KKTC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
KKTC etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Temmuz 2017 Salı

Dışişleri Bakanı, Kıbrıs'ta var olan durumun ömür boyu süremeyeceğini belirterek "Artık bundan sonra başka süreçler olacak" dedi.

SON DAKİKA: Dışişleri Bakanı İlân Etti: "KIBRIS'TA ARTIK HİÇBİR ŞEY ESKİSİ GİBİ OLMAYACAK!.."
Dışişleri Bakanı, Kıbrıs'ta var olan durumun ömür boyu süremeyeceğini belirterek "Artık bundan sonra başka süreçler olacak" dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, iki kez başarısız olan Kıbrıs müzakerelerinin ardından başka süreçlerin hayata geçeceğini söyledi. Bakan Çavuşoğlu, Ankara'da ağırladığı Estonyalı mevkidaşı Sven Mikser'le birlikte gazetecilerin karşısına çıktı.
Güney Kıbrıs'ın Doğu Akdeniz’de tek taraflı olarak sürdürdüğü hidrokarbon faaliyetlerine ilişkin bir soruyu Çavuşoğlu, "Kıbrıs Rum yönetiminin tek taraflı olarak burada adım atması doğru değildir. Çünkü Kıbrıs adası etrafındaki rezervlerde Kıbrıs Türk halkının da hakkı vardır" sözleriyle yanıtladı. İsviçre'deki Kıbrıs zirvesinin perde arkasını aktaran Çavuşoğlu, "Onların planı şuydu, bu süreci 12'sine kadar uzatmak ve ertelemek. 12'sinde tek taraflı attıkları adım karşısında Türkiye ve KKTC birlikte tabii ki duyarsız kalmayacak, adım atacaktı.  Bunu bahane göstererek masadan kaçacaklardı. Bu planı biz gördük. Ama istedikleri gibi olmadı ve Crans-Montana'da süreç onların yüzünden tıkandı" diye konuştu.
DIŞİŞLERİ BAKANI ŞÖYLE DEVAM ETTİ:
"Yani burada iyi niyet yok. Şimdi madem Türk tarafının hakkı var, bunu da kendileri söylüyor, o zaman niye çözüme odaklanmıyorsun da tek taraflı faaliyette bulunuyorsun? Ama alıştılar. 2004'te referandumda Annan Planı'nı reddettiler, ağabeyleri onları ödüllendirdi, hemen AB'ye aldılar. Şımarttılar tabii. Ne yapsalar destek buluyorlar. Şimdi orada da küçücük bir taraf üye ve Türkiye’nin Avrupa Birliği üyeliği değil birçok süreci de tıkıyorlar. Yani esasen AB de buna çanak tutuyor işin doğrusu. Kimler, AB içinde hangi ülkeler Kıbrıs sorununun arkasına saklanıyordu, onların gerçek yüzünü de görmeyi çok istiyordum işin doğrusu. Ama artık bundan sonra başka süreçler olacak Kıbrıs'ta. Ömür boyu bu şekilde bu süreç gidemez. Bunu da söylemek durumundayım. Biz iktidara geldiğimiz günden bu yana herkesten bir adım önde olduk çözüm için ve hiç tereddüt etmedik, siyasi riskler de aldık. Ama bir tarafta istemiyorsan o zaman çaresine de bakmak lazım. İnşallah bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gideceğim ve burada da istişareler yapacağız yetkililerle, Sayın Cumhurbaşkanı'yla, Meclis Başkanı'yla ve siyasi partilerle birlikte ve gelecekle ilgili nasıl bir yol haritası belirleyeceğiz, bunları da istişare edip, görüşeceğiz ve kararlaştıracağız.
'AMBARGO KALKMALI'
Kıbrıs sorunu her zaman önümüzde bir  engeldi. Fakat Crans-Montana'da Kıbrıs sorununun çözümünü kimin istediği, kimin  istemediği net bir şekilde ortaya çıktı. BM Genel Sekreteri de AB de bunu net bir  şekilde gördü. AB ülkelerinin de artık Kıbrıs sorununun arkasına sığınmaması gerekiyor. 2004 yılında referandumdan sonra AB sözünü tutmadı. Şimdi KKTC üzerindeki ambargo ve kısıtlamaların bir an önce kalkması lazım. Bu bir kere insani değil. Bu çağda bir tarafı haketmediği şekilde üye yapıyorsunuz, diğer tarafı baskı altında tutuyorsunuz. İnsani olmayan yaptırımlar uyguluyorsunuz. Bu doğru bir şey değil ama önümüzdeki süreçte biz sadece Kıbrıs konusu değil, diğer konularda da AB ile ilişkilerimizi sürdürmek isteriz. Burada da AB'den samimiyet bekliyoruz."

