sonucu asker gönderilmişti. Ama Körfez'deki durum, uluslararası alanda böyle bir kabul yok. Bu aynı zamanda Türkiye'nin o bölgede iddia ettiği popülaritenin ne kadar daraldığını gösteriyor. İlk defa Türkiye dışarıda bir cephede taraf olarak yer oluyor. Bu ihtimal uzak olsun ancak böyle bir cephede sayısı giderek artabilecek asker ölümleri söz konusu olabilir. Bu da ‘Enver Paşacılık mı oynuyorsunuz' şeklinde tepkilerin önünü açar" dedi. Askeri ve siyasi alanın dışında Türkiye'nin ekonomik anlamda da zarar göreceğini ifade eden Bulut "Katar'dan 8-9 milyar gelmiş olsa da Türkiye'nin pazar alanı buradaki tutumu sebebiyle daraldı. Türkiye bu süreçten sadece askeri ve siyasi değil ayrıca ekonomik olarak da olumsuz etkilenir" ifadelerini kullandı. Olası bir çatışmanın sadece bölgede değil NATO üyeleri arasında da kutuplaşmalara yol açabileceğinin altını çizen Bulut "Böyle bir çatışmada, İran Türkiye'nin yanında yer alacak. Belki çok dolaylı olarak Rusya da bu cepheye destek olacak. Ancak süreç Türkiye'nin NATO ilişkilerini de yakından etkileyecek. Almanya ve İngiltere, bu Katar müdahalesine nispeten sıcak bakmayan iki ülke. İngiltere şu an için sessiz kalsa da; bu iki ülke hangi tarafı tutar ve nasıl bir tutum sergiler, bu belirsizliğini koruyor" diye konuştu.

30 Mayıs 2017 Salı

ESRARENGİZ BİR CİNAYET VE KORKUNÇ BİR AİLE FACİASI!.. "YENİ AKİT'İN GENEL YAYIN YÖNETMENİ KADİR DEMİREL HAYATINI KAYBETTİ"

YENİ AKİT'İN GENEL YAYIN YÖNETMENİ "CİNAYETLE SONUÇLANAN CİNNET KURBANI" KADİR DEMİREL HAYATINI KAYBETTİ
Yeni Akit gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Kadir  Demirel, damadı tarafından bıçaklanarak öldürüldü. 
Damadı tarafından bıçaklanarak öldürülen gazeteci Kadir  Demirel'in cenazesi otopsi için Adli Tıp Kurumu Morguna kaldırıldı.  Kayınpederini öldüren, eşini de yaralayarak kaçan Cemil Yavuz Karanfil'in  yakalanması için çalışmalar sürüyor. (AA)
Başakşehir'de, tartıştığı damadı tarafından  bıçaklanarak öldürülen Yeni Akit gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Kadir Demirel'in  cenazesi savcılık incelemesinin ardından otopsi yapılmak üzere Adli Tıp Kurumu  Morgu'na kaldırıldı. 
Alınan bilgiye göre, dün akşam saatlerinde Başakşehir Yunus Emre  Caddesi'ndeki kızı Esma Karanfil'in evine giden gazeteci Kadir Demirel, damadı  Cemil Yavuz Karanfil ile tartıştı. Kavgaya dönen tartışmanın ardından Karanfil,  yanında bulundurduğu bıçakla kayınpederine saldırdı. Araya giren eşi Esma  Karanfil'i de bıçaklayan damat, daha sonra olay yerinden kaçtı. Aldığı bıçak darbeleriyle ağır yaralanan Demirel olay yerinde hayatını  kaybederken, Esma Karanfil ise kaldırıldığı Medipol Hastanesi'nde ameliyata  alındı. Kadir Demirel'in cenazesi, savcılık incelemesinin ardından otopsi  yapılmak üzere ambulansla Adli Tıp Kurumu Morgu'na kaldırıldı. Bu arada haberin duyulmasının ardından Kadir Demirel'in eşi Gülseren,  oğlu Fatih Demirel, diğer kızı Sümeyye Urhan ile yakınları ve Akit Medya Grubu  İcra Kurulu Başkanı Mustafa Karahasanoğlu'nun da aralarında bulunduğu çok sayıda  kişi olay yerine geldi. Olayın gerçekleştiği evin bulunduğu siteye gazetecilerin girişine izin  verilmedi. Öte yandan olay yerine gelen polis ekipleri yaptıkları incelemenin  ardından kaçan şüpheliyi yakalamak için çalışma başlattı.

