4 Temmuz 2020 Cumartesi

Atatürk'e ve silah arkadaşlarına dil uzatanlar utanırlar mı acaba!


Atatürk'e ve silah arkadaşlarına  dil uzatan kendini bilmezler okuduklarında utanırlar mı acaba! 

OSMANLICILIK OYNAYANLAR,BU YAZIYI MUTLAKA OKUMALIDIRLAR.
SİZCE OKURLAR MI? OKUDUKLARINDA DA YÜZLERİ KIZARIR MI?
20 Kasım 2018

1923'te...
*
Nüfus 13 milyon civarıydı, 11 milyon kişi köyde yaşıyordu. 40 bin köy vardı, 38 bininde okul yoktu. Traktör sıfırdı, karasaban'dı. Beş bin köyde sığır vebası vardı. Hayvanlar kırılıyor, insanlar kırılıyordu. İki milyon kişi sıtma, bir milyon kişi frengiydi, verem, tifüs, tifo salgını vardı, üç milyon kişi trahomluydu, bebek ölüm oranı binde 480'di, her doğan iki bebekten biri ölüyordu. Memlekette sadece 337 doktor vardı. Sadece 60 eczacı vardı, sadece 8'i Türk'tü. Diş hekimi, sıfırdı. Dört hemşire vardı. 40 bin köy, sadece 136 ebe vardı. Ortalama ömür 40'tı.
Yanmış bina sayısı 115 bin, hasarlı bina sayısı 12 bindi. Ülkeyi yeniden inşa etmek gerekiyordu, kiremit bile ithaldi. Limanlar, madenler, demiryolları yabancıya aitti. Toplam sermayenin sadece yüzde 15'i Türk'tü. Osmanlı'dan Cumhuriyet'e miras kalan sadece dört fabrika vardı, Hereke ipek, Feshane yün, Bakırköy bez, Beykoz deri... Elektrik sadece İstanbul, İzmir ve Tarsus'ta vardı. Otomobil sayısı bin 490'dı. Sadece dört şehirde özel otomobil vardı.


Kadın, insan değildi.
*
(Veremle boğuşan halk, ahırda yatarken... Bademlerin yere göğe sığdıramadığı Abdülhamid'in 16 tane eşi vardı. 
Nazikeda, Safinaz, Dilpesent, Peyveste, Nazlıyar, Bidar, Mezide, Emsalinur hanım filan, 16 tane... Yaş itibariyle, tamamı çocuktu. 
Tayyip Erdoğan'ın dedemiz dediği Abdülmecid'in 22 eşi vardı. Ahali ineğine verecek saman bulamazken, herif sarayında iki futbol takımı kadar kadınla yatıyordu.)
*

Tiyatro yok, müzik yok, resim yok, heykel yok, spor yoktu. Arkeolojik eserler, öyle gizli saklı değil, padişahların hediyesi olarak, trenlerle çalınmıştı.
*

Kimisi alaturka saat'i kullanıyor, güneşin battığı anı 12.00 kabul ediyordu, kimisi zevali saat'i kullanıyor, güneşin en tepede olduğu anı 12.00 kabul ediyordu. Kimisi güneş batarken grubi saat'i esas alıyordu, kimisi güneşin tamamen battığı ezani saat'i esas alıyordu. "Saat kaç birader?" diye sorduğunda, her kafadan bir ses çıkıyordu.
*

Kimisi hicri takvim kullanıyordu, kimisi rumi takvim kullanıyordu. Kimisinin şubat'ı kimisinin aralık'ına denk geliyordu. Herkes aynı zaman dilimindeydi ama, farklı aylarda yaşıyordu!
*

Dirhem, okka, çeki vardı. Arşın, kulaç, fersah vardı. Ne ağırlığımız dünyaya ayak uydurabiliyordu, ne uzunluğumuz... Ölçülerimiz ortaçağ'dı.
*

Erkeklerin sadece yüzde yedisi, kadınların sadece binde dördü okuma yazma biliyordu. Okur-yazar erkeklerin çoğunluğu, subay veya gayrimüslimdi. Okul yaşı gelen her dört çocuktan üçü okula gitmiyordu. Toplam, 4894 ilkokul, sadece 72 ortaokul, sadece 23 lise vardı. Türkiye'nin tüm liselerinde sadece 230 kız öğrenci kayıtlıydı. Öğretmenlerin üçte birinin, öğretmenlik eğitimi yoktu. Tek üniversite vardı, darülfünun, medreseden halliceydi. Ülke bilim'den çoook uzaktı.
*

600 sene boyunca Türkçe'nin ırzına geçilmiş, Osmanlıca denilmişti. Arapça, Farsça, Fransızca, İtalyanca kelimeler, Levanten terimler dilimizi istila etmişti. Karşılıklı sesli-sessiz harfleri olmayan Arapça'yla Türkçe yazmaya çalışıyorlardı.
*

"Harf devrimi yapıldı, bir gecede cahilleştirildik, köpekleştirildik" falan deniyor ya... İbrahim Müteferrika'dan itibaren 150 sene boyunca basılan kitap sayısı kaçtı biliyor musunuz? Sadece 417'ydi. Bunların da çoğu gayrimüslimlerin matbaasından çıkmıştı. Ki zaten, Müteteferrika da devşirmeydi, Macar'dı.
*

Bu topraklara kitap gelene kadar, Avrupa'da 2.5 milyon farklı kitap basılmış, beş milyar adet satılmıştı. Voltaire, bir kitabında şu ağır tespiti yapmıştı: "İstanbul'da bir yılda yazılanlar, Paris'te bir günde yazılanlardan azdır!"
*

Ve neymiş efendim, mezar taşı okuyacakmış... Sen önce iki tane kitap oku da, dünyadan haberin olsun biraz!
Formun Üstü
Alıntıdır
05.07.2020
ulusalhaber-ulusalajans
DUYURU;
BOR VE KENEVİRİ, aynı anda  beslenme, destek, kozmetik, deterjan,çay, kahve olmak üzere diğer kaliteli ve sağlıklı, doğal ürünleri ile DÜNYADA Kİ İLK VE TEK DOĞRUDAN SATIŞ ŞİRKETİ MEDİREVO’nun bize destek amaçlı açtığı E ticaret mağazasından ürün alanlara şimdiden teşekkür ederiz

Mağazanın linkini TIKLAYIN:


18 Mayıs 2020 Pazartesi

Dünya Gençlik ve Spor Konfederasyonu Genel Başkanının Gençlik Mesajı



DÜNYA GENÇLİK VE SPOR KONFEDERASYONU GENEL BAŞKANI TÜRKER AYGÜNDÜZ GENÇLİK HAFTASI VE 19 MAYIS KUTLAMA MESAJI..

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı bu sene evlerden kutluyoruz.

101 yıldır gururla hepimiz o gemideyiz. 
19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun. 
Dünya Gençlik Ve Spor Konfederasyonu Genel Başkanı Sayın Türker AYGÜNDÜZ;
gençlerin gençlik haftasını kutlayarak, “İnşallah sizlerle birlikte olan yürüyüşümüz, hem gençlik haftası süresince, 19 Mayıs Atatürk’ü Anma ve Gençlik Spor Bayramı münasebetiyle ve sonrasında tüm faaliyetlerimizde devam edecek. Sizler de bu faaliyetlerin başkahramanları olarak bu kutlu yolun, bizim yol arkadaşlarımız olarak inşallah bu heyecanla, bu coşkuyla, bu yürüyüşe devam edeceksiniz” dedi.
Genel Başkan Aygündüz, koronavirüs salgını nedeniyle kutlama programlarını planladıkları gibi yapamadıklarını kaydederek, “Normal şartlar altında sizlerle burada beraber olacaktık. Bu hafta boyunca hem sizlerle hem ülkemizin dört bir yanına dağılmış diğer arkadaşlarımızın bir kısmını da buraya davet etme düşüncemiz vardı. Fakat pandemi süreci bu fiziksel birlikteliğimizi şu an için kesintiye uğrattı. Ama biliyorsunuz bizlerin sizlerle, sizlerin bizlerle arasındaki gönül bağı, gönül köprüsü çok kuvvetli. Hiçbir şey birbirimize olan sevgimizi, saygımızı, muhabbetimizi, dostluğumuzu, kardeşliğimizi engelleyemeyecektir. Bilakis bizler her zorluğa ve karşılaştığımız sorunlara moralle, inançla, kararlılıkla yaklaşacağız ve hem engelleri kaldıracağız hem de aramızdaki bağı, aramızdaki hukuku, kardeşliği daha güçlü noktalara birlikte taşıyacağız” diye konuştu.
Aygündüz “Gençler bizim en büyük umudumuz, en önemli yol arkadaşlarımız”diyerek, Mustafa Kemal Atatürk'ün şu sözünü de gençlere hatırlatmak istedi.

"Sizler, yani yeni Türkiye'nin genç evlatları, yorulsanız dahi beni takip edeceksiniz. Dinlenmemek üzere yürümeye karar verenler asla ve asla yorulmazlar; Türk Gençliği, gayeye, bizim yüksek idealimize durmadan, yorulmadan yürüyecektir.
Spor, yalnız beden kabiliyetinin bir üstünlüğü sayılmaz. İdrak ve ahlak da bu işe yardım eder. Zeka ve kavrayışı kısa olan kuvvetlilerle başa çıkamazlar. Ben sporcunun zeki, çevik ve aynı zamanda ahlaklısını severim.
Yorgunluk her insan, her mahluk için tabii bir haldir. Fakat insanda yorgunluğu yenebilecek manevi bir kuvvet vardır ki, işte bu kuvvet yorulanları dinlendirmeden yürütür."dediğini ve gençlerin Atatürk'ün yolunda ve izinde gitmeleri gerektiğini söyleyerek sözlerine devam etti.




 DGSKON Genel Başkanı Sayın Türker AYGÜNDÜZ; gönüllü gençlerin Türkiye’nin dört bir yanında örnek çalışmalar yaptığını belirterek, “Her birinizi tebrik ediyorum. Gönüllü olarak yaklaştığınız halkımızın tüm fertlerine, gençlerimize, büyüklerimize olan sevginiz, saygınız bizleri hem mutlu kıldı, hem duygulandırdı. Bu yüzden sizlerdeki bu çaba, sizlerdeki bu güzel niyet, güzel kalp olduğu müddetçe bizim geleceğe olan yürüyüşümüz, bugünlere ve yarınlara olan umutlarımız her daim diri olacaktır. Bu anlamda koyduğumuz hedefleri de inşallah her geçen gün daha yukarılara taşımanın inancını ve kararlılığını yaşayacağız” dedi.
“Ezanlarımıza, istiklalimize, istikbalimize hiçbir şekilde mani olamayacaklar”
“Maalesef öyle bir dünyada yaşıyoruz ki; iyilikle kötülük her zaman karşı karşıya. İyiyle kötünün, doğruyla yanlışın, hakla batılın kavgası devam etti ve devam edecek. 
Bünyemizdeki Federasyonlarımız, Vakıf, dernek, spor kulüplerimiz ile Milletimize, ailelerine ve siz değerli gönüllü gençlerimize sabrı cemil temenni ediyorum. Ne yaparlarsa yapsınlar bu şanlı bayrağa, bu ay yıldıza hiçbir şekilde zarar veremeyecekler. 
Siz değerli gençlerimizin bu gönlü zengin ekibimizin, arkadaşlarımızın yürüyüşünü engelleyemeyecekler. Bilakis biz saflarımızı sıklaştıracağız, sizlerle olan gönül birliğimizi güçlendireceğiz ve yol arkadaşları olarak, yoldaşlar olarak hem yürüyüşümüzü güçlendireceğiz, hem saflarımızı sıklaştıracağız, hem de ‘insanların hayırlısı insanlara faydalı olanıdırilkesiyle her gün nasıl daha fazla üretiriz, nasıl daha fazla insana katkı sağlarız, iyilik yaparız, bunun gayreti içerisinde olacağız. Sadece bugünler için değil, sadece bu süreç için değil, her daim her türlü imkânımızı tıpkı bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sizlere, sizlerin hizmetine sunmanın çabasını göstereceğiz.”
“İnanıyoruz ki yarınların Türkiye’si çok çok daha güçlü olacak”
Türkiye’nin dört bir yanına yapılan tüm tesislerin gençlerimizin, hizmetinde olduğunu vurgulayan Aygündüz; “Sayın Cumhurbaşkanımız, sizlerin hakikaten her zaman en büyük destekçisi. Gençlerimizin seçme ve seçilme haklarından tutun,  spor imkânlarımızla ilgili pek çok alanda, pek çoğunuzun hatırlayamadığı bir süreçten geliyor Türkiye. Bugün geldiğimiz noktada yurtlarıyla, üniversiteleriyle, imkânlarıyla, gençlerimizin seçme ve seçilme yaşının düzenlenmesi ve hem de her alanda ortaya koyulan katılımcı felsefeyle sizler bunun en büyük şahidisiniz. Bizler de inşallah sizlerle birlikte bu çıtayı her gün daha ileri taşıyacağız. İnanıyoruz ki yarınların Türkiye’si çok çok daha güçlü olacak. Bizler, sadece bu ülkenin bu milletin umudu değiliz, insanlığın umuduyuz bu ruhla çalışacağız. Hiçbir kötü odağa teslim olmayacağız. Teslim olmadığımız gibi onlar bizi hiçbir şekilde motivasyon anlamında çökertemeyecekler” şeklinde konuştu.

“Daha çok okuyacağız, daha çok dinleyeceğiz, daha çok konuşacağız”

DGSKON Genel Başkanı Aygündüz; gençlere zamanlarını iyi değerlendirmeleri tavsiyesinde bulunurken, “Vakit en büyük imkanlarımızdan, en büyük nimetlerden bir tanesi tıpkı sağlık gibi. Sağlığın ne kadar değerli olduğunu görüyoruz. Dünyanın hiçbir ülkesi hangi büyüklükte bir ekonomiye sahip olursa olsun bir sağlık sorunu karşısında tamamıyla kitlenmiş durumda. O yüzden sağlığınızı hem fiziki anlamda hem ruhsal anlamda hem de sosyal anlamda koruma adına tüm güzel olan imkanları değerlendireceğiz. Gönül dünyamızı, ruh dünyamızı takviye etme adına daha çok okuyacağız, daha çok dinleyeceğiz, daha çok konuşacağız İmkanlarımızın hepsi sizler için, çünkü sizler insanlığın umudu olan genç arkadaşlarımızsınız. 
Tekrar Gençlik Haftanızı kutluyorum. 19 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramınızı kutluyorum. Ve inşallah 101 yıl önceki milli mücadele ruhuyla, demokrasimize, milli irademize ve yüksek adalet anlayışımıza sadakatle ve her zaman çıtaları yükseltme ilkesiyle, motivasyonuyla yarınlara birlikte diyorum” ifadelerini kullandı.

DÜNYA GENÇLİK VE SPOR KONFEDERASYONU GENEL BAŞKANI TÜRKER AYGÜNDÜZ AMAÇLARINI DA ŞU ŞEKİLDE İFADE ETTİ:
Ülkelerin geleceği ve teminatı olan Dünya Gençliğinin ortak talebi olan barış, kardeşlik, sevgi, adalet ve huzur için, gençlerin çok iyi bir şekilde yetiştirilmesini sağlamak en büyük hedefimizdir.
Milli ve manevi değerlerine sahip çıkan, kendisiyle barışık, vizyon sahibi, güven duyulan, sevgi dolu, saygılı, hukuka bağlı, diyaloğa açık, eğitimli, başarılı, sorumluluk sahibi, zararlı alışkanlıklardan uzak, insanlık değerlerini baş tacı eden, evrensel değerlere saygılı, ilkeli, güzel ahlak sahibi, özü sözü bir olan, başarıya odaklı gençleri yetiştirmektir.
Amacımız; Ülkelerin geleceği ve teminatı olan Dünya Gençliğinin belirlenen hedefler doğrultusunda hazır olarak yetiştirilmesini sağlamak ve bu kapsamda:
           Gençliğin zararlı alışkanlıklardan uzak tutularak sağlığının korunması,
           Suça itilen gençlerin topluma kazandırılması,
           İşitme ve Bedensel engelli gençlere hizmet götürülmesi,
           Çalışan gençliğin sorunlarının çözülmesi,
           Çalışmayan gençliğin sorunlarının çözülmesi,
           Gençliğin serbest zamanlarının değerlendirilmesi,
           Yükseköğretim gençliğinin sorunlarının çözülmesi,
           Gençlerimizin ilgi ve kabiliyetlerine göre yetiştirerek topluma kazandırmak,
           Gençlerimizin kendilerini toplumda ifade edebilmeleri ve haklarını koruyabilmelerini sağlamak,
           Gençlerimizi milli kültür değerlerine saygılı ve bilgili yetiştirmek,
           Gençlerimize fert -toplum meselelerini tanıma ve çözüm arama alışkanlığı kazandırmak,
           Gençlerimizin el becerileri ve zihni çalışmasını birleştirerek çok yönlü gelişmesini sağlamak,
           Gençlerimizin boş zamanlarını; kendisine, ailesine ve topluma yararlı işlerle değerlendirmelerini sağlamak.

Dünya da huzur ve barış içinde yaşanmasına, kişilerin milli ve manevi değerlere bağlı olarak, temiz bir çevrede, ruhsal ve bedensel yönden sağlıklı olarak yetişip gelişmesi çok önemlidir. Tüm insanlığın ortak talebi olan barış, kardeşlik, sevgi, adalet ve huzur için, dünya gençliğinin çok iyi bir şekilde yetiştirilmesi gerekir. Dünyaya yön veren ve tarihe şan katan hareketlerin itici gücü tarih boyunca gençler olmuştur. Bu bağlamda gençler arasında tanışma ve kaynaşmayı temin etmek, karşılaşılan sorunlara karşı birlikte mücadele etmek için atılması gereken adımları atma yönünde çalışmalarda bulunmak, Dünya Gençlik ve Spor Konfederasyonu için çok büyük bir sorumluluk ve görevdir. Dünya nüfusu her geçen gün yaşlanmaktadır. Ülkelerin geleceği ve teminatı olan gençlerin sayılarının azalması, var olanların ise küreselleşen dünya politeizmine esir düşmesi sebebi ile tam manasıyla yetişmiş, donanımlı tam manası ile yetişmiş gençlerin yetiştirilmesi gerekmektedir. Bu amaçla Dünya Gençlik ve Spor Konfederasyonumuzun faaliyetleri artarak devam edecektir. Değerli arkadaşlarım;
Ülkemiz asırlardır iç ve dış mihraklarla mücadele içinde olmuş türlü zorluklarla karşı karşıya bırakılmıştır. Ancak Milletimiz hiçbir zaman inancını yitirmemiş bu zorlukların üstesinden gelmesini bilmiştir. Geçmişte dünyaya adını altın harflerle duyuran milletimiz bugün de birlik ve beraberlik duyguları içerisinde dünyaya gücünü göstermektedir. Dünya gençlik ve Spor konfederasyonu;  daha güçlü bir Türkiye yolunda milletimizin azimli ve istikrarlı yürüyüşünde yer alarak Ülkemizin hak etmiş olduğu hedeflere ulaşmasında öncülük eden bir anlayışa sahiptir. Gençlerimizin geleceğe hazırlanmasında etkin rol alarak onların en iyi şekilde yetişmeleri için gayret göstermek, daima çalışmak bizlerin üzerine düşen önemli bir görevdir. Değerli arkadaşlarım, ülkemizin birlik ve beraberliği için milletimizin huzuru ve refahı için hep birlikte güçlü Türkiye için üstün gayretlerimizi ortaya koyacağımıza inancım sonsuzdur.


DÜNYA GENÇLİK VE SPOR KONFEDERASYONU WWW.dgskon.org.tr<http://WWW.dgskon.org.tr><http://WWW.dgskon.org.tr>  Ankara

11 Nisan 2020 Cumartesi

İSTANBUL’A YURTİÇİNDEN GİRMEK YASAK, KATAR’DAN SERBEST!

DÜNYANIN EN ZENGİN ÜLKELERİNDEN BİRİ OLAN KATAR’A YASAK YOK.
Dünyanın en zengin ülkelerinden biri olan Katar Türk işçiler için de en cazip yurt dışı iş imkânı sağlayan ülke olarak birinci sırada yer alıyor. 
2022 dünya kupasının düzenleneceği Katar’da çok sayıda inşaat faaliyeti de başlamış durumda. Yeni statların yanı sıra oteller, konaklama ve sportif tesisler de bu ülkede inşa edilecek. 
Katar ile ilgili biraz bilgi vermek gerekirse Katar yalnızca Suudi Arabistan ile sınır komşusudur. Arabistan tarafından kendisine bir takım ambargolar da uygulanmaktadır. 
Katar’ın nüfusu 2 milyon civarındadır. Katar dünyanın en zengin ülkesi konumundadır. 
Bunun nedeni ise zengin petrol ve doğalgaz rezervlerinden kaynaklanmaktadır.

Katar’ın Dünya’nın en zengin ülkelerinden biri olması, Katarlılara bazı avantajlar sağlamaktadır.
Ülkemizin bilhassa Karadeniz Bölgesinde arsa ve ev alan, Türkiye’de birçok özel Şirketler kuran, ülkemize Cumhurbaşkanımızın kullanması için uçak hediye eden,  Kurumların işletmelerini alan Katar devletinin Türkiye nezdinde itibarı çok daha fazladır. Bu nedenle:

İSTANBUL’A YURTİÇİNDEN GİRMEK  koronavirüs, YASAK, KATAR’DAN SERBEST!
27 Mart’ta Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tüm dünya ile uçuşların askıya alındığını bildirdi. Ancak hükümetin izaha muhtaç ilişkileri bulunan Katar’la uçak bağlantısı ‘fiilen’ devam ediyor. Qatar Airways aracılığıyla Doha-İstanbul arasındaki seferlerin biletleri yok satıyor.

Türkiye’de ilk koronavirüs vakasının görüldüğü 10 Mart’tan bu yana 23 bin 934 kişi hastalığa yakalandı. Bu süre içinde Türkiye salgın vakalarının görüldüğü ülkelerle birer birer uçuşları askıya aldı. İlk olarak 3 Şubat’ta Çin ile Türkiye arasındaki uçuşlar yasaklandı. Bu yasakları 23 Şubat’ta İran ve İtalya yasakları takip etti. Türkiye’de de ilk vakaların görülmesinin ardından uçuş yasakları genişletildi. 13 Mart itibariyle aralarında Almanya, Fransa ve İspanya’nın da olduğu toplam 12 ülke ile uçuşlar askıya alındı. 17 Mart’ta ise İngiltere seferleri tamamen durduruldu.
27 Mart’a gelindiğinde ise Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü bir duyuruyla tüm dış hat uçuşlarının durdurulduğunu açıkladı. Kararın Bilim Kurulu’nun tavsiyesiyle Cumhurbaşkanlığı tarafından alındığı duyuruldu. 3 Nisan’da ise Türkiye’de 30 büyükşehire ve Zonguldak’a giriş çıkışlar durduruldu.
Ancak bu karara rağmen hükümetin yıllardır izaha muhtaç ilişkileri de bulunan Katar’dan İstanbul Havalimanı’na uçuşlar fiilen devam ediyor. Dahası Türkiye’ye gelmek isteyen çeşitli ülkelerden insanlar, ülkeye Katar üzerinden giriş yapıyor. Bu nedenle bilet fiyatları da fahiş tutarlara ulaşmış durumda.
Katar’ın başkenti Doha’daki Hamad Uluslararası Havalimanı’ndan İstanbul Havalimanı’na her gün 1 direkt sefer bulunuyor. 10 Nisan’a kadar tüm uçuşlar dolmuş durumda. Seferler ise 300 kişilik Boeing 787 tipi uçaklarla Qatar Airways tarafından yapılıyor. Aşırı talepten kaynaklı bilet fiyatları ekonomi sınıfında 8 bin liraya, business sınıfında ise 30 bin liraya kadar çıkıyor. Ayrıca uçuşlar tek yönlü değil, isteyenler İstanbul’dan da Katar’a da uçabiliyor. Yani İstanbul’a yurtiçinden giriş ya da çıkış yapılamıyor ancak Katar’dan giriş çıkış yapılabiliyor.

Katar'ın Başkenti Doha
Doha’dan İstanbul’a direkt seferler olmakla beraber İstanbul’a gelen yolcuların çoğu başka bir ülkeden aktarmayla geliyor. Örneğin Almanya’dan Türkiye’ye direkt uçuş bulunmuyor ancak Almanya’dan Türkiye’ye gelmek isteyen kişiler Katar üzerinden yurda giriş yapabiliyor.
Öte yandan Katar’da da koronavirüs salgını bulunuyor. 2,6 milyonluk bu küçük Körfez ülkesinde 4 Nisan itibariyle 1325 koronavirüs vakası bulunuyordu. Hasta sayısının nüfusa oranına göre Katar’ın durumu Türkiye’den kötü durumda. Örneğin İtalya ile uçuşların askıya alındığı 23 Şubat’ta İtalya’da 150 vaka bulunuyordu, İran’la uçuşlar askıya alındığında ise İran’daki vaka sayısı 43’tü. Buna karşılık tüm dünya ile uçuşların askıya alınmasına ve Katar’da 1325 vaka ve 3 ölüm bulunmasına rağmen uçuşların hala neden devam ettiği belirsizliğini koruyor.
KAYNAK: https://gunlukbakis.com/istanbula-yurticinden-girmek-yasak-katardan-serbest/?fbclid=IwAR3Re2G29lH6izx7fVupgdqCYWhTTIXY46yzefiBfbDyofJ0d9XKigAaxIQ

1 Mart 2020 Pazar

İktidar Hükümetinin yapmadığını Londra'da yaşayan Hukukçu Bir Türk Yaptı

İKTİDAR HÜKÜMETİNİN YAPMADIĞINI LONDRA’DA YAŞAYAN HUKUKÇU BİR TÜRK YAPTI; Yunanistan’ın işgal ettiği Türkiye’ye ait Ege adalarının tahliyesi için BM’e HUKUK YOLLARINI KULLANARAK BAŞVURDU




Ege’de Yunan oyununu bozan Türk! Yunanistan'a adaların tahliyesi için “Nota” verdi! İngiltere’de yaşayan Türk hukukçu Kemal Gürpınar, Ege Denizi ve adalarda “Yunan oyunu”nu bozmak amacıyla Yunanistan'a adaları tahliye etmesi için nota verdi!
İngiltere’de yaşayan Kemal Gürpınar, Yunanistan'a adaları terk etmesi için nota verdi. Yunanistan'ın Türkiye’ye ait işgal ettiği Ege adalarındaki gayri meşru varlığını sözde “Olumsuz Sahiplenme” (adverse possession) kuralını işleterek sahiplenme oyununu; Londra’da yaşayan Kemal Gürpınar bozdu. Londra’da kurulu bulunan “Kemal Howard Gurpınar & Co” adlı uluslararası ara buluculuk kurumu ile hukuki alanda faaliyet gösteren Gürpınar, Yunanistan tarafından haksız ve hukuksuz olarak işgal edilen adaların derhal Türkiye Cumhuriyeti Devletine terk edilmesi gerektiğini belirtti.
BU NOTA İLE YUNANLILARIN “OLUMSUZ SAHİPLENME” OYUNU DA BOZULDU
Gürpınar, Yunanistan'a “Nota” vermesinin nedeni ise şöyle açıklıyor; “’Birleşmiş Milletler Antlaşması’ BM Teşkilatına uluslararası anlaşmazlıklara hakemlik ve hukuki antlaşmalar (Madde 33) çerçevesinde barışçıl çözümler bulma ve uluslararası hukukun gelişimini ve tedvinini destekleme (Madde 13) görevi vermiştir. Yıllar boyunca, Birleşmiş Milletler 500’den fazla çok taraflı anlaşmanın ortaya çıkmasını sağlamıştır.
Söz konusu anlaşmalar ülkeler arasında geniş ortak yaklaşıma işaret etmekte ve anlaşmaları ihlal eden ülkelere yasal kısıtlamalar getirebilmektedir. Yunanistan'ın Türkiye Cumhuriyeti devleti ve Türk milletine ait adaları oldu bittiyle işgal ederek bir tür “adverse possession”la “olumsuz sahiplenme” teşebbüsü, Birleşmiş Milletler’in görev alanına girmektedir. Benim verdiğim nota, Yunanlıların ‘olumsuz sahiplenme’ de 12 yıl süresini de hukuki olarak bozmuştur.” “Olumsuz Sahiplenme”deki herhangi bir mülkiyetin, 12 yıl dolduktan sonra herhangi bir şekilde karşı çıkılmadığı takdirde sahiplenenin lehine sonuçlandığı biliniyor.
“NOTA” SADECE YUNANİSTAN SAVUNMA BAKANLIĞINA DEĞİL,
BM VE AVRUPA PARLAMENTOSU’NA DA İLETİLDİ…
Neden böyle yaptığını ise Gürpınar şöyle açıkladı: “Ben Notayı sadece Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine vermedim. Avrupa Birliği Parlamentosu Başkanlığın ve Yunanistan Savunma Bakanlığına da verdim. Amacım ‘3. Dünya Savaşı’nın önüne geçmektir. Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliği ile Avrupa Birliği Parlamentosu Başkanlığı’ndan 3. Dünya savaşının önlenmesini istedim. Ancak Yunanistan Savunma Bakanlığı’na Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve Türk milletine ait işgal ettiği adaları bir an önce boşaltmasını, bu adalardaki asker ve sivilleri tahliye istemesini istedim.”
EGE DENİZİNDE YUNANİSTAN’IN İŞGAL ETTİĞİ 18 ADA…
Türkiye ve Yunanistan arasındaki deniz sınırının henüz bir anlaşmayla belirlenmemiş olmasına rağmen Yunanistan'ın Ege Denizi’nde bulunan 18 adayı uluslararası anlaşmalara aykırı olarak işgal ettiğine ve askeri tahkimatta bulunduğuna işaret eden Gürpınar, Yunanistan'ın işgal ettiği 17 adayı ise şöyle sıraladı:
“Koyun, Hurşit, Formoz, Eşek, Nergizcik, Bulamaç, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık, Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi, Koufonisi, Venedik kayalıkları”.
Ege Denizi’nde Yunanistan tarafından işgal edilen 18’inci ada, Marathi Adası’nın, 1933’te Türk Hükümetince Milletler Cemiyeti’ne başvuruda bulunularak “Türk Adası” olarak ve ismen tescil ettirildiğinin de ortaya çıkmış olduğunu belirten Gürpınar, bu konuda şunları kaydetti:
“Oysa şu anda, hem Türkiye hem de Yunanistan karasularının Ege Denizi’ndeki genişliği 6 deniz milidir. Türkiye’nin ve Yunanistan’ın Ege Denizi’ndeki sahillerinin coğrafi konumu birbiri ile yan yana ve aynı zamanda karşı karşıyadır, bu da bir sınırlandırmayı gerekli kılmaktadır. Deniz alanlarının kesiştiği ya da bir noktada birleştiği yerlerdeki yakın ya da karşıt konumlar arasında bulunan deniz alanları sınırlarının anlaşmayla belirlenmesi gerekliliği uluslararası hukukun temel bir kuralıdır.”
YUNANİSTAN ULUSLARARASI ANLAŞMALARI YOK SAYDI…
Yunanistan'ın sebep olduğu Ege sorunlarının başında 1923 Lozan Antlaşması, 1947 Paris Antlaşması ve konuya ilişkin diğer uluslararası belgeler çerçevesinde Doğu Ege Adaları’nın silahsızlandırılmış statüsü gelmektedir” diyen Gürpınar, “Yunanistan bu anlaşmaları hiçe sayarak işgal ettiği adaları silahlandırmaktadır” dedi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu‘nun Türkiye ile Yunanistan arasında Ege’de birbirleriyle bağlantılı bir dizi sorun bulunduğunu vurgulamış olduğuna da dikkat çeken Gürpınar, Bakan Çavuşoğlu’nun söylediklerini de “Ege’de bazı adacık ve kayalıkların aidiyeti ve bununla bağlantılı olarak Türkiye ile Yunanistan arasında geçerli bir uluslararası anlaşmayla tespit edilmiş deniz sınırlarının bulunmaması da bu sorunlar arasında yer almaktadır” diye hatırlattı.
YUNANİSTAN KARASULARININ 12 MİL’E ÇIKARILMASI MESELESİ…
EGE’DE KITA SAHANLIĞI SINIRLARI HENÜZ BELİRLENMEDİ…
Yıllardır Türkiye’nin çeşitli karşı çıkışlarına rağmen sürdürülen Yunanistan Karasularının 12 deniz miline çıkarılması tartışmasına da değinen Gürpınar, bunun sonucunda Ege Denizi’ndeki çıkar dengelerinin de Türkiye aleyhine orantısız bir şekilde değişeceğini vurguladı. Gürpınar bu konuda şunları ifade etti: “Şu anda, sahip olduğu birçok ada sebebiyle, Yunanistan’ın karasuları Ege Denizi’nin yüzde 40’ını oluşturmaktadır.
Karasularının 12 deniz miline çıkarılması durumunda bu oran yüzde 70’e yükselmektedir. Bu durumda açık deniz büyüklüğü yüzde 51’den yüzde 19’a düşerken, Türkiye’nin karasuları da Ege Denizi’nin yüzde 10’undan daha az kalmaktadır. Ege’de Türkiye ve Yunanistan’a ait kıta sahanlığının sınırları henüz belirlenmemiştir. Şu anda ne Türkiye ne de Yunanistan Ege’de 6 deniz mili mesafesindeki karasularının ötesinde, sınırlandırılmış bir deniz yetki alanına sahip değildir.
Dışişleri Kaynaklarının belirtiğine göre Ege’ye ilişkin bir başka temel sorun, bazı coğrafi formasyonların yasal statüsüne ilişkindir. Ege sorunlarının dördüncüsü, Yunanistan’ın uluslararası hukuka aykırı olarak ulusal hava sahasının 10 deniz mili genişliğinde olduğunu iddia etmesi ve Uçuş Bilgi Bölgesi (FIR) sorumluluğunu istismar etmesidir. Ege sorunlarının beşinci kategorisi Arama Kurtarma (SAR) Faaliyetleriyle ilgilidir. Türkiye tüm sorunların bir bütün olarak ele alınması gerektiğine inanmaktadır ve Ege sorunlarının Uluslararası Hukuka uygun olarak barışçıl yöntemlerle çözülmesi için çalışmaktadır.”
BİR SONRAKİ AŞAMA ULUSLARARASI TAHKİM MAHKEMESİ…
Bir sonraki aşamada konuyu Londra Uluslararası Tahