Son Dakika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Son Dakika etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2017 Çarşamba

Dost ve Kardeş AZERBAYCAN Türklerinin "BAĞIMSIZLIK GÜNÜ" Hayırlı ve Kutlu Olsun.

Dileriz ki; Dost ve Kardeş Azerbaycan gerçek anlamda Özgür, Hakim, Hükümran; Laik ve Demokrat bir Hukuk Devleti olsun. Adalet Ahlâkı, Eşitlik ve Hukuk çerçevesinde Ebed-Müddet yaşasın.  

3 Ekim 2017 Salı

Uzun süredir tedavi gören Irak'ın eski cumhurbaşkanı Celal Talabani, 84 yaşında vefat etti.

SON DAKİKA... 
ESKİ IRAK CUMHURBAŞKANI "CELAL TALABANİ" HAYATINI KAYBETTİ!
Uzun süredir tedavi gören Irak'ın eski cumhurbaşkanı Celal Talabani, 84 yaşında vefat etti. Bölgenin önemli figürlerinden 'Amca' lakaplı Talabani'nin siyasi kariyeri, ABD'nin Irak'ı işgali sonrası zirveye ulaşmıştı.
Irak Devlet Televizyonu, Irak'ın eski cumhurbaşkanı ve KYB Genel Sekreteri Celal Talabani’nin yaşamını yitirdiğini duyurdu.
Celal Talabani 2012 sonunda geçirdiği beyin kanaması nedeniyle kısmen felç olmuştu. Bir buçuk yıl Almanya’da tedavi gördükten sonra, 2014 Temmuz’unda IKBY'ye dönmüştü. Talabani, geçtiğimiz ay tedavi olmak üzere tekrar Almanya'ya gitmişti. Kürt siyasi hareketinin önemli figürlerinden 'Amca' lakaplı Talabani'nin ABD'nın Irak'ı işgali sonrası zirveye ulaşan siyasi kariyeri, rahatsızlığı nedeniyle sona ermişti.
CELAL TALABANİ KİMDİR?
Irak siyasi tarihinin ve bölgede yaşayan Kürtlerin en önemli siyasi figürlerinden biri olan Celal Talabani 1933 yılında Kuzey Irak’ın Kelkan şehrinde doğdu. Lise eğitimini Erbil ve Kerkük’te tamamlayan Talabani’nin siyasete katılışı 1950’li yılların başlarında gerçekleşti. Talabani bu dönemde, Kürdistan Demokrasi Partisi’ne (KDP) bağlı Öğrenci Birliği’nin kurucusu üyesi ve başkanı oldu. 1950’li yılların sonlarına doğru, Kürt hareketinin önemli isimlerinden Mustafa Barzani tarafından hukuk öğrenimi görmesi için Suriye’ye gönderildi. 1961 yılında Irak’ta Abdülkerim Kasım hükümetine karşı gerçekleşen Kürt isyanına katılan Talabani, Şubat 1963'te Kasım’ın darbeyle devrilmesinin ardından ülkenin yeni lideri olan Abdüsselam Arif’le müzakereleri yönetecek Kürt delegasyonunun başına getirildi.
KDP İLE FİKİR AYRILIKLARI
Talabani ile KDP’nin başkanı olan Mustafa Barzani arasındaki fikir ayrılıkları 1975 yılına gelindiğinde en üst seviyeye ulaştı. Bunun üzerine Talabani, ilerleyen dönemde kayınpederi olacak İbrahim Ahmed’in önderliğinde kurulan bir gruba katıldı. Aynı yıl kendisi gibi düşünenlerle birlikte Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni (KYB) kurdu. Talabani, KYB’nin sosyalist bir parti olacağını, KDP’nin yürüdüğü aşiret çizgisinden uzak olacağını söyledi. KYB, 1976 yılında Bağdat hükümetine karşı silahlı mücadeleye başladı. 1988 yılında Irak hükümetinin Kürtlere karşı kimyasal silah kullanmasıyla KYB ağır bir yenilgi aldı. Barzani ve KDP’ye Türkiye sahip çıkarken, Talabani İran’a sığınmak durumunda kaldı. Irak’ın Kuveyt’i işgal etmesi ve bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak’a müdahelesi ile başlayan Körfez Savaşı’nın 1991 yılında patlak vermesiyle, Talabani’nin siyasi kariyeri farklı bir boyuta taşındı. Irak’a müdahale eden Batılı kuvvetlerin kuzeyde güvenli bölgeler kurmasıyla KDP ve KYB arasındaki buzlar kısmen eridi ve 1992 yılında Irak Kürt Özerk Bölgesi kuruldu. Ancak taraflar arasındaki uzlaşma ortamı fazla uzun sürmedi ve 1994 yılında iki ayrı güç arasında çatışmalar başladı. ABD’nin yoğun girişimleriyle Talabani ve Mesut Barzani 1998 yılında Washington’da bir barış anlaşması imzaladı. Talabani, ABD ve İngiltere önderliğinde oluşturulmuş Çokuluslu Koalisyon Kuvvetlerinin bir askeri harekâtla Irak'a girmesiyle başlayan süreçte ABD’ye en yoğun desteği veren Kürt politikacılardan biri oldu.
ABD İŞGALİNE DESTEK
ABD’nin, 2003 yılında bir kez daha Irak'a müdahalesinde ve idam edilen eski Irak lideri Saddam Hüseyin’i devirmesinde Talabani ve diğer tüm Kürt unsurların büyük katkısı oldu. Talabani, 2003 yılında yakalanan Saddam’ın yargılandığı süreçte, Irak’ın yeni anayasası ve yapılanma sürecini hazırlayan Irak Yönetim Konseyi’nin üyelerinden biri oldu. Söz konusu konsey yeni anayasa çalışmalarını 2004 yılına kadar yürüttü. Talabani, 6 Nisan 2005 tarihinde Irak Ulusal Meclisi tarafından cumhurbaşkanı seçildi. 22 Nisan 2006 tarihinde ise, yeni anayasa altında oluşturulan Irak meclisinin seçtiği ilk cumhurbaşkanı oldu ve görevinin ikinci dönemi başladı. 11 Kasım 2010’da Irak meclisi tarafından yeniden cumhurbaşkanı seçilen Talabani, bu görevini halen sürdürüyor.
BEYİN KANAMASI VE ALMANYA'DA TEDAVİ
Mart 2012’de Amerika’dayken beyin kanaması teşhisiyle hastaneye kaldırılan Talabani, oradan Almanya’daki bir hastaneye sevk edilmiş, iyileşmesinin ardından Süleymaniye’ye geri dönmüştü. Irak’ta 2012 yılı sonlarında Kürt Özerk Bölgesi ve Bağdat’taki merkezi yönetim arasında çıkan sorunları çözmek için yoğun çaba gösteren Cumhurbaşkanı Talabani, 18 Aralık 2012’de IKBY Lideri Mesud Barzani ile görüşmek üzere Bağdat’tayken bir beyin kanaması daha geçirdi. Talabani’nin, Irak Kürt Özel Bölgesi Washington’daki temsilcisi olan oğlu Kubat Talabani, beyin kanamasının ardından babasının hasta yatağından kalkarak Bağdat’a gittiğini, son gelişmelerin kendisini çok yorduğunu söyledi. 20 Aralık 2012’de Almanya’nın başkenti Berlin’de bir hastaneye sevkedilen Talabani, yoğun bir vizyoterapi tedavisinden geçti. 

