3 Ekim 2017 Salı

Uzun süredir tedavi gören Irak'ın eski cumhurbaşkanı Celal Talabani, 84 yaşında vefat etti.

SON DAKİKA... 
ESKİ IRAK CUMHURBAŞKANI "CELAL TALABANİ" HAYATINI KAYBETTİ!
Uzun süredir tedavi gören Irak'ın eski cumhurbaşkanı Celal Talabani, 84 yaşında vefat etti. Bölgenin önemli figürlerinden 'Amca' lakaplı Talabani'nin siyasi kariyeri, ABD'nin Irak'ı işgali sonrası zirveye ulaşmıştı.
Irak Devlet Televizyonu, Irak'ın eski cumhurbaşkanı ve KYB Genel Sekreteri Celal Talabani’nin yaşamını yitirdiğini duyurdu.
Celal Talabani 2012 sonunda geçirdiği beyin kanaması nedeniyle kısmen felç olmuştu. Bir buçuk yıl Almanya’da tedavi gördükten sonra, 2014 Temmuz’unda IKBY'ye dönmüştü. Talabani, geçtiğimiz ay tedavi olmak üzere tekrar Almanya'ya gitmişti. Kürt siyasi hareketinin önemli figürlerinden 'Amca' lakaplı Talabani'nin ABD'nın Irak'ı işgali sonrası zirveye ulaşan siyasi kariyeri, rahatsızlığı nedeniyle sona ermişti.
CELAL TALABANİ KİMDİR?
Irak siyasi tarihinin ve bölgede yaşayan Kürtlerin en önemli siyasi figürlerinden biri olan Celal Talabani 1933 yılında Kuzey Irak’ın Kelkan şehrinde doğdu. Lise eğitimini Erbil ve Kerkük’te tamamlayan Talabani’nin siyasete katılışı 1950’li yılların başlarında gerçekleşti. Talabani bu dönemde, Kürdistan Demokrasi Partisi’ne (KDP) bağlı Öğrenci Birliği’nin kurucusu üyesi ve başkanı oldu. 1950’li yılların sonlarına doğru, Kürt hareketinin önemli isimlerinden Mustafa Barzani tarafından hukuk öğrenimi görmesi için Suriye’ye gönderildi. 1961 yılında Irak’ta Abdülkerim Kasım hükümetine karşı gerçekleşen Kürt isyanına katılan Talabani, Şubat 1963'te Kasım’ın darbeyle devrilmesinin ardından ülkenin yeni lideri olan Abdüsselam Arif’le müzakereleri yönetecek Kürt delegasyonunun başına getirildi.
KDP İLE FİKİR AYRILIKLARI
Talabani ile KDP’nin başkanı olan Mustafa Barzani arasındaki fikir ayrılıkları 1975 yılına gelindiğinde en üst seviyeye ulaştı. Bunun üzerine Talabani, ilerleyen dönemde kayınpederi olacak İbrahim Ahmed’in önderliğinde kurulan bir gruba katıldı. Aynı yıl kendisi gibi düşünenlerle birlikte Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni (KYB) kurdu. Talabani, KYB’nin sosyalist bir parti olacağını, KDP’nin yürüdüğü aşiret çizgisinden uzak olacağını söyledi. KYB, 1976 yılında Bağdat hükümetine karşı silahlı mücadeleye başladı. 1988 yılında Irak hükümetinin Kürtlere karşı kimyasal silah kullanmasıyla KYB ağır bir yenilgi aldı. Barzani ve KDP’ye Türkiye sahip çıkarken, Talabani İran’a sığınmak durumunda kaldı. Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi ve bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak’a müdahelesi ile başlayan Körfez Savaşı’nın 1991 yılında patlak vermesiyle, Talabani’nin siyasi kariyeri farklı bir boyuta taşındı. Irak’a müdahale eden Batılı kuvvetlerin kuzeyde güvenli bölgeler kurmasıyla KDP ve KYB arasındaki buzlar kısmen eridi ve 1992 yılında Irak Kürt Özerk Bölgesi kuruldu. Ancak taraflar arasındaki uzlaşma ortamı fazla uzun sürmedi ve 1994 yılında iki ayrı güç arasında çatışmalar başladı. ABD’nin yoğun girişimleriyle Talabani ve Mesut Barzani 1998 yılında Washington’da bir barış anlaşması imzaladı. Talabani, ABD ve İngiltere önderliğinde oluşturulmuş Çokuluslu Koalisyon Kuvvetlerinin bir askeri harekâtla Irak'a girmesiyle başlayan süreçte ABD’ye en yoğun desteği veren Kürt politikacılardan biri oldu.
ABD İŞGALİNE DESTEK
ABD’nin, 2003 yılında bir kez daha Irak'a müdahalesinde ve idam edilen eski Irak lideri Saddam Hüseyin’i devirmesinde Talabani ve diğer tüm Kürt unsurların büyük katkısı oldu. Talabani, 2003 yılında yakalanan Saddam’ın yargılandığı süreçte, Irak’ın yeni anayasası ve yapılanma sürecini hazırlayan Irak Yönetim Konseyi’nin üyelerinden biri oldu. Söz konusu konsey yeni anayasa çalışmalarını 2004 yılına kadar yürüttü. Talabani, 6 Nisan 2005 tarihinde Irak Ulusal Meclisi tarafından cumhurbaşkanı seçildi. 22 Nisan 2006 tarihinde ise, yeni anayasa altında oluşturulan Irak meclisinin seçtiği ilk cumhurbaşkanı oldu ve görevinin ikinci dönemi başladı. 11 Kasım 2010’da Irak meclisi tarafından yeniden cumhurbaşkanı seçilen Talabani, bu görevini halen sürdürüyor.
BEYİN KANAMASI VE ALMANYA'DA TEDAVİ
Mart 2012’de Amerika’dayken beyin kanaması teşhisiyle hastaneye kaldırılan Talabani, oradan Almanya’daki bir hastaneye sevk edilmiş, iyileşmesinin ardından Süleymaniye’ye geri dönmüştü. Irak’ta 2012 yılı sonlarında Kürt Özerk Bölgesi ve Bağdat’taki merkezi yönetim arasında çıkan sorunları çözmek için yoğun çaba gösteren Cumhurbaşkanı Talabani, 18 Aralık 2012’de IKBY Lideri Mesud Barzani ile görüşmek üzere Bağdat’tayken bir beyin kanaması daha geçirdi. Talabani’nin, Irak Kürt Özel Bölgesi Washington’daki temsilcisi olan oğlu Kubat Talabani, beyin kanamasının ardından babasının hasta yatağından kalkarak Bağdat’a gittiğini, son gelişmelerin kendisini çok yorduğunu söyledi. 20 Aralık 2012’de Almanya’nın başkenti Berlin’de bir hastaneye sevkedilen Talabani, yoğun bir vizyoterapi tedavisinden geçti. 

