LÜTFEN!.. "GÜNÜMÜZLE" KARŞILAŞTIRIN VE YORUMLAYIN...
Ulusal Haber & Ulusal Ajans: Son Dakika, Güncel Haber, Havadis, Araştırma, İnceleme, Yorum, Analiz,
Son Dakika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Son Dakika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Kasım 2017 Pazartesi
İTHAL ET REZİLLİĞİ "Türkiye 2002 yılında Gıda-Tarım ve Ziraat Ürünleri Yönünden Kendi Kendine Yeten "100'e Yakın" Ülkeden Bir Ülke İdi, ya şimdi!.. " VE İKİ ÖNEMLİ BELGE - (YORUMSUZ)
18 Ekim 2017 Çarşamba
Dost ve Kardeş AZERBAYCAN Türklerinin "BAĞIMSIZLIK GÜNÜ" Hayırlı ve Kutlu Olsun.
Dileriz ki; Dost ve Kardeş Azerbaycan gerçek anlamda Özgür, Hakim, Hükümran; Laik ve Demokrat bir Hukuk Devleti olsun. Adalet Ahlâkı, Eşitlik ve Hukuk çerçevesinde Ebed-Müddet yaşasın.
3 Ekim 2017 Salı
Uzun süredir tedavi gören Irak'ın eski cumhurbaşkanı Celal Talabani, 84 yaşında vefat etti.
SON DAKİKA...
Uzun süredir
tedavi gören Irak'ın eski cumhurbaşkanı Celal Talabani, 84 yaşında vefat etti.
Bölgenin önemli figürlerinden 'Amca' lakaplı Talabani'nin siyasi kariyeri,
ABD'nin Irak'ı işgali sonrası zirveye ulaşmıştı.
Irak Devlet Televizyonu, Irak'ın
eski cumhurbaşkanı ve KYB Genel Sekreteri Celal Talabani’nin yaşamını
yitirdiğini duyurdu.
Celal Talabani
2012 sonunda geçirdiği beyin kanaması nedeniyle kısmen felç
olmuştu. Bir buçuk yıl Almanya’da tedavi gördükten sonra, 2014 Temmuz’unda
IKBY'ye dönmüştü. Talabani, geçtiğimiz ay tedavi olmak üzere tekrar Almanya'ya
gitmişti. Kürt siyasi hareketinin önemli figürlerinden 'Amca' lakaplı
Talabani'nin ABD'nın Irak'ı işgali sonrası zirveye ulaşan siyasi kariyeri,
rahatsızlığı nedeniyle sona ermişti.
CELAL TALABANİ KİMDİR?
Irak siyasi
tarihinin ve bölgede yaşayan Kürtlerin en önemli siyasi figürlerinden biri olan
Celal Talabani 1933 yılında Kuzey Irak’ın Kelkan şehrinde doğdu. Lise eğitimini
Erbil ve Kerkük’te tamamlayan Talabani’nin siyasete katılışı 1950’li yılların
başlarında gerçekleşti. Talabani bu
dönemde, Kürdistan Demokrasi Partisi’ne (KDP) bağlı Öğrenci Birliği’nin
kurucusu üyesi ve başkanı oldu. 1950’li yılların sonlarına doğru, Kürt
hareketinin önemli isimlerinden Mustafa Barzani tarafından hukuk öğrenimi
görmesi için Suriye’ye gönderildi. 1961 yılında Irak’ta Abdülkerim Kasım hükümetine karşı gerçekleşen Kürt
isyanına katılan Talabani, Şubat 1963'te Kasım’ın darbeyle devrilmesinin
ardından ülkenin yeni lideri olan Abdüsselam Arif’le müzakereleri yönetecek
Kürt delegasyonunun başına getirildi.
