9 Kasım 2015 Pazartesi

Yunanistan Eğitim Bakanı Nikos Filis, ”Türkler Pontuslu Rumlara soykırım yapmadı."

"Soykırımı yok diyen" Yunan Bakan'a tepki!....‏
Haber: Aydogan Kekevi
Yunanistan Eğitim Bakanı Nikos Filis, ”Türkler Pontuslu Rumlara soykırım yapmadı. Bu başka bir şey “ deyince muhalefet ve Pontus dernekleri istifaya davet etti
“Soykırımı yok diyen” Yunan Bakan’a tepki
Yunanistan Eğitim Bakanı Nikos Filis, Türklerin Pontuslu Rumlara soykırım yapmadığını belirtti. Ülkede büyük tartışma koparan açıklamaları hükümet sahiplenmezken, muhalefet ve Pontus dernekleri Filis’i istifaya davet etti. Bazı tarihçiler ise bakana destek verdi.  Vatandaşların da katıldığı bir televizyon programda konuşan Filis, “Yıllar önce gazeteci olarak çok sayıda tarihçi ve uluslararası uzmanın görüşüne katılarak bu Pontus Hellenizmi’ne soykırım yapılmadığına ilişkin açıklama yaptım. Kan dökülerek yapılan ‘etnik temizlik’ ile ‘soykırım’ arasında bir ayrım yaptık. Bu, Jön Türklerin vahşetinden çeken Pontusluların acısını ve dökülen kanı tanımadığımız anlamına gelmez. Bilimsel anlamda soykırım başka bir şey” dedi. Filis’in açıklamaları ülkede gündemin ilk sıralarına yükseldi. Milli Eğitim Bakanı’nın açıklamalarına hükümet mesafeli bir tavır aldı. Muhafazakar Yeni Demokrasi (ND), PASOK, hükümet ortağı Bağımsız Yunanlar (ANEL) ve Pontos dernekleri ise sert tepki gösterdi. ND, topladığı 45 vekil imzası ile bakanın görevden uzaklaştırılmasını istedi. Hükümetin küçük ortağı Bağımsız Yunanlar (ANEL) da Filis’in açıklamalarına katılmadıklarını açıkladı. Sosyalist PASOK da Filis’e karşı çıktı. Dışişleri Bakan Yardımcısı Yanis Amanitidis ise Filis’in görüşünü dile getirebileceğini söyledi. Geçmişte Türkiye’den ayrılmak durumunda kalan Rumlara soykırım yapılmadığına ilişkin görüşü ile bilinen eski milletvekili ve Aristotelio Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Maria Repousi de Filis’e destek verenler arasında yer aldı. Geçmişte yaptığı açıklamalar ile büyük tepki çeken bir diğer akademisyen Prof. Alexis Heraklides de şunları söylemişti: “Kutuluş savaşında 1919’da Yunanlar da Türklere etnik temizlik yaptı. Yunan olmaktan utanıyorsun. Öldürüyor, katliam yapıyorlardı. Etnik temizlik, bir halkın bir ülkeden ayrılması şartlarını oluşturmak anlamına geliyor.”

27 Ekim 2015 Salı

"Cumhuriyet varsa; memlekette adalet, hukuk ve huzur vardır.", Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal'ın "29 Ekim Cumhuriyet Bayramı" mesajı

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal'ın; 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı mesajı

Demokrat Parti Kayseri İl Başkanı İsmet Özbakkal mesajında; “Türkiye Devleti’nin temeli, emel ve ideali, yaşam biçimi Cumhuriyettir. Cumhuriyet’i, sadece devletin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk değil; O’nunla inanç, bilinç ve kader birliği içinde olan, milletin makûs talihine karşı omuz omuza mücadele veren Türk halkı birlikte tespit, tercih, onay ve ilan etmiştir. 
Bunun esas nedeni: ‘Cumhuriyet fazilettir, erdemdir’ gerçeğidir. 
İşte, bu Cumhuriyetin 29 Ekim’de 92.yılını kutlayacağız.
1 Kasım genel seçimlerinin memleketimize milletimize hayırlar getirmesini dilerim.
10 Kasım 1938’de saat 9’u 10 geçe bu Asr-Saadet dönemi bitti. Türk Milleti 11 Kasım 1938 – 13 Mayıs 1950 sürecinde, hiçte lâyık olmadığı bir hezimet, çürüme, yozlaşma ve tefessühe maruz kaldı. Resmen olmasa da fiilen yaşanan demokrasi, adalet ve hukuk çöpe atıldı. Ülkemiz, adeta mezar toprağı gibi üstünü kaplayan bir sulta, dikta, derebeylik ve despotizmle çökertildi. Cumhuriyet anlamını yitirdi, önem ve değerini kaybetti. Cumhur (halk) idareden tecrit edildi.
Bilindiği üzere Cumhuriyet, 14 Mayıs 1950’de hayat buldu.
Demokrat Parti sayesinde adalet, hukuk ve demokrasi ile buluştu. Atatürk’ün bıraktığı yerden alıp, Cumhuriyeti çökertilerek atıldığı çöplükten çıkaran ve hayata geçiren Partimiz yeni bir Asr-ı Saadet dönemi başlattı.
Bu refah, adalet, hukuk ve saadet dönemi; Halk Partisi zihniyetinin millete başkaldırması ile 27 Mayıs 1960’da fesih, iptal ve ilga edildi. Cumhuriyet de, demokrasi de, insan hakları, adalet ve hukuk da rafa kaldırıldı.
Aradan 55 sene geçti. 
Hala demokrasi yok.

Adalet ve hukuk hak getire.
Ne yazık ki, atalarımızın canla başla kurduğu cumhuriyet şu an yaralı. Siyaset yozlaşmış, çürümüş ‘Millet iradesinin devlet idaresinde temsil vasıtası’ olmaktan çıkmış; siyaset kurumları adeta ticaret şirketlerine dönüşmüş durumdadır.
Sonuçta ülkemiz yerine oturmayan, millet iradesine dayanmayan ve ‘dürüst ön seçim yapılmayan, parti içi demokrasi anlayışı bile olmayan’ dikta, sulta, vesayet ve icazetle yürüyen “demokrasi düşmanı, eşitlik, hak, adalet ve hukuk karşıtı” bir siyasetle yönetilmektedir.
Bu nedenle vatandaşımız özgürlük ve güvenlikten yoksun, geleceği karanlık. Gençlerimiz işsiz ve ümitsiz, gelecekten kaygılı. 
Göç dalgasıyla ülkemize sığınan 3 milyon civarında yabancı; her köşede dilenen, karada aç-sefil, denizlerde boğulan insanlar; Yerli malı bitti, bitirildi, her mal ithal var; Üretmeyen, çalışmayan, düşünmeyen, sadece tüketen bir toplum olduk. Oysa; cumhuriyet fazilet, adalet, huzur, emniyet ve mutluluk; özgürlük, hükümranlık ve güçlü devlet olmaktır.
Cumhuriyet varsa; memlekette adalet, hukuk ve huzur vardır. 
Çünkü Anadolu insanının algısında Cumhuriyet Ana’dır, Baba’dır. Cumhuriyet toplumsal, ekonomik ve sosyal barıştır. Problemleri çözer, hasarları onarır, hastalıkları tedavi eder, yaraları sarar; Herkese ve her kesime eşitlik, adalet, demokrasi, mutluluk ve zenginlik sağlar. Demokrasi, adalet ve hukukun hâkim olduğu bir ülkede terör belâsı olmaz; Hiç kimse Kardeş kardeşe vurduramaz.
Devlet gerçekten Cumhuriyet ise; Her gün şehit verilmez. 
Bu nedenle bir an önce yeniden ve derinden silkinmeli, birlik ve beraberliğimizi tekrar kurmalı; cumhuriyetin mimarı, Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşlarını minnet ve şükranla anmalıyız. Ruhları şad, Cumhuriyet payidar, hak, adalet ve hukuk hâkim ve hükümran olsun. Herkesi ay yıldızlı bayrağın altında Demokrat Parti’ye çağırıyoruz” ifadelerini kullandı.

22 Ekim 2015 Perşembe

GÖKTEN ÖLÜM YAĞIYOR, YERDEN İLLET (Hastalık, Mikrop, Cinayet) FIŞKIRIYOR



























CHEMTRAILS UÇAKLARIN İÇİ! (Toksik Likit Tankları!)‏

Gözünüzü yere dikip hayaller içinde yürümeyin!
Gökyüzüne bakmayı, incelemeyi alışkanlık haline getirin.
Konu ile ilgili bilgilerinizi geliştirin.
BU SON ANKARA SALDIRILARI (HALEN DEVAM EDİYOR!!!) ;
ISRARLI, UZUN SÜRELİ VE ÇOK YOĞUN !!! (GÜNLÜK YÜZLERCE SORTİ)
BÖYLE SALDIRILAR YALNIZCA ÖZEL DURUMLAR ÖNCESİNDE YOĞUNLAŞIR:
İŞGAL (SALDIRI!? KAOS!? KALKIŞMA!? VB.!) ÖNCESİ KİTLESEL ANESTEZİ GİBİ!!!
FOTOĞRAFLARIN TAMAMI BUGÜNE AİTTİR VE TARAFIMDAN ÇEKİLMİŞTİR!
Selam, sevgi ve saygılar, 

21 Ekim 2015 Çarşamba

Adalet ve Hukuk "Uluslararası Yargıçlar" toplantısında tartışma konusu oldu!...

