Demokrat Parti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Demokrat Parti etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Ocak 2018 Cumartesi

Yüksek Seçim Kurulu (YSK), milletvekili, belediye başkanlığı, belediye meclisi ve il genel meclisi üyelikleri seçimlerine katılabilme yeterliliğine sahip siyasi partileri belirledi. Listede 9 parti kendine yer bulurken İYİ Parti yer almadı

SEÇİMLERE KATILMA HAKKI BULUNAN SİYASİ PARTİLER "YSK" TARAFINDAN AÇIKLANDI 
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), milletvekili, belediye başkanlığı, belediye meclisi ve il genel meclisi üyelikleri seçimlerine katılabilme yeterliliğine sahip siyasi partileri belirledi. Listede 9 parti kendine yer bulurken İYİ Parti yer almadı. İYİ Parti Genel Sekreteri Aytun Çıray Twitter'dan yaptığı açıklama ile konuya açıklık getirdi.
YSK'nın Resmi Gazete'de yayımlanan kararında, 298 sayılı "Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun" ile 2820 sayılı "Siyasi Partiler Kanunu"nun ilgili maddelerine göre, 1 Ocak'tan en az 6 ay öncesi itibarıyla illerin en az yarısında teşkilat kurdukları ve büyük kongrelerini yaptıkları saptanan 9 partinin seçimlere katılma yeterliliği bulunduğu bildirildi.
9 PARTİ YER ALDI
Bu partilerin alfabetik sırayla: Adalet ve Kalkınma Partisi, Bağımsız Türkiye Partisi, Büyük Birlik Partisi, Cumhuriyet Halk Partisi, Demokrat Parti, Halkların Demokratik Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Saadet Partisi ve Vatan Partisi olduğu belirtildi.
Diğer partilerin ise genel kongre veya teşkilatlanma koşulunu yerine getiremedikleri, dolayısıyla 298 sayılı kanunun 14. maddesinin 4. ve 11. fıkraları ile 2820 sayılı kanunun 36. maddesinde öngörülen nitelikleri kazanmadıklarının belirlendiği ifade edildi.
İYİ PARTİ'DEN AÇIKLAMA
İYİ Parti Genel Sekreteri Aytun Çıray konuyla ilgili Twitter'dan yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: ​"YSK, bugün yaptığı toplantının ardından an itibarıyla seçime girebilecek partilerin listesini açıklamıştır. Açıklanan listede İYİ Parti'nin yer almaması yasa gereğidir. Çünkü; @iyiparti sözkonusu listeye 1. Kongresi'ni yaptığı 10 Aralık 2017 tarihinden 6 ay sonra girecektir."

29 Haziran 2017 Perşembe

TARİHE DÜŞÜLEN "ÇELİŞKİLİ" BİR NOT VE GARİP BİR "İRONİ": "BUGÜNKÜ (28 HAZİRAN 2017) YÜRÜYÜŞE MENDERES'İN PARTİSİ DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI VE 1000 DP'Lİ DE KATILDI"