8 Eylül 2017 Cuma

SON DAKİKA: İNGİLİZ JOSEPH ROBİNSON “ÖĞRENİNCE YPG’DEN AYRILDIM”

İNGİLİZ JOSEPH ROBİNSON: “ÖĞRENİNCE YPG’DEN AYRILDIM”
Aydın'da terör örgütü PKK/PYD soruşturması kapsamında tutuklanan İngiliz Joseph Robinson hakkında "Silahlı terör örgütüne üye olmak", adli kontrol şartıyla serbest bırakılan kız arkadaşı Mira hakkında ise "Silahlı terör örgütü propagandası yapmak" suçlarından dava açıldı. [Aydın (AA) - Ferdi Uzun]
Aydın'ın Didim ilçesinde terör örgütü PKK/PYD'ye yönelik 27 Temmuz'da  düzenlenen operasyon kapsamında tutuklanan İngiliz Robinson ile kız arkadaşlı  Mira hakkında yürütülen soruşturma tamamlandı.
Cumhuriyet savcısı, hazırladığı iddianamede, İngiliz vatandaşı Joseph  Robinson hakkında "silahlı terör örgütüne üye olmak" suçundan 5 yıldan 10 yıla,  Mira A. hakkında da "terör örgütü propagandası yapmak" suçlamasıyla 3 yıldan 5  yıla kadar hapis cezası talep etti.
Aydın 3. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen 7 sayfalık iddianamede,  sanıkların, sosyal medya hesaplarından KCK/PKK/PYD/YPG silahlı terör örgütünün  propagandasını yaptıklarının tespit edildiği belirtildi. İddianamede, tutuklu sanık Robinson'un, cep telefonundaki tespitler,  sosyal medya paylaşımları ile savunmasında YPG terör örgütüne katıldığına,  silahlı eğitim aldığına yönelik beyanları değerlendirildiğinde PKK'nın parçası  olan YPG adlı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin anlaşıldığı  aktarıldı.
Mira A'nın sosyal medya hesaplarında da terör örgütü PKK/KCK'nın  parçası YPG'nin propagandasını içerir fotoğraf ve paylaşımlarda bulunduğu  belirtilen iddianamede, sanığın, terör örgütü propagandasını yapma suçunu  işlediği kaydedildi. İddianamede, tutuklu sanık Robinson ve kız arkadaşı Mira A'nın  polisteki savunmasına da yer verildi.
YÜZÜK GÖSTERİP OTELE GİRMİŞ
Polisteki ifadesinde, Türkiye'ye kız arkadaşının ailesini görmek ve  tatil amacıyla geldiğini belirten sanık Robinson, şunları kaydetti: "İngiliz ordusundan 2014'te ayrıldım. Sosyal medya üzerinden YPG üyesi  Hozan K. adlı şahısla tanıştım. 7 Temmuz 2015'te yalnız başıma uçakla  Süleymaniye'ye gittim. Hozan K'nin tarifi üzerine taksiye bindim ve bir yüzük  göstererek otele girtim. Burada Hozan K. ile buluştum. Yaklaşık 3 hafta kadar YPG  saflarında Sarin, Ayn el Arap bölgelerinde bulundum.
KALAŞNİKOF, BİKSİ SİLAHLARININ EĞİTİMİNİ ALDIM.
YPG'nin de tıpkı PKK gibi aynı amaca hizmet ettiğini öğrenince YPG'den  ayrıldım. YPG'nin de PKK gibi terör örgütü olduğunu Suriye'de bulunduğum süre  zarfında anladım. Daha sonra YPG'den ayrılıp Irak bölgesine geçerek peşmergeye  katıldım." Robinson, sosyal medya hesabından paylaştığı fotoğrafların ise Batılı  ülkelerden YPG içerisinde faaliyet gösterirken ölen ya da kaybolan örgüt  mensuplarına ait olduğunu öne sürdü. Robinson'un kız arkadaşı Mira ise Robinson ile 20 ay önce sosyal  medya üzerinden tanıştığını, terör örgütü propagandası yaptığı yönündeki suçlamaları kabul etmediğini söyledi.

29 Ağustos 2017 Salı

GÜNÜN HABERİ "ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?" (Araştırma, Haber.Makale)

ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?
Araştırma, Haber Makale
Bütün dünya ve özellikle Müslümanlık iddiasında olan (sözde) İslâm ülkelerinin ve Müslüman halkın gözü önünde; Uzun yıllardır devam eden Arakan’daki Müslüman soykırım ve katliamı ile ilgili bilinmeyen bir çok yönü aydınlatacak olan bir makaleyi siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.  Echo Of Jihad dergisi kaynaklı makalede Budist rahiplerin ve Burma hükümetinin zulmünü bir kez daha gözler önüne seriliyor. İşte o makale; 
Arakan’da Katliam Nasıl Başladı?
Rohingya’da müslüman azınlığa karşı başlatılan soykırım, Budist Rahiplerin 3 müslüman gencin üzerine attıkları iftiranın alevlenmesi ile başladı. 
Öncelikle 3 kişilik bir Budist Rahip grubu, 26 yaşındaki Burmalı bir kadına tecavüz edip ardından onu öldürdüler. Kadına tecavüz eden 3 kişiden birisi, kendisinin erkek arkadaşıydı ve kısa süre önce kadın tarafından terkedilmişti. Fakat aynı kadına tekrar geri dönmek istemesine rağmen, kadın tarafından reddedildi. Bunun ardından aynı kadın kendisine farklı bir erkek arkadaşı buldu. Bu durumu kaldıramayan eski erkek arkadaşı, yanına 2 kişiyi de alarak önce kadına tecavüz etti ve daha sonra da onu öldürdüler.
Katil Budist Rahipler, öldürdükleri kadının cesedini, bölgede bulunan bir müslüman köyünün yakınlarına bırakıp kaçtılar. Cesedin bulunmasının ardından yetkili Budist Rahipleri ve Burma Hükümet yetkilileri kadının başına gelen hadiselerden ötürü müslümanları sorumlu tuttular. Neticede 3 tane masum müslüman genç tutuklandılar. Tutuklanan gençlerden bir tanesi dövülerek öldürüldü. Diğer ikisi de mahkeme tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Böylece hükümet, bir iftira vasıtası ile tüm dünyanın gözü önünde müslümanlara karşı bir soykırımın ilk tohumlarını atmış oldu...
Bu hadiseyi takip eden aylarda, bir çok radikal rahip, Burma içerisinde ve dışarısında Rohingyalılara karşı bir anti-propoganda başlattılar. Burmalılara karşı kullandı slogan şöyleydi ; “Rohingya Burmanın bir vilayeti değildir. Onlar Bangladeşten gelen illegal göçmenlerdir”...
Anti-Rohingya Propogandalarından bir kare...
Daha sonra bu gösteriler, bir takım hükümet yetkililerinin katılımı ve desteği ile amacından saptırılarak çizgiden çıkmıştır. 
Soykırım nasıl başladı ?
3 Haziran 2012 – Arakan şehri güneyinde bulunan Toungup şehir merkezinde, 8 Müslüman hacı ve yanlarında bulunan 2 otobüs muavini ve bir kadın, Budist Rahipler tarafından alçakça, hunharca ve öldürüldüler. 5 kişi ise tesadüfen kaçarak, zorlukla canlarını kurtarabildi. Hadise olduğu sırada öldürülen hacılar Thandwe’deki Thetsa mescidindeki bir dini merasimden ( islami/ilmi bir toplantı ya da münazara ) dönüyorlardı. 
Öldürülen müslüman hacıların cesetleri...
Hacıları taşıyan otobüs, dönüş yolundayken terörist Budist rahipler tarafından durduruldu. Durdurulan otobüsün plakası 7(Ga)7868’dir. Rahiplerden birisi kapıya gelerek “Hepiniz inin aşağıya” diye seslendi. Otobüs şöförü ve muavin müdahale etmek istediler, otobüste herhangi yabancı birisinin olmadığını söylediler. Buna rağmen budist rahipler ilk olarak onları dövmeye başladılar. Daha sonra otobüsün içine dalan Budistler müslüman hacıları hunharca döverek zorla, cebir ve şiddetle otobüsten dışarı çıkardılar. Sayıları 300’ü bulan cinnet getirmiş cani Budistler, Müslüman hacıları yolun ortasına alarak ölünceye kadar vahşice, kancıkça ve kalleşçe dövdüler. Buna rağmen ne bir polis, ne bir asker, ne de bir hükümet yetkilisi olaya müdahale etmedi. Ne olay sırasında ne de olay bittikten sonra...
Otobüs baskını sonrasında hunharca dövülerek alçakça öldürülen,  canice katledilen Müslüman hacılar...
Dövülerek hayatlarını kaybeden 8 hacının kimlikleri şu şekildedir;
Muhammed Sharif - Taung Twin Gyi şehrinden
Muhammed Hanif - Taung Twin Gyi şehrinden
Shafield Bai - Taung Twin Gyi şehrinden
