Ulusal Haber & Ulusal Ajans: Son Dakika, Güncel Haber, Havadis, Araştırma, İnceleme, Yorum, Analiz,
23 Ekim 2017 Pazartesi
Bizimkilerden 1000 kat dürüst Japon Hükümeti: "PKK/YPG örgütüne katılan Japon vatandaşlarını vatandaşlıktan çıkardı" Aynı şeyi yapmayan Türkiye Cumhuriyeti yetkili ve sorumluları kahrolsun!..
21 Ekim 2017 Cumartesi
VİZE KRİZİ SORUMLUSU METİN TOPUZ OLAYINDA "ABD'NİN NEDEN AYAĞA KALKTIĞI ORTAYA ÇIKTI"
Türkiye Cumhuriyeti ile ABD arasında vize krizinin sorumlusu
olan, başkonsolosluk görevlisi Metin Topuz’un tutuklanmasından sonra Türkiye’ye
nota verdiği ve Topuz’un el konulan cep telefonunun iadesini istediği ortaya
çıktı. Notada ayrıca telefonun ve SIM kartın içindeki verilerin de Viyana
Sözleşmesi gereği dokunulmazlık kapsamı içinde olduğu ifade edildi.
ABD’nin İstanbul Başkonsolosluğu’nda irtibat görevlisi
olarak çalışan Metin Topuz, 25 Eylül’de gözaltına alındı, 4 Ekim’de
‘casusluk’ iddiasıyla tutuklandı. ABD ile Türkiye arasında vize krizine neden
olan süreç, bu tutuklamayla başladı. Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri
Genel Müdürlüğü tarafından Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel
Müdürlüğü ve Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel
Müdürlüğü’ne gönderilen 10 Ekim 2017 tarihli bir yazıyla ABD’nin Türkiye’ye
‘cep telefonu’ için nota verdiği ortaya çıktı.
‘BELGELER DOKUNULMAZ’
Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü Mehmet Samsar imzası taşıyan yazıya göre, ABD’nin verdiği notada Metin Topuz’un kullandığı cep telefonunun ABD devletine ait olduğu, ABD’nin Topuz’un tutuklanmasının ardından savcılık kararı ile el konulan cep telefonunun en kısa sürede iadesini istediği ifade edildi. Yazıda, notada yer alan şu sözlere de dikkat çekildi: “Notada devamla Metin Topuz’a ait ... ... .. .. numaralı cep telefonu veya ........... seri numaralı SIM kart ile bağlantılı her türlü bilgi ve verinin Konsolosluk İlişkileri hakkında Viyana Sözleşmesi’nin 33’üncü maddesi uyarınca, Konsolosluk arşiv ve belgelerinin dokunulmazlığı kapsamında olduğu kaydedilmektedir.”
İDDİA: 17 ARALIK RAPORUNU ABD'YE GÖTÜRDÜ
ABD ile vize krizine neden olan ABD Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz’un firari FETÖ şüphelisi Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez tarafından 17 Aralık 2013’teki operasyonlarından sonra savcılığın talebi üzerine hazırlanan raporu ABD’ye götürdüğü iddia edildi. Savcılığın iddiasına göre, 17 Aralık soruşturmasının FETÖ şüphelisi eski savcısı Celal Kara, 25 Aralık’ta Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan (BDDK) bilirkişi ataması yaptırdı. Bu atamadan diğer soruşturma savcılarını haberdar etmedi. BDDK Denetim 1. Daire Başkanlığı’ndan soruşturma dosyası için bilirkişi olarak atanan Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez, 28 Ocak 2014’te 95 sayfalık rapor düzenledi. Rapor aynı gün dosyaya girdi. Raporun tesliminden 1 gün sonra 29 Ocak 2014’te Celal Kara soruşturmadan alındı, infaz savcılığında görevlendirildi.
İKİSİ DE FETÖ ŞÜPHELİSİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Metin Topuz ile ilgili yürüttüğü soruşturma dosyasında, FETÖ şüphelisi Celal Kara’nın görevden alınacağını öğrendiği ve önceden soruşturmaya atanan diğer savcıların bilgisi dışında atanmasını sağladığı Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez’e rapor hazırlattığı belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddiasına göre, eski savcı Kara tarafından Canıtez’e hazırlatılan o rapor, FETÖ’cü polis müdürleri aracılığı ile ABD irtibat görevlisi Metin Topuz’a teslim edildi. Bu rapor, Topuz tarafından da ABD’ye ulaştırıldı. Söz konusu rapor, görevden alınan New York Savcısı Preet Bharara tarafından Rıza Sarraf’a, sonrasında ise Bharara’nın yerine gelen Joon H.Kim tarafından Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’ya yöneltilen suçlamaların da dayanağını oluşturuyor. Ağustos 2016’da FETÖ’nün BDDK içindeki elemanlarına yönelik olarak yapılan operasyonda Canıtez’in yurtdışına kaçtığı anlaşılmıştı. (REF: Toygun ATİLLA/İstanbul)
‘BELGELER DOKUNULMAZ’
Dışişleri Bakanlığı Konsolosluk İşleri Genel Müdürü Mehmet Samsar imzası taşıyan yazıya göre, ABD’nin verdiği notada Metin Topuz’un kullandığı cep telefonunun ABD devletine ait olduğu, ABD’nin Topuz’un tutuklanmasının ardından savcılık kararı ile el konulan cep telefonunun en kısa sürede iadesini istediği ifade edildi. Yazıda, notada yer alan şu sözlere de dikkat çekildi: “Notada devamla Metin Topuz’a ait ... ... .. .. numaralı cep telefonu veya ........... seri numaralı SIM kart ile bağlantılı her türlü bilgi ve verinin Konsolosluk İlişkileri hakkında Viyana Sözleşmesi’nin 33’üncü maddesi uyarınca, Konsolosluk arşiv ve belgelerinin dokunulmazlığı kapsamında olduğu kaydedilmektedir.”
İDDİA: 17 ARALIK RAPORUNU ABD'YE GÖTÜRDÜ
ABD ile vize krizine neden olan ABD Başkonsolosluğu irtibat görevlisi Metin Topuz’un firari FETÖ şüphelisi Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez tarafından 17 Aralık 2013’teki operasyonlarından sonra savcılığın talebi üzerine hazırlanan raporu ABD’ye götürdüğü iddia edildi. Savcılığın iddiasına göre, 17 Aralık soruşturmasının FETÖ şüphelisi eski savcısı Celal Kara, 25 Aralık’ta Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan (BDDK) bilirkişi ataması yaptırdı. Bu atamadan diğer soruşturma savcılarını haberdar etmedi. BDDK Denetim 1. Daire Başkanlığı’ndan soruşturma dosyası için bilirkişi olarak atanan Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez, 28 Ocak 2014’te 95 sayfalık rapor düzenledi. Rapor aynı gün dosyaya girdi. Raporun tesliminden 1 gün sonra 29 Ocak 2014’te Celal Kara soruşturmadan alındı, infaz savcılığında görevlendirildi.
İKİSİ DE FETÖ ŞÜPHELİSİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Metin Topuz ile ilgili yürüttüğü soruşturma dosyasında, FETÖ şüphelisi Celal Kara’nın görevden alınacağını öğrendiği ve önceden soruşturmaya atanan diğer savcıların bilgisi dışında atanmasını sağladığı Bankalar Yeminli Murakıbı Osman Zeki Canıtez’e rapor hazırlattığı belirtildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın iddiasına göre, eski savcı Kara tarafından Canıtez’e hazırlatılan o rapor, FETÖ’cü polis müdürleri aracılığı ile ABD irtibat görevlisi Metin Topuz’a teslim edildi. Bu rapor, Topuz tarafından da ABD’ye ulaştırıldı. Söz konusu rapor, görevden alınan New York Savcısı Preet Bharara tarafından Rıza Sarraf’a, sonrasında ise Bharara’nın yerine gelen Joon H.Kim tarafından Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’ya yöneltilen suçlamaların da dayanağını oluşturuyor. Ağustos 2016’da FETÖ’nün BDDK içindeki elemanlarına yönelik olarak yapılan operasyonda Canıtez’in yurtdışına kaçtığı anlaşılmıştı. (REF: Toygun ATİLLA/İstanbul)
18 Ekim 2017 Çarşamba
Dost ve Kardeş AZERBAYCAN Türklerinin "BAĞIMSIZLIK GÜNÜ" Hayırlı ve Kutlu Olsun.