BUGÜNKÜ (28 HAZİRAN 2017) YÜRÜYÜŞE MENDERES'İN PARTİSİ DEMOKRAT PARTİ GENEL BAŞKANI VE 1000 DP'Lİ DE KATILDI.
(HABER: YURT Gazetesi-Barış CAN-Düzce)
Cumhuriyet Halk Partici (CHP) Genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu tarafından asgari katılımla başlatılan "Adalet Yürüyüşü" bugün 14'üncü gününde. Bugünkü yürüyüş Düzce ili çıkışını takip ederek yolun sonundan itibaren devam etti. Bugünkü yürüyüşe Adnan Menderes'in partisi Demokrat Parti Genel Başkanı ve 1000 DP'li de katıldı. Demokrat Partisi Genel Başkanı Gültekin Uysal Adalet Yürüyüşü izlenimlerini YURT Gazetesi ile paylaştı. Başkan Gültekin Uysal '15 Temmuz'da nasıl meydanlardaysak bugün de adalet için meydanlardayız' derken 'düne kadar terör örgütleriyle müzakere edenler, bugün ana muhaleti terör örgütleriyle beraber olmakla suçluyor' diye konuştu.
YÜKSEK YARGI BAŞKANLARI DA 'ADALETE' GÜVENİLMEDİĞİNİ İTİRAF EDİYOR
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal yüksek yargı başkanlarının bile adalete güvenilmediğini itiraf ettiklerini söyledi. 2015 yılındaki seçimlerde partilerinin sloganının da 'herkes için adalet, herkes için demokrasi, herkes için zenginlik' olduğunu hatırlatan Uysal, CHP liderinin başlattığı yürüyüşe destek verme kararı aldıklarını ifade etti.
'ADALET DEVLET GELENEĞİMİZİN TEMEL DİREĞİDİR'
Adaletin devlet geleneğimizin temel direği olduğununun altını özellikle çizen Uysal "CHP Genel Başkanı sayın Kılıçdaroğlu önemli bir insiyatif alarak Adalet Yürüyüşü'nü başlattı. Türkiye'de yaşanan son hadiselerin ötesinde adalet bu ülkede devlet geleneğimizin temel direğidir. Devletin şekli hususunda bir şart yoktur yalnız onun en temel direği adalettir. Geçmiş devlet geleneğimiz açısından önemlidir. Öne çıkardığımız noktadır. İşte bu açıdan Türkiye'nin derinden nefes almaya ihtiyacı olduğu noktada yüksek yargının başkanları bile Türkiye'de yargıya, adalete güvenilmediği noktasında fikirlerini beyan ederken ana muhalefet liderinin Türkiye'de demokrasinin, demokratik meselelerin demokratik kanallara aktarılmasının yetersiz kaldığını, temsili demokraside problemlere çözüm üretmekte  zorlanıldığını kast ederek toplumsal muhalefetle beraber geniş kitlelere bu talebini mal etmek noktasında bir beklentisi, iktisası, fikri var. Bizler de özellikle 15 Temmuz Darbe Teşebbüsü sonrası gönlümüz iktidarıyla, muhalefetiyle bir ortak paydada, Anayasal çerçevede, Meclis deneyiminde Türkiye'nin can alıcı meselelerine çözüm üretmek, başta adalet olmak üzere 'herkes eşit ama birileri daha eşit' mantığına  savrulmuş bir Türkiye portresinde, fırsat eşitliğinin olmadığı, fiili düzen var. O nedenle bir parti devletine dönüşme noktasında hem adliyede hem onun dışında mali politikaları ile fırsat eşitliği noktasındaki politikalarıyla dar bir alanda belirli bir vatandaş profilini kapsadığını görüyoruz. Bizim itirazımız Türkiye'de herkes için adalet, herkes için demokrasi, herkes için zenginlik parolası ve sloganıyla 2015 seçimlerinde propaganda yapmış bir parti olarak Türkiye'nin bu talebi, iktidarı - muhalefetiyle yeniden bir idrak tazelemesine vesile olmasıdır. Bugün birilerinin müsaade ettiği kadar hakka, hukuka rıza göstermeyeceğimizi burada katılarak biz de Demokrat Parti olarak prensiplerimiz çerçevesinde bir dayanışma ortaya koyarak gösterdik. Bu çerçevede değerlendiriyoruz." ifadelerini kullandı.
DP GENEL MERKEZİ WEB SİTESİ
Adalet Yürüyüşü’nün 14.gününde Genel Başkanımız Gültekin Uysal ve teşkilat mensuplarımız da yürüyüşe destek verdi. 28 Haziran 2017 Çarşamba
“Bu yürüyüşü; demokratik tavır alanlarının genişletilmesine önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Birilerinin müsaade ettiği kadar adalete, hukuka rıza göstermeyeceğimizi beyan etmek için buradayız” “Adalet sadece adliyelerde ortaya çıkmaz. Vergi kanunlarıyla, fırsat eşitliğiyle, ülkede keyfilikten uzak bir yönetim anlayışıyla da adalet kendini gösterir” “Bunu kriminalize etmek, dar bir alana hapsederek birtakım sorumsuz beyanlarla çok marjinal unsurlarla bu süreci provoke etmek yanlıştır” 
(DP Basın Merkezi – 28 Haziran 2017) 
Adalet Yürüyüşü’nün 14.gününde Genel Başkanımız Gültekin Uysal ve teşkilat mensuplarımız da yürüyüşe destek verdi. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun partisinin İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun tutuklanması sonrasında Ankara’dan başlattığı Adalet Yürüyüşü, 14. gününde, Genel Başkanımız Gültekin Uysal, eski Devlet Bakanımız Gürcan Dağdaş ve Demokrat Partili il ve ilçe başkanları ile teşkilat mensuplarının katılımıyla devam etti.
Düzce çıkışında kalabalık bir grupla beraber Kılıçdaroğlu’yla buluşarak yürüyüşe katılan Genel Başkanımız Gültekin Uysal,  yürüyüşe 1000 partili ile destek verdiklerini söyleyerek 2015 yılındaki seçimlerde partimizin sloganının “Herkes için adalet, herkes için demokrasi, herkes için zenginlik” olduğunu hatırlattı ve yürüyüşe destek verme kararı aldıklarını ifade etti. Genel Başkanımız Gültekin Uysal, şu açıklamalarda bulundu:
“Prensip olarak adalet prensibine her daim sahip çıktık”
“Son 15 yıldır adaletle, hukukla ilgili yaşananlardan endişelerimiz oldu. Her geçen gün koyulaşan bir fiili rejim var ülkede.  Ülkeye yapılacak en büyük kötülük; koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni bir zümrenin, bir parti devleti, bir zümrenin devleti haline getirmektir. Bu süreç her geçen gün ilerliyor. Buna karşılık burada yaptığımız; demokratik bir tavır örneği olarak demokrasiye inanmış tüm siyasi, sivil, iktisadi unsurlarla beraber meşruiyet içerisinde bir irade ortaya koymaktır. Referandum süreciyle beraber adaletsizliğin bir kısmına resmiyet giydirilmeye çalışıldı. Türk Milleti olarak adalet geleneğimiz pek çok şekil değiştirmiştir ama prensip olarak adalet prensibine her daim sahip çıkmışızdır. O açıdan baktığınızda adalet kavramının zaten siyasal aidiyetleri aşan bir manası, önemi var. “Bugün yargıya, adalete güvenin zedelendiğini görüyoruz”
Yusuf Has Hacip’in bir sözü vardır; “Adalet göğün direğidir. Direk çöktü mü, adalet çöktü mü gök çöker” demektedir. Bugün yüksek yargının başı başta olmak üzere yargıya, adalete güvenin çok zedelendiğini kendileri de ikrar eder haldedir.
“Maalesef bugün Türkiye, keyfiliğe teslim olmuş, popülizm kıskacı içerisindedir”
Adalet sadece adliyelerde ortaya çıkmaz. Vergi kanunlarıyla, fırsat eşitliğiyle, ülkede keyfilikten uzak bir yönetim anlayışıyla da adalet kendini gösterir. Maalesef bugün Türkiye, keyfiliğe teslim olmuş, popülizm kıskacı içerisindedir.
“Geçmişten bugüne taşıdığımız temel değerler değişmedi”
Bütün bunlar ışığında bu tavrı, bu yürüyüşü; demokratik tavır alanlarının genişletilmesine önemli bir fırsat olarak değerlendiriyoruz. Birilerinin müsaade ettiği kadar adalete, hukuka rıza göstermeyeceğimizi beyan etmek için buradayız. Geçmişten bugüne taşıdığımız temel değerler değişmedi. Demokrat Parti olarak bütün arkadaşlarımızla bu süreç içersinde böyle bir tavır almak ihtiyacı hissettik.
“Bugün siyaseti yeniden değerler üzerinden kutuplaştırarak gerilim siyaseti sürdürmekteler”
Ortada çok haksız ithamlar var. Demokratik düzlem içerisinde potansiyel suçlar icat ederek Türkiye’de bu ortak paydalar yeteri kadar tahrip edildi. Siyasi alan içerisinde ortak değerimiz haline getirmemiz gereken her mesele, bir siyasi rekabet unsuru haline getirildi.  15 Temmuz FETÖ Darbe Teşebbüsü sonrası ortaya çıkmış iklimden, iktidarıyla - muhalefetiyle bir ortak paydada, Türkiye’nin birikmiş meselelerini çözebilme imkanı varken iktidar; yine kendi siyasal tasavvurunu kuvvetlendirmek adına referandum başta olmak üzere başka bir yol tercih etti. Bugün siyaseti yeniden değerler üzerinden kutuplaştırarak gerilim siyaseti sürdürmekteler.
Referandum sürecinde bloklaşmalardan ziyade prensipler etrafında her siyasi partinin kendi öncelik ve saikleriyle bir tavır geliştirdiğini düşünüyorum. Türkiye’nin kutuplaşma zemininde sert bloklar üzerinden değil, ölçüler üzerinden demokratik ölçüler, Cumhuriyetin kurucu değerleri üzerinden ölçüler geliştirme mecburiyetinde olduğumuzu düşünüyorum.
“Aradığımız; yeniden bu ülkede adaleti milli güvenlik şemsiyemiz haline getirmektir”
Türkiye’ye olumlu katkıyı yapabilmek adına, yeniden bu ülkede adaleti, milli güvenliğimizin teminatı, milli güvenlik şemsiyemiz haline getirmektir aradığımız.  Eşit fırsatlara sahip herkesin hukukundan emin olduğu bir Türkiye’yi arıyoruz. Bu manada bu yürüyüşe çok farklı kesimlerden insanlar bireysel olarak destek vermektedir. Bunu kriminalize etmek, dar bir alana hapsederek birtakım sorumsuz beyanlarla çok marjinal unsurlarla bu süreci provoke etmek yanlıştır. Daha geniş bir ortak paydada buluşabilmek lazımdır.” Kaynak ( DP )

5 Kasım 2016 Cumartesi

ADALET VE HUKUKUN BANİSİ DP, NE OLDU DA "EŞKIYA İÇİN" BARIŞÇIL ÇÖZÜM İSTEMEYE BAŞLADI? BU NE AYMAZLIK, REZİLLİK VE KEPAZELİKTİR BÖYLE!..

Demokrat Parti Genel Başkanı Uysal: Barışçıl siyasetin hakim olmasını istiyoruz
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, HDP milletvekillerinin gözaltına alınmasına ilişkin, "Hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun barışçıl siyasetin hakim olmasını istiyoruz." dedi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Uysal: Barışçıl siyasetin hakim olmasını istiyoruz




KONYA
Demokrat Parti Genel Başkanı Gültekin Uysal, parti çalışmaları ve bazı ziyaretler için geldiği Konya'da, bir otelde partililerle bir araya geldi.
Burada açıklamalarda bulunan Uysal, Diyarbakır'daki patlamaya ilişkin Türkiye'nin uzun süredir şiddet sarmalının içine sürüklenmek istendiğini söyledi.
Türkiye'nin 15 Temmuz'da kara bir gün yaşadığına dikkati çeken Uysal, "O geceden itibaren devlet ve beka meselesi olarak gördüğümüz, seçilmiş hükümetin ve TBMM'nin şahsında bu yaşanan hadiselerden Türkiye'nin süratle çıkabilmesi için ısrarla iktidarın atacağı her sorumlu adımda onlara destek olacağımızı ifade ettik." diye konuştu.
Uysal, Türkiye'nin çatışmaların ve şiddetin yaşandığı coğrafyada, iki asırdır demokrasisini, hukukunu derinleştirdiğini belirterek, şöyle devam etti:
"Herkes için adalet, eşitlik ve zenginlik diyen anlayış içinde bütün zorluklara rağmen bugünlere kadar getirdi. Bugün de Türkiye'nin pek çok meydan okumaya muhatap olduğu zeminde kendi adımıza Türkiye'ye yeni bir boyut ve derinlik katma mecburiyeti ile karşı karşıyayız."

HDP milletvekillerinin gözaltına alınması

İfade vermeye gitmeyen HDP milletvekillerinin gözaltına alınmasına ilişkin ise Uysal, şunları kaydetti:
"Hangi siyasi görüşe sahip olursa olsun barışçıl siyasetin hakim olmasını istiyoruz. Terörle bağını kesmemiş, terörist cenazesinde bulunan, öven birtakım sorumsuz beyanlarla HDP'nin maalesef siyasi parti olmaktan daha ötede bir takım tavırlarının olduğunu biliyoruz. Bölgemizde, Musul'da, Kerkük ve Telafer'de pek çok iç içe geçmiş farklı şiddet teşebbüslerinin olduğu noktada bunu da fırsat bilerek, özellikle Doğu ve Güneydoğu'da yeniden bir şiddet sarmalına umarım birileri çevirmez. Bu anlamda adalet mekanizmasının çok hızlı, yurt dışından birtakım manipülatif unsurlar haline dönüştürülmeden, sarih açıklamalar yapmasını da bekliyoruz."
Muhabir: Abdullah Doğan
Anadolu Ajansı web sitesinde, AA Haber Akış Sistemi (HAS) üzerinden abonelere sunulan haberler, özetlenerek yayımlanmaktadır. Abonelik için lütfen iletişime geçiniz.witter Google Linked

19 Nisan 2016 Salı

BİR KAMPANYA HABERİ: "14 MAYIS DEMOKRASİ BAYRAMI OLSUN"

Kampanyanın muhatabı: TBMM ve 12 diğer muhatap daha

14 MAYIS DEMOKRASİ BAYRAMI OLSUN

MUSTAFA NEVRUZ SINACI ANKARA, Türkiye
14 MAYIS “DEMOKRASİ BAYRAMI” OLSUN
Mustafa Kemal ATATÜRK’ün aramızdan ayrıldığı 10 Kasım 1938 gününü müteakip, çok ani ve umulmayan bir ihtirasla başlayan karşı devrim ile birlikte Türkiye Cumhuriyeti mâkus bir talihe kurban ve yaklaşık 12 yıl sürecek karanlıklara mahkûm edildi. Adına “karşı devrim” denilen mezkür ihanet hareketi ile birlikte, adı olmasa bile kendisi var olan Demokrasi bitti.
Cumhuriyet, adalet, hukuk ve insan hakları sona erdi.
Cumhuriyetin Kurucusu Mustafa Kemâl ATATÜRK, bütün eserleri, hizmetleri ve Türk İnkılâbının (Atatürk İlke ve İnkılâpları) hayattan ve hafızalardan silinmesi için; Karşı devrim muhafızları ve mimarlarınca büyük bir kazıma, karalama, karartma kampanyası; Dikta, sulta, vesayet, zulüm ve işkence dönemi başlatıldı.
11 Kasım 1938'de sökün eden ve anında bütün ülkeyi kaplayan bu kâbus ve kesif karanlığa karşı 12 Haziran 1945’ de: Celâl Bayar ve arkadaşları tarafından "Dörtlü Takrir" verilerek ilk büyük “reddiye ve tasfiye hareketi” başladı.
Dörtlü Takrir’de hükümet ve parti ağır bir surette eleştiriliyor; Demokrasi, Devlet ve halk için bazı kanunlar ve Parti Tüzüğü dâhil demokratik değişiklikler yapılması isteniyordu. Ayrıca, ülkenin ve insanlarımızın içinde bulunduğu duruma işaret edilerek; İktisatta, siyasette, ticarette ve bilumum sosyal hayatta yeni düzenleme; Çağdaş, ileri ve demokratik reformların yapılması mecburiyeti açıkça ortaya konuluyordu.
Böylece Halk Partisi içindeki karşı mücadele bütünüyle ortaya çıktı. Saflar belli oldu ve dikta yanlıları ile sulta karşıtları şekillenmeye başladı. Sonuçta: Dörtlü takrir, büyük bir öfke, şiddet ve kızgınlıkla reddedildi. İşte bu takririn reddi, Tarihi ve kadim Demokrat Partinin “kuruluş gerekçesi” oldu. Dörtlü takriri verenler:
1. Celâl BAYAR, Halk Partisi’nin kurucusu. Atatürk’ün en yakın arkadaşı, sırdaşı ve dostu. Milli Mücadele’nin meşhur GALİB HOCASI. ATATÜRK’ e “SENİ SEVMEK MİLLİ BİR İBADETTİR” diyen efsane kişi.
2. Refik KORALTAN, Atatürk’ün samimi arkadaşı, en sevdiği ve en güvendiği insan. Halk Partisi’nin ileri geleni, beyin takımında yer alan Kurmay’ı.
3. Prof. Fuad KÖPRÜLÜ, Ünlü bir ilim adamı. Halk Partisi’nin kurucu kadrosunda yer alan ve halk tarafından çok sevilen bir Kanaat Önderi. Bizzat Atatürk tarafından Mebus yapılan ender şahsiyetlerden.
4. Adnan MENDERES, Daha 30 yaşında iken Atatürk tarafından keşfedilen, çok sevilen ve takdir edilen; Bizzat Atatürk tarafından Mebus yapılan müstesna bir zat. Atatürk’ün sıkça kendisi hakkında “İleride istifade olunacak ve büyük işler yapacak, Cumhuriyeti imar ve Demokrasiyi inşa edecek” diye övgüler yağdırdığı ve en büyük sevdası olan Demokrasi için bilhassa ümit bağladığı büyük insan.
Akabinde: Hak, hakikat, adalet, hukuk ve DEMOKRASİ istemleri karşısında sarsılan CHP'de kıyametler koptu. Adnan Menderes ve arkadaşları ihraç edildi. Mustafa Kemal ATATÜRK'ün en yakın kader arkadaşı Celâl Bayar istifaya zorlandı. Neticede: 7 Ocak 1946 günü: Tarihi ve kadim "DEMOKRAT PARTİ" kuruldu.
Demokrat Parti Kurucuları: Sabık Başbakanlardan İzmir Mebusu Celâl BAYAR (Genel Başkan) . İçel Mebusu Refik KORALTAN, Aydın Mebusu Adnan MENDERES ve Kars Mebusu Prof. Fuad KÖPRÜLÜ.
Tarihi ve kadim Demokrat Parti önderliğinde Türkiye Cumhuriyetinde: 7 Ocak 1946 tarihi itibarıyla, başta CHP Sultası olmak üzere, dış kaynaklı vesayet Cunta ve Despotizmine karşı büyük bir mücadele başlatıldı. Çok ağır ve zor şartlar altında 4 yıl 3 ay 14 gün süren ve "21 Temmuz 1946 Milletvekili Seçimlerinde "AÇIK OY GİZLİ SAYIM" rezaleti ile çok büyük bir haksızlık ve kalleşliğe maruz kadı. Dahası üst üste gelen darbelere, ihanet ve saldırılara rağmen bu mücadele: 14 Mayıs 1950'de, tarihe “BEYAZ İHTİLÂL” olarak geçen muhteşem bir zaferle sonuçlandı Hak geldi, batıl zail oldu…
Ülkemiz tekrar insan hakları, istikrar, adalet, hak, hukuk ve DEMOKRASİ’ye kavuştu.
Muazzam bir kalkınma ve gelişme hareketi başladı. BM ve NATO normlarına göre, DP’nin 10 yıllık iktidarı boyunca, Türkiye Cumhuriyeti evrensel emsallere nazaran 100 yıla tekabül eden emsalsiz bir kalkınma, dünya çapında gelişme ve büyüme faaliyetine mazhar oldu.
Ve tekrar “karşı devrim” hortladı… 
Bu harikulâde kalkınma, gelişme ve demokratikleşme sürecini sindiremeyen, başta CHP olmak üzere “kıskançlık, kompleks ve hasetle kıvranan” muhalefet:, En son yapılan 1957 seçimlerinde türevleri ile birlikte % 58.83 gibi çok büyük bir ekseriyetle halkın itimat ve teveccühüne mazhar olan Demokrat Parti’nin iktidarı; 27 Mayıs 1960’da hukuk ve ahlâk dışı, gayrimeşru bir kalkışma ile “cebren ve hile ile” gasp edildi.
Bu nedenle ve gerçekte DP halâ iktidarın zımmen sahibidir.
NETİCE VE İSTEK:
Yukarıda kısaca açıklanan, fakat ana unsurları ile arz ve ifade edilen sebep, dayanak ve gerekçelerle:, Her yıl “14 MAYIS” ın DEMOKRASİ BAYRAMI ve içinde bulunduğu haftanın da  “DEMOKRASİ HAFTASI" olarak kutlanması; Türkiye Cumhuriyeti halkı ve Demokrasi Sevdalıları için bir hak; Başta TBMM olmak üzere Sayın Cumhurbaşkanlığı ve Hükümet için; Bu istemi hayata geçirmek de, bir vazifedir diye düşünüyor;
1 Mayıs ve Nevruz'u BAYRAM ilân eden Umur-u Devlet, AKP zihniyeti ile her şeye egemen TBMM'nin; Türk Milleti, Adalet, Hukuk ve Demokrasi için bunu "ivedilikle ve 2016 yılında başlatılmak, kutlanmak, idrak edilmek üzere" mutlaka yapmasını istiyor ve bekliyoruz.