14 Ocak 2017 Cumartesi

"MİLİ DAVA KIBRIS" - SON DURUM: "KIBRIS GÖRÜŞMELERİNDE TÜRKİYE 3 ŞARTINI MASAYA KOYDU"

KIBRIS GÖRÜŞMELERİNDE TÜRKİYE 3 ŞARTINI MASAYA KOYDU
Dr. Rauf DENKTAŞ
O'nun yolunu izlemeyenler;
Türk Düşmanı ve Vatan Hainidir.
[Ulusal Ajans & Ulusal Haber, 14.01.2017 – Ankara]
Kıbrıs görüşmelerinde Türkiye, "Garantörlük korunsun. Çözüm anlaşması AB hukuku olsun. Türkiye vatandaşları, yeni Kıbrıs'ta AB vatandaşı haklarına sahip olsun." şartlarını masaya koydu.
İsviçre'nin Cenevre kentinde garantör ülkeler Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin de katılımıyla toplanan Kıbrıs zirvesinde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, 3 şart masaya koydu ve Türkiye'nin garantörlüğün devamını istedi. Rum ve Yunanlılar, tam aksi yönde taleplerde bulunurken, Yunan Dışişleri Bakanı Nikos Kocas, müsteşarlar seviyesinde çalışma grubu kurulacağını ve 23 Ocak'ta Cenevre'de bakanların yeniden biraraya geleceğini bildirdi. Ancak, Yunanistan'ın bu teklifi, diğer taraflar tarafından kabul görmedi.
TÜRKİYE VE YUNANİSTAN TALEPLERİNİ NET BİR ŞEKİLDE BELİRTTİ. PALİKARYA MEMNUN DEĞİL!.
BM'nin yeni Genel Sekreteri Antonio Guterres'in ev sahipliğinde Cenevre'deki BM binasında yapılan konferansa, garantör ülkeler dışişleri bakanları seviyesinde, kalabalık heyetlerle katıldı. Kıbrıslı Türk ve Rum liderlerin de hazır olduğu konferansta Türkiye ve Yunanistan, garantörlük sistemi konusundaki taleplerini net bir şekilde masaya koydu.

24 Haziran 2015 Çarşamba

LEYMOSUNLU BAYAR HÜSEYİN PİSKOBULU; A. Erdem AKYÜZ

LEYMOSUNLU BAYAR HÜSEYİN PİSKOBULU
Bir arkadaşımdan aldığım haberi ve acı öyküyü paylaşıyorum.
Biz ve yöneticilerimiz nelerle uğraşıyor, neleri kaçırıyoruz.
A. Erdem AKYÜZ
1935 doğumlu Bayar Hüseyin, Kıbrıs’da ilk öğrenimini tamamladıktan sonra, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun olan ve diplomasını İsmet İnönü’nün elinden alan, ilk Kıbrıslı aydınlardan biri idi..
Limasol’a gitmek üzere, Lefkoşe’deki evinden ayrılan Bayar Hüseyin ve arkadaşları, en son 18 Nisan 1964 günü saat 16.30 da, Küçük Kaymaklı’da Rum barikatı önünde Lefkoşe Rum polisi ve EOKA mensuplarının arasında görüldüler. Bütün aramalara rağmen onu bulamayan ailesi, ölümü yakıştırmadığı için kayıp olarak kabul edildi. Bu acılı bekleyiş ve arama süreci tam 51 sene sonra bulunan ceset artıklarının DNA eşleşmesi ile son buldu. O zaman 6 yaşında bir çocuk olan oğlu Prof.Dr. Esen Bayar şunları söyledi : “Annem hayattayken (babamdan geride kalanların bulunması) iyi oldu. Ancak annem babamı sanki dün kaybetmişiz gibi çok üzgündür. Bu olay çok üzücü bir olay olarak sonsuza dek içimizde kalacak… O zaman ben henüz altı yaşında bir çocuktum, üzücü haberi aldığı zaman Leymosun’daki evimizin mermer basamaklarından ağlayarak, saçlarını yolarak indiğini çok canlı biçimde hatırlıyorum.”
“Kayıp” Bayar Hüseyin Piskobulu için devlet cenaze töreni 26 Haziran 2015 Cuma günü saat 10.00’da Lefkoşa Mezarlığı’nda gerçekleştirilecek. (Bütün bu haberler Kıbrıs Basınında yer alıyor.)
…………………………..
Benzer durum Rumlara olsa idi, rum kesimi ve Yunanistan kıyameti koparırdı. Buyrun, ülkemizden tek bir haber, baş sağlığı, katkı var mı? Bu vahşeti duyuran tek bir görevli, yönetici, siyasetçi var mı? İşleri güçleri”Laf-ı güzaf”.
***
“Tanrı bu acıyı kimseye nasip etmesin…” (17 Haziran 2015, 11:47) 
18 Nisan 1964’te “kayıp” edilen Leymosunlu Bayar Hüseyin Piskobulu’dan geride kalanlar Maşera’da bulunarak DNA testleriyle kimlik tespiti yapıldı.  Cenaze töreni 26 Haziran Cuma günü Lefkoşa’da yapılacak.   Piskobulu’nun oğlu Profesör Dr. Esen Bayar, babasının öyküsünü kaleme alarak bize gönderdi, biz de babası “kayıp” bir çocuğun anlatısını sayfamızda yayımlıyoruz…
Esen Bayar, bize yazdığı mail’de şöyle dedi:
“Sevgili Sevgül, dediğin gibi bu bir yerde bir sondur, annem hayattayken (babamdan geride kalanların bulunması) iyi oldu. Ancak annem babamı sanki dün kaybetmişiz gibi çok üzgündür. Bu olay çok üzücü bir olay olarak sonsuza dek içimizde kalacak… O zaman ben henüz altı yaşında bir çocuktum, üzücü haberi aldığı zaman Leymosun’daki evimizin mermer basamaklarından ağlayarak, saçlarını yolarak indiğini çok canlı biçimde hatırlıyorum… Dedemin pek çok Kıbrıslırum arkadaşı vardı, Makarios’la da konuşabiliyordu ve dedem babamı kurtarmak için elinden gelen her şeyi yapmaya çalıştı. Eğer bu mümkün olsaydı, eminim başarabilecekti. Ancak babam ve beraberindeki arkadaşlarının alındıkları gün öldürülmüş olduklarına inanma eğilimindeyiz, böylece kimseciklere onu ve arkadaşlarını kurtarma fırsatı bırakılmadı…
Çalışmaların için sana çok teşekkür ederim…
Bu bir son ancak acıyı ve dramı bir kez daha yaşıyoruz…
Tanrı bu acıyı kimseye nasip etmesin…”
Babası “kayıp” oğlun yazdıkları…
Profesör Dr. Esen Bayar, bize göndermiş olduğu yazıda, babasını şöyle anlattı:
“Bayar Hüseyin PİSKOBULU, 30.12.1935 -18.4.1964
Bayar Hüseyin PİSKOBULU
(Oğlu: Prof. Dr. Esen BAYAR)
Bayar Hüseyin Piskobulu kimdir?
Bayar Hüseyin Piskobulu, 1935 yılında Limasol’da doğdu. İlk eğitimini Limasol’da tamamladıktan sonra, Lefkoşa Erkek Lisesinden mezun oldu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Kamu Yönetimi bölümünden mezun olan ve diplomasını İsmet İnönü’nün elinden alan, ilk Kıbrıslı aydınlar arasında idi. Yüksek lisans eğitimini burslu olarak Galler’in Carmathen şehrindeki tamamladıktan sonra iş hayatına Amerikan Kalkınma Bankası’nda başladı.
Bayar Hüseyin Piskobulu 1956 yılında, Limasol’un Çakartaş ailesinden  Gökçen hanım ile evlendi. Perican, Esen ve Özün isimli üç çocukları oldu.
Kıbrıs’ta 1963-64 yılları arasında şiddet eylemleri başlamıştı. Çalıştığı Amerikan Kalkınma Bankası Lefkoşa’nın Rum kesiminde bulunuyordu. Kıbrıslı bir Türk aydını olmak bu bankada çalışmasını riskli hale getirmişti. Nihayet çalıştığı bu bankadan ayrılmak zorunda kaldı. Lefkoşa’da Köşklü Çiftlik mahallesindeki evini boşaltarak Limasol’da Çiftlikler bölgesine taşındı. Yeni işi Hayat İçki Şirketi’nde genel müdürlüktü.
18 Nisan 1964, Cumartesi günü saat 16.30’da Limasol’a gitmek üzere, Lefkoşa’dan ayrılan Bayar Hüseyin Piskobulu beraberinde olan arkadaşları Özel Reşat Kansoy ve Erol İsmail seyahat ettikleri TBW 126 numaralı Hayat İçki Şirketi’nin aracı ile Küçük Kaymaklı Rum barikatında son kez görüldüler, ve Lefkoşa Rum Polisi ve EOKA mensupları tarafından alıkonularak kayıplara karıştılar.
Bayar Hüseyin Piskobulu ailesi için acılı bir bekleyiş ve arama süreci  51 sene sonra DNA eşleşmesi ile  sonuçlandı. Yaşanması ve yaşatılması asla düşünülemeyecek böyle bir hadisenin hiç kimse için asla tekrarlanmaması acılı ailemizin temennisidir. Prof. Dr. Esen Bayar (oğlu)”
Cenaze töreni 26 Haziran’da: “Kayıp” Bayar Hüseyin Piskobulu için devlet cenaze töreni 26 Haziran 2015 Cuma günü saat 10.00’da Lefkoşa Mezarlığı’nda gerçekleştirilecek.

9 Aralık 2014 Salı

Ankara'ya sert uyarı!

Ankara'ya sert uyarı!
Avrupa Konseyi, AİHM önünde Kıbrıslı Rumlara karşı kaybettiği mülkiyet ve kayıp şahıslarla ilgili davaların kararlarını yerine getirmesi için Ankara’ya baskının dozunu yükseltmeye başladı.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının uygulanışını denetleyenAvrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Strasbourg merkezli mahkemenin 2005 ve 2006 yıllarında kararını açıkladığı Ksenides-Aretestis ve 2009 yılındaki “Varnava ve diğerleri” davalarında hükmedilen tazminat miktarlarının Ankara tarafından derhal davacılara ödenmesini istiyor. Benzer 32 dava kararıyla birleştirilen Ksendies-Arestis davası kapalı Maraş bölgesindeki taşınmaz mallar, Varnava ve diğerleri davası ise 1974 sonrası kayıp 9 Rum hakkındaki soruşturmaları kapsıyor.
Bakanlar Komitesi bu yıl eylül ayında konu hakkında bir ara karar almış ve bu iki davada tazminatları “ödememekte direndiğini” söylediği Ankara’nın, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne taraf ve Avrupa Konseyi üyesi olarak “uluslararası yükümlülüklerini yerine getirmediği” not edilmişti. Bakanlar Komitesi, ara karar öncesi Ankara’ya ödemeleri gerçekleştirmesi için iki ayrı uyarı mektubu göndermişti.
Ankara mektuplara yanıt vermedi. Hükmedilen tazminat miktarlarını davacılara ödeyeceğine dair sinyal de iletmedi. Bakanlar Komitesi, bunun üzerine Ankara’yı uyaran yeni bir karar daha aldı. Kararda, Ankara’nın Bakanlar Komitesi tarafından gönderilen iki mektup ve Eylül 2014 tarihli ara kararı cevapsız bırakması “kaygı verici” olarak tanımlandı. Türk hükümetinden, “tutumunu gözden geçirip, AİHM tarafından hükmedilen tazminatları davacılara faizleriyle derhal ödemesi” istendi. Kararda, Bakanlar Komitesi'nin, konuyu Mart 2015'te tekrar tartışacağı ve gerekirse “her türlü önlemi alacağı” da kaydedildi.
Kıbrıs’ın unutulanları: Kıbrıslı Türkler Kıbrıs’ta müzakerelere siyaset kilidi Yeniden AİHM'e gelebilir Avrupa Konseyi kaynakları, Bakanlar Komitesi’nin, tazminatların ödenmemesi halinde, Türk hükümetini net ifadelerle uyaran bir karar daha alabileceğini belirtiyorlar. Bakanlar Komitesi’nin konuyu yeniden AİHM gündemine taşıma seçeneği de bulunuyor. Kıbrıslı Rumlar da son aylarda Avrupa Konseyi’ne ilettikleri belgelerde Ankara’nın AİHM önünde Kıbrıslı Rumlara karşı kaybettiği davalarla ilgili kararları yerine getirmemesi konusunu AB gündemine taşıyacakları sinyali veriyorlar. Avrupa Konseyi’nin AİHM hakkındaki kararları düzenli olarak Avrupa Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu’nun Türkiye raporlarına da yansıyor.
Ksenides-Arestis kararı Kıbrıs’taki mülkiyet konusu açısından önem taşıyor. AİHM, bu davanın tazminat bölümüne ilişkin Aralık 2006’da açıkladığı kararında, KKTC’de Rumların mülkiyet talepleri için oluşturulan Taşınmaz Mal Komisyonu’nun (TMK) Myra Ksenides-Arestis adlı Rum vatandaşına mülkiyeti karşılığı teklif ettiği 850 bin euro tazminatı benimsemiş ve bu komisyonu Rumlar için iç hukuk yolu olarak tanıyabileceği sinyali vermişti. Mahkeme, 2010 yılında açıkladığı Demopulos davası kararıyla TMK’yı resmen iç hukuk yolu ilan etmişti. O tarihten sonra Ankara’ya karşı Rumlar tarafından Strasbourg Mahkemesi gündemine taşınmış mülkiyet davası başvuruları sistematik olarak geri çevrilmişti. TMK’ya 2010 yılından bu yana 6 bin Kıbrıslı Rum başvurdu. Bugüne kadar bu başvurulardan 611’i karara bağlandı ve başvuruculara toplam 235 milyon euro tazminat ödendi.
(Deutsche Welle Türkçe / Kayhan Karaca)