29 Ağustos 2017 Salı

GÜNÜN HABERİ "ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?" (Araştırma, Haber.Makale)

ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?
Araştırma, Haber Makale
Bütün dünya ve özellikle Müslümanlık iddiasında olan (sözde) İslâm ülkelerinin ve Müslüman halkın gözü önünde; Uzun yıllardır devam eden Arakan’daki Müslüman soykırım ve katliamı ile ilgili bilinmeyen bir çok yönü aydınlatacak olan bir makaleyi siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.  Echo Of Jihad dergisi kaynaklı makalede Budist rahiplerin ve Burma hükümetinin zulmünü bir kez daha gözler önüne seriliyor. İşte o makale; 
Arakan’da Katliam Nasıl Başladı?
Rohingya’da müslüman azınlığa karşı başlatılan soykırım, Budist Rahiplerin 3 müslüman gencin üzerine attıkları iftiranın alevlenmesi ile başladı. 
Öncelikle 3 kişilik bir Budist Rahip grubu, 26 yaşındaki Burmalı bir kadına tecavüz edip ardından onu öldürdüler. Kadına tecavüz eden 3 kişiden birisi, kendisinin erkek arkadaşıydı ve kısa süre önce kadın tarafından terkedilmişti. Fakat aynı kadına tekrar geri dönmek istemesine rağmen, kadın tarafından reddedildi. Bunun ardından aynı kadın kendisine farklı bir erkek arkadaşı buldu. Bu durumu kaldıramayan eski erkek arkadaşı, yanına 2 kişiyi de alarak önce kadına tecavüz etti ve daha sonra da onu öldürdüler.
Katil Budist Rahipler, öldürdükleri kadının cesedini, bölgede bulunan bir müslüman köyünün yakınlarına bırakıp kaçtılar. Cesedin bulunmasının ardından yetkili Budist Rahipleri ve Burma Hükümet yetkilileri kadının başına gelen hadiselerden ötürü müslümanları sorumlu tuttular. Neticede 3 tane masum müslüman genç tutuklandılar. Tutuklanan gençlerden bir tanesi dövülerek öldürüldü. Diğer ikisi de mahkeme tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Böylece hükümet, bir iftira vasıtası ile tüm dünyanın gözü önünde müslümanlara karşı bir soykırımın ilk tohumlarını atmış oldu...
Bu hadiseyi takip eden aylarda, bir çok radikal rahip, Burma içerisinde ve dışarısında Rohingyalılara karşı bir anti-propoganda başlattılar. Burmalılara karşı kullandı slogan şöyleydi ; “Rohingya Burmanın bir vilayeti değildir. Onlar Bangladeşten gelen illegal göçmenlerdir”...
Anti-Rohingya Propogandalarından bir kare...
Daha sonra bu gösteriler, bir takım hükümet yetkililerinin katılımı ve desteği ile amacından saptırılarak çizgiden çıkmıştır. 
Soykırım nasıl başladı ?
3 Haziran 2012 – Arakan şehri güneyinde bulunan Toungup şehir merkezinde, 8 Müslüman hacı ve yanlarında bulunan 2 otobüs muavini ve bir kadın, Budist Rahipler tarafından alçakça, hunharca ve öldürüldüler. 5 kişi ise tesadüfen kaçarak, zorlukla canlarını kurtarabildi. Hadise olduğu sırada öldürülen hacılar Thandwe’deki Thetsa mescidindeki bir dini merasimden ( islami/ilmi bir toplantı ya da münazara ) dönüyorlardı. 
Öldürülen müslüman hacıların cesetleri...
Hacıları taşıyan otobüs, dönüş yolundayken terörist Budist rahipler tarafından durduruldu. Durdurulan otobüsün plakası 7(Ga)7868’dir. Rahiplerden birisi kapıya gelerek “Hepiniz inin aşağıya” diye seslendi. Otobüs şöförü ve muavin müdahale etmek istediler, otobüste herhangi yabancı birisinin olmadığını söylediler. Buna rağmen budist rahipler ilk olarak onları dövmeye başladılar. Daha sonra otobüsün içine dalan Budistler müslüman hacıları hunharca döverek zorla, cebir ve şiddetle otobüsten dışarı çıkardılar. Sayıları 300’ü bulan cinnet getirmiş cani Budistler, Müslüman hacıları yolun ortasına alarak ölünceye kadar vahşice, kancıkça ve kalleşçe dövdüler. Buna rağmen ne bir polis, ne bir asker, ne de bir hükümet yetkilisi olaya müdahale etmedi. Ne olay sırasında ne de olay bittikten sonra...
Otobüs baskını sonrasında hunharca dövülerek alçakça öldürülen,  canice katledilen Müslüman hacılar...
Dövülerek hayatlarını kaybeden 8 hacının kimlikleri şu şekildedir;
Muhammed Sharif - Taung Twin Gyi şehrinden
Muhammed Hanif - Taung Twin Gyi şehrinden
Shafield Bai - Taung Twin Gyi şehrinden
Aslam Bai - Taung Twin Gyi şehrinden
Balai Bai - Taung Twin Gyi şehrinden
Shuaib - Taung Twin Gyi şehrinden
Salim Bai – Myaung Mya şehrinden
Lukman Bai – Myaung Mya şehrinden
Ve bunlarla birlikte otobüste görevli olan bir karı-koca çift dövülerek öldürüldüler.
Diğer 5 müslüman hacı bu katliamdan kaçarak kurtulmayı başardılar. Rahipler kazandıkları bu zaferi ( ?) yola attıkları cesetlerin üzerlerine tuvaletlerini yaparak ve içtikleri şaraplarından dökerek kutladılar. Buna rağmen hiçkimse tutuklanmadı ve bu katillere karşı herhangi resmi bir soruşturma dahi açılmadı. Cesetler aynı günün akşamında Thandwe de toprağa verildiler.
Hacıların cesetleri cenaze için götürülürken...
Bu elim hadisenin ardından ise, Burma hükümetinin verdiği destekle ve iç güvenliği tehdit ettikleri gerekçesi ile rahipler tarafından müslümanların köyleri baskına uğramaya ve yakılmaya başlandı...
Budist rahipler Burma güvenlik güçleri ile beraber gece vakti bir müslüman köyü yakıyorlar...
Rahipler müslümanların evlerini yakarken, güvenlik güçleri rahiplerin emniyetini sağlamakla görevlendirilmişlerdi.
Bir Burmalı güvenlik görevlisi gündüz vakti müslüman köyü yaktıktan sonra böyle resmedildi.
Bir güvenlik görevlisi alevlerden kaçan müslümanlara ateş ederken...
Çıkan bu hadiselerde güvenlik güçleri ve Rahipler güruhu, Razak, Lalu ve Syed Ahmet köylerindeki evleri yaktılar. Müslümanların ticarethaneleri ve 150,000,000 Kyatlık ticari malları yakıldı. Sawmawna köyündeki bir cami ateşe verildi. 200 Rohingyalı evsiz kaldı.
Tarihler 9 haziranı gösterdiğinde 100’ün üzerinde Rohingyalı müslüman hayatını kaybetmiş, 500ün üzerinde müslüman ise evsiz kalmışlardı.
Bunca zulümün ardından Müslüman halk, Bangladeş devletinin kendilerine bu zor zamanda yardım edeceğini düşünerek onların kapısını çalmak istediler. Zira halk, polis, güvenlik güçleri ve rahipler tarafından her gün katliama uğratılıyordu.
Müslümanlar kaçarak geldikleri Bangladeş ülkesinden barınak talep ederken...
Bangladeşte karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıkları tekrar zorla denize itiliyor...
Lakin bunca beklentiye rağmen Tağut Bangladeş hükümeti Arakanlı müslümanların ülkelerine girmelerine izin vermediler. Şayet halk içinden herhangi bir kişi Arakanlılara ensarlık yapıp ev verirse, derhal tutuklamaya ve muhacirleri de sınır dışı etmeye başladılar.
Bangladeş askerleri ülkeye girmek için Burmadan kaçan müslümanların kayıklarını ararken...
Bangladeş askerleri karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıklarını tekrar denize itiyor...
Arakanda tutuklanan bir müslümanın akibetinden, herhangi bir akrabasının haber alması mümkün değildir. 
Yukarıda anlattığımız hadiselerin yaşandığı 8 haziran ve 19 haziran tarihleri arasında 60 müslüman kadın Hükümet güvenlik güçleri, polisler ve Budist rahipler tarafından tecavüze uğradılar. Paungzarr köyünden bir kişinin anlattıkları şu şekilde: “Köylere giren güvenlik yetkilileri, köyün erkekleri tek bir meydana toplayarak onlarla gelecekteki durumları hakkında bir toplantı yapacaklarını söylediler. Evlerden çıkıp köyün dışında bir meydanda toplanan erkekler, orada bir grup tarafından oyalanırken diğer bir grup polis ve rahip köye girerek onlarca kadına tecavüz ettiler."
Günümüzde Arakanlı müslümanları koruyan hiç bir kuvvet yoktur. Maruz kaldıkları onca zulüm, tecavüz ve evlerinden çıkarılmaya karşı hiç bir koruyucuları bulunmamaktadır. Buna rağmen Burma hükümeti tarafından, Rahiplerin ölcülük ettiği bu katliamı meşrulaştıran bir çok kanun tasarısı devamlı olarak kabul edilip yürütmeye konmaktadır. Hükümet destekli bu sistematik soykırım faaliyeti günden güne hıncını ve hırsını arttırarak devam etmektedir. 
***
(Murad Gündoğan/@mur_gundogan tarafından 2016 yılında ISLAH HABER için tercüme edilmiştir. Kaynak : Echo of Jihad Magazine & ISLAHHABER  HABER MERKEZİ) 

18 Ağustos 2017 Cuma

ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘küre’ ve ‘kılıç danslı’ fotoğraflarıyla hafızalara kazınan Suudi Arabistan ziyaretinin ayrıntıları ortaya çıkmaya devam ediyor.

ŞOK HABER: MÜTHİŞ İDDİA!...
ABD'DEN SUUDİLERE TEKLİF: TÜRKİYE'Yİ DENKLEMDEN ÇIKARALIM
ABD Başkanı Donald Trump’ın ‘küre’ ve ‘kılıç danslı’ fotoğraflarıyla hafızalara kazınan Suudi Arabistan ziyaretinin ayrıntıları ortaya çıkmaya devam ediyor. Yeni Şafak Gazetesi'nden Yılmaz Bilgen'in haberine göre Riyad’daki masada, Türkiye’nin Suriye denkleminden tamamen çıkarılması gerektiği konuşuldu.
ABD heyetinin “Suriyeli muhaliflerle Türkiye’nin tüm ilişkileri kesilmeli. Bu konuda insiyatif yeniden şekillenmeli” dediği ileri sürüldü. Ayrıca merkezi İstanbul’da bulunan Suriye Muhalif Devrimciler Güçler Koalisyonu (SMDK) ile Gaziantep’te faaliyet yürüten Suriye Geçici Hükümeti’nin Türkiye dışına çıkarılmasının da aynı görüşmelerde konuşulan konular arasında yeraldığı iddia edildi.
İddiaya göre, yeni karar ve yönetim merkezinin Riyad olmasının kararlaştırıldığı toplantıda, silah ve lojistik destek konusunda Ürdün ve Mısır’ın daha etkin kullanımı da karara bağlandı. Trump yönetiminin Suudi Arabistan’ın yeni süreçte ‘lider’ rolü üstlenmesini istediği, Suudi yetkililerin ise ABD’den İran’ın Tahran-Bağdat-Şam-Beyrut Şii koridorunun engellenmesi konusunda desteğini istediği öne sürüldü. Riyad yönetiminin ayrıca İran’ın Yemen ve Bahreyn konusunda devam eden tutumu karşısında ABD’den daha etkin destek istediği de iddialar arasında yer aldı.