15 Eylül 2015 Salı

Siyasette rezillik ve pislik, "soylu" usulü soysuzluk, DP ya da AKP'den Ahlâksız Teklif

Ahlaksız teklif !?..
Görüşmelerde anlaşılması halinde Demokrat Parti (DP)’nin borçları ödenerek yönetimi (!) Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP)’nin eline geçecek. Demokrat Parti (DP)’den bir iki isim de seçimde Adalet (!) ve Kalkınma (?) Partisi (AKP) listesinden aday gösterilecek. 
(Cumhuriyet, Zaman Tüneli-15 Eylül 2015 Pazartesi)
LÂĞIM ÇUKURUNDA 
KİRLİ İTTİFAK
Kongredeki iç çekişmelerin ardından 1 Kasım 2015 tarihli Genel (tekrarlanan) Milletvekili seçimlerine var oluş sorunu olarak hazırlanan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), Saadet Partisi (SP) ile uzun bir süredir sürdürdüğü ittifak görüşmelerinin yanı sıra, seçime katılma hakkı bulunan ve 76 bin oyu olan Demokrat Parti’yi (DP) borçları karşılığı satın almak(!) için harekete geçti.
SP ile ittifak
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ile Başbakan Ahmet Davutoğlu arasındaki en büyük krizin yaşandığı ve özellikle 11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’e yakın isimlerin tasfiye edildiği kongre sonrası AKP’de seçime yönelik canhıraş bir çaba yaşanıyor. AKP, seçim hazırlıklarını 258 olan sandalye sayısını mutlaka 276’ya taşıyarak tek başına iktidar hedefiyle yürütüyor. Ancak şu ana kadar anketler, 7 Haziran’daki yüzde 41 olan oy oranının, tek başına iktidarı yakalayacak bir sıçrama olmadığını gösteriyor. Bu nedenle partide oy oranı artmasa bile sandalye sayısının nasıl artırılabileceğine ilişkin hesaplar üzerine yoğunlaşıldı. AKP, BBP ile 7 Haziran’da yaptığı ittifakla girdiği seçimden yüzde 2 oy alan SP ile ittifak için görüşmelerini sürdürüyor.
AKP, tek başına iktidar için 18 yeni sandalye kazanma hedefi için SP ile ittifak girişimleriyle yetinmedi. AKP kulislerine göre sürpriz bir girişim daha başladı. AKP’nin 1 Kasım hesapları içine DP de girdi. DP, halen Gültekin Uysal’ın genel başkanlığında faaliyetini sürdürüyor. 1950’de iktidar olan DP’nin ismini taşıyan parti, son olarak merkez sağın iki partisi ANAP ve DYP’nin de çatısında birleştiği parti olmuştu. DP aynı zamanda seçime katılmaya hakkı olan partiler arasında yer alıyor. Ancak özellikle para gelirleri açısından durumu iç açıcı olmayan parti büyük parasal borçların sıkıntısı altında ayakta kalmakta zorlanıyor. Partinin milyonlarla ifade edilen borçları olduğu belirtiliyor. AKP de partinin ödeyemediği borçlarını dikkate alarak DP’ye önemli bir teklifte bulundu. AKP, DP’ye borçları karşılığında partiyi satın almayı önerdi. Görüşmelerde anlaşılması durumunda partinin borçları ödenerek yönetimi AKP’nin eline geçecek. Ancak bu alışveriş AKP’nin kendi kasasından DP’nin borçlarını ödemesi yoluyla değil başka formüllerle gerçekleştirilecek. DP’den genel başkan Uysal ile 1 ya da 2 ismin de milletvekili listesine konabileceği belirtiliyor. DP, 7 Haziran seçimlerinde Türkiye genelinde 76 bin oy almıştı. AKP’nin amacının yalnızca bu 76 bin oyu değil aynı zamanda DP ismini de ele geçirmek olduğu kulislerde konuşuluyor. Partinin elinde malvarlığı olarak, Turgut Özal tarafından yaptırılan Balgat’taki eski ANAP Genel Merkezi bulunuyor.
AKP’den SP’ye 5 vekil
AKP ile SP arasındaki ittifak pazarlığı ise sayı üzerinden sürdürülüyor. Son olarak AKP, SP’ye seçilecek yerlerden 5 ismi milletvekili olarak listelere koyma teklifini iletti. Ancak 5 vekili yeterli görmeyen SP seçilecek yerlerden 12 ismin aday gösterilmesini istedi. İki parti arasındaki vekil pazarlığının 18 Eylül’de listelerin YSK’ye verileceği son ana kadar süreceği belirtiliyor.
İ. Melih Gökçek de borç ödeyip almıştı!...
DP, daha önce de borçlarını ödeyemediği için benzer bir olay daha yaşamıştı. AKP’nin 2002’deki kuruluşu döneminde Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Tayyip Erdoğan’a karşı Demokrat Partri (DP) çatısında rekabet etmişti. O dönem Gökçek, yine borçlarını ödeyerek Demokrat Parti’nin yönetimini ele geçirmişti. İ. Melih Gökçek, uzun süre anketlerde Demokrat Parti’nin AKP’den daha yüksek oyu bulunduğu tezini savunduktan sonra, partiyi bırakarak AKP’ye katılmıştı.

27 Mayıs 2015 Çarşamba

55 Yıl Önce, 27 Mayıs'ta Milli İrade ve Hukuk KATLEDİLDİ..

27 MAYIS’TA (ÖNCELİKLE) MİLLİ İRADE 
ve HUKUK KATLEDİLMİŞTİR…

1946’da Demokratlar meşru bir kıyam hareketiyle “Yeter söz milletindir” diyerek çok partili siyasi hayatımızda yerlerini aldılar fakat açık oy, gizli sayım yaptırarak oy hırsızlığı ile aldıkları gayr-i meşru yetkiyle devleti idare edenler, geç bulup tez kaybettiğimiz Adnan Menderes’e yol vermediler.
Şaibeli 1946 seçimlerinden sonra hakim güvencesi ve gizli oy uygulaması ile yapılan 14 Mayıs 1950 genel seçimlerinde yılların tek partisi olan CHP iktidardan, 3 Eylül 1950 Mahalli Seçimlerindeyse muhalefetten tasfiye edilmiştir.
Ahmet Şerif BAYINDIR
ADNAN MENDERES
DEMOKRASİ PLÂTFORMU
BAŞKANI
Öncü Demokratlar; dört yıla varan destansı bir mücadele sonucu siyaset tarihimizin en büyük halk hareketi, emsalsiz bir efsanesi olan Beyaz İhtilâl’i başardılar.
14 Mayıs 1950’de doğrudan, aracısız, bağımsız ve bağlantısız olarak bizatihi millet tarafından iktidara getirildiler. Hükümet oldu, milletin sevgilisi, sessiz sözsüz halkın ve geniş kitlelerin sesi, sözü, aşı, aşkı, güneşi, ışığı ve ümidi oldu Demokratlar.
On yıllık iktidarları boyunca, uluslararası standartlara göre dünyada eşi emsali görülmemiş bir inkişaf, ilerleme, idame, ikame, sanayi, gelişme ve büyüme hareketine imza attılar. On yılda 100 yıla bedel muazzam bir kalkınma hareketini gerçekleştirdiler. Müzmin hale gelen işsizlik, açlık, yokluk, karne, kıtlık, hastalık; Halk Partisi’nin istibdat dönemi ve milli şeflik eseri olan cehalet ve sefaleti yendiler. Devlet hayatı ve millet hafızasından ısrarla silinmek istenen dini, milli, ilmi, tarihi ve kültürel değerleri ihya ettiler.
Siyaset anlayışlarını, yönetilenlerin hayat standartlarını yükseltmek ile temel hak ve hürriyetleri hayata geçirmek üzerine kuran demokratlar, devletin dayatmacılığının temelinde sivil ve askeri bürokrasinin olduğunu görmüşler, bunun yerine de daima milletin tercihlerini yerleştirme çabası içinde olmuşlardır.
Camilerin ahıra dönüştürüldüğü, Kur’an öğrenmenin ve Ezan-ı Muhammedi’nin yasaklandığı, cenazeler için kefenlik bezin bulunmadığı, jandarma dipçiği ile vergi toplandığı bir dönem kapanmış; kalkınan, zenginleşen, büyüyen, milli ve manevi değerleri sahiplenen; NATO, CENTO, Balkan Paktı, Kıbrıs davamızdaki başarıları ile dünyada saygın hale gelen Türkiye’nin varlığında, milletin kendilerine bir daha teveccüh etmeyeceğini anlayanlar, her türlü yalan iftira ve tezvirata başvurmuşlar, “Bu hassolar, memolar mı bizi idare edecek?” diye hazımsızlıkla kahrolmuşlardır.
27 Mayıs 1960’a giden süreç ise daha 1950’de başlamıştır. Cuntacılar hatıralarında bunu itiraf etmişlerdir. Bürokrasinin sivil ve askeri kanatlarıyla devletin üzerine konumlandığı bir gelenek açıkçası demokrasiye tahammül edememiştir.
“Şartlar tamam olduğunda milletler için ihtilal meşru bir haktır”, “Sizi ben bile kurtaramam” sözleri ile cuntacılara işaret fişeği atan İnönü, 1957 Seçimlerinden sonra artık seçimle iktidar olamayacağını anlamıştı. Sağına basını, soluna üniversiteyi alarak şiddetli muhalefet ve gerilim politikaları ile cuntacıların işini hayli kolaylaştırmıştır.
27 Mayıs’ın cunta lideri İsmet Paşa’ya koşup giderek “Paşam emirleriniz bizim için Peygamber buyruğudur.” demiştir. Paşa’ya sorulduğunda ise “Ne içindeyim, ne dışındayım.” diyebilmiştir. Balkona çıkıp neşeden dört köşe olmuş halde davul dövdüren bir avuç şakşakçıyı gülerek selamlayabilmiştir. Dileriz ki bundan böyle balkonlardan hep milli irade zaferleri kutlansın.
Tarihimizin en büyük yalan furyası sonucu milletimize yapılan bir suikast olan 27 Mayıs darbesi ile tekrar “Millet devlet içindir” anlayışına dönülmüştür. Hırçın CHP ile cunta el ele verip “Ordu millet el ele” kuyruklu yalanını yaymışlardır. Anayasayı ortadan kaldıranlar, anayasayı ihlal etmekten darağaçları kurmuşlar, milletin kahir ekseriyeti yas tutarken bir de “Anayasa Bayramı” kutlamışlardır.
28 Mayıs sabahı ne yapacaklarını bilmeyen cuntacılara üniversite ve hukuk çevrelerinden bazı postal yalayıcılar akıl hocalığı yapıvermişlerdir. 27 Mayıs 1960’dan 17 Eylül 1961’e dek ülkemizde ne meşruiyet ne Demokratlara yüklenebilecek bir suç, ne hukuk, ne adalet, ne mahkeme ve ne de cezaların geçerliliği söz konusudur.
Aziz Menderes’in idamının tek sebebi: “Tekrar iktidar olur” korkusudur. Ebedi ve Abide Başvekilimiz rahmetli Adnan Menderes’in uğradığı akıbet milletimizin ruhunda ve şuurunda kapanmayan derin yaralar açmıştır. Aziz milletimizden, hususan aydınlarımızdan mühim bir istirhamımız, Adnan Menderes ve arkadaşlarından söz ederken “Demokrasi Şehidi” diye bir tabirden özenle kaçınmalarıdır. Adnan Menderes ve arkadaşları gerçek anlamda birer “şehid”tirler.
Ahmet Şerif BAYINDIR
ADNAN MENDERES
DEMOKRASİ PLÂTFORMU
BAŞKANI
Bugün bizim amacımız; 1960’larla ruhları karartmak değil, 1950’lerle Menderes’in güler yüzünü ve Türkiye’nin aydınlık geleceği ile ilgili ısrarlı ümidini canlı tutabilmektir.
Ayrıca 27 Mayıs 1960 ve takip eden artçılarının yerleştirdiği Anayasa’nın sivillerce yapılamayacağı anlayışının bugün bile elbirlik sürdürüldüğünü görmek bizleri ziyadesiyle üzse de Anayasa da değişecektir, büyük ihtimalle Başkanlık sistemine de geçilecektir. Devletin nitelikleri korunacak fakat hür ve demokrat Türkiye’ye mutlak surette ulaşılacaktır.
Menderes devrinde demokraside çırak, Özal zamanında kalfa olan milletimizin şimdi Erdoğan döneminde artık bir usta olduğunu görmekten de sevinç duyuyoruz. Şanlı Demokratların günümüzdeki devamı olan Hükümetimizi ve Milletin Adamı Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı Aziz Menderes’in akıbetiyle tehdit edenler 7 Haziran seçimlerinde milletimizden okkalı bir Osmanlı tokadı daha yiyeceklerdir.
Adnan Menderes Demokrasi Platformu olarak yeni nesillere gerçekleri aktarmak, onları demokrasi konusunda bilinçli kılmak için çabalarımızı sürdürecek; vesayetçi, cuntacı, darbeci zihniyetin günümüzdeki uzantılarının oyunlarının farkına varmaları için önemli bir laboratuvar olan 1946-1960 dönemini gündemde tutmaya devam edeceğiz.
Ahmet Şerif BAYINDIR
Adnan Menderes Demokrasi Platformu
Yönetim Kurulu Başkanı

20 Mayıs 2015 Çarşamba

ONURLU, DUYARLI ve SORUMLU Siyasiler Kayseri'de Mursi için biraraya geldi.

SİYASİLER MURSİ İÇİN BİRARAYA GELDİLER!..
Saadet Partisi Kayseri İl Başkanlığı tarafından; Başta Demokrat Parti olmak üzere, Siyasi Partilerin Kayseri İl Başkanlıkları davet edilerek, Mısır Mahkemeleri tarafından idama mahkûm edilen Muhammed Mursi konulu bir basın açıklaması düzenlendi. Kayseri Cumhuriyet Meydanında yapılan “Basın Açıklamasına”, DEMOKRAT PARTİ ve BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ İl Başkanlıkları ile 400 civarında Sivil Toplum Kuruluşu ve çok kalabalık bir halk kitlesi katıldı. Kent Meydanı’nda düzenlenen basın açıklamasında, 3 siyasi partinin temsilcileri sırasıyla, MISIR’ da hakkında idam kararı çıkan Muhammed Mursi’yle ilgili görüşlerini dile getirdi 
BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ KAYSERİ İL BAŞKANI YAŞAR BEKİR
İlk olarak, Saadet Partisine bu tür bir etkinlik düzenlediği için teşekkür eden, Büyük Birlik Partisi Kayseri İl Başkanı, Yaşar Bekir Soğman,” Katil Sisi’yi lanetlemek için buradayız. Darbeci mahkemelerin kararlarını protesto etmek için buradayız. Mursi ve mazlumlara sahip çıkmak için buradayız. Geçtiğimiz hafta darbe hukuğu ile alakalı, mısırda ki darbe dosyası müftülüğe gönderildi. Mursi’ye ve Mısır halkına karşı, verilen haksız hukuksuz kararların ve alçakça saldırıları şiddetle kınıyoruz. Ve lanetliyoruz.idam kararları Mısır’daki vahşetin tescilidir. Bu direnişi durduramaz” dedi.
SAADET PARTİSİ İL BAŞKANI MAHMUT ARIKAN
Programı düzenleyen Saadet Partisi İl Başkanı Mahmut Arıkan da,”Ümmet coğrafyasında uzunca zamandır devam eden zalim diktatörlüklere karşı Müslümanlar büyük bedeller ödeyerek mücadelesine devam ediyorlar. Onlarca yıldır. Özellikle Müslümanların üzerine çullanmış olan bu zalimler müstekbir güçlerin örtülü destekleriyle ayakta kalmaya devam ediyorlar. İnsanların üzerimde her türlü baskı araçları kullanılarak oluşturulan korku duvarları ile iktidarlarını ayakta tutmaya çalışıyorlar. Mısır halkına dönerek ‘İslamı istediniz alın size darbe’ dediler. Suriye’de özgürlük isteyenlere varil bombaları yağdırdılar.Libya’da kardeşlerine sahip çıkanları darbeci generallerle tasfiye ettiler. Irak’ta ‘Alın size ölüm’ dediler” diye konuştu.
DEMOKRAT PARTİ İL BAŞKANI İSMET ÖZBAKKAL
En son olarak konuşan Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal’da katıldığı basın açıklamasında: ”Mısırdaki sorun, günümüz siyaseti açısından çok önemlidir. Hatta vahimdir. Dahası % 50’yi aşan bir oy’la Cumhurbaşkanlığına seçilmiş bir lider yönünden insanlık adına utanç verici bir konudur. Demokratik hukuk devleti olduğu varsayılan bir ülkede yaşıyoruz. Bizde Demokrat Parti (DP) olarak bu darbelerden çok çektik. Türkiye Cumhuriyetinde ilk darba Demokrat Partiye yapılmış ve bu kanlı, insanlık dışı, Cumhuriyet, Hukuk ve Demokrasi düşmanı cunta tarafından Partimizin Genel Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en başarılı Başvekili Adnan MENDERES 27 Mayısçılarca alçakça idam edilmiştir. Aynı durum şimdi Mısır’da yaşanıyor. Bizim buna duyarsız kalmamız mümkün değildir. Ancak hükümetin, bu demokrasi dışı, insanlık ve İslâm dışı kalkışmayı önlemek için daha etkili girişimlerde bulunarak alçakça bir vahşete seyirci kalmamasını arzu ve temenni ederiz.” dedi.

15 Nisan 2015 Çarşamba

İSMET ÖZBAKKAL: “7 Haziran seçimleri Türkiye için yeni bir başlangıç olacak”

Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı İsmet ÖZBAKKAL: 
“7 Haziran seçimleri Türkiye için yeni bir başlangıç olacak”
Bölgesinin en sevilen siyasetçisi, halkın hürmet ve itimadına mazhar; Demokrat Parti (DP) Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, çok iddialı bir açıklamada bulundu.
"7 Haziran seçimleri Türkiye’de yeni bir başlangıç olacak”
Yaptığı yazılı açıklama ile 7 Haziran genel seçimlerini değerlendiren, Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal, “Halkın yıllardı özlediği ve özlemle ümit bağladığı Demokrat Parti farkını, bu seçimlerde hayata geçirecek ve ortaya koyacağız” diyerek şu görüşlerini dile getirdi:
BÜTÜN NEHİRLER DEMOKRAT PARTİ'YE AKAR
“Bütün nehirler denizlere akarlar. Sistemde bölünmüş partilerin sonu gelmiştir. Siyasetin ve siyasetçinin yerine oturmadığı ülkemizde 7 Haziran Genel Seçimleri, Türkiye’de yeni bir başlangıç olacak. Siyaset yapabilmek için ancak bir sanatkar seviyesine erişmek, yani yaptığı işi en üst düzeyde bilmek, içselleştirmek, özgür bilim ve hür iradeye sahip olmak, hiçbir menfaat beklemeden; vatanı, milleti, özgürlüğü, bağımsızlığı sevmek, can pahasına korumak ve tam bir inançla en doğru dürüst biçimde vatan hizmetini gerçekleştirmek zorunluluğu vardır. İşte Demokrat Parti budur. Hakiki ve samimi siyasetin merkezinde Demokrat Parti vardır. Siyasette ve hakikatte bütün siyasetin, siyasi partilerin, demokrasi, adalet ve hukukun Kâbesi Demokrat Parti'dir. 
DEMOKRAT PARTİ FARKI ORTAYA KONULACAK 
Demokrat Parti farkını ortaya koyarak ve namuslu, dürüst, saydam, ilkeli, onurlu, sorumlu ilmi ve milli demokrasinin halka hizmet yolunda sağladığı siyaseti güncel Demokrat Parti olarak biz uygulayacağız. Ülkemizde, neredeyse yarısı geçim derdiyle uğraşan, yarınının ne olacağı belli olmayan, günlük maişetinden kaygılı ve geleceğinden ümitsiz bir toplum var.
İNSANLAR MUTSUZ, TOPLUM GERİLİM İÇİNDE VE HUZURSUZ
Artık okumuş aydınlar, master ve doktora yapmış genç insanlar iş bulamaz durumda. Sürekli artan hayat pahalılığı, gizli enflâsyon, ücretlerdeki dengesizlik ve çarşı-pazar yangını karşısında, çoğu insanlar temel gıdalarını bile almaktan mahrum. Büyük şehirlerde sinirli, daima stres içinde ve gergin bir toplumsal yapı içinde huzursuz, mutsuz ve birbiriyle davalı olan 20 milyon insanımız var.” (Kayseri, Ulusal Ajans-15 Nisan 2015, Çarşamba) 

30 Aralık 2014 Salı

Genel Başkan Hasan KORKMAZCAN; Dört tabana dayalı yeni bir merkez parti "İLKELER VE DEĞERLER PARTİSİ" (İLK PARTİ) adıyla kuruldu...

Dört tabana dayalı yeni bir merkez parti; [kısa adı "İlk Parti" olan] "İLKELER VE DEĞERLER PARTİSİ", Hasan KORKMAZCAN Başkanlığında kuruldu
Seçimlere 7 ay kala birbiri ardına yeni partiler kuruluyor. Ancak şu ana kadar kurulan partilerin siyaset piyasasında rağbet görmediği sonucuna varılarak 27 Aralık 2014 Cumartesi günü merkezde dört tabana dayalı yeni bir parti kuruldu. Partinin adı İLKELER ve DEĞERLER PARTİSİ, logosu ise "BİR"....
Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı ve TBMM E.Başkan Vekillerinden Hasan Korkmazcan’ın önderliğinde kurulan partinin Merkez Karar Yürütme Kurulu 62 isimden oluşuyor.   
Son bir ay içinde, İdris Bal Demokratik Gelişim Partisi’ni, Emine Ülker Tarhan Anadolu Partisi’ni, İdris Naim Şahin Millet ve Adalet Partisi’ni ve son olarak da 21 Kasım günü Ahmet Kaya Milli Mücadele Partisi’ni kurdu. Daha önce de Merkez Partisi kurulmuştu. Ne yazık ki bu partilerin hiçbiri siyaset piyasasında rağbet görmedi.
KURULUŞ TARİHİ:
27 ARALIK 2014
27 Aralık 2014 tarihi itibarı ile kurulan İlkeli ve Değerler Partisi dört tabana dayalı bir hareket olarak hayata geçti. Aralarında DP-ANAP-MHP-Altarnatif Parti-Türkiye Partisi-Genç Parti-Büyük Anadolu Partisi’nde siyaset yapmış isimlerin yer aldığı yeni oluşumda sol görüşü ile bilinen akademisyen Prof. Dr.Anıl Çeçen, DSP’den M.Bülent Ecevit de bulunuyor. Merkez Karar şu isimlerden oluşuyor:
MERKEZ KARAR VE YÖNETİM KURULU 
AP ve ANAP’ta aktif görevlerde TBMM E. Başkan Vekillerinden -Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı Hasan Korkmazcan, MHP döneminin Ulaştırma Bakanlarından Prof.Dr.Enis Öksüz, MHP Döneminde Türk Dünyası’ndan Sorumlu Devlet Bakanı olarak görev yapan Prof.Dr. Abdulhaluk Çay, ANAP Döneminin Milli Savunma Bakanlarından Barlas Doğu, Alternatif Parti E.Genel-Samsun E.Milletvekili Süleyman Yağcıoğlu, Türkiye Partisi E.Genel Başkan Yardımcısı-Emekli Vali Abdulkadir Sarı, Büyük Anadolu Hareketi Genel Başkanı Fahrettin Korkmaz, Recep Sanal (Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulu E. Uzmanı),  Genç Parti’den Nazım Orhan (Avukat) Tahsili Almanya’da tamamladıktan sonra baba mesleği çiftçiliği Ankara Güdül’de yürüten Fatih Öztürk, Üniversiteyi bitirdikten sonra Ankara Ayaş’ta hayvancılık ve çiftçilikle iştigal eden M. Hafız Ağa Yörük, Dış Ticaretle iştgal eden ve sosyal manadaki çalışmaları ile kamuoyunda önemli yer edinenDr. Ömer Özdoğan kurucular arasında yer alıyor. (29 Aralık 2014-Ulusal Gazete & Ulusal Ajans)
İŞTE İLKELER VE DEĞERLER PARTİSİ'NİN MERKEZ KARAR YÖNETİM KURULU LİSTESİ
Genel Başkan: Hasan Korkmazcan                                
Süleyman Yağcıoğlu                           
Enis Öksüz                                                   
Hüseyin Barlas Doğu                                      
Abdulhaluk Mehmet Çay -                              
Abdulkadir Sarı 
Anıl Çeçen    
Mehmet Akyol                                     
Ömer Özdoğan                                                
Yaşar Can                                                       
İlkay Eker                                                      
Recep Sanal                                  
Nazım Orhan                                       
Bedri Tapan vardı                                           
Gökhan Eşeli                                                                                                                      
Reyhan Erbilgin                                                                                                                 
Dilek Paksoy                                                                                                                       
Bayram Kocaman                                                                                         
Faik Çaltılı                                                                                                                           
Ilgın Aşık          
Hüseyin Dinç
Necmi Arkan
Emin Kerimoğlu                                                                             
Mualla Korkmaz                                                                            
Saadettin Duman                                              
Fatih Öztürk                                                             
Türker Demir                                                               
Bülent Ecevit Parlar                                                                      
Ali Külebi                                                                                          
Fahrettin Korkmaz                                                    
Hüseyin Güç                                    
Tülin Erkan                                                                                     
Neşe Erbağı                                                                
Davut Kaya                                                                  
Abdullah Şenol
Rıfat Uğrar
Ayşe Neslihan Ateş
Tülin Daloğlu
Fırat İzgür görün
Hakan Hamdi Çelik
Burak Akçakanat
Cemal Karayomruk
Tekin Türker
Reha Kurtuluş
Hasan Ateş
Mustafa Hafızağa Yörük
İlker Bircan
Ali Nazım Beşikçi
Salih Şahin
Yüksel Vardar
Ercan Erkan
Evren Yücel
Ebru Akdulun
Turhan Uyanık
Volkan Özbay
Turabi Aşıcı
Zümrüt Yağcıoğlu
Mehmet Süha Bilgin
Hatice Gündüz
Emine Arıtan
Ünal Kahveci
***
ANKARA DEMOKRASİ VE MİLLİ İRADENİN BAŞKENTİDİR
26-09-2014
Demokratik Değerler Hareketi Başkanı -Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı ve Başkent Ankara Meclisi Kurucular Kurulu Başkanı Hasan Korkmazcan yaptığı açıklamada " Ankara Kurtuluş Savaşı Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün karargahıdır" dedi
Demokratik Değerler Hareketi Başkanı -Türk Parlamenterler Birliği Onursal Başkanı ve Başkent Ankara Meclisi Kurucular Kurulu Başkanı Hasan Korkmazcan yaptığı açıklamada ‘ Ankara Kurtuluş Savaşı Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün karargahıdır.
Ankara milli iradenin kalbi olan TBMM'nin kurulduğu dünya sahnesidir.Ankara Türk Milletinin bağımsızlık bilinç ve kararlılığının merkezidir. Ankara başkentimizdir, Türkiye Cumhuriyetinin başkentidir ve başkenti olarak kalmaya devam edecektir.’ dedi.
Bir grup aydın ve Anadolu insanının bir araya gelmesi ile çalışmalarına başlayan “  Demokratik Değerler Hareketi “ nin öncü ismi konumundaki Hasan Korkmazcan ile hareketin ne yapmak istediğini ve ne gibi faaliyetler yapacağı üzerinde durduk. Soru ve cevap niteliğindeki görüşmemiz şu şekilde   oluştu:
Soru: Demokratik Değerler Hareketi neleri amaçlıyor?.
H.K: Türkiye Cumhuriyeti; milli, demokratik, laik ve sosyalbir hukuk devletidir. Devlet nitelikleri, aynı zamanda, demokratik toplumların bağlı olduğu değerler sistemidir.
Günümüzde her türlü ilke, değer hükmü, hukuk kuralı ve milli organizasyonu etkisiz ve geçersiz kılmaya çalışan küresel projeler yürütülmektedir. Bu projelerin hedefi, kadim milletleri, milli devletleri ve insanlık barışını yıkarak sapkın bir hegemonya kurmaktır.
Biz demokratik değerleri yeniden gündemin ilk sırasına taşımak istiyoruz. Demokrasinin değerleri güçlenmedikçe milli birlik ve bütünlüğün, hukuka bağlı devlet yönetiminin sürdürülebilmesi, huzur ve refahın sağlanması mümkün değildir.
Temel insan hak ve özgürlükleri, insanlığın tarihi tüm birikimleri, ahlak ve fazilet ilkeleri demokrasinin dayandığı değerlerdir.
İnsan onurunu en üst değer olarak gözetmeyen hiçbir yönetim meşru olamaz.
Demokrasi, değerlere bağlı bilinç, kurum, kural ve yönetimler hayata geçirilebiliyorsa fazilet rejimidir.
Biz, Türk Milletinin binlerce yıllık devlet, 138 yıllık demokrasi birikimiyle demokratik değerleri yeniden bütünleştirmek istiyoruz.
Soru: Demokratik Değerler Hareketinin ''Ankara'dan doğan güneş, tüm Anadolu'yu aydınlatacaktır.'' Sloganı neden seçildi?
H.K: Ankara sadece bir şehir adı değildir. Ankara bütün dünyada özel anlamı ve ruhu olan bir bilinçtir. Başkent Ankara Meclisi çevresinde toplanılmasını sağlayan da bu özel bilinçtir.
Ankara Kurtuluş Savaşı Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün karargâhıdır.
Ankara milli iradenin kalbi olan TBMM'nin kurulduğu dünya sahnesidir.
Ankara Türk Milletinin bağımsızlık bilinç ve kararlılığının merkezidir.
Ankara başkentimizdir ve Türkiye Cumhuriyetinin başkentidir ve başkenti olarak kalmaya devam edecektir.
Ankara Hacı Bayram Veli ve Akşemsettin öğretisiyle Birinci İstanbul, beşyüzyıl sonra da muzaffer ordumuzun işgalcileri kovmasıyla İkinci İstanbul Fethini gerçekleştiren kahramanlık destanının yazarıdır.
Ankara tarihte Ahi Cumhuriyeti ve TC olarak iki Türk Cumhuriyetinin kuruluşuna ev sahipliği yapmış biricik şehirdir.
Ankara kadim Türk medeniyetinin bütün birikimlerini yaşatan Seymenlik, Ahilik ve kahramanlık ocağıdır.
Ankara Türk milletinin uğruna her fedakarlığı göze aldığı insan onuru, insanlık değerleri ve ahlak ilkelerinin somutlaştırıldığı bir fazilet tarihidir.
20. yüzyılda Türkiye iki defa emperyalist saldırıları püskürtmüş ve tarihe iki destan yazmıştır. İlki dünya savaşında Çanakkale ikincisi  Kurtuluş savaşında İstiklal Marşı.
Çanakkale Destanını yazan Mehmet Akif , İstiklal Marşını ebedi milli marşımız olarak savaş bulutları gölgesindeki Ankara' da kaleme almıştır.
Her karanlık ve alacakaranlık dönemde Ankara bütün dünya mazlumlarına umut ışığı olmuştur. Bugün de Ankara ruhu ve bilinci yeniden parlamaya aday olmak zorundadır.
H.K: Türkiye Cumhuriyeti; milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Devlet nitelikleri, aynı zamanda, demokratik toplumların bağlı olduğu değerler sistemidir.
Günümüzde her türlü ilke, değer hükmü, hukuk kuralı ve milli organizasyonu etkisiz ve geçersiz kılmaya çalışan küresel projeler yürütülmektedir. Bu projelerin hedefi, kadim milletleri, milli devletleri ve insanlık barışını yıkarak sapkın bir hegemonya kurmaktır.
Biz demokratik değerleri yeniden gündemin ilk sırasına taşımak istiyoruz. Demokrasinin değerleri güçlenmedikçe milli birlik ve bütünlüğün, hukuka bağlı devlet yönetiminin sürdürülebilmesi, huzur ve refahın sağlanması mümkün değildir.
Temel insan hak ve özgürlükleri, insanlığın tarihi tüm birikimleri, ahlak ve fazilet ilkeleri demokrasinin dayandığı değerlerdir.
İnsan onurunu en üst değer olarak gözetmeyen hiçbir yönetim meşru olamaz.
Demokrasi, değerlere bağlı bilinç, kurum, kural ve yönetimler hayata geçirilebiliyorsa fazilet rejimidir.
Biz, Türk Milletinin binlerce yıllık devlet, 138 yıllık demokrasi birikimiyle demokratik değerleri yeniden bütünleştirmek istiyoruz.
Soru: Demokratik Değerler Hareketinin ''Ankara'dan doğan güneş, tüm Anadolu'yu aydınlatacaktır.'' Sloganı neden seçildi?
H.K: Ankara sadece bir şehir adı değildir. Ankara bütün dünyada özel anlamı ve ruhu olan bir bilinçtir.Başkent Ankara Meclisi çevresinde toplanılmasını sağlayan da bu özel bilinçtir.
Ankara Kurtuluş Savaşı Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün karargahıdır.
Ankara milli iradenin kalbi olan TBMM'nin kurulduğu dünya sahnesidir.
Ankara Türk Milletinin bağımsızlık bilinç ve kararlılığının merkezidir.
Ankara başkentimizdir ve Türkiye Cumhuriyetinin başkentidir ve başkenti olarak kalmaya devam edecektir.
Ankara Hacı Bayram Veli ve Akşemsettin öğretisiyle Birinci İstanbul, beşyüzyıl sonra da muzaffer ordumuzun işgalcileri kovmasıyla İkinci İstanbul Fethini gerçekleştiren kahramanlık destanının yazarıdır.
Ankara tarihte Ahi Cumhuriyeti ve TC olarak iki Türk Cumhuriyetinin kuruluşuna ev sahipliği yapmış biricik şehirdir.
Ankara kadim Türk medeniyetinin bütün birikimlerini yaşatan Seymenlik, Ahilik ve kahramanlık ocağıdır.
Ankara Türk milletinin uğruna her fedakarlığı göze aldığı insan onuru, insanlık değerleri ve ahlak ilkelerinin somutlaştırıldığı bir fazilet tarihidir.
20. yüzyılda Türkiye iki defa emperyalist saldırıları püskürtmüş ve tarihe iki destan yazmıştır. İlki dünya savaşında Çanakkale ikincisi  Kurtuluş savaşında İstiklal Marşı.
Çanakkale Destanını yazan Mehmet Akif , İstiklal Marşını ebedi milli marşımız olarak savaş bulutları gölgesindeki Ankara' da kaleme almıştır.
Her karanlık ve alacakaranlık dönemde Ankara bütün dünya mazlumlarına umut ışığı olmuştur. Bugün de Ankara ruhu ve bilinci yeniden parlamaya aday olmak zorundadır.
H.K: Türkiye Cumhuriyeti; milli, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devletidir. Devlet nitelikleri, aynı zamanda, demokratik toplumların bağlı olduğu değerler sistemidir.
Günümüzde her türlü ilke, değer hükmü, hukuk kuralı ve milli organizasyonu etkisiz ve geçersiz kılmaya çalışan küresel projeler yürütülmektedir. Bu projelerin hedefi, kadim milletleri, milli devletleri ve insanlık barışını yıkarak sapkın bir hegemonya kurmaktır.
Biz demokratik değerleri yeniden gündemin ilk sırasına taşımak istiyoruz. Demokrasinin değerleri güçlenmedikçe milli birlik ve bütünlüğün, hukuka bağlı devlet yönetiminin sürdürülebilmesi, huzur ve refahın sağlanması mümkün değildir.
Temel insan hak ve özgürlükleri, insanlığın tarihi tüm birikimleri, ahlak ve fazilet ilkeleri demokrasinin dayandığı değerlerdir.
İnsan onurunu en üst değer olarak gözetmeyen hiçbir yönetim meşru olamaz.
Demokrasi, değerlere bağlı bilinç, kurum, kural ve yönetimler hayata geçirilebiliyorsa fazilet rejimidir.
Biz, Türk Milletinin binlerce yıllık devlet, 138 yıllık demokrasi birikimiyle demokratik değerleri yeniden bütünleştirmek istiyoruz.
Soru: Demokratik Değerler Hareketinin ''Ankara'dan doğan güneş, tüm Anadolu'yu aydınlatacaktır.'' Sloganı neden seçildi?
H.K: Ankara sadece bir şehir adı değildir. Ankara bütün dünyada özel anlamı ve ruhu olan bir bilinçtir. Başkent Ankara Meclisi çevresinde toplanılmasını sağlayan da bu özel bilinçtir.
Ankara Kurtuluş Savaşı Başkomutanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün karargahıdır.
Ankara milli iradenin kalbi olan TBMM'nin kurulduğu dünya sahnesidir.
Ankara Türk Milletinin bağımsızlık bilinç ve kararlılığının merkezidir.
Ankara başkentimizdir ve Türkiye Cumhuriyetinin başkentidir ve başkenti olarak kalmaya devam edecektir.
Ankara Hacı Bayram Veli ve Akşemsettin öğretisiyle Birinci İstanbul, beşyüzyıl sonra da muzaffer ordumuzun işgalcileri kovmasıyla İkinci İstanbul Fethini gerçekleştiren kahramanlık destanının yazarıdır.
Ankara tarihte Ahi Cumhuriyeti ve TC olarak iki Türk Cumhuriyetinin kuruluşuna ev sahipliği yapmış biricik şehirdir.
Ankara kadim Türk medeniyetinin bütün birikimlerini yaşatan Seymenlik, Ahilik ve kahramanlık ocağıdır.
Ankara Türk milletinin uğruna her fedakarlığı göze aldığı insan onuru, insanlık değerleri ve ahlak ilkelerinin somutlaştırıldığı bir fazilet tarihidir.
20. yüzyılda Türkiye iki defa emperyalist saldırıları püskürtmüş ve tarihe iki destan yazmıştır. İlki dünya savaşında Çanakkale ikincisi  Kurtuluş savaşında İstiklal Marşı.
Çanakkale Destanını yazan Mehmet Akif , İstiklal Marşını ebedi milli marşımız olarak savaş bulutları gölgesindeki Ankara' da kaleme almıştır.
Her karanlık ve alacakaranlık dönemde Ankara bütün dünya mazlumlarına umut ışığı olmuştur. Bugün de Ankara ruhu ve bilinci yeniden parlamaya aday olmak zorundadır.