Dileriz ki; Dost ve Kardeş Azerbaycan gerçek anlamda Özgür, Hakim, Hükümran; Laik ve Demokrat bir Hukuk Devleti olsun. Adalet Ahlâkı, Eşitlik ve Hukuk çerçevesinde Ebed-Müddet yaşasın.
14 Ekim 2017 Cumartesi
ÇOK ÖNEMLİ İKİ MESELE: 1. SOYKIRIMCI SIRPLARDAN "HELÂL ET ALMAK" GAFLET, DALALET VE İNSANLIĞA İHANETTİR.. 2. SURİYELİ SIĞINMACILAR NEDEN KENDİ VATANLARINI SAVUNMAKTAN ACİZ, KORKAK VE ZAVALLI?.. 3. VE MÜTHİŞ BİR İRONİ "ÖC ALAN VE BÜLENT ARINÇ"
SURİYELİ SIĞINMACILAR ASLINDA NE İŞE YARAR?..
Türkiye'de 3.5
milyon Suriyeli sığınmacı arasında en az 500 bin savaşacak yaşta genç erkek
var. Bunlarla pek alâ düzenli bir ordu kurulabilir ve kendi anavatanlarında
cepheye sürülebilir. Zira “Onlar Türkiye'de yan gelip yatarken Türk askeri
Suriye'de neden savaşıyor?” diye soranlara hak vermemek mümkün değil.
Ben, kendi ülkelerine faydası olmayan bu insanların Türkiye'ye hiçbir yararı olmayacağını, hatta büyük zararları olacağını düşünenlerdenim. Bu durum işin bir yanı…
Ben, kendi ülkelerine faydası olmayan bu insanların Türkiye'ye hiçbir yararı olmayacağını, hatta büyük zararları olacağını düşünenlerdenim. Bu durum işin bir yanı…
TÜRK ORDUSU ASTANA ANLAŞMASI GEREĞİ KORUMA, ADALET VE BARIŞ İÇİN SURİYE'DE
Diğer yanı ise Türk askerinin önceki gün zırhlı araçlarla Suriye'nin
İdlib kentine girmesi…
Mehmetçik, İdlib'e işgalci olarak girmedi. Türkiye, Rusya ve İran arasında Astana'da varılan üçlü anlaşmanın öngördüğü “Bölgedeki çatışmasızlık” durumunu kontrol göreviyle girdi. İdlib'de, Esad'ın ordusu ile başta El Nusra olmak üzere çeşitli gruplar ve terör örgütleri var. Türkiye'nin hedefi, Kürt YPG/PKK güçlerini kontrol altına alıp bölgede “Kürt koridoru” kurulmasına engel olmak!
Bu durum Amerika'nın hiç hoşuna gitmiyor ama Türkiye bir Kürt koridoru kurulmasını önlemeye mecbur. Türk askerinin İdlib'de tehlikeli bir görev üslendiği kesin. Dualarımız onlarla. Posted by: Tamer Olgun <htamerolgun@gmail.com>
Mehmetçik, İdlib'e işgalci olarak girmedi. Türkiye, Rusya ve İran arasında Astana'da varılan üçlü anlaşmanın öngördüğü “Bölgedeki çatışmasızlık” durumunu kontrol göreviyle girdi. İdlib'de, Esad'ın ordusu ile başta El Nusra olmak üzere çeşitli gruplar ve terör örgütleri var. Türkiye'nin hedefi, Kürt YPG/PKK güçlerini kontrol altına alıp bölgede “Kürt koridoru” kurulmasına engel olmak!
Bu durum Amerika'nın hiç hoşuna gitmiyor ama Türkiye bir Kürt koridoru kurulmasını önlemeye mecbur. Türk askerinin İdlib'de tehlikeli bir görev üslendiği kesin. Dualarımız onlarla. Posted by: Tamer Olgun <htamerolgun@gmail.com>
BU HABERE (HATIRLATMAYA) DİKKAT!..