KDP İLE FİKİR AYRILIKLARI
Talabani ile
KDP’nin başkanı olan Mustafa Barzani arasındaki fikir ayrılıkları 1975 yılına
gelindiğinde en üst seviyeye ulaştı. Bunun üzerine Talabani, ilerleyen dönemde
kayınpederi olacak İbrahim Ahmed’in önderliğinde kurulan bir gruba katıldı. Aynı
yıl kendisi gibi düşünenlerle birlikte Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni (KYB)
kurdu. Talabani, KYB’nin sosyalist bir parti olacağını, KDP’nin yürüdüğü aşiret
çizgisinden uzak olacağını söyledi. KYB, 1976 yılında Bağdat hükümetine karşı
silahlı mücadeleye başladı. 1988 yılında Irak hükümetinin Kürtlere karşı
kimyasal silah kullanmasıyla KYB ağır bir yenilgi aldı. Barzani ve KDP’ye
Türkiye sahip çıkarken, Talabani İran’a sığınmak durumunda kaldı. Irak’ın
Kuveyt’i işgal etmesi ve bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak’a
müdahelesi ile başlayan Körfez Savaşı’nın 1991 yılında patlak vermesiyle,
Talabani’nin siyasi kariyeri farklı bir boyuta taşındı. Irak’a müdahale
eden Batılı kuvvetlerin kuzeyde güvenli bölgeler kurmasıyla KDP ve KYB
arasındaki buzlar kısmen eridi ve 1992 yılında Irak Kürt Özerk Bölgesi kuruldu.
Ancak taraflar arasındaki uzlaşma ortamı fazla uzun sürmedi ve 1994 yılında iki
ayrı güç arasında çatışmalar başladı. ABD’nin yoğun girişimleriyle Talabani
ve Mesut Barzani 1998 yılında Washington’da bir barış anlaşması
imzaladı. Talabani, ABD ve İngiltere önderliğinde oluşturulmuş Çokuluslu
Koalisyon Kuvvetlerinin bir askeri harekâtla Irak'a girmesiyle başlayan süreçte
ABD’ye en yoğun desteği veren Kürt politikacılardan biri oldu.
ABD İŞGALİNE DESTEK
ABD’nin, 2003
yılında bir kez daha Irak'a müdahalesinde ve idam edilen eski Irak lideri
Saddam Hüseyin’i devirmesinde Talabani ve diğer tüm Kürt unsurların büyük
katkısı oldu. Talabani, 2003
yılında yakalanan Saddam’ın yargılandığı süreçte, Irak’ın yeni anayasası
ve yapılanma sürecini hazırlayan Irak Yönetim Konseyi’nin üyelerinden
biri oldu. Söz konusu konsey yeni anayasa çalışmalarını 2004 yılına kadar
yürüttü. Talabani, 6 Nisan 2005 tarihinde Irak Ulusal Meclisi tarafından
cumhurbaşkanı seçildi. 22 Nisan 2006 tarihinde ise, yeni anayasa altında
oluşturulan Irak meclisinin seçtiği ilk cumhurbaşkanı oldu ve görevinin ikinci
dönemi başladı. 11 Kasım 2010’da Irak meclisi tarafından yeniden cumhurbaşkanı
seçilen Talabani, bu görevini halen sürdürüyor.
BEYİN KANAMASI VE ALMANYA'DA TEDAVİ
Mart 2012’de
Amerika’dayken beyin kanaması teşhisiyle hastaneye kaldırılan Talabani, oradan
Almanya’daki bir hastaneye sevk edilmiş, iyileşmesinin ardından Süleymaniye’ye
geri dönmüştü. Irak’ta 2012 yılı sonlarında Kürt Özerk Bölgesi ve Bağdat’taki
merkezi yönetim arasında çıkan sorunları çözmek için yoğun çaba
gösteren Cumhurbaşkanı Talabani, 18 Aralık 2012’de IKBY Lideri Mesud Barzani
ile görüşmek üzere Bağdat’tayken bir beyin kanaması daha geçirdi. Talabani’nin,
Irak Kürt Özel Bölgesi Washington’daki temsilcisi olan oğlu Kubat Talabani,
beyin kanamasının ardından babasının hasta yatağından kalkarak Bağdat’a
gittiğini, son gelişmelerin kendisini çok yorduğunu söyledi. 20 Aralık 2012’de
Almanya’nın başkenti Berlin’de bir hastaneye sevkedilen Talabani, yoğun bir
vizyoterapi tedavisinden geçti.
29 Ağustos 2017 Salı
GÜNÜN HABERİ "ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?" (Araştırma, Haber.Makale)
ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?
Araştırma, Haber Makale
Bütün dünya ve özellikle Müslümanlık iddiasında olan (sözde) İslâm ülkelerinin ve Müslüman halkın gözü önünde; Uzun yıllardır
devam eden Arakan’daki Müslüman soykırım ve katliamı ile ilgili bilinmeyen bir çok yönü
aydınlatacak olan bir makaleyi siz okuyucularımızla paylaşıyoruz. Echo Of Jihad dergisi kaynaklı makalede Budist rahiplerin ve Burma hükümetinin
zulmünü bir kez daha gözler önüne seriliyor. İşte o makale;
Arakan’da
Katliam Nasıl Başladı?
Rohingya’da
müslüman azınlığa karşı başlatılan soykırım, Budist Rahiplerin 3 müslüman
gencin üzerine attıkları iftiranın alevlenmesi ile başladı.
Öncelikle 3
kişilik bir Budist Rahip grubu, 26 yaşındaki Burmalı bir kadına tecavüz edip
ardından onu öldürdüler. Kadına tecavüz eden 3 kişiden birisi, kendisinin erkek
arkadaşıydı ve kısa süre önce kadın tarafından terkedilmişti. Fakat aynı kadına
tekrar geri dönmek istemesine rağmen, kadın tarafından reddedildi. Bunun
ardından aynı kadın kendisine farklı bir erkek arkadaşı buldu. Bu durumu
kaldıramayan eski erkek arkadaşı, yanına 2 kişiyi de alarak önce kadına tecavüz
etti ve daha sonra da onu öldürdüler.
Katil Budist
Rahipler, öldürdükleri kadının cesedini, bölgede bulunan bir müslüman köyünün
yakınlarına bırakıp kaçtılar. Cesedin bulunmasının ardından yetkili Budist
Rahipleri ve Burma Hükümet yetkilileri kadının başına gelen hadiselerden ötürü
müslümanları sorumlu tuttular. Neticede 3 tane masum müslüman genç
tutuklandılar. Tutuklanan gençlerden bir tanesi dövülerek öldürüldü. Diğer
ikisi de mahkeme tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Böylece hükümet, bir
iftira vasıtası ile tüm dünyanın gözü önünde müslümanlara karşı bir soykırımın
ilk tohumlarını atmış oldu...
Bu hadiseyi
takip eden aylarda, bir çok radikal rahip, Burma içerisinde ve dışarısında
Rohingyalılara karşı bir anti-propoganda başlattılar. Burmalılara karşı
kullandı slogan şöyleydi ; “Rohingya Burmanın bir vilayeti değildir. Onlar
Bangladeşten gelen illegal göçmenlerdir”...
Anti-Rohingya Propogandalarından
bir kare...
Daha sonra bu
gösteriler, bir takım hükümet yetkililerinin katılımı ve desteği ile amacından
saptırılarak çizgiden çıkmıştır.
Soykırım nasıl
başladı ?
3 Haziran 2012 –
Arakan şehri güneyinde bulunan Toungup şehir merkezinde, 8 Müslüman hacı ve
yanlarında bulunan 2 otobüs muavini ve bir kadın, Budist Rahipler tarafından alçakça, hunharca ve öldürüldüler. 5 kişi ise tesadüfen kaçarak, zorlukla canlarını kurtarabildi. Hadise olduğu sırada
öldürülen hacılar Thandwe’deki Thetsa mescidindeki bir dini merasimden ( islami/ilmi
bir toplantı ya da münazara ) dönüyorlardı.
Hacıları taşıyan
otobüs, dönüş yolundayken terörist Budist rahipler tarafından durduruldu.
Durdurulan otobüsün plakası 7(Ga)7868’dir. Rahiplerden birisi kapıya gelerek
“Hepiniz inin aşağıya” diye seslendi. Otobüs şöförü ve muavin müdahale etmek
istediler, otobüste herhangi yabancı birisinin olmadığını söylediler. Buna
rağmen budist rahipler ilk olarak onları dövmeye başladılar. Daha sonra
otobüsün içine dalan Budistler müslüman hacıları hunharca döverek zorla, cebir ve şiddetle otobüsten dışarı
çıkardılar. Sayıları 300’ü bulan cinnet getirmiş cani Budistler, Müslüman hacıları yolun ortasına
alarak ölünceye kadar vahşice, kancıkça ve kalleşçe dövdüler. Buna rağmen ne bir polis, ne bir asker, ne de bir hükümet
yetkilisi olaya müdahale etmedi. Ne olay sırasında ne de olay bittikten
sonra...
Otobüs baskını
sonrasında hunharca dövülerek alçakça öldürülen, canice katledilen Müslüman hacılar...
