Şok Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şok Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

29 Ağustos 2017 Salı

GÜNÜN HABERİ "ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?" (Araştırma, Haber.Makale)

ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?
Araştırma, Haber Makale
Bütün dünya ve özellikle Müslümanlık iddiasında olan (sözde) İslâm ülkelerinin ve Müslüman halkın gözü önünde; Uzun yıllardır devam eden Arakan’daki Müslüman soykırım ve katliamı ile ilgili bilinmeyen bir çok yönü aydınlatacak olan bir makaleyi siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.  Echo Of Jihad dergisi kaynaklı makalede Budist rahiplerin ve Burma hükümetinin zulmünü bir kez daha gözler önüne seriliyor. İşte o makale; 
Arakan’da Katliam Nasıl Başladı?
Rohingya’da müslüman azınlığa karşı başlatılan soykırım, Budist Rahiplerin 3 müslüman gencin üzerine attıkları iftiranın alevlenmesi ile başladı. 
Öncelikle 3 kişilik bir Budist Rahip grubu, 26 yaşındaki Burmalı bir kadına tecavüz edip ardından onu öldürdüler. Kadına tecavüz eden 3 kişiden birisi, kendisinin erkek arkadaşıydı ve kısa süre önce kadın tarafından terkedilmişti. Fakat aynı kadına tekrar geri dönmek istemesine rağmen, kadın tarafından reddedildi. Bunun ardından aynı kadın kendisine farklı bir erkek arkadaşı buldu. Bu durumu kaldıramayan eski erkek arkadaşı, yanına 2 kişiyi de alarak önce kadına tecavüz etti ve daha sonra da onu öldürdüler.
Katil Budist Rahipler, öldürdükleri kadının cesedini, bölgede bulunan bir müslüman köyünün yakınlarına bırakıp kaçtılar. Cesedin bulunmasının ardından yetkili Budist Rahipleri ve Burma Hükümet yetkilileri kadının başına gelen hadiselerden ötürü müslümanları sorumlu tuttular. Neticede 3 tane masum müslüman genç tutuklandılar. Tutuklanan gençlerden bir tanesi dövülerek öldürüldü. Diğer ikisi de mahkeme tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Böylece hükümet, bir iftira vasıtası ile tüm dünyanın gözü önünde müslümanlara karşı bir soykırımın ilk tohumlarını atmış oldu...
Bu hadiseyi takip eden aylarda, bir çok radikal rahip, Burma içerisinde ve dışarısında Rohingyalılara karşı bir anti-propoganda başlattılar. Burmalılara karşı kullandı slogan şöyleydi ; “Rohingya Burmanın bir vilayeti değildir. Onlar Bangladeşten gelen illegal göçmenlerdir”...
Anti-Rohingya Propogandalarından bir kare...
Daha sonra bu gösteriler, bir takım hükümet yetkililerinin katılımı ve desteği ile amacından saptırılarak çizgiden çıkmıştır. 
Soykırım nasıl başladı ?
3 Haziran 2012 – Arakan şehri güneyinde bulunan Toungup şehir merkezinde, 8 Müslüman hacı ve yanlarında bulunan 2 otobüs muavini ve bir kadın, Budist Rahipler tarafından alçakça, hunharca ve öldürüldüler. 5 kişi ise tesadüfen kaçarak, zorlukla canlarını kurtarabildi. Hadise olduğu sırada öldürülen hacılar Thandwe’deki Thetsa mescidindeki bir dini merasimden ( islami/ilmi bir toplantı ya da münazara ) dönüyorlardı. 
Öldürülen müslüman hacıların cesetleri...
Hacıları taşıyan otobüs, dönüş yolundayken terörist Budist rahipler tarafından durduruldu. Durdurulan otobüsün plakası 7(Ga)7868’dir. Rahiplerden birisi kapıya gelerek “Hepiniz inin aşağıya” diye seslendi. Otobüs şöförü ve muavin müdahale etmek istediler, otobüste herhangi yabancı birisinin olmadığını söylediler. Buna rağmen budist rahipler ilk olarak onları dövmeye başladılar. Daha sonra otobüsün içine dalan Budistler müslüman hacıları hunharca döverek zorla, cebir ve şiddetle otobüsten dışarı çıkardılar. Sayıları 300’ü bulan cinnet getirmiş cani Budistler, Müslüman hacıları yolun ortasına alarak ölünceye kadar vahşice, kancıkça ve kalleşçe dövdüler. Buna rağmen ne bir polis, ne bir asker, ne de bir hükümet yetkilisi olaya müdahale etmedi. Ne olay sırasında ne de olay bittikten sonra...
Otobüs baskını sonrasında hunharca dövülerek alçakça öldürülen,  canice katledilen Müslüman hacılar...
Dövülerek hayatlarını kaybeden 8 hacının kimlikleri şu şekildedir;
Muhammed Sharif - Taung Twin Gyi şehrinden
Muhammed Hanif - Taung Twin Gyi şehrinden
Shafield Bai - Taung Twin Gyi şehrinden
Aslam Bai - Taung Twin Gyi şehrinden
Balai Bai - Taung Twin Gyi şehrinden
Shuaib - Taung Twin Gyi şehrinden
Salim Bai – Myaung Mya şehrinden
Lukman Bai – Myaung Mya şehrinden
Ve bunlarla birlikte otobüste görevli olan bir karı-koca çift dövülerek öldürüldüler.
Diğer 5 müslüman hacı bu katliamdan kaçarak kurtulmayı başardılar. Rahipler kazandıkları bu zaferi ( ?) yola attıkları cesetlerin üzerlerine tuvaletlerini yaparak ve içtikleri şaraplarından dökerek kutladılar. Buna rağmen hiçkimse tutuklanmadı ve bu katillere karşı herhangi resmi bir soruşturma dahi açılmadı. Cesetler aynı günün akşamında Thandwe de toprağa verildiler.
Hacıların cesetleri cenaze için götürülürken...
Bu elim hadisenin ardından ise, Burma hükümetinin verdiği destekle ve iç güvenliği tehdit ettikleri gerekçesi ile rahipler tarafından müslümanların köyleri baskına uğramaya ve yakılmaya başlandı...
Budist rahipler Burma güvenlik güçleri ile beraber gece vakti bir müslüman köyü yakıyorlar...
Rahipler müslümanların evlerini yakarken, güvenlik güçleri rahiplerin emniyetini sağlamakla görevlendirilmişlerdi.
Bir Burmalı güvenlik görevlisi gündüz vakti müslüman köyü yaktıktan sonra böyle resmedildi.
Bir güvenlik görevlisi alevlerden kaçan müslümanlara ateş ederken...
Çıkan bu hadiselerde güvenlik güçleri ve Rahipler güruhu, Razak, Lalu ve Syed Ahmet köylerindeki evleri yaktılar. Müslümanların ticarethaneleri ve 150,000,000 Kyatlık ticari malları yakıldı. Sawmawna köyündeki bir cami ateşe verildi. 200 Rohingyalı evsiz kaldı.
Tarihler 9 haziranı gösterdiğinde 100’ün üzerinde Rohingyalı müslüman hayatını kaybetmiş, 500ün üzerinde müslüman ise evsiz kalmışlardı.
Bunca zulümün ardından Müslüman halk, Bangladeş devletinin kendilerine bu zor zamanda yardım edeceğini düşünerek onların kapısını çalmak istediler. Zira halk, polis, güvenlik güçleri ve rahipler tarafından her gün katliama uğratılıyordu.
Müslümanlar kaçarak geldikleri Bangladeş ülkesinden barınak talep ederken...
Bangladeşte karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıkları tekrar zorla denize itiliyor...
Lakin bunca beklentiye rağmen Tağut Bangladeş hükümeti Arakanlı müslümanların ülkelerine girmelerine izin vermediler. Şayet halk içinden herhangi bir kişi Arakanlılara ensarlık yapıp ev verirse, derhal tutuklamaya ve muhacirleri de sınır dışı etmeye başladılar.
Bangladeş askerleri ülkeye girmek için Burmadan kaçan müslümanların kayıklarını ararken...
Bangladeş askerleri karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıklarını tekrar denize itiyor...
Arakanda tutuklanan bir müslümanın akibetinden, herhangi bir akrabasının haber alması mümkün değildir. 
Yukarıda anlattığımız hadiselerin yaşandığı 8 haziran ve 19 haziran tarihleri arasında 60 müslüman kadın Hükümet güvenlik güçleri, polisler ve Budist rahipler tarafından tecavüze uğradılar. Paungzarr köyünden bir kişinin anlattıkları şu şekilde: “Köylere giren güvenlik yetkilileri, köyün erkekleri tek bir meydana toplayarak onlarla gelecekteki durumları hakkında bir toplantı yapacaklarını söylediler. Evlerden çıkıp köyün dışında bir meydanda toplanan erkekler, orada bir grup tarafından oyalanırken diğer bir grup polis ve rahip köye girerek onlarca kadına tecavüz ettiler."
Günümüzde Arakanlı müslümanları koruyan hiç bir kuvvet yoktur. Maruz kaldıkları onca zulüm, tecavüz ve evlerinden çıkarılmaya karşı hiç bir koruyucuları bulunmamaktadır. Buna rağmen Burma hükümeti tarafından, Rahiplerin ölcülük ettiği bu katliamı meşrulaştıran bir çok kanun tasarısı devamlı olarak kabul edilip yürütmeye konmaktadır. Hükümet destekli bu sistematik soykırım faaliyeti günden güne hıncını ve hırsını arttırarak devam etmektedir. 
***
(Murad Gündoğan/@mur_gundogan tarafından 2016 yılında ISLAH HABER için tercüme edilmiştir. Kaynak : Echo of Jihad Magazine & ISLAHHABER  HABER MERKEZİ) 

18 Nisan 2017 Salı

SON DAKİKA!.. Tunceli'nin Pülümür İlçesinde feci kaza. Helikopter düştü, 12 şehit

TUCELİ, PÜLÜMÜR’DEN
ACI HABER: 
“Pülümür İlçesinde feci kaza. Helikopter düştü, 12 şehit”
Tunceli'nin Pülümür ilçesinde düşen polis helikopterinden acı haber. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, bugün saat 11.40 sularında Pülümür ilçesinden havalandıktan 10 dakika sonra sinyal alımı kesilen "Skorsky" tipi polis helikopterinin enkazına yürütülen çalışmalar sonucu ulaşıldı. Helikopterdeki 12 kişinin şehit olduğu belirtildi. Helikopterde, 7 polis memuru, 1 hakim, 1 astsubay ve 3 mürettebat olduğu ifade edilmişti. Tunceli'nin Pülümür ilçesinden içinde bulunan 1 hakim, 7 polis, 1 astsubay, 3 de mürettebat ile havalandıktan 10 dakika sonra irtibat kesilen  ve düştüğü belirlenen Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait Sikorsky S-70 Blackhawk tipi polis helikopterden acı haber geldi. Helikopterde bulunan 12 kişinin tamamı şehit oldu.  
Pülümür'den havalanan helikopterden 10 dakika sonra telsiz bağlantısı kesildi. Helikopterin bulunması için bölgeye  Diyarbakır, Elazığ ve Erzurum'dan AFAD ekipleri sevk edildi. Diyarbakır'da bulunan 8'inci Ana Jet Üssü'nden de arama uçaklarının bölgeye gönderildi. Sağlık Bakanlığı'nca, Tunceli'de polis helikopteriyle irtibatın  kesildiği bölgeye 6 ambulans ve 5 Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi'nin sevk edildi.Yoğun sis ve kar nedeniyle kara ekiplerinin enkaza ulaşmakta zorluk yaşadığı duyuruldu.
EKİPLER ENKAZA ULAŞTI:ACI HABER GELDİ 
Olumsuz hava koşulları nedeniyle düştüğü belirtilen helikopterin enkazına ilk olarak Kocatepe Jandarma Karakolundan olay yerine giden 2 askeri timin, ulaştı. Kara saplanmış halde helikopter enkazına ulaşan timler 12 kişinin şehit olduğu bilgisini Tunceli Valiliğine bildirdi.
TUNCELİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ'NDEN FLAŞ AÇIKLAMA: 
112'YE OLAY YERİNDEN DÜŞEN BİR ÇAĞRI YOK
Tunceli İl Sağlık Müdürü Sercan Özaydın, Tunceli'de  irtibat kesilen helikoptere ilişkin "Bölge itibarıyla 112 çağrısının komşu  illerimize de düşmüş olma ihtimali var. Bingöl, Erzincan ve Erzurum ile müşterek  değerlendirdik, 112 komuta merkezine olay yerinden düşen bir çağrı yok. Olay  yerine dair hiçbir çağrı almadık." dedi. Özaydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tunceli'de polis  helikopteriyle irtibatın kesilmesinin ardından 112 komuta merkezine herhangi bir  çağrı gelmediğini belirtti.Basında çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığını ifade eden Özaydın,  "Bölge itibarıyla 112 çağrısının komşu illerimize de düşmüş olma ihtimali var.  Bingöl, Erzincan ve Erzurum ile müşterek değerlendirdik, 112 komuta merkezine  olay yerinden düşen bir çağrı yok. Olay yerine dair hiçbir çağrı almadık." diye  konuştu. Özaydın, bölgeye sağlık ekiplerinin de sevk edildiğini dile getirerek  "Biz olay duyulduktan 1 dakika sonra 1 Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi (UMKE), 7  tane cip ve ambulans ile 30'u aşkın personelimizle olay yerine ulaşmaya  çalışıyoruz." dedi.
YOLDA HEYELAN OLDU
Arama kurtarma ekipleri karadan helikoptere ulaşmak için çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Sarıgül Köyü'ne giden yolda yine yoğun yağmur nedeniyle heyelan meydana geldi. Buraya da iş makineleri sevk edildi. Ekiplerin bölgeye ulaşma çalışmaları sürüyor. Tunceli'de 12 personeli taşıyan ve radardan kaybolan helikopterde bulunanların isimleri belli oldu.  Tunceli’de 1 hakim, 1 astsubay, 7 polis ve 3 personeli taşıyan Sikorsky S-70 Blackhawk tipi helikopter kalkıytan 10 dakika sonra radardan kayboldu. Helikopterde, Hakim Onur Alan, Polis memurları Ekrem Dereli, Sadettin Demir, Candaş Kaplan, Mesut Özdemir, Ahmet Cihan Kilci, Hasan Yıldırım, Azam Gündede, Komiser Pilot Abdullah Ortanca, Polis memuru teknisyen Murat Ködük, sözleşmeli pilot Dilaver Karsavuranoğlu'nun  olduğu öğrenildi.
HELİKOPTERİN DÜŞTÜĞÜ BÖLGE TESPİT EDİLDİ
Pülümür ilçesinin Çambulak ve Kocatepe köylerinin 2 bin 500 metre  yüksekliğindeki kırsalına düştüğü öngörülen ve koordinatlarının belirlendiği  belirtilen helikopteri arama çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Arama kurtarma çalışmalarına askeri helikopterler tarafından da  havadan devam edildiği ve bölgede kar yağışının çalışmaları güçleştirdiği  öğrenildi. Tunceli Valiliği, radardan kaybolan helikopterle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, helikopterin olumsuz hava şartlarından dolayı düştüğünün değerlendirildiği belirtildi.  Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: "18 Nisan 2017 günü saat 11.40 sıralarında Pülümür ilçemizden havalanan Skorsky tipi Polis Helikopterinden kalkışından yaklaşık (10) dakika sonra sinyal alımı kesilmiştir. Söz konusu Helikopterde (7) Polis Memuru (1) hakim, (1) Astsubay ve (3) mürettebat olduğu değerlendirilmektedir. Helikopterin olumsuz hava şartlarından dolayı düştüğü değerlendirilmekte olup, bölgeye çok sayıda arama kurtarma ekibi sevk edilmiş olup gelişmelerden kamuoyuna bilgi verilecektir".
ERZİNCAN'DAN TUNCELİ'YE AFAD VE UMKE EKİBİ SEVK EDİLDİ
Tunceli'de radardan kaybolan helikopter için Erzincan'dan AFAD ve UMKE ekibi sevk edildi.
Tunceli'de radardan kaybolan helikopter için 2 araç ile birlikte 11 kişilik AFAD ekibi, 5 adet ambulans ve 8 kişiden oluşan UMKE ekibi bölgeye hareket etti. Bölgede yoğun sisle birlikte görüşün kısıtlı olduğu öğrenildi. Uzmanlar, muhtemel düşük görüş şartları nedeniyle kazanın gerçekleşmiş olabileceğine dikkat çekti. Habertürk'e konuşan emekli hava pilotu Erdoğan Karakuş, "O bölgenin doğal şartları oldukça zorlu. Yağışlı ve sisli havalarda helikopterin alçak irtifada uçuşu oldukça zorlu. Helikopterin düşmesine bazen yıldırım, şimşek bile sebep olabilir. İncelenmeden bir şey söylemek zor. İncelenmesi lazım. Yani normal olarak her türlü işlemi yaptıklarını değerlendiriyorum. Bahar aylarında yıldırım şimşek düşmesi de söz konusu olabilir. Onları göz önüne almak lazım. Hava şartlarının kötü olduğu açıkça görülmektedir" dedi. Hava Kuvvetleri, bölgede arama kurtarma çalışmaları için Diyarbakır'dan CN235 tipi uçağı yönlendirdi. Havadan İhbar Kontrol (HİK) olarak adlandırılan E-7T Barış Kartalı uçağı da Tuncelide helikopterden gelecek sinyali tespit etmek için uçuyor. Özel donanıma sahip bu uçaklar, çarpma ile devreye giren özel sinyali tespit edebiliyor. Bölgede ayrıca Malatyadan kalkan 2 Sikorsky S-70 arama kurtarma helikopteri de arama-kurtarma çalışmalarına destek veriyor. (18.04.2017, 15.00-Ajanslar)

4 Ocak 2017 Çarşamba

İNGİLİZ TİMES GAZETESİ'NİN, DİKKAT ÇEKEN 'DEAŞ' VE 'TÜRKİYE' YORUMU

TİMES'TAN DİKKAT ÇEKEN 'DEAŞ' VE 'TÜRKİYE' YORUMU
İngiliz Times gazetesi Reina'da 39 kişinin hayatını kaybettiği katliamın ardından teröristin Orta Asya kökenli olabileceği şüphesi üzerine bu ülkelerden DEAŞ'a katılımı ele alan bir analiz yayımladı. Analizde DEAŞ'ın Orta Asya konusunda ciddi bir stratejisi olduğu, "Türkiye'deki istikrarsızlığı artırıp Orta Asya'da daha fazla destek çekmeye, daha fazla terörist devşirmeye çalıştıkları" yorumuna yer verildi. Analizde Orta Asyalıların terör örgütü DEAŞ içinde 'en özel birlikler' olarak görüldüğü belirtildi. Times'ın yayımladığı analizde Reina'yı kana bulayan teröristin Uygur Türk’ü olabileceği iddiasına yer verildi.
BBC Türkçe'nin aktardığı haberde şu ifadeler yer aldı:
'KOMİK BİR HABER OLARAK ALGILANMIŞTI AMA...'
"2015'te DEAŞ'en yaşlı savaşçısı' olarak tanıttığı 80 yaşındaki Muhammed Amin adlı beyaz sakallı militanın videosunu internete koyduğunda, 'komik bir haber' olarak algılanmıştı. Ama Amin'in hikayesi aslında bir uyarıydı. Çin'in Uygur Türklerine baskısından usandığını, Suriye'de DEAŞ saflarında savaşırken oğlunun izinden giderek örgüte katıldığını anlatıyordu. Eski bir imam olan Amin, savaşmak için geldiği Suriye'ye eşini, kızını ve dört torununu da getirmişti. Aynı Türk basınında çıkan haberlere göre Reina saldırganının yaptığı gibi." "Çin 2015 yılında 300 vatandaşının Suriye'de savaşmaya gitmiş olabileceğini açıkladı. Büyük kısmı Nusra Cephesi'yle birlikte hareket eden 'Türkistan İslami Partisi' adlı örgüte katılmışlardı. "Bu örgütün bugün binlerce olmasa bile yüzlerce militanı var. "Geçen yıl internete sızan DEAŞ belgelerindeyse 114 Çin vatandaşının DEAŞ'a katılmış olduğu görülüyordu." Terör örgütü DEAŞ 2015'te internete koyduğu videoda 80 yaşındaki Çin vatandaşı Muhammed Amin için en yaşlı üyeleri olduğunu söylemişti.
"Pek çoğu aynı Muhammed Amin gibi ailelerini de yanlarında getirmişlerdi. Kısa vadede ülkelerine dönmek gibi bir niyetleri yoktu."
"DEAŞ UYGUR, KIRGIZ, KAZAK ÇOCUKLARI EĞİTTİ"
"Uygur Türkü çocuklar, Kırgız ve Kazak çocuklarla birlikte DEAŞ tarafından eğitildi." "Kazak çocuklar, DEAŞ'ın propaganda videolarında yakalanan 'casusları' öldürürken görülüyordu."
'TÜRKİYE'DE KOLAYCA KALABALIĞA KARIŞIYORLAR'
"Bugüne kadar 2000 ila 4000 Orta Asyalının DEAŞ'a katıldığı sanılıyor. Bunların arasında Uygurlar da var, Kazaklar da Kırgızlar, Özbekler, Türkmenler ve Tacikler de. "Kırgızistan bir nebze dışarıda tutulursa, bu ülkelerin tümünde baskıcı rejimler var. Hepsi fakir ülkeler ve kırsal bölgelerde derin bir muhafazakarlık hakim. "Artık militanların ülkelerine dönmeleri son derece zor. Ülkeleri sınırları kapatmış durumda. "Ancak Türkiye'ye kolayca kalabalığa karışabiliyorlar. Tacikler hariç hepsinin dili Türkçe'ye yakın.
"EN ÖZEL DEAŞ BİRLİKLERİ"
Analizde İngiltere'deki King College Üniversitesi'nden Charlie Winter'ın görüşlerine de yer verildi. Winter, Orta Asyalıların terör örgütü DEAŞ içerisinde en özel birlikler olarak görüldüğünü, intihar saldırılarını da çoğunlukla bu ülkelerden gelenlerin düzenlediğini belirtiliyor. Analizde "1991'de Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle bağımsızlığını ilan eden Orta Asya ülkelerinde bölgede yeniden etki kurmak isteyen Rusya ile baskıcı rejimlere üçüncü bir alternatif olarak İslam yükselişe geçmişti" denildi. Gulf State Analytics araştırma şirketinden Theodore Karashik ise terör örgütü DEAŞ'ın Orta Asya konusunda ciddi bir stratejisi olduğunu düşünüyor ve "Türkiye'deki istikrarsızlığı artırıp Orta Asya'da daha fazla destek çekmeye çalışıyorlar. Bu bir militan devşirme girişimi" diyor."