NİSYAN İLE MALÛL OLMAMALI “HAFIZA-İ BEŞER”
BÜLENT ARINÇ: YENİ
SÜREÇTE ÖCALAN OLACAKTIR, OLMALIDIR
BAŞBAKAN eski Yardımcısı Bülent Arınç, kamu güvenliği tesis
edildikten sonra yeni şartlar ile isminden başlayarak belki pek çok şeyi de
değiştirmek suretiyle yeni bir çözüm sürecine ihtiyaç olduğunu söyledi. Arınç,
“Şimdi şüphesiz yeni süreçte Öcalan ve İmralı olacaktır ve olmalıdır” dedi.
Kuzey Irak’ın Erbil kentinden yayın yapan Kürdistan 24
TV’nin dün akşamki yayınında Bülent Arınç’la yapılan röportaj yer aldı. Çözüm
sürecinin 2009’dan bu yana seyrini anlatan Arınç, yeni bir çözüm süreci
gerektiğini söyledi. Yeni bir çözüm sürecinde Abdullah Öcalan’ın önemli
olacağını belirten Arınç, şunları söyledi: “Yani hem örgüt, hem Kürt halkı
üzerinde Öcalan’ın olumlu bir etkisi olacağını ben şahsen düşünüyorum. Ancak
siyasi temsil konusunda HDP olmalı mıdır, buna bir karar vermek lazım. Benim
kanaatim HDP bir siyasi aktör olarak kalabilir de ama bugünü kadar yaptığı
işlerden hiç bir fayda olmadığına göre onun yerine Öcalan’ın da onay vereceği
başka siyasetçiler de olabilir. Çünkü bir temsil ve bir araya gelme söz konusu
olduğunda bunu Öcalan’ın itibar ettiği siyasetçileri koymak lazım.” (DHA, 20 Ocak 2016 16:26)
13 Ekim 2017 Cuma
SON DAKİKA "MTV'de yüzde 40 olarak öngörülen zam oranı yüzde 25'e çekildi. Yeni oranlar 1300 CC altı için yüzde 15, üstü için yüzde 25 oldu."
MTV'DE ZAM ORANI
YENİDEN BELİRLENDİ
(Ankara, 13 Ekim
2017-17.45//AA)
TBMM Plan ve
Bütçe Komisyonunda, bazı vergi kanunlarında değişiklik yapılmasına dair kanun
tasarısının görüşmeleri devam ederken verilen bir önerge ile MTV'deki artış
oranı düşürüldü. Tasarı, yeni
yıldan itibaren tüm araçların MTV oranlarında yüzde 40'lık bir artış
öngörüyordu. Ancak tasarıya gelen itirazlar, oranının düşürüleceği beklentisini
de beraberinde getirmişti. Verilen önerge
ile MTV artışı 1300 cc altındaki araçlarda yüzde 15, daha yüksek motor hacimli
araçlarda ise yüzde 25 olarak uygulanacak. Tasarıdan önce motor hacmi 1300 cc
ve altındaki 1-3 yaş araçlardan 646 TL, 1300 cc-1600 cc arası araçlardan 1035
TL, 1601 cc-1800 cc arası araçlardan 1827 TL, 1801-2000 cc arası araçlardan da
2878 TL yıllık MTV alınıyordu. Yüzde 40
oranının yüzde 15 ve 25 olarak güncellendiği yeni torba yasaya göre ise 1300 cc
ve altındaki 1-3 yaş araçların vergisi 743 liraya, 1300 cc-1600 cc arası
1293.75 liraya, 1601 cc-1800 cc arası 2283.75 liraya, 1801-2000 cc arası 3 bin
597 liraya çıkacak.
GELİR VERGİSİ
DÜZENLEMESİNDEN VAZGEÇİLDİ
Gelir Vergisi
Kanunu'nun üçüncü dilimindeki ücretler için yapılacak vergi kesintisi oranının
yüzde 27 yerine yüzde 30 olarak uygulanmasına" ilişkin madde, Ak
Parti'nin verdiği önergeyle, TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda görüşülen
"torba tasarı"dan çıkarıldı. Üçüncü dilimdeki
vergi kesintisi oranı, mevcut durumdaki gibi yüzde 27 olarak uygulanmaya devam
edilecek. Gelir vergisi
tarifesinin üçüncü dilimindeki oranın yüzde 27’den yüzde 30’a çıkartılması,
ücretlilerin büyük kısmını etkileyecek, işverenle net ücret üzerinden anlaşmayanların
ücreti azalacaktı. Eğer tasarı yasalaşsaydı aylık brüt 2 bin 875 TL ve üzerinde
ücret alanlar, gelecek yıl 39 ile 2 bin 500 TL arasında ilave vergi
ödeyeceklerdi. Bu arada torba
tasarının görüşmeleri sırasında Maliye Bakanı Ağbal, 2018 Bütçesinin 16 Ekim
Pazartesi günü Bakanlar Kurulu'na sunulacağını belirterek 24 Ekim'de de Meclis
Plan Bütçe Komisyonu'nda sunum gerçekleştireceklerini söyledi.