Dövülerek
hayatlarını kaybeden 8 hacının kimlikleri şu şekildedir;
Muhammed Sharif
- Taung Twin Gyi şehrinden
Muhammed Hanif -
Taung Twin Gyi şehrinden
Shafield Bai -
Taung Twin Gyi şehrinden
Aslam Bai -
Taung Twin Gyi şehrinden
Balai Bai -
Taung Twin Gyi şehrinden
Shuaib - Taung
Twin Gyi şehrinden
Salim Bai –
Myaung Mya şehrinden
Lukman Bai –
Myaung Mya şehrinden
Ve bunlarla
birlikte otobüste görevli olan bir karı-koca çift dövülerek öldürüldüler.
Diğer 5 müslüman
hacı bu katliamdan kaçarak kurtulmayı başardılar. Rahipler kazandıkları bu
zaferi ( ?) yola attıkları cesetlerin üzerlerine tuvaletlerini yaparak ve
içtikleri şaraplarından dökerek kutladılar. Buna rağmen hiçkimse tutuklanmadı
ve bu katillere karşı herhangi resmi bir soruşturma dahi açılmadı. Cesetler
aynı günün akşamında Thandwe de toprağa verildiler.
Hacıların
cesetleri cenaze için götürülürken...
Bu elim
hadisenin ardından ise, Burma hükümetinin verdiği destekle ve iç güvenliği
tehdit ettikleri gerekçesi ile rahipler tarafından müslümanların köyleri
baskına uğramaya ve yakılmaya başlandı...
Budist rahipler
Burma güvenlik güçleri ile beraber gece vakti bir müslüman köyü yakıyorlar...
Rahipler
müslümanların evlerini yakarken, güvenlik güçleri rahiplerin emniyetini
sağlamakla görevlendirilmişlerdi.
Bir Burmalı
güvenlik görevlisi gündüz vakti müslüman köyü yaktıktan sonra böyle resmedildi.
Bir güvenlik
görevlisi alevlerden kaçan müslümanlara ateş ederken...
Çıkan bu
hadiselerde güvenlik güçleri ve Rahipler güruhu, Razak, Lalu ve Syed Ahmet
köylerindeki evleri yaktılar. Müslümanların ticarethaneleri ve 150,000,000
Kyatlık ticari malları yakıldı. Sawmawna köyündeki bir cami ateşe verildi. 200
Rohingyalı evsiz kaldı.
Tarihler 9
haziranı gösterdiğinde 100’ün üzerinde Rohingyalı müslüman hayatını kaybetmiş,
500ün üzerinde müslüman ise evsiz kalmışlardı.
Bunca zulümün
ardından Müslüman halk, Bangladeş devletinin kendilerine bu zor zamanda yardım
edeceğini düşünerek onların kapısını çalmak istediler. Zira halk, polis,
güvenlik güçleri ve rahipler tarafından her gün katliama uğratılıyordu.
Müslümanlar
kaçarak geldikleri Bangladeş ülkesinden barınak talep ederken...
Bangladeşte
karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıkları tekrar zorla denize itiliyor...
Lakin bunca
beklentiye rağmen Tağut Bangladeş hükümeti Arakanlı müslümanların ülkelerine
girmelerine izin vermediler. Şayet halk içinden herhangi bir kişi Arakanlılara
ensarlık yapıp ev verirse, derhal tutuklamaya ve muhacirleri de sınır dışı
etmeye başladılar.
Bangladeş
askerleri ülkeye girmek için Burmadan kaçan müslümanların kayıklarını
ararken...
Bangladeş
askerleri karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıklarını tekrar denize
itiyor...
Arakanda
tutuklanan bir müslümanın akibetinden, herhangi bir akrabasının haber alması
mümkün değildir.
Yukarıda
anlattığımız hadiselerin yaşandığı 8 haziran ve 19 haziran tarihleri arasında
60 müslüman kadın Hükümet güvenlik güçleri, polisler ve Budist rahipler
tarafından tecavüze uğradılar. Paungzarr köyünden bir kişinin anlattıkları şu
şekilde: “Köylere giren
güvenlik yetkilileri, köyün erkekleri tek bir meydana toplayarak onlarla
gelecekteki durumları hakkında bir toplantı yapacaklarını söylediler. Evlerden
çıkıp köyün dışında bir meydanda toplanan erkekler, orada bir grup tarafından
oyalanırken diğer bir grup polis ve rahip köye girerek onlarca kadına tecavüz
ettiler."