18 Nisan 2017 Salı

SON DAKİKA!.. Tunceli'nin Pülümür İlçesinde feci kaza. Helikopter düştü, 12 şehit

TUCELİ, PÜLÜMÜR’DEN
ACI HABER: 
“Pülümür İlçesinde feci kaza. Helikopter düştü, 12 şehit”
Tunceli'nin Pülümür ilçesinde düşen polis helikopterinden acı haber. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, bugün saat 11.40 sularında Pülümür ilçesinden havalandıktan 10 dakika sonra sinyal alımı kesilen "Skorsky" tipi polis helikopterinin enkazına yürütülen çalışmalar sonucu ulaşıldı. Helikopterdeki 12 kişinin şehit olduğu belirtildi. Helikopterde, 7 polis memuru, 1 hakim, 1 astsubay ve 3 mürettebat olduğu ifade edilmişti. Tunceli'nin Pülümür ilçesinden içinde bulunan 1 hakim, 7 polis, 1 astsubay, 3 de mürettebat ile havalandıktan 10 dakika sonra irtibat kesilen  ve düştüğü belirlenen Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait Sikorsky S-70 Blackhawk tipi polis helikopterden acı haber geldi. Helikopterde bulunan 12 kişinin tamamı şehit oldu.  
Pülümür'den havalanan helikopterden 10 dakika sonra telsiz bağlantısı kesildi. Helikopterin bulunması için bölgeye  Diyarbakır, Elazığ ve Erzurum'dan AFAD ekipleri sevk edildi. Diyarbakır'da bulunan 8'inci Ana Jet Üssü'nden de arama uçaklarının bölgeye gönderildi. Sağlık Bakanlığı'nca, Tunceli'de polis helikopteriyle irtibatın  kesildiği bölgeye 6 ambulans ve 5 Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi'nin sevk edildi.Yoğun sis ve kar nedeniyle kara ekiplerinin enkaza ulaşmakta zorluk yaşadığı duyuruldu.
EKİPLER ENKAZA ULAŞTI:ACI HABER GELDİ 
Olumsuz hava koşulları nedeniyle düştüğü belirtilen helikopterin enkazına ilk olarak Kocatepe Jandarma Karakolundan olay yerine giden 2 askeri timin, ulaştı. Kara saplanmış halde helikopter enkazına ulaşan timler 12 kişinin şehit olduğu bilgisini Tunceli Valiliğine bildirdi.
TUNCELİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ'NDEN FLAŞ AÇIKLAMA: 
112'YE OLAY YERİNDEN DÜŞEN BİR ÇAĞRI YOK
Tunceli İl Sağlık Müdürü Sercan Özaydın, Tunceli'de  irtibat kesilen helikoptere ilişkin "Bölge itibarıyla 112 çağrısının komşu  illerimize de düşmüş olma ihtimali var. Bingöl, Erzincan ve Erzurum ile müşterek  değerlendirdik, 112 komuta merkezine olay yerinden düşen bir çağrı yok. Olay  yerine dair hiçbir çağrı almadık." dedi. Özaydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tunceli'de polis  helikopteriyle irtibatın kesilmesinin ardından 112 komuta merkezine herhangi bir  çağrı gelmediğini belirtti.Basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Özaydın,  "Bölge itibarıyla 112 çağrısının komşu illerimize de düşmüş olma ihtimali var.  Bingöl, Erzincan ve Erzurum ile müşterek değerlendirdik, 112 komuta merkezine  olay yerinden düşen bir çağrı yok. Olay yerine dair hiçbir çağrı almadık." diye  konuştu. Özaydın, bölgeye sağlık ekiplerinin de sevk edildiğini dile getirerek  "Biz olay duyulduktan 1 dakika sonra 1 Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), 7  tane cip ve ambulans ile 30'u aşkın personelimizle olay yerine ulaşmaya  çalışıyoruz." dedi.
YOLDA HEYELAN OLDU