7 Ekim 2017 Cumartesi
SON DAKİKA: “ÜMİT YALIM SONUNDA ÇİLEDEN ÇIKTI...” İŞGAL VAR İŞGAL!..
HABER MAKALE: AHMET TAKAN: "YUNAN'IN HEDEFİNDE
İZMİR VAR”
Yeniçağ
Gazetesi yazarı Ahmet Takan, bugünkü köşesinde kamuoyuna çok çarpıcı bir
duyuruda bulundu. Ümit
Yalım'ın ortaya koyduğu belgeleri yayımlayan Takan 'Yunan hedefinde İzmir
var" dedi."18 TÜRK ADASI VE 1 KAYALIK İŞGALDE"
"Bu
kadarı da pes doğrusu" diye hayıflanmayın!.. Perşembe'nin gelişi
Çarşamba'dan belliydi. Yunan'ın küstahlıklarını yıllardır belgeleriyle yazıp
çiziyoruz, AKP iktidarının vurdumduymazlıkları ile birlikte. Ege'de 18 ada ve 1
kayalığımızı göz göre göre işgal etmekle yetinmediler... "
"KAÇ KERE UYARDIK"
"Kaç
kere belgelerini ortaya koyduk Türk topraklarında nasıl askeri üsler
kurduklarını, gerçek mermilerle tatbikatlar yaptıklarını, deniz sularımızı ve
hava sahamızı nasıl delik deşik ettiklerini, Türkiye'ye en yetkili ağızlardan
savurdukları tehdit ve hakaretleri..."
"FENER RUM PATRİKHANESİ İŞİN İÇİNDE"
"İşgal
ettikleri Türk topraklarına, kiliseler açtılar. İstanbul Fener Rum Patrikhanesi
Papazlar tayin etti. Bizans bayrakları çektikleri Türk topraklarından biri olan
Aydın Eşek Adası'na modern bir ilkokul ve lise yapıp bu yıl eğitim
öğretim yılını papaz efendinin ayini ile başlattılar. Türkiye'de sahnelenen
kayıkçı kavgalarından istifade ederek bugünlerde çizmeyi iyice aştılar.
Düşmanlıklarını had safhada sergilediler. "
"BUNLARIN HEDEFİ İZMİR"
"İşgal
ettikleri Türk topraklarında bu sefer Aydın'ın Hurşit Adası'nda bir yenisini
açarak lise sayısını 2'ye çıkardılar. Bitmedi!.. Bu lisede öyle bir tiyatro
oyunu sahneye koydular ki İzmir'i hedef gösterdiler. "
"OYUNUN ADI: İZMİR RÜYALARI"
"Yunan
Savunma Bakan Yardımcısı Dimitris Vitsas ve beraberindeki heyetin Türk
topraklarında ayakta alkışladığı tiyatro oyunun adı neydi?.."Yanmış ve
yanmamış Smyrni (İzmir) rüyaları. İşimiz burada" Evet aynen
böyle!.. Her zaman
olduğu gibi bu küstahlıklarını da fotoğraflarıyla birlikte Yunan Savunma
Bakanlığı resmi internet sitesinden tüm dünyaya ilan ettiler...Yunan'ın bu
düşmanlık hamlesini de belgeleriyle ortaya çıkaran eski Millî Savunma Bakanlığı
Genel Sekreteri emekli Kurmay Albay Ümit Yalım, YENİÇAĞ'a şu açıklamalarda
bulundu;
"YUNANIN İZMİR HAYALİ DURMAK BİLMİYOR"
"Yunan'ın
İzmir rüyası durmak bilmiyor. 9 Eylül 1922'de denize dökülen Yunan'ın gözü halâ
İzmir'de. İzmir Koyun Adası'nı tek kurşun atmadan işgal eden Yunanistan, şimdi
de gözünü İzmir'e dikti. Selanik'in güneybatısında Veria bölgesinde konuşlu
olan Piyade Tümeni'ne Smyrni (İzmir) adını veren Yunanistan açık bir şekilde
İzmir'i hedef olarak göstermiş.