Günümüzde
Arakanlı müslümanları koruyan hiç bir kuvvet yoktur. Maruz kaldıkları onca
zulüm, tecavüz ve evlerinden çıkarılmaya karşı hiç bir koruyucuları
bulunmamaktadır. Buna rağmen Burma hükümeti tarafından, Rahiplerin ölcülük
ettiği bu katliamı meşrulaştıran bir çok kanun tasarısı devamlı olarak kabul
edilip yürütmeye konmaktadır. Hükümet destekli bu sistematik soykırım faaliyeti
günden güne hıncını ve hırsını arttırarak devam etmektedir.
***
(Murad Gündoğan/@mur_gundogan tarafından 2016 yılında ISLAH HABER için tercüme edilmiştir. Kaynak : Echo of
Jihad Magazine & ISLAHHABER HABER
MERKEZİ)
Etiketler:
Arakan,
Arakan haberleri,
Arakan Müslümanları,
Arakanda katliam nasıl başladı,
Birmanya,
Burma,
ISLAH HABER,
Myanmar,
Son Dakika,
Şok Haber,
ulusal ajans,
ulusal haber
18 Ağustos 2017 Cuma
ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘küre’ ve ‘kılıç danslı’ fotoğraflarıyla hafızalara kazınan Suudi Arabistan ziyaretinin ayrıntıları ortaya çıkmaya devam ediyor.
ŞOK HABER: MÜTHİŞ İDDİA!...
ABD Başkanı
Donald Trump’ın ‘küre’ ve ‘kılıç danslı’ fotoğraflarıyla hafızalara kazınan
Suudi Arabistan ziyaretinin ayrıntıları ortaya çıkmaya devam ediyor. Yeni Şafak
Gazetesi'nden Yılmaz Bilgen'in haberine göre Riyad’daki masada, Türkiye’nin
Suriye denkleminden tamamen çıkarılması gerektiği konuşuldu.
ABD heyetinin
“Suriyeli muhaliflerle Türkiye’nin tüm ilişkileri kesilmeli. Bu konuda
insiyatif yeniden şekillenmeli” dediği ileri sürüldü. Ayrıca merkezi
İstanbul’da bulunan Suriye Muhalif Devrimciler Güçler Koalisyonu (SMDK) ile
Gaziantep’te faaliyet yürüten Suriye Geçici Hükümeti’nin Türkiye dışına
çıkarılmasının da aynı görüşmelerde konuşulan konular arasında yeraldığı iddia
edildi.
İddiaya göre,
yeni karar ve yönetim merkezinin Riyad olmasının kararlaştırıldığı toplantıda,
silah ve lojistik destek konusunda Ürdün ve Mısır’ın daha etkin kullanımı da
karara bağlandı. Trump yönetiminin Suudi Arabistan’ın yeni süreçte ‘lider’ rolü
üstlenmesini istediği, Suudi yetkililerin ise ABD’den İran’ın Tahran-Bağdat-Şam-Beyrut
Şii koridorunun engellenmesi konusunda desteğini istediği öne sürüldü. Riyad
yönetiminin ayrıca İran’ın Yemen ve Bahreyn konusunda devam eden tutumu
karşısında ABD’den daha etkin destek istediği de iddialar arasında yer aldı.
14 Haziran 2017 Çarşamba
SON DAKİKA... CHP MİLLETVEKİLİ ENİS BERBEROĞLU TUTUKLANDI
CHP milletvekili
Enis Berberoğlu hakkında son dakika kararı..."MİT TIR'ları görüntülerinin
yayınlanması" davasında CHP İstanbul Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu 25
yıl hapis cezasına çarptırıldı ve hakkında tutuklama kararı verildi. Tutuklanan
Berberoğlu Maltepe Cezaevi'ne götürülecek. Karar sonrası CHP MYK, Genel Başkan
Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında olağanüstü toplandı. 'MİT TIR'ları
görüntülerinin yayınlanması" davasının 8. duruşması İstanbul 14. Ağır
Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya tutuksuz yargılanan CHP Milletvekili Enis
Berberoğlu ile gazeteci Erdem Gül katıldı. Yurtdışında olan Can Dündar ise
duruşmaya katılmadı. Son savunmaları alındıktan sonra mahkeme başkanı ara
verdi. Daha sonra ise mahkeme kararını açıkladı.