Arama kurtarma ekipleri karadan helikoptere ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Sarıgül Köyü'ne giden yolda yine yoğun yağmur nedeniyle heyelan meydana geldi. Buraya da iş makineleri sevk edildi. Ekiplerin bölgeye ulaşma çalışmaları sürüyor. Tunceli'de 12 personeli taşıyan ve radardan kaybolan helikopterde bulunanların isimleri belli oldu.  Tunceli’de 1 hakim, 1 astsubay, 7 polis ve 3 personeli taşıyan Sikorsky S-70 Blackhawk tipi helikopter kalkıytan 10 dakika sonra radardan kayboldu. Helikopterde, Hakim Onur Alan, Polis memurları Ekrem Dereli, Sadettin Demir, Candaş Kaplan, Mesut Özdemir, Ahmet Cihan Kilci, Hasan Yıldırım, Azam Gündede, Komiser Pilot Abdullah Ortanca, Polis memuru teknisyen Murat Ködük, sözleşmeli pilot Dilaver Karsavuranoğlu'nun  olduğu öğrenildi.
HELİKOPTERİN DÜŞTÜĞÜ BÖLGE TESPİT EDİLDİ
Pülümür ilçesinin Çambulak ve Kocatepe köylerinin 2 bin 500 metre  yüksekliğindeki kırsalına düştüğü öngörülen ve koordinatlarının belirlendiği  belirtilen helikopteri arama çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Arama kurtarma çalışmalarına askeri helikopterler tarafından da  havadan devam edildiği ve bölgede kar yağışının çalışmaları güçleştirdiği  öğrenildi. Tunceli Valiliği, radardan kaybolan helikopterle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, helikopterin olumsuz hava şartlarından dolayı düştüğünün değerlendirildiği belirtildi.  Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: "18 Nisan 2017 günü saat 11.40 sıralarında Pülümür ilçemizden havalanan Skorsky tipi Polis Helikopterinden kalkışından yaklaşık (10) dakika sonra sinyal alımı kesilmiştir. Söz konusu Helikopterde (7) Polis Memuru (1) hakim, (1) Astsubay ve (3) mürettebat olduğu değerlendirilmektedir. Helikopterin olumsuz hava şartlarından dolayı düştüğü değerlendirilmekte olup, bölgeye çok sayıda arama kurtarma ekibi sevk edilmiş olup gelişmelerden kamuoyuna bilgi verilecektir".
ERZİNCAN'DAN TUNCELİ'YE AFAD VE UMKE EKİBİ SEVK EDİLDİ
Tunceli'de radardan kaybolan helikopter için Erzincan'dan AFAD ve UMKE ekibi sevk edildi.
Tunceli'de radardan kaybolan helikopter için 2 araç ile birlikte 11 kişilik AFAD ekibi, 5 adet ambulans ve 8 kişiden oluşan UMKE ekibi bölgeye hareket etti. Bölgede yoğun sisle birlikte görüşün kısıtlı olduğu öğrenildi. Uzmanlar, muhtemel düşük görüş şartları nedeniyle kazanın gerçekleşmiş olabileceğine dikkat çekti. Habertürk'e konuşan emekli hava pilotu Erdoğan Karakuş, "O bölgenin doğal şartları oldukça zorlu. Yağışlı ve sisli havalarda helikopterin alçak irtifada uçuşu oldukça zorlu. Helikopterin düşmesine bazen yıldırım, şimşek bile sebep olabilir. İncelenmeden bir şey söylemek zor. İncelenmesi lazım. Yani normal olarak her türlü işlemi yaptıklarını değerlendiriyorum. Bahar aylarında yıldırım şimşek düşmesi de söz konusu olabilir. Onları göz önüne almak lazım. Hava şartlarının kötü olduğu açıkça görülmektedir" dedi. Hava Kuvvetleri, bölgede arama kurtarma çalışmaları için Diyarbakır'dan CN235 tipi uçağı yönlendirdi. Havadan İhbar Kontrol (HİK) olarak adlandırılan E-7T Barış Kartalı uçağı da Tuncelide helikopterden gelecek sinyali tespit etmek için uçuyor. Özel donanıma sahip bu uçaklar, çarpma ile devreye giren özel sinyali tespit edebiliyor. Bölgede ayrıca Malatyadan kalkan 2 Sikorsky S-70 arama kurtarma helikopteri de arama-kurtarma çalışmalarına destek veriyor. (18.04.2017, 15.00-Ajanslar)