Aslam Bai - Taung Twin Gyi şehrinden
Balai Bai - Taung Twin Gyi şehrinden
Shuaib - Taung Twin Gyi şehrinden
Salim Bai – Myaung Mya şehrinden
Lukman Bai – Myaung Mya şehrinden
Ve bunlarla birlikte otobüste görevli olan bir karı-koca çift dövülerek öldürüldüler.
Diğer 5 müslüman hacı bu katliamdan kaçarak kurtulmayı başardılar. Rahipler kazandıkları bu zaferi ( ?) yola attıkları cesetlerin üzerlerine tuvaletlerini yaparak ve içtikleri şaraplarından dökerek kutladılar. Buna rağmen hiçkimse tutuklanmadı ve bu katillere karşı herhangi resmi bir soruşturma dahi açılmadı. Cesetler aynı günün akşamında Thandwe de toprağa verildiler.
Hacıların cesetleri cenaze için götürülürken...
Bu elim hadisenin ardından ise, Burma hükümetinin verdiği destekle ve iç güvenliği tehdit ettikleri gerekçesi ile rahipler tarafından müslümanların köyleri baskına uğramaya ve yakılmaya başlandı...
Budist rahipler Burma güvenlik güçleri ile beraber gece vakti bir müslüman köyü yakıyorlar...
Rahipler müslümanların evlerini yakarken, güvenlik güçleri rahiplerin emniyetini sağlamakla görevlendirilmişlerdi.
Bir Burmalı güvenlik görevlisi gündüz vakti müslüman köyü yaktıktan sonra böyle resmedildi.
Bir güvenlik görevlisi alevlerden kaçan müslümanlara ateş ederken...
Çıkan bu hadiselerde güvenlik güçleri ve Rahipler güruhu, Razak, Lalu ve Syed Ahmet köylerindeki evleri yaktılar. Müslümanların ticarethaneleri ve 150,000,000 Kyatlık ticari malları yakıldı. Sawmawna köyündeki bir cami ateşe verildi. 200 Rohingyalı evsiz kaldı.
Tarihler 9 haziranı gösterdiğinde 100’ün üzerinde Rohingyalı müslüman hayatını kaybetmiş, 500ün üzerinde müslüman ise evsiz kalmışlardı.
Bunca zulümün ardından Müslüman halk, Bangladeş devletinin kendilerine bu zor zamanda yardım edeceğini düşünerek onların kapısını çalmak istediler. Zira halk, polis, güvenlik güçleri ve rahipler tarafından her gün katliama uğratılıyordu.
Müslümanlar kaçarak geldikleri Bangladeş ülkesinden barınak talep ederken...
Bangladeşte karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıkları tekrar zorla denize itiliyor...
Lakin bunca beklentiye rağmen Tağut Bangladeş hükümeti Arakanlı müslümanların ülkelerine girmelerine izin vermediler. Şayet halk içinden herhangi bir kişi Arakanlılara ensarlık yapıp ev verirse, derhal tutuklamaya ve muhacirleri de sınır dışı etmeye başladılar.
Bangladeş askerleri ülkeye girmek için Burmadan kaçan müslümanların kayıklarını ararken...
Bangladeş askerleri karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıklarını tekrar denize itiyor...
Arakanda tutuklanan bir müslümanın akibetinden, herhangi bir akrabasının haber alması mümkün değildir. 
Yukarıda anlattığımız hadiselerin yaşandığı 8 haziran ve 19 haziran tarihleri arasında 60 müslüman kadın Hükümet güvenlik güçleri, polisler ve Budist rahipler tarafından tecavüze uğradılar. Paungzarr köyünden bir kişinin anlattıkları şu şekilde: “Köylere giren güvenlik yetkilileri, köyün erkekleri tek bir meydana toplayarak onlarla gelecekteki durumları hakkında bir toplantı yapacaklarını söylediler. Evlerden çıkıp köyün dışında bir meydanda toplanan erkekler, orada bir grup tarafından oyalanırken diğer bir grup polis ve rahip köye girerek onlarca kadına tecavüz ettiler."
Günümüzde Arakanlı müslümanları koruyan hiç bir kuvvet yoktur. Maruz kaldıkları onca zulüm, tecavüz ve evlerinden çıkarılmaya karşı hiç bir koruyucuları bulunmamaktadır. Buna rağmen Burma hükümeti tarafından, Rahiplerin ölcülük ettiği bu katliamı meşrulaştıran bir çok kanun tasarısı devamlı olarak kabul edilip yürütmeye konmaktadır. Hükümet destekli bu sistematik soykırım faaliyeti günden güne hıncını ve hırsını arttırarak devam etmektedir. 
***
(Murad Gündoğan/@mur_gundogan tarafından 2016 yılında ISLAH HABER için tercüme edilmiştir. Kaynak : Echo of Jihad Magazine & ISLAHHABER  HABER MERKEZİ) 