14 Haziran 2017 Çarşamba

SON DAKİKA... CHP MİLLETVEKİLİ ENİS BERBEROĞLU TUTUKLANDI

CHP MİLLETVEKİLİ "ENİS BERBEROĞLU" TUTUKLANDI
CHP milletvekili Enis Berberoğlu hakkında son dakika kararı..."MİT TIR'ları görüntülerinin yayınlanması" davasında CHP İstanbul Milletvekili Kadri Enis Berberoğlu 25 yıl hapis cezasına çarptırıldı ve hakkında tutuklama kararı verildi. Tutuklanan Berberoğlu Maltepe Cezaevi'ne götürülecek. Karar sonrası CHP MYK, Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu başkanlığında olağanüstü toplandı. 'MİT TIR'ları görüntülerinin yayınlanması" davasının 8. duruşması İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Duruşmaya tutuksuz yargılanan CHP Milletvekili Enis Berberoğlu ile gazeteci Erdem Gül katıldı. Yurtdışında olan Can Dündar ise duruşmaya katılmadı.  Son savunmaları alındıktan sonra mahkeme başkanı ara verdi. Daha sonra ise mahkeme kararını açıkladı.
ÖNCE MÜEBBET, SONRA 25 YIL HAPİS...
Mahkeme CHP İstanbul milletvekili Enis Beberoğlu'nun "Devletin gizli kalması gereken bilgilerini, siyasal ve askeri casusluk maksadiyla açıklamak" suçunu işlediği gerekçesiyle  önce "Müebbet hapis" cezasına çarptırdı. Mahkeme "cezanın failin geleceği üzerindeki olası etkileri " gözönüne alarak cezada indirim takdirini kullandı. Cezayı 25 yıla indirdi.  Berberoğlu hakkında  tutuklanma kararı da verdi.
BERBEROĞLU TUTUKLANDI 
Mahkeme heyeti, Berberoğlu'nun HTS kayıtları, Can Dündar'ın kitabında geçen  beyanları dolayısıyla işlediğinin sabit olduğu anlaşılan suç dolayısıyla  hükmolunan cezasının haddi itibarıyla, kaçacağı ve saklanacağı hususunda somut  emarelerin bulunması nedeniyle tutuklanmasına kararlaştırdı.Mahkeme heyeti, sanığın kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis  cezası mahkumiyetinin sonucu olarak seçme, seçilme ve diğer siyasi haklarını  kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verdi. Hüküm açıklanırken çevik kuvvet polisleri de duruşmada hazır bulundu.  Kararın ardından Enis Berberoğlu , polis tarafından tutuklama işlemlerinin yapılması için adliye binasında bulunan polis merkezine götürüldü. Berberoğlu tutuklandı. 
CAN DÜNDAR VE ERDEM GÜL'ÜN DOSYASI AYRILDI
İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, MİT tırlarının durdurulması olayına  ilişkin eski Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmeni Can Dündar, gazetenin  Ankara temsilcisi Erdem Gül ve CHP Milletvekili Enis Berberoğlu'nun "silahlı  terör örgütüne üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım etme" suçundan açılan  dava dosyasının ayrılmasına karar verdi.
BERBEROĞLU'NDAN KARAR SONRASI İLK AÇIKLAMA
Tutuklama kararı sonrası Enis Berberoğlu, adliye koridorunda konuştu. Berberoğlu, "Olmadık bir işten böyle bir mağduriyet yarattılar. Bunu yaratanlar utansın" dedi. Berberoğlu, "Siz beni unutmayacaksınız, ben de sizi unutmayacağım" diye konuştu.
CHP'DEN AÇIKLAMA GELDİ 
CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasına ilişkin ilk açıklama CHP Grup Başkanvekili Engin Altay'dan geldi. Altay,  "Bu karar muhalefete gözdağı kararıdır. Bu mahkeme kararını milletimizin vicdanına havale ederken, parti genel merkezimizde, CHP Meclis grubumuzda bütün üyelerle birlikte direneceğimizi, demokrasiyi yaşatmak konusundaki  kararlılığımızı da yüce milletimize taahhüt ediyorum" dedi.
CHP YÖNETİMİ VE GRUBU OLAĞANÜSTÜ TOPLANDI
CHP MYK, İstanbul  Milletvekili Enis Berberoğlu'nun tutuklama kararının ardından Genel Başkan Kemal  Kılıçdaroğlu başkanlığında olağanüstü toplandı.  Toplantı, parti genel merkezinde basına kapalı yapılıyor.Kılıçdaroğlu'nun toplantı sonrası açıklama yapması bekleniyor. Öte yandan, kararın ardından CHP TBMM Grubu da olağanüstü toplantıya  çağrılmıştı. Bu toplantı da grup başkanvekilleri başkanlığında Meclis'te  gerçekleştirildi.

4 Ocak 2017 Çarşamba

İNGİLİZ TİMES GAZETESİ'NİN, DİKKAT ÇEKEN 'DEAŞ' VE 'TÜRKİYE' YORUMU

TİMES'TAN DİKKAT ÇEKEN 'DEAŞ' VE 'TÜRKİYE' YORUMU
İngiliz Times gazetesi Reina'da 39 kişinin hayatını kaybettiği katliamın ardından teröristin Orta Asya kökenli olabileceği şüphesi üzerine bu ülkelerden DEAŞ'a katılımı ele alan bir analiz yayımladı. Analizde DEAŞ'ın Orta Asya konusunda ciddi bir stratejisi olduğu, "Türkiye'deki istikrarsızlığı artırıp Orta Asya'da daha fazla destek çekmeye, daha fazla terörist devşirmeye çalıştıkları" yorumuna yer verildi. Analizde Orta Asyalıların terör örgütü DEAŞ içinde 'en özel birlikler' olarak görüldüğü belirtildi. Times'ın yayımladığı analizde Reina'yı kana bulayan teröristin Uygur Türk’ü olabileceği iddiasına yer verildi.
BBC Türkçe'nin aktardığı haberde şu ifadeler yer aldı:
'KOMİK BİR HABER OLARAK ALGILANMIŞTI AMA...'
"2015'te DEAŞ'en yaşlı savaşçısı' olarak tanıttığı 80 yaşındaki Muhammed Amin adlı beyaz sakallı militanın videosunu internete koyduğunda, 'komik bir haber' olarak algılanmıştı. Ama Amin'in hikayesi aslında bir uyarıydı. Çin'in Uygur Türklerine baskısından usandığını, Suriye'de DEAŞ saflarında savaşırken oğlunun izinden giderek örgüte katıldığını anlatıyordu. Eski bir imam olan Amin, savaşmak için geldiği Suriye'ye eşini, kızını ve dört torununu da getirmişti. Aynı Türk basınında çıkan haberlere göre Reina saldırganının yaptığı gibi." "Çin 2015 yılında 300 vatandaşının Suriye'de savaşmaya gitmiş olabileceğini açıkladı. Büyük kısmı Nusra Cephesi'yle birlikte hareket eden 'Türkistan İslami Partisi' adlı örgüte katılmışlardı. "Bu örgütün bugün binlerce olmasa bile yüzlerce militanı var. "Geçen yıl internete sızan DEAŞ belgelerindeyse 114 Çin vatandaşının DEAŞ'a katılmış olduğu görülüyordu." Terör örgütü DEAŞ 2015'te internete koyduğu videoda 80 yaşındaki Çin vatandaşı Muhammed Amin için en yaşlı üyeleri olduğunu söylemişti.
"Pek çoğu aynı Muhammed Amin gibi ailelerini de yanlarında getirmişlerdi. Kısa vadede ülkelerine dönmek gibi bir niyetleri yoktu."
"DEAŞ UYGUR, KIRGIZ, KAZAK ÇOCUKLARI EĞİTTİ"
"Uygur Türkü çocuklar, Kırgız ve Kazak çocuklarla birlikte DEAŞ tarafından eğitildi." "Kazak çocuklar, DEAŞ'ın propaganda videolarında yakalanan 'casusları' öldürürken görülüyordu."
'TÜRKİYE'DE KOLAYCA KALABALIĞA KARIŞIYORLAR'
"Bugüne kadar 2000 ila 4000 Orta Asyalının DEAŞ'a katıldığı sanılıyor. Bunların arasında Uygurlar da var, Kazaklar da Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler ve Tacikler de. "Kırgızistan bir nebze dışarıda tutulursa, bu ülkelerin tümünde baskıcı rejimler var. Hepsi fakir ülkeler ve kırsal bölgelerde derin bir muhafazakarlık hakim. "Artık militanların ülkelerine dönmeleri son derece zor. Ülkeleri sınırları kapatmış durumda. "Ancak Türkiye'ye kolayca kalabalığa karışabiliyorlar. Tacikler hariç hepsinin dili Türkçe'ye yakın.
"EN ÖZEL DEAŞ BİRLİKLERİ"
Analizde İngiltere'deki King College Üniversitesi'nden Charlie Winter'ın görüşlerine de yer verildi. Winter, Orta Asyalıların terör örgütü DEAŞ içerisinde en özel birlikler olarak görüldüğünü, intihar saldırılarını da çoğunlukla bu ülkelerden gelenlerin düzenlediğini belirtiliyor. Analizde "1991'de Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle bağımsızlığını ilan eden Orta Asya ülkelerinde bölgede yeniden etki kurmak isteyen Rusya ile baskıcı rejimlere üçüncü bir alternatif olarak İslam yükselişe geçmişti" denildi. Gulf State Analytics araştırma şirketinden Theodore Karashik ise terör örgütü DEAŞ'ın Orta Asya konusunda ciddi bir stratejisi olduğunu düşünüyor ve "Türkiye'deki istikrarsızlığı artırıp Orta Asya'da daha fazla destek çekmeye çalışıyorlar. Bu bir militan devşirme girişimi" diyor."

29 Ocak 2016 Cuma

Karaborsacı ve fırsatçı Gazprom Türk şirketlerine doğalgaz indirimini durdurdu

Gazprom'dan 'özel' indirime iptal
Gazprom Türk şirketlerine doğalgaz indirimini durdurdu
Rus enerji devi Gazprom, Türkiye'de özel sektörde bulunan doğalgaz şirketlerine uyguladığı indirime son verme kararı aldı.
AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, yıllık 10 milyar metreküplük gaz ithalatı yapan özel sektördeki 6 şirket, 1 Ocak 2015'ten bu yana uygulanan yüzde 10,25'lik indirimden daha fazla faydalanamayacak.
Gazprom ile özel şirket yetkililerinin geçen haftalarda bir araya geldiğini ve bu kararın verildiğini belirten yetkililer, iki ülke arasındaki krizin sona ermesiyle indirimin tekrar gündeme gelebileceğini ifade ettiler. Özel sektör tedarikçileri Bosphorus Gaz, Enerco Enerji, Batı Hattı, Kibar Enerji, Avrasya Gaz ve Shell Enerji Rusya ile 2013’te yapılan anlaşma doğrultusunda yıllık 10 milyar metreküp doğalgaz ithal ediyor. Geriye kalan miktar da spot LNG olarak Ege Gaz şirketi ve boru hatlarından BOTAŞ tarafından satın alınıyor.
Türkiye'de 2014 yılında toplam doğalgaz tüketimi 48 milyar metreküp civarında gerçekleşti. Türkiye Doğalgaz Dağıtıcıları Birliği Derneği (GAZBİR) geçen yıl için 51 milyar metreküp öngörülen toplam doğalgaz tüketimi tahminini 47,8 milyar metreküpe revize etmişti.
KARAR SEKTÖRÜ NASIL ETKİLER?
Sektör kaynaklarına göre Gazprom’un yüzde 10.25’lik indirimi sürdürmeme kararının üç nedeni olabilir: Türkiye ile yaşanan gerilim. BOTAŞ’tan sonra özel sektörün de tahkime gitme ihtimali. Petrol fiyatlarının, dolayısıyla gaz fiyatlarının düşmesi. Kaynaklara göre özel sektör açısından fiyat yönüyle sorun yaratabilecek bu karar tüketiciyi doğrudan etkilemeyecek. Kaynaklar, Gazprom’un ithalatçı şirketlerde ortaklık yapısı konusundaki değişiklik talebine ilişkin de “Gazprom’un, siyasi bağlantısı olduğunu düşündüğü bazı grupların gaz ithalat şirketlerinin dışında tutulmasını istediği yönünde duyumlar geliyor” diye konuştu.
6 ŞİRKET-10 MİLYAR METREKÜP
Bosphorus Gaz, Enerco Enerji, Batı Hattı, Kibar Enerji, Avrasya Gaz ve Shell Enerji, Rusya’dan yapılan anlaşma doğrultusunda yıllık 10 milyar metreküp doğalgaz ithal ediyor. Şirketler, ithalat için Batı Hattı olarak bilinen gaz boru hattını kullanıyor.
PETROLZEDE ÜLKELER IMF'NİN KAPISINI ÇALMAYA BAŞLADI
Dibe vuran petrol fiyatları nedeniyle bütçe sorunu yaşamaya başlayan ihracatçı ülkeler Uluslar arası Para Fonu’ndan (IMF) yardım istemeye başladı. Fonun kapısını ilk çalan Azerbaycan oldu. IMF ve Dünya Bankası yetkilileri, 4 milyar dolarlık acil yardım fonuna ilişkin görüşmek üzere Azerbaycan’a gitti. İhracatının yüzde 95’i petrol ve doğalgazdan oluşan Azerbaycan’da enerji fiyatları sebebiyle kur krizi yaşanmış, ülkenin para birimi manat yüzde 35 değer kaybetmişti. (29 Ocak 2016 Cuma-UlusalAjans)