"İZMİR'İN GÖBEĞİNDE YUNANA OFİS
VERDİLER"
Yunanistan,
Erdoğan ve AKP Hükümetleri sayesinde İzmir'e parsel parsel yerleşiyor. İzmir
Koyun Adası'na yerleşen Yunanistan, İzmir Konak Meydanı'na kadar geldi. Eski
Başbakan Ahmet Davutoğlu döneminde Yunan Başbakanı Çipras'a İzmir'de ofis
tahsis edildi. Yunan Başbakanlık Ofisi, İzmir Konak Meydanı'ndaki T.C.
Başbakanlık Binasında bulunuyor. "Ümit
Yalım, Yunanistan'ın 6-13 Eylül tarihlerinde düzenlediği "2'nci Ege
Kültür Turu"nda "İzmir" mesajını nasıl verdiğini anlattı;
"İŞGAL ETTİKLERİ YERLERE YERLEŞİYORLAR"
"Sisam,
Hurşit, Ahikerya, Herke ve Kerpe adalarında icra edilen kültür turu sırasında
tiyatro oyunları sergilendi, bando konserleri verildi ve halk oyunları
gösterileri yapıldı. Kültür turunun ikinci durağı 2004'ten beri Yunan işgali
altında olan Aydın Hurşit Adası idi. Hurşit Adası'nda, 7 Eylül'de tiyatro oyunu
sergilendi, 9 Eylül'de de bando konserleri verildi ve halk oyunları gösterileri
yapıldı.
"İŞGAL EDİLEN ADALARA RESMİ HEYET"
Aydın
Hurşit Adası'ndaki etkinliklere Yunan Savunma Bakanı Yardımcısı Dimitris Vitsas
ve beraberindeki heyet katıldı. Vitsas, Sisam Milletvekili Dimitris Sevastakis,
Tuğgeneral Antonios Kostakis ve Hurşit Adası Belediye Başkanı Yardımcısı
Antonis Voulgaris ile birlikte 7 Eylül 'de adada konuşlu Yunan askeri
üslerindeki askerleri denetledi ve adada icra edilen 'Ege Kültür Turu'na
katıldı.
"BOY BOY RESİM ÇEKTİRİP YAYINLIYORLAR"
"Yunan
Savunma Bakanı Yardımcısı Dimitris Vitsas, Yunan askeri üssünde görevli işgalci
Yunan askerleri ile birlikte hatıra fotoğrafı da çektirdi. Yunan kara
üssündeki denetlemelerini tamamlayan Vitsas, tiyatro oyununu izlemek üzere
adada inşa edilen Yunan Lisesi'ne geçti.Tayyip Erdoğan, Binali Yıldırım ve
İsmet Yılmaz'ın himayelerinde inşa edilen Yunan Lisesi'ne bir de tiyatro salonu
yapılmış."
"İŞGAL OYUNLARI SAHNELİYORLAR"
"Yunan
Tiyatro Sanatçıları Anna Vagena ve Katerina Theohari, Lambros Liavas'ın müziği
eşliğinde 'Yanmış ve yanmamış Smyrni (İzmir) rüyaları. İşimiz burada' adlı
oyunu sergilediler. Yunan Savunma Bakanı Yardımcısı Dimitris Vitsas ve
beraberindeki heyet, oyunun bitiminde tiyatro sanatçılarını ayakta alkışladı.
"KARASULARIMIZI İHLAL EDİYORLAR"
"Tiyatro
oyununu izleyen Vitsas daha sonra Aydın Hurşit Adası'nda konuşlu Yunan deniz
üssünü ziyaret etti.Türk karasularını 6 mil ihlal eden P-267 Borda numaralı NİKOFOROS
Deniz Karakol Gemisi'nde denetleme yapan Vitsas gemideki Yunan askerlerine
plaket verdi.