‘Uluslararası Yargıçlar'dan tepki: Türkiye'de "Yargı bağımsızlığı" apaçık ihlal ediliyor
ULUSLARARASI YARGIÇLAR BİRLİĞİ, İSPANYA'NIN BARCELONA ŞEHRİNDE 83 ÜLKENİN TEMSİLCİSİNİ 4-8 EKİM ARASINDA BİR ARAYA GETİRDİ. TOPLANTIDA TÜRKİYE İLE İLGİLİ KARARLAR OYBİRLİĞİYLE ALINDI.
FARUK ALAN – İSTANBUL (21 Ekim 2015, Çarşamba)
AKP iktidarının son dönemde yargı bağımsızlığını ortadan kaldıran uygulamalara imza atmasına Uluslararası Yargıçlar Birliği sert tepki gösterdi.
Birlik, Türkiye'de yargıçların içinde bulunduğu ağır koşullara ve hukuksuz uygulamalara işaret ederek sert bir deklerasyon yayınladı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği başta olmak üzere tüm uluslararası otoritelere gönderilmek üzere oy birliğiyle kabul edilen deklerasyonda “Etkili hukuk yolu ve hukukun emrettiği prosedürlere uygunluk prensipleri perspektifinden değerlendirildiğinde, geçerli bir sebep olmadan yargıçların görevden uzaklaştırılma, yakalanma ve tutuklanmalarının yargı bağımsızlığının ciddi ihlalleri olduğu apaçık ortadadır.” ifadeleri kullanıldı.
Uluslararası Yargıçlar Birliği toplantısında Türkiye'nin yargı sorunları tartışılmıştı.
4-8 Ekim arasında İspanya'nın Barselona şehrinde gerçekleştirilen ve 83 ülke yargı örgütünün katıldığı Uluslararası Yargıçlar Birliği toplantısında Türkiye'nin yargı sorunları tartışılmıştı. Bu toplantının ardından sert bir deklerasyon kaleme alındı. ‘Türkiye'de Yargının Durumuna İlişkin Deklarasyon' başlıklı metinde yargıçlık teminatına dikkat çekildi. Deklarasyonda özetle şu uyarılar yapıldı: “Yargıçlık teminatı, azledilmeme yargıçların bağımsızlığı için anahtar niteliktedir. Buna ek olarak bir yargıç kendi rızası olmadan yeni bir atamaya maruz kalmamalı ya da başka bir göreve naklen gönderilmemelidir. Dahası, süreklilik arz eden yargıçlık görevi kanunla ortaya konan disiplin ya da ceza hükümlerinin ciddi ihlali söz konusu olduğunda ya da yargısal faaliyetin fiilen gerçekleştirilememesi durumunda ancak sonlandırılabilir. Uluslararası Yargıçlar Birliği, Türkiye Cumhuriyeti otoritelerini, derhal Türkiye'de yargı bağımsızlığına saygı gösterilmesi konusundaki süregelen olumsuz tavırlarından vazgeçmeye, ilgili uluslararası standartlara tamamen uyarak bağımsızlığı güvence altına almaya çağırmaktadır.”
Uluslararası Yargıçlar Birliği, YARSAV Başkanı Murat Arslan'ın Anayasa Mahkemesi'ndeki Raportörlük görevine son verilmesine de sert tepki gösterip bunu, yargı bağımsızlığının ihlali olarak nitelendirdi.

10 Ekim 2015 Cumartesi

Büyük Felâket ve Ondan Daha da Büyük Bir Rezalet; Ahlâksızlık ve Yolsuzluk!...

 BAŞKENT ANKARA'DA, BARIŞ (?) MİTİNGİNDE PATLAMA ONLARCA ÖLÜ, YÜZLERCE YARALI VAR
"Tedbirsizlik, Görev İhmali, Güvenlik Zaafı, Görevi Kötüye Kullanma, Yolsuzluk, Takipsizlik, Suiistimal ve Hükümetin Vazifesini Yapmamasından Kaynaklanan; İktidar ve Hükümet adına utanç verici, elim bir facia"
10 Ekim Cumartesi günü Ankara'da tren garına giden köprünün altında sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi öncesinde patlama meydana geldi. Patlamada ilk belirlemelere göre 20 kişinin hayatını kaybettiği onlarca yaralının olduğu bildirildi...
Sıhhiye Meydanı'nda bugün "Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Barış Emek Demokrasi" konulu toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlenecekti. Toplantı öncesi mitingin yapılacağı yer olan tren garında patlama meydana geldi. Bir çok vatandaşımız hayatını kaybetti...
10 ekim cumartesi günü Ankara trne garında meydana gelen patlamaya canlı bombanın neden olduğu tahmin ediliyor. Bir çok kişinin hayatını kaybettiği bu patlamanın bugün gerçekleştirilecek olan "Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi, Barış Emek Demokrasi" yürüyüşüne yönelik bir patlama olduğu tahmin ediliyor. Olay yerinde bir çok yaralı ve 20 kişinin de hayatını kaybettiği öğrenildi...
ÖNEMLİ NOT: Gerek bu ve gerekse bu güne kadar vuku bulan ve temelde "hükümetin ihmalinden kaynaklanan" bütün yaralama, patlama, terör-tedhiş ve ölüm vakıalarından dolayı muhatap, mağdur, mazlum ve yakınlarının mahkemelere başvurup; Başta görev ikmali olan "sorumlular" ve "doğrudan hükümetin ilgili ve sorumlu bakanlarından" tazminat talep etme hakları vardır. Lütfen!.. Bütün hak sahipleri bu haklarını kullansınlar. Aksi takdirde bu ihmal, ihanet ve suiistimalin önlenmesi mümkün olamayacaktır.  

***
‘Vekillere 4 yıl prim’ AYM’ye taşındı
TBMM, tarihinin en kısa süreli döneminde ancak 32 saat Genel Kurul mesaisi yapan milletvekillerine; Hiç çalışmadıkları ve asla çalışmayacakları 75 gün için peşin maaş ve çalışmadan 4 yıl prim ödeyeceği "ahlâksız, adî ve insalık dışı, onursuz-şerefsiz uygulama" AYM'ye taşındı. (10 Ekim 2015 09:01)
Mahkemeye bireysel başvuru yapan Avukat Sedat Vural, “Bunu bırakın hukuku, insanlık, vicdan ile açıklamak mümkün değil” dedi. Hem emekli, hem serbest çalışan avukat olarak vergi ve destek primi ödeyen Vural, AYM’ye dün yaptığı başvuruya, benzer konuda 2007’de açtığı bir davada “taraf ehliyetini” onaylayan Danıştay kararını ekledi. Vural, başvurusunda Anayasal hükümlerin yanı sıra, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin “Adil yargılanma”, “Ayrımcılık yasağı”, “Mülkiyetten yararlanma” kararlarını gerekçe gösterdi. 15 Ekim’de yapılacak 3 aylık ödeme ile 1 Kasım’dan sonraki prim desteğinin “tedbiren durdurulmasını” talep eden Vural dilekçesinde şu görüşü savundu:
VERGİMDEN ÖDENİYOR
“Devlet gelirlerinin büyük oranda vergiden oluşması, maaş ve primin bu vergilerden ödenmesi gerçeği, benim davada ehliyetimin ve kişisel menfaat güncelliğimin somut kanıtıdır. Yapılan ödemeler tüyü bitmemiş yetim hakkıdır. Kamu gelirlerinin ve kamu bütçesinin israfı, buna bağlı görevi kötüye kullanma ve TBMM’yi aşağılama suçudur. Milletvekillerine yapılan ayrıcalık, toplum vicdanında ve demokratik rejime güvende ciddi yaralar açacağı gibi demokrasi kültürüne, demokratik siyasi etiğe, hak ve adalete açıkça aykırılık teşkil edecektir.
Listelerde yer verilmeyen 100’e yakın milletvekiline çalışmadan 3 aylık maaş, 1 Kasım’da yerlerine seçileceklere yeniden 3 aylık maaş verilmesi, mükerrer ödemeyi göz göre göre kabullenmek, bunları hukuka uygun bulmak mümkün değildir. Hukuk devletinde hiçbir makam ve mercinin kendisine verdiği yetkiyi kendisinin ya da bir başkasının çıkarı doğrultusunda veya bir siyasal amaca yönelik kullanması mümkün değildir. Sosyal hukuk devleti, toplum ve çalışma yaşamında adalete ve eşitliğe dayalı bir hukuk düzeni kurmak durumundadır. Eşitlik ilkesi ortada haklı bir neden bulunmadıkça, hiçbir kişiye, aileye, zümreye ya da sınıfa ayrıcalık tanınmasına mutlak engeldir. Kamu hizmetinde eşit davranış, eşit yararlanma temel niteliktir. Haklı bir nedene dayanmayan bu yasalar AİHS’ye açıkça aykırıdır.”