18 Ağustos 2017 Cuma

ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘küre’ ve ‘kılıç danslı’ fotoğraflarıyla hafızalara kazınan Suudi Arabistan ziyaretinin ayrıntıları ortaya çıkmaya devam ediyor.

ŞOK HABER: MÜTHİŞ İDDİA!...
ABD'DEN SUUDİLERE TEKLİF: TÜRKİYE'Yİ DENKLEMDEN ÇIKARALIM
ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘küre’ ve ‘kılıç danslı’ fotoğraflarıyla hafızalara kazınan Suudi Arabistan ziyaretinin ayrıntıları ortaya çıkmaya devam ediyor. Yeni Şafak Gazetesi'nden Yılmaz Bilgen'in haberine göre Riyad’daki masada, Türkiye’nin Suriye denkleminden tamamen çıkarılması gerektiği konuşuldu.
ABD heyetinin “Suriyeli muhaliflerle Türkiye’nin tüm ilişkileri kesilmeli. Bu konuda insiyatif yeniden şekillenmeli” dediği ileri sürüldü. Ayrıca merkezi İstanbul’da bulunan Suriye Muhalif Devrimciler Güçler Koalisyonu (SMDK) ile Gaziantep’te faaliyet yürüten Suriye Geçici Hükümeti’nin Türkiye dışına çıkarılmasının da aynı görüşmelerde konuşulan konular arasında yeraldığı iddia edildi.
İddiaya göre, yeni karar ve yönetim merkezinin Riyad olmasının kararlaştırıldığı toplantıda, silah ve lojistik destek konusunda Ürdün ve Mısır’ın daha etkin kullanımı da karara bağlandı. Trump yönetiminin Suudi Arabistan’ın yeni süreçte ‘lider’ rolü üstlenmesini istediği, Suudi yetkililerin ise ABD’den İran’ın Tahran-Bağdat-Şam-Beyrut Şii koridorunun engellenmesi konusunda desteğini istediği öne sürüldü. Riyad yönetiminin ayrıca İran’ın Yemen ve Bahreyn konusunda devam eden tutumu karşısında ABD’den daha etkin destek istediği de iddialar arasında yer aldı.

15 Ağustos 2017 Salı

DARISI "ÖNCE BİZİM" SONRA DA "BÜTÜN İNSANLIK ÂLEMİ VE MEDENİ MİLLETLERİN" BAŞINA OLSUN

MUNDAR PİSLİK, İĞRENÇ TECAVÜZCÜNÜN SONU!
ELLERİNİ ARKADAN BAĞLAYIP “LÂNETLER OKUYARAK” İDAM ETTİLER
Yemen'in başkenti Sana'da 5 yaşındaki bir kız çocuğuna hiç acımadan, kudurmuş köpek domuzları gibi hayvan altı bir mahluk şeameti ile alçakça ve kancıkça tecavüz eden kâfirden bir melanet yakalanarak Tahrir Meydanı'nın ortasında “tam da olması gerektiği gibi” lâyık olduğu şekilde asılarak idam ve infaz edildi.. Melânet mahlûkun infazı ve yeryüzünün iğrenç bir pislikten temizlenmesi işi bir vinçle gerçekleştirildi.
Yemen'de 22 yaşındaki Hüseyin El-Sakit 5 yaşındaki masum ve müsemma bir kız çocuğuna alçakça tecavüz edip, öldürmek suçundan “hakiki bir mahkeme, geçek bir yargıç ve evrensel hukukun insani yasaları tarafından öngörüldüğü biçimde” idama mahkûm edildi.
Kâfirin infazı başkent Sana'nın en kalabalık noktası olan Tahrir Meydanı'nda “halka ve bütün dünyaya ibret olsun diye” bir vincin ucuna asılarak gerçekleşti. Pis, necis ve iğrenç tecavüzcü vincin ucuna elleri arkadan bağlı bir şekilde asılarak yavaş yavaş yerle bağlantısı kesildi. 
Lânetli yarattık acı çeke çeke can verdi. Reuters haber ajansı tarafında  paylaşılan infaz anlarında pislik domuzunun önce yaralı hali, ardından infaz sonrası cansız kirli ve irinli bedeni görüntülendi. (Kaynak: Reuters Haber Ajansı)