LÜTFEN!.. "GÜNÜMÜZLE" KARŞILAŞTIRIN VE YORUMLAYIN...
Ulusal Haber & Ulusal Ajans: Son Dakika, Güncel Haber, Havadis, Araştırma, İnceleme, Yorum, Analiz,
Şok Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Şok Haber etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Kasım 2017 Pazartesi
İTHAL ET REZİLLİĞİ "Türkiye 2002 yılında Gıda-Tarım ve Ziraat Ürünleri Yönünden Kendi Kendine Yeten "100'e Yakın" Ülkeden Bir Ülke İdi, ya şimdi!.. " VE İKİ ÖNEMLİ BELGE - (YORUMSUZ)
29 Ağustos 2017 Salı
GÜNÜN HABERİ "ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?" (Araştırma, Haber.Makale)
ARAKAN’DA KATLİAM NASIL BAŞLADI?
Araştırma, Haber Makale
Bütün dünya ve özellikle Müslümanlık iddiasında olan (sözde) İslâm ülkelerinin ve Müslüman halkın gözü önünde; Uzun yıllardır
devam eden Arakan’daki Müslüman soykırım ve katliamı ile ilgili bilinmeyen bir çok yönü
aydınlatacak olan bir makaleyi siz okuyucularımızla paylaşıyoruz. Echo Of Jihad dergisi kaynaklı makalede Budist rahiplerin ve Burma hükümetinin
zulmünü bir kez daha gözler önüne seriliyor. İşte o makale;
Arakan’da
Katliam Nasıl Başladı?
Rohingya’da
müslüman azınlığa karşı başlatılan soykırım, Budist Rahiplerin 3 müslüman
gencin üzerine attıkları iftiranın alevlenmesi ile başladı.
Öncelikle 3
kişilik bir Budist Rahip grubu, 26 yaşındaki Burmalı bir kadına tecavüz edip
ardından onu öldürdüler. Kadına tecavüz eden 3 kişiden birisi, kendisinin erkek
arkadaşıydı ve kısa süre önce kadın tarafından terkedilmişti. Fakat aynı kadına
tekrar geri dönmek istemesine rağmen, kadın tarafından reddedildi. Bunun
ardından aynı kadın kendisine farklı bir erkek arkadaşı buldu. Bu durumu
kaldıramayan eski erkek arkadaşı, yanına 2 kişiyi de alarak önce kadına tecavüz
etti ve daha sonra da onu öldürdüler.
Katil Budist
Rahipler, öldürdükleri kadının cesedini, bölgede bulunan bir müslüman köyünün
yakınlarına bırakıp kaçtılar. Cesedin bulunmasının ardından yetkili Budist
Rahipleri ve Burma Hükümet yetkilileri kadının başına gelen hadiselerden ötürü
müslümanları sorumlu tuttular. Neticede 3 tane masum müslüman genç
tutuklandılar. Tutuklanan gençlerden bir tanesi dövülerek öldürüldü. Diğer
ikisi de mahkeme tarafından ölüm cezasına çarptırıldı. Böylece hükümet, bir
iftira vasıtası ile tüm dünyanın gözü önünde müslümanlara karşı bir soykırımın
ilk tohumlarını atmış oldu...
Bu hadiseyi
takip eden aylarda, bir çok radikal rahip, Burma içerisinde ve dışarısında
Rohingyalılara karşı bir anti-propoganda başlattılar. Burmalılara karşı
kullandı slogan şöyleydi ; “Rohingya Burmanın bir vilayeti değildir. Onlar
Bangladeşten gelen illegal göçmenlerdir”...
Anti-Rohingya Propogandalarından
bir kare...
Daha sonra bu
gösteriler, bir takım hükümet yetkililerinin katılımı ve desteği ile amacından
saptırılarak çizgiden çıkmıştır.
Soykırım nasıl
başladı ?
3 Haziran 2012 –
Arakan şehri güneyinde bulunan Toungup şehir merkezinde, 8 Müslüman hacı ve
yanlarında bulunan 2 otobüs muavini ve bir kadın, Budist Rahipler tarafından alçakça, hunharca ve öldürüldüler. 5 kişi ise tesadüfen kaçarak, zorlukla canlarını kurtarabildi. Hadise olduğu sırada
öldürülen hacılar Thandwe’deki Thetsa mescidindeki bir dini merasimden ( islami/ilmi
bir toplantı ya da münazara ) dönüyorlardı.
Hacıları taşıyan
otobüs, dönüş yolundayken terörist Budist rahipler tarafından durduruldu.
Durdurulan otobüsün plakası 7(Ga)7868’dir. Rahiplerden birisi kapıya gelerek
“Hepiniz inin aşağıya” diye seslendi. Otobüs şöförü ve muavin müdahale etmek
istediler, otobüste herhangi yabancı birisinin olmadığını söylediler. Buna
rağmen budist rahipler ilk olarak onları dövmeye başladılar. Daha sonra
otobüsün içine dalan Budistler müslüman hacıları hunharca döverek zorla, cebir ve şiddetle otobüsten dışarı
çıkardılar. Sayıları 300’ü bulan cinnet getirmiş cani Budistler, Müslüman hacıları yolun ortasına
alarak ölünceye kadar vahşice, kancıkça ve kalleşçe dövdüler. Buna rağmen ne bir polis, ne bir asker, ne de bir hükümet
yetkilisi olaya müdahale etmedi. Ne olay sırasında ne de olay bittikten
sonra...
Otobüs baskını
sonrasında hunharca dövülerek alçakça öldürülen, canice katledilen Müslüman hacılar...
Dövülerek
hayatlarını kaybeden 8 hacının kimlikleri şu şekildedir;
Muhammed Sharif
- Taung Twin Gyi şehrinden
Muhammed Hanif -
Taung Twin Gyi şehrinden
Shafield Bai -
Taung Twin Gyi şehrinden
Aslam Bai -
Taung Twin Gyi şehrinden
Balai Bai -
Taung Twin Gyi şehrinden
Shuaib - Taung
Twin Gyi şehrinden
Salim Bai –
Myaung Mya şehrinden
Lukman Bai –
Myaung Mya şehrinden
Ve bunlarla
birlikte otobüste görevli olan bir karı-koca çift dövülerek öldürüldüler.
Diğer 5 müslüman
hacı bu katliamdan kaçarak kurtulmayı başardılar. Rahipler kazandıkları bu
zaferi ( ?) yola attıkları cesetlerin üzerlerine tuvaletlerini yaparak ve
içtikleri şaraplarından dökerek kutladılar. Buna rağmen hiçkimse tutuklanmadı
ve bu katillere karşı herhangi resmi bir soruşturma dahi açılmadı. Cesetler
aynı günün akşamında Thandwe de toprağa verildiler.
Hacıların
cesetleri cenaze için götürülürken...
Bu elim
hadisenin ardından ise, Burma hükümetinin verdiği destekle ve iç güvenliği
tehdit ettikleri gerekçesi ile rahipler tarafından müslümanların köyleri
baskına uğramaya ve yakılmaya başlandı...
Budist rahipler
Burma güvenlik güçleri ile beraber gece vakti bir müslüman köyü yakıyorlar...
Rahipler
müslümanların evlerini yakarken, güvenlik güçleri rahiplerin emniyetini
sağlamakla görevlendirilmişlerdi.
Bir Burmalı
güvenlik görevlisi gündüz vakti müslüman köyü yaktıktan sonra böyle resmedildi.
Bir güvenlik
görevlisi alevlerden kaçan müslümanlara ateş ederken...
Çıkan bu
hadiselerde güvenlik güçleri ve Rahipler güruhu, Razak, Lalu ve Syed Ahmet
köylerindeki evleri yaktılar. Müslümanların ticarethaneleri ve 150,000,000
Kyatlık ticari malları yakıldı. Sawmawna köyündeki bir cami ateşe verildi. 200
Rohingyalı evsiz kaldı.
Tarihler 9
haziranı gösterdiğinde 100’ün üzerinde Rohingyalı müslüman hayatını kaybetmiş,
500ün üzerinde müslüman ise evsiz kalmışlardı.
Bunca zulümün
ardından Müslüman halk, Bangladeş devletinin kendilerine bu zor zamanda yardım
edeceğini düşünerek onların kapısını çalmak istediler. Zira halk, polis,
güvenlik güçleri ve rahipler tarafından her gün katliama uğratılıyordu.
Müslümanlar
kaçarak geldikleri Bangladeş ülkesinden barınak talep ederken...
Bangladeşte
karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıkları tekrar zorla denize itiliyor...
Lakin bunca
beklentiye rağmen Tağut Bangladeş hükümeti Arakanlı müslümanların ülkelerine
girmelerine izin vermediler. Şayet halk içinden herhangi bir kişi Arakanlılara
ensarlık yapıp ev verirse, derhal tutuklamaya ve muhacirleri de sınır dışı
etmeye başladılar.
Bangladeş
askerleri ülkeye girmek için Burmadan kaçan müslümanların kayıklarını
ararken...
Bangladeş
askerleri karaya çıkmak isteyen müslümanların kayıklarını tekrar denize
itiyor...
Arakanda
tutuklanan bir müslümanın akibetinden, herhangi bir akrabasının haber alması
mümkün değildir.
Yukarıda
anlattığımız hadiselerin yaşandığı 8 haziran ve 19 haziran tarihleri arasında
60 müslüman kadın Hükümet güvenlik güçleri, polisler ve Budist rahipler
tarafından tecavüze uğradılar. Paungzarr köyünden bir kişinin anlattıkları şu
şekilde: “Köylere giren
güvenlik yetkilileri, köyün erkekleri tek bir meydana toplayarak onlarla
gelecekteki durumları hakkında bir toplantı yapacaklarını söylediler. Evlerden
çıkıp köyün dışında bir meydanda toplanan erkekler, orada bir grup tarafından
oyalanırken diğer bir grup polis ve rahip köye girerek onlarca kadına tecavüz
ettiler."
Günümüzde
Arakanlı müslümanları koruyan hiç bir kuvvet yoktur. Maruz kaldıkları onca
zulüm, tecavüz ve evlerinden çıkarılmaya karşı hiç bir koruyucuları
bulunmamaktadır. Buna rağmen Burma hükümeti tarafından, Rahiplerin ölcülük
ettiği bu katliamı meşrulaştıran bir çok kanun tasarısı devamlı olarak kabul
edilip yürütmeye konmaktadır. Hükümet destekli bu sistematik soykırım faaliyeti
günden güne hıncını ve hırsını arttırarak devam etmektedir.
***
(Murad Gündoğan/@mur_gundogan tarafından 2016 yılında ISLAH HABER için tercüme edilmiştir. Kaynak : Echo of
Jihad Magazine & ISLAHHABER HABER
MERKEZİ)
Etiketler:
Arakan,
Arakan haberleri,
Arakan Müslümanları,
Arakanda katliam nasıl başladı,
Birmanya,
Burma,
ISLAH HABER,
Myanmar,
Son Dakika,
Şok Haber,
ulusal ajans,
ulusal haber
18 Nisan 2017 Salı
SON DAKİKA!.. Tunceli'nin Pülümür İlçesinde feci kaza. Helikopter düştü, 12 şehit
ACI HABER:
“Pülümür İlçesinde feci kaza. Helikopter
düştü, 12 şehit”
Tunceli'nin Pülümür ilçesinde düşen polis helikopterinden
acı haber. Güvenlik kaynaklarından alınan bilgiye göre, bugün saat 11.40
sularında Pülümür ilçesinden havalandıktan 10 dakika sonra sinyal alımı kesilen
"Skorsky" tipi polis helikopterinin enkazına yürütülen çalışmalar
sonucu ulaşıldı. Helikopterdeki 12 kişinin şehit olduğu belirtildi.
Helikopterde, 7 polis memuru, 1 hakim, 1 astsubay ve 3 mürettebat olduğu ifade
edilmişti. Tunceli'nin Pülümür ilçesinden içinde
bulunan 1 hakim, 7 polis, 1 astsubay, 3 de mürettebat ile
havalandıktan 10 dakika sonra irtibat kesilen ve düştüğü belirlenen
Emniyet Genel Müdürlüğü'ne ait Sikorsky S-70 Blackhawk tipi polis helikopterden
acı haber geldi. Helikopterde bulunan 12 kişinin tamamı şehit oldu.
Pülümür'den havalanan helikopterden 10 dakika sonra telsiz
bağlantısı kesildi. Helikopterin bulunması için bölgeye Diyarbakır,
Elazığ ve Erzurum'dan AFAD ekipleri sevk edildi. Diyarbakır'da bulunan 8'inci
Ana Jet Üssü'nden de arama uçaklarının bölgeye gönderildi. Sağlık
Bakanlığı'nca, Tunceli'de polis helikopteriyle irtibatın kesildiği
bölgeye 6 ambulans ve 5 Ulusal Medikal Kurtarma Ekibi'nin sevk edildi.Yoğun sis
ve kar nedeniyle kara ekiplerinin enkaza ulaşmakta zorluk yaşadığı duyuruldu.
EKİPLER ENKAZA ULAŞTI:ACI HABER GELDİ
Olumsuz hava koşulları nedeniyle düştüğü belirtilen
helikopterin enkazına ilk olarak Kocatepe Jandarma Karakolundan olay yerine
giden 2 askeri timin, ulaştı. Kara saplanmış halde helikopter enkazına ulaşan
timler 12 kişinin şehit olduğu bilgisini Tunceli Valiliğine bildirdi.
TUNCELİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ'NDEN FLAŞ AÇIKLAMA:
TUNCELİ İL SAĞLIK MÜDÜRÜ'NDEN FLAŞ AÇIKLAMA:
112'YE OLAY
YERİNDEN DÜŞEN BİR ÇAĞRI YOK
Tunceli İl Sağlık Müdürü Sercan Özaydın, Tunceli'de
irtibat kesilen helikoptere ilişkin "Bölge itibarıyla 112 çağrısının
komşu illerimize de düşmüş olma ihtimali var. Bingöl, Erzincan ve Erzurum
ile müşterek değerlendirdik, 112 komuta merkezine olay yerinden düşen bir
çağrı yok. Olay yerine dair hiçbir çağrı almadık." dedi. Özaydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tunceli'de polis
helikopteriyle irtibatın kesilmesinin ardından 112 komuta merkezine
herhangi bir çağrı gelmediğini belirtti.Basında çıkan haberlerin gerçeği
yansıtmadığını ifade eden Özaydın, "Bölge itibarıyla 112 çağrısının
komşu illerimize de düşmüş olma ihtimali var. Bingöl, Erzincan ve Erzurum
ile müşterek değerlendirdik, 112 komuta merkezine olay yerinden düşen bir
çağrı yok. Olay yerine dair hiçbir çağrı almadık." diye konuştu. Özaydın, bölgeye sağlık ekiplerinin de sevk edildiğini dile
getirerek "Biz olay duyulduktan 1 dakika sonra 1 Ulusal Medikal
Kurtarma Ekibi (UMKE), 7 tane cip ve ambulans ile 30'u aşkın
personelimizle olay yerine ulaşmaya çalışıyoruz." dedi.
YOLDA HEYELAN OLDU
Arama kurtarma ekipleri karadan helikoptere ulaşmak için
çalışmalarını sürdürüyor. Ancak Sarıgül Köyü'ne giden yolda yine yoğun yağmur
nedeniyle heyelan meydana geldi. Buraya da iş makineleri sevk edildi. Ekiplerin
bölgeye ulaşma çalışmaları sürüyor. Tunceli'de 12 personeli taşıyan ve radardan kaybolan
helikopterde bulunanların isimleri belli oldu. Tunceli’de 1 hakim, 1
astsubay, 7 polis ve 3 personeli taşıyan Sikorsky S-70 Blackhawk tipi
helikopter kalkıytan 10 dakika sonra radardan kayboldu. Helikopterde, Hakim
Onur Alan, Polis memurları Ekrem Dereli, Sadettin Demir, Candaş Kaplan, Mesut
Özdemir, Ahmet Cihan Kilci, Hasan Yıldırım, Azam Gündede, Komiser Pilot
Abdullah Ortanca, Polis memuru teknisyen Murat Ködük, sözleşmeli pilot Dilaver
Karsavuranoğlu'nun olduğu öğrenildi.
HELİKOPTERİN DÜŞTÜĞÜ BÖLGE TESPİT EDİLDİ
Pülümür ilçesinin Çambulak ve Kocatepe köylerinin 2 bin 500 metre yüksekliğindeki kırsalına düştüğü öngörülen ve koordinatlarının belirlendiği belirtilen helikopteri arama çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Arama kurtarma çalışmalarına askeri helikopterler tarafından da havadan devam edildiği ve bölgede kar yağışının çalışmaları güçleştirdiği öğrenildi. Tunceli Valiliği, radardan kaybolan helikopterle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, helikopterin olumsuz hava şartlarından dolayı düştüğünün değerlendirildiği belirtildi. Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: "18 Nisan 2017 günü saat 11.40 sıralarında Pülümür ilçemizden havalanan Skorsky tipi Polis Helikopterinden kalkışından yaklaşık (10) dakika sonra sinyal alımı kesilmiştir. Söz konusu Helikopterde (7) Polis Memuru (1) hakim, (1) Astsubay ve (3) mürettebat olduğu değerlendirilmektedir. Helikopterin olumsuz hava şartlarından dolayı düştüğü değerlendirilmekte olup, bölgeye çok sayıda arama kurtarma ekibi sevk edilmiş olup gelişmelerden kamuoyuna bilgi verilecektir".
Pülümür ilçesinin Çambulak ve Kocatepe köylerinin 2 bin 500 metre yüksekliğindeki kırsalına düştüğü öngörülen ve koordinatlarının belirlendiği belirtilen helikopteri arama çalışmalarının sürdüğü belirtildi. Arama kurtarma çalışmalarına askeri helikopterler tarafından da havadan devam edildiği ve bölgede kar yağışının çalışmaları güçleştirdiği öğrenildi. Tunceli Valiliği, radardan kaybolan helikopterle ilgili açıklama yaptı. Açıklamada, helikopterin olumsuz hava şartlarından dolayı düştüğünün değerlendirildiği belirtildi. Yapılan açıklamada şunlar kaydedildi: "18 Nisan 2017 günü saat 11.40 sıralarında Pülümür ilçemizden havalanan Skorsky tipi Polis Helikopterinden kalkışından yaklaşık (10) dakika sonra sinyal alımı kesilmiştir. Söz konusu Helikopterde (7) Polis Memuru (1) hakim, (1) Astsubay ve (3) mürettebat olduğu değerlendirilmektedir. Helikopterin olumsuz hava şartlarından dolayı düştüğü değerlendirilmekte olup, bölgeye çok sayıda arama kurtarma ekibi sevk edilmiş olup gelişmelerden kamuoyuna bilgi verilecektir".
ERZİNCAN'DAN TUNCELİ'YE AFAD VE UMKE EKİBİ SEVK EDİLDİ
Tunceli'de radardan kaybolan helikopter için Erzincan'dan
AFAD ve UMKE ekibi sevk edildi.
Tunceli'de radardan kaybolan helikopter için 2 araç ile
birlikte 11 kişilik AFAD ekibi, 5 adet ambulans ve 8 kişiden oluşan UMKE ekibi
bölgeye hareket etti. Bölgede yoğun sisle birlikte görüşün kısıtlı olduğu
öğrenildi. Uzmanlar, muhtemel düşük görüş şartları nedeniyle kazanın gerçekleşmiş
olabileceğine dikkat çekti. Habertürk'e konuşan emekli hava pilotu Erdoğan Karakuş,
"O bölgenin doğal şartları oldukça zorlu. Yağışlı ve sisli havalarda
helikopterin alçak irtifada uçuşu oldukça zorlu. Helikopterin düşmesine bazen
yıldırım, şimşek bile sebep olabilir. İncelenmeden bir şey söylemek zor.
İncelenmesi lazım. Yani normal olarak her türlü işlemi yaptıklarını
değerlendiriyorum. Bahar aylarında yıldırım şimşek düşmesi de söz konusu
olabilir. Onları göz önüne almak lazım. Hava şartlarının kötü olduğu açıkça
görülmektedir" dedi. Hava Kuvvetleri, bölgede arama kurtarma çalışmaları için Diyarbakır'dan CN235
tipi uçağı yönlendirdi. Havadan İhbar Kontrol (HİK) olarak adlandırılan E-7T
Barış Kartalı uçağı da Tuncelide helikopterden gelecek sinyali tespit etmek
için uçuyor. Özel donanıma sahip bu uçaklar, çarpma ile devreye giren özel
sinyali tespit edebiliyor. Bölgede ayrıca Malatyadan kalkan 2 Sikorsky S-70
arama kurtarma helikopteri de arama-kurtarma çalışmalarına destek veriyor. (18.04.2017, 15.00-Ajanslar)
4 Ocak 2017 Çarşamba
İNGİLİZ TİMES GAZETESİ'NİN, DİKKAT ÇEKEN 'DEAŞ' VE 'TÜRKİYE' YORUMU
TİMES'TAN DİKKAT ÇEKEN 'DEAŞ' VE 'TÜRKİYE' YORUMU
İngiliz Times gazetesi Reina'da 39 kişinin hayatını
kaybettiği katliamın ardından teröristin Orta Asya kökenli olabileceği şüphesi
üzerine bu ülkelerden DEAŞ'a katılımı ele alan bir analiz yayımladı.
Analizde DEAŞ'ın Orta Asya konusunda ciddi bir stratejisi olduğu,
"Türkiye'deki istikrarsızlığı artırıp Orta Asya'da daha fazla destek
çekmeye, daha fazla terörist devşirmeye çalıştıkları" yorumuna yer
verildi. Analizde Orta Asyalıların terör örgütü DEAŞ içinde 'en özel
birlikler' olarak görüldüğü belirtildi. Times'ın yayımladığı analizde Reina'yı kana bulayan
teröristin Uygur Türk’ü olabileceği iddiasına yer verildi.
BBC Türkçe'nin aktardığı haberde şu ifadeler yer
aldı:
'KOMİK BİR HABER OLARAK ALGILANMIŞTI AMA...'
"2015'te DEAŞ'en yaşlı savaşçısı' olarak tanıttığı
80 yaşındaki Muhammed Amin adlı beyaz sakallı militanın videosunu
internete koyduğunda, 'komik bir haber' olarak algılanmıştı. Ama Amin'in
hikayesi aslında bir uyarıydı. Çin'in Uygur Türklerine baskısından usandığını,
Suriye'de DEAŞ saflarında savaşırken oğlunun izinden giderek örgüte katıldığını
anlatıyordu. Eski bir imam olan Amin, savaşmak için geldiği Suriye'ye eşini,
kızını ve dört torununu da getirmişti. Aynı Türk basınında çıkan
haberlere göre Reina saldırganının yaptığı gibi." "Çin 2015 yılında 300 vatandaşının Suriye'de savaşmaya
gitmiş olabileceğini açıkladı. Büyük kısmı Nusra Cephesi'yle birlikte hareket
eden 'Türkistan İslami Partisi' adlı örgüte katılmışlardı. "Bu örgütün bugün binlerce
olmasa bile yüzlerce militanı var. "Geçen yıl internete sızan DEAŞ
belgelerindeyse 114 Çin vatandaşının DEAŞ'a katılmış olduğu görülüyordu." Terör örgütü DEAŞ 2015'te internete koyduğu videoda 80 yaşındaki Çin vatandaşı
Muhammed Amin için en yaşlı üyeleri olduğunu söylemişti.
"Pek çoğu aynı Muhammed Amin gibi ailelerini de
yanlarında getirmişlerdi. Kısa vadede ülkelerine dönmek gibi bir niyetleri
yoktu."
"DEAŞ UYGUR, KIRGIZ, KAZAK ÇOCUKLARI EĞİTTİ"
"Uygur Türkü çocuklar, Kırgız ve Kazak çocuklarla
birlikte DEAŞ tarafından eğitildi." "Kazak çocuklar, DEAŞ'ın propaganda videolarında
yakalanan 'casusları' öldürürken görülüyordu."
'TÜRKİYE'DE KOLAYCA KALABALIĞA KARIŞIYORLAR'
"Bugüne kadar 2000 ila 4000 Orta Asyalının DEAŞ'a
katıldığı sanılıyor. Bunların arasında Uygurlar da var, Kazaklar da Kırgızlar,
Özbekler, Türkmenler ve Tacikler de. "Kırgızistan bir nebze dışarıda tutulursa, bu ülkelerin
tümünde baskıcı rejimler var. Hepsi fakir ülkeler ve kırsal bölgelerde derin
bir muhafazakarlık hakim. "Artık militanların ülkelerine dönmeleri son derece
zor. Ülkeleri sınırları kapatmış durumda. "Ancak Türkiye'ye kolayca kalabalığa karışabiliyorlar.
Tacikler hariç hepsinin dili Türkçe'ye yakın.
"EN ÖZEL DEAŞ BİRLİKLERİ"
Analizde İngiltere'deki King College Üniversitesi'nden
Charlie Winter'ın görüşlerine de yer verildi. Winter, Orta Asyalıların terör
örgütü DEAŞ içerisinde en özel birlikler olarak görüldüğünü, intihar
saldırılarını da çoğunlukla bu ülkelerden gelenlerin düzenlediğini
belirtiliyor. Analizde "1991'de Sovyetler Birliği'nin çöküşüyle
bağımsızlığını ilan eden Orta Asya ülkelerinde bölgede yeniden etki kurmak
isteyen Rusya ile baskıcı rejimlere üçüncü bir alternatif olarak İslam
yükselişe geçmişti" denildi. Gulf State Analytics araştırma şirketinden
Theodore Karashik ise terör örgütü DEAŞ'ın Orta Asya konusunda ciddi bir
stratejisi olduğunu düşünüyor ve "Türkiye'deki istikrarsızlığı artırıp
Orta Asya'da daha fazla destek çekmeye çalışıyorlar. Bu bir militan devşirme girişimi"
diyor."
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