Mahkeme CHP
İstanbul milletvekili Enis Beberoğlu'nun "Devletin gizli kalması
gereken bilgilerini, siyasal ve askeri casusluk maksadiyla açıklamak"
suçunu işlediği gerekçesiyle önce "Müebbet hapis" cezasına
çarptırdı. Mahkeme "cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri
" gözönüne alarak cezada indirim takdirini kullandı. Cezayı 25 yıla
indirdi. Berberoğlu hakkında tutuklanma kararı da verdi.
BERBEROĞLU TUTUKLANDI
Mahkeme heyeti,
Berberoğlu'nun HTS kayıtları, Can Dündar'ın kitabında geçen beyanları
dolayısıyla işlediğinin sabit olduğu anlaşılan suç dolayısıyla hükmolunan
cezasının haddi itibarıyla, kaçacağı ve saklanacağı hususunda somut
emarelerin bulunması nedeniyle tutuklanmasına kararlaştırdı.Mahkeme
heyeti, sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezası
mahkumiyetinin sonucu olarak seçme, seçilme ve diğer siyasi haklarını
kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verdi. Hüküm açıklanırken çevik
kuvvet polisleri de duruşmada hazır bulundu. Kararın ardından Enis
Berberoğlu , polis tarafından tutuklama işlemlerinin yapılması için adliye
binasında bulunan polis merkezine götürüldü. Berberoğlu tutuklandı.
CAN DÜNDAR VE ERDEM GÜL'ÜN DOSYASI
AYRILDI
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, MİT tırlarının durdurulması olayına ilişkin eski Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar, gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül ve CHP Milletvekili Enis Berberoğlu'nun "silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan açılan dava dosyasının ayrılmasına karar verdi.
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, MİT tırlarının durdurulması olayına ilişkin eski Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar, gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül ve CHP Milletvekili Enis Berberoğlu'nun "silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan açılan dava dosyasının ayrılmasına karar verdi.
BERBEROĞLU'NDAN KARAR SONRASI İLK
AÇIKLAMA
Tutuklama kararı
sonrası Enis Berberoğlu, adliye koridorunda konuştu. Berberoğlu, "Olmadık
bir işten böyle bir mağduriyet yarattılar. Bunu yaratanlar utansın" dedi.
Berberoğlu, "Siz beni unutmayacaksınız, ben de sizi unutmayacağım" diye
konuştu.
CHP'DEN AÇIKLAMA GELDİ
CHP İstanbul
Milletvekili Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasına ilişkin ilk açıklama CHP Grup
Başkanvekili Engin Altay'dan geldi. Altay, "Bu karar muhalefete
gözdağı kararıdır. Bu mahkeme kararını milletimizin vicdanına havale ederken,
parti genel merkezimizde, CHP Meclis grubumuzda bütün üyelerle birlikte
direneceğimizi, demokrasiyi yaşatmak konusundaki kararlılığımızı da yüce milletimize taahhüt
ediyorum" dedi.
CHP YÖNETİMİ VE GRUBU OLAĞANÜSTÜ
TOPLANDI
CHP MYK,
İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun tutuklama kararının ardından
Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında olağanüstü toplandı. Toplantı,
parti genel merkezinde basına kapalı yapılıyor.Kılıçdaroğlu'nun toplantı
sonrası açıklama yapması bekleniyor. Öte yandan, kararın ardından CHP TBMM
Grubu da olağanüstü toplantıya çağrılmıştı. Bu toplantı da grup
başkanvekilleri başkanlığında Meclis'te gerçekleştirildi.
4 Ocak 2017 Çarşamba
İNGİLİZ TİMES GAZETESİ'NİN, DİKKAT ÇEKEN 'DEAŞ' VE 'TÜRKİYE' YORUMU
TİMES'TAN DİKKAT ÇEKEN 'DEAŞ' VE 'TÜRKİYE' YORUMU
İngiliz Times gazetesi Reina'da 39 kişinin hayatını
kaybettiği katliamın ardından teröristin Orta Asya kökenli olabileceği şüphesi
üzerine bu ülkelerden DEAŞ'a katılımı ele alan bir analiz yayımladı.
Analizde DEAŞ'ın Orta Asya konusunda ciddi bir stratejisi olduğu,
"Türkiye'deki istikrarsızlığı artırıp Orta Asya'da daha fazla destek
çekmeye, daha fazla terörist devşirmeye çalıştıkları" yorumuna yer
verildi. Analizde Orta Asyalıların terör örgütü DEAŞ içinde 'en özel
birlikler' olarak görüldüğü belirtildi. Times'ın yayımladığı analizde Reina'yı kana bulayan
teröristin Uygur Türk’ü olabileceği iddiasına yer verildi.
BBC Türkçe'nin aktardığı haberde şu ifadeler yer
aldı:
'KOMİK BİR HABER OLARAK ALGILANMIŞTI AMA...'
"2015'te DEAŞ'en yaşlı savaşçısı' olarak tanıttığı
80 yaşındaki Muhammed Amin adlı beyaz sakallı militanın videosunu
internete koyduğunda, 'komik bir haber' olarak algılanmıştı. Ama Amin'in
hikayesi aslında bir uyarıydı. Çin'in Uygur Türklerine baskısından usandığını,
Suriye'de DEAŞ saflarında savaşırken oğlunun izinden giderek örgüte katıldığını
anlatıyordu. Eski bir imam olan Amin, savaşmak için geldiği Suriye'ye eşini,
kızını ve dört torununu da getirmişti. Aynı Türk basınında çıkan
haberlere göre Reina saldırganının yaptığı gibi." "Çin 2015 yılında 300 vatandaşının Suriye'de savaşmaya
gitmiş olabileceğini açıkladı. Büyük kısmı Nusra Cephesi'yle birlikte hareket
eden 'Türkistan İslami Partisi' adlı örgüte katılmışlardı. "Bu örgütün bugün binlerce
olmasa bile yüzlerce militanı var. "Geçen yıl internete sızan DEAŞ
belgelerindeyse 114 Çin vatandaşının DEAŞ'a katılmış olduğu görülüyordu." Terör örgütü DEAŞ 2015'te internete koyduğu videoda 80 yaşındaki Çin vatandaşı
Muhammed Amin için en yaşlı üyeleri olduğunu söylemişti.
"Pek çoğu aynı Muhammed Amin gibi ailelerini de
yanlarında getirmişlerdi. Kısa vadede ülkelerine dönmek gibi bir niyetleri
yoktu."
"DEAŞ UYGUR, KIRGIZ, KAZAK ÇOCUKLARI EĞİTTİ"
"Uygur Türkü çocuklar, Kırgız ve Kazak çocuklarla
birlikte DEAŞ tarafından eğitildi." "Kazak çocuklar, DEAŞ'ın propaganda videolarında
yakalanan 'casusları' öldürürken görülüyordu."
'TÜRKİYE'DE KOLAYCA KALABALIĞA KARIŞIYORLAR'
"Bugüne kadar 2000 ila 4000 Orta Asyalının DEAŞ'a
katıldığı sanılıyor. Bunların arasında Uygurlar da var, Kazaklar da Kırgızlar,
Özbekler, Türkmenler ve Tacikler de. "Kırgızistan bir nebze dışarıda tutulursa, bu ülkelerin
tümünde baskıcı rejimler var. Hepsi fakir ülkeler ve kırsal bölgelerde derin
bir muhafazakarlık hakim. "Artık militanların ülkelerine dönmeleri son derece
zor. Ülkeleri sınırları kapatmış durumda. "Ancak Türkiye'ye kolayca kalabalığa karışabiliyorlar.
Tacikler hariç hepsinin dili Türkçe'ye yakın.
"EN ÖZEL DEAŞ BİRLİKLERİ"
Analizde İngiltere'deki King College Üniversitesi'nden
Charlie Winter'ın görüşlerine de yer verildi. Winter, Orta Asyalıların terör
örgütü DEAŞ içerisinde en özel birlikler olarak görüldüğünü, intihar
saldırılarını da çoğunlukla bu ülkelerden gelenlerin düzenlediğini
belirtiliyor. Analizde "1991'de Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle
bağımsızlığını ilan eden Orta Asya ülkelerinde bölgede yeniden etki kurmak
isteyen Rusya ile baskıcı rejimlere üçüncü bir alternatif olarak İslam
yükselişe geçmişti" denildi. Gulf State Analytics araştırma şirketinden
Theodore Karashik ise terör örgütü DEAŞ'ın Orta Asya konusunda ciddi bir
stratejisi olduğunu düşünüyor ve "Türkiye'deki istikrarsızlığı artırıp
Orta Asya'da daha fazla destek çekmeye çalışıyorlar. Bu bir militan devşirme girişimi"
diyor."
29 Ocak 2016 Cuma
Karaborsacı ve fırsatçı Gazprom Türk şirketlerine doğalgaz indirimini durdurdu
Gazprom'dan 'özel' indirime iptal
Gazprom Türk şirketlerine doğalgaz indirimini durdurdu
Rus enerji devi Gazprom, Türkiye'de özel sektörde bulunan doğalgaz
şirketlerine uyguladığı indirime son verme kararı aldı.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, yıllık 10 milyar
metreküplük gaz ithalatı yapan özel sektördeki 6 şirket, 1 Ocak 2015'ten bu
yana uygulanan yüzde 10,25'lik indirimden daha fazla faydalanamayacak.
Gazprom ile özel şirket yetkililerinin geçen haftalarda bir
araya geldiğini ve bu kararın verildiğini belirten yetkililer, iki ülke
arasındaki krizin sona ermesiyle indirimin tekrar gündeme gelebileceğini ifade
ettiler. Özel sektör tedarikçileri Bosphorus Gaz, Enerco Enerji, Batı
Hattı, Kibar Enerji, Avrasya Gaz ve Shell Enerji Rusya ile 2013’te
yapılan anlaşma doğrultusunda yıllık 10 milyar metreküp doğalgaz ithal ediyor.
Geriye kalan miktar da spot LNG olarak Ege Gaz şirketi ve boru hatlarından BOTAŞ tarafından
satın alınıyor.
Türkiye'de 2014 yılında toplam doğalgaz tüketimi 48 milyar
metreküp civarında gerçekleşti. Türkiye Doğalgaz Dağıtıcıları Birliği Derneği
(GAZBİR) geçen yıl için 51 milyar metreküp öngörülen toplam doğalgaz tüketimi
tahminini 47,8 milyar metreküpe revize etmişti.
KARAR SEKTÖRÜ NASIL ETKİLER?
Sektör kaynaklarına göre Gazprom’un yüzde 10.25’lik indirimi
sürdürmeme kararının üç nedeni olabilir: Türkiye ile yaşanan gerilim. BOTAŞ’tan
sonra özel sektörün de tahkime gitme ihtimali. Petrol fiyatlarının, dolayısıyla
gaz fiyatlarının düşmesi. Kaynaklara göre özel sektör açısından fiyat yönüyle
sorun yaratabilecek bu karar tüketiciyi doğrudan etkilemeyecek. Kaynaklar,
Gazprom’un ithalatçı şirketlerde ortaklık yapısı konusundaki değişiklik talebine
ilişkin de “Gazprom’un, siyasi bağlantısı olduğunu düşündüğü bazı grupların gaz
ithalat şirketlerinin dışında tutulmasını istediği yönünde duyumlar geliyor”
diye konuştu.
6 ŞİRKET-10 MİLYAR METREKÜP
Bosphorus Gaz, Enerco Enerji, Batı Hattı, Kibar Enerji,
Avrasya Gaz ve Shell Enerji, Rusya’dan yapılan anlaşma doğrultusunda yıllık 10
milyar metreküp doğalgaz ithal ediyor. Şirketler, ithalat için Batı Hattı
olarak bilinen gaz boru hattını kullanıyor.
PETROLZEDE ÜLKELER IMF'NİN KAPISINI ÇALMAYA BAŞLADI
Dibe vuran petrol fiyatları nedeniyle bütçe sorunu yaşamaya
başlayan ihracatçı ülkeler Uluslar arası Para Fonu’ndan (IMF) yardım
istemeye başladı. Fonun kapısını ilk çalan Azerbaycan oldu. IMF ve
Dünya Bankası yetkilileri, 4 milyar dolarlık acil yardım fonuna ilişkin
görüşmek üzere Azerbaycan’a gitti. İhracatının yüzde 95’i petrol ve doğalgazdan
oluşan Azerbaycan’da enerji fiyatları sebebiyle kur krizi yaşanmış, ülkenin para
birimi manat yüzde 35 değer kaybetmişti. (29 Ocak 2016 Cuma-UlusalAjans)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

