"BİR MÜZİK NOTASI DAHİ VERİLMİYOR"
"Sisam,
Ahikerya, Herke ve Kerpe adaları ile işgal altındaki Aydın Hurşit Adası'nda
İzmir'i hedef gösteren tiyatro oyunu sergilenirken, AKP Genel Başkanı Tayyip
Erdoğan ve AKP Hükümeti Yunanistan'a müzik notası bile vermedi. "
"TOPRAKLARIMIZI KİM KORUYACAK"
"Savunma
Bakanı Nurettin Canikli ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Adnan Özbal, Ege'deki Türk
deniz yetki alanlarını korumaktan sorumlu. Canikli ve Özbal, Türk deniz yetki
alanları ile birlikte Türk karasularını 6 mil ihlal eden ve Aydın Hurşit Adası'na
demirleyen Yunan Savaş gemisini nasıl izah edecekler?" Kaynak: Ahmet
TAKAN/yeniçağ
Etiketler:
Ahmet TAKAN,
Dışişleri Bakanlığı,
Genelkurmay,
Küstah Yunanistan,
Ulusal Haber & Ulusal Ajans,
Ümit Yalım,
Yeniçağ,
Yunan İşgali,
Yunan İşgali altındaki 16 Türk adası
3 Ekim 2017 Salı
Uzun süredir tedavi gören Irak'ın eski cumhurbaşkanı Celal Talabani, 84 yaşında vefat etti.
SON DAKİKA...
Uzun süredir
tedavi gören Irak'ın eski cumhurbaşkanı Celal Talabani, 84 yaşında vefat etti.
Bölgenin önemli figürlerinden 'Amca' lakaplı Talabani'nin siyasi kariyeri,
ABD'nin Irak'ı işgali sonrası zirveye ulaşmıştı.
Irak Devlet Televizyonu, Irak'ın
eski cumhurbaşkanı ve KYB Genel Sekreteri Celal Talabani’nin yaşamını
yitirdiğini duyurdu.
Celal Talabani
2012 sonunda geçirdiği beyin kanaması nedeniyle kısmen felç
olmuştu. Bir buçuk yıl Almanya’da tedavi gördükten sonra, 2014 Temmuz’unda
IKBY'ye dönmüştü. Talabani, geçtiğimiz ay tedavi olmak üzere tekrar Almanya'ya
gitmişti. Kürt siyasi hareketinin önemli figürlerinden 'Amca' lakaplı
Talabani'nin ABD'nın Irak'ı işgali sonrası zirveye ulaşan siyasi kariyeri,
rahatsızlığı nedeniyle sona ermişti.
CELAL TALABANİ KİMDİR?
Irak siyasi
tarihinin ve bölgede yaşayan Kürtlerin en önemli siyasi figürlerinden biri olan
Celal Talabani 1933 yılında Kuzey Irak’ın Kelkan şehrinde doğdu. Lise eğitimini
Erbil ve Kerkük’te tamamlayan Talabani’nin siyasete katılışı 1950’li yılların
başlarında gerçekleşti. Talabani bu
dönemde, Kürdistan Demokrasi Partisi’ne (KDP) bağlı Öğrenci Birliği’nin
kurucusu üyesi ve başkanı oldu. 1950’li yılların sonlarına doğru, Kürt
hareketinin önemli isimlerinden Mustafa Barzani tarafından hukuk öğrenimi
görmesi için Suriye’ye gönderildi. 1961 yılında Irak’ta Abdülkerim Kasım hükümetine karşı gerçekleşen Kürt
isyanına katılan Talabani, Şubat 1963'te Kasım’ın darbeyle devrilmesinin
ardından ülkenin yeni lideri olan Abdüsselam Arif’le müzakereleri yönetecek
Kürt delegasyonunun başına getirildi.
KDP İLE FİKİR AYRILIKLARI
Talabani ile
KDP’nin başkanı olan Mustafa Barzani arasındaki fikir ayrılıkları 1975 yılına
gelindiğinde en üst seviyeye ulaştı. Bunun üzerine Talabani, ilerleyen dönemde
kayınpederi olacak İbrahim Ahmed’in önderliğinde kurulan bir gruba katıldı. Aynı
yıl kendisi gibi düşünenlerle birlikte Kürdistan Yurtseverler Birliği’ni (KYB)
kurdu. Talabani, KYB’nin sosyalist bir parti olacağını, KDP’nin yürüdüğü aşiret
çizgisinden uzak olacağını söyledi. KYB, 1976 yılında Bağdat hükümetine karşı
silahlı mücadeleye başladı. 1988 yılında Irak hükümetinin Kürtlere karşı
kimyasal silah kullanmasıyla KYB ağır bir yenilgi aldı. Barzani ve KDP’ye
Türkiye sahip çıkarken, Talabani İran’a sığınmak durumunda kaldı. Irak’ın
Kuveyt’i işgal etmesi ve bunun üzerine Amerika Birleşik Devletleri'nin Irak’a
müdahelesi ile başlayan Körfez Savaşı’nın 1991 yılında patlak vermesiyle,
Talabani’nin siyasi kariyeri farklı bir boyuta taşındı. Irak’a müdahale
eden Batılı kuvvetlerin kuzeyde güvenli bölgeler kurmasıyla KDP ve KYB
arasındaki buzlar kısmen eridi ve 1992 yılında Irak Kürt Özerk Bölgesi kuruldu.
Ancak taraflar arasındaki uzlaşma ortamı fazla uzun sürmedi ve 1994 yılında iki
ayrı güç arasında çatışmalar başladı. ABD’nin yoğun girişimleriyle Talabani
ve Mesut Barzani 1998 yılında Washington’da bir barış anlaşması
imzaladı. Talabani, ABD ve İngiltere önderliğinde oluşturulmuş Çokuluslu
Koalisyon Kuvvetlerinin bir askeri harekâtla Irak'a girmesiyle başlayan süreçte
ABD’ye en yoğun desteği veren Kürt politikacılardan biri oldu.
ABD İŞGALİNE DESTEK
ABD’nin, 2003
yılında bir kez daha Irak'a müdahalesinde ve idam edilen eski Irak lideri
Saddam Hüseyin’i devirmesinde Talabani ve diğer tüm Kürt unsurların büyük
katkısı oldu. Talabani, 2003
yılında yakalanan Saddam’ın yargılandığı süreçte, Irak’ın yeni anayasası
ve yapılanma sürecini hazırlayan Irak Yönetim Konseyi’nin üyelerinden
biri oldu. Söz konusu konsey yeni anayasa çalışmalarını 2004 yılına kadar
yürüttü. Talabani, 6 Nisan 2005 tarihinde Irak Ulusal Meclisi tarafından
cumhurbaşkanı seçildi. 22 Nisan 2006 tarihinde ise, yeni anayasa altında
oluşturulan Irak meclisinin seçtiği ilk cumhurbaşkanı oldu ve görevinin ikinci
dönemi başladı. 11 Kasım 2010’da Irak meclisi tarafından yeniden cumhurbaşkanı
seçilen Talabani, bu görevini halen sürdürüyor.
BEYİN KANAMASI VE ALMANYA'DA TEDAVİ
Mart 2012’de
Amerika’dayken beyin kanaması teşhisiyle hastaneye kaldırılan Talabani, oradan
Almanya’daki bir hastaneye sevk edilmiş, iyileşmesinin ardından Süleymaniye’ye
geri dönmüştü. Irak’ta 2012 yılı sonlarında Kürt Özerk Bölgesi ve Bağdat’taki
merkezi yönetim arasında çıkan sorunları çözmek için yoğun çaba
gösteren Cumhurbaşkanı Talabani, 18 Aralık 2012’de IKBY Lideri Mesud Barzani
ile görüşmek üzere Bağdat’tayken bir beyin kanaması daha geçirdi. Talabani’nin,
Irak Kürt Özel Bölgesi Washington’daki temsilcisi olan oğlu Kubat Talabani,
beyin kanamasının ardından babasının hasta yatağından kalkarak Bağdat’a
gittiğini, son gelişmelerin kendisini çok yorduğunu söyledi. 20 Aralık 2012’de
Almanya’nın başkenti Berlin’de bir hastaneye sevkedilen Talabani, yoğun bir
vizyoterapi tedavisinden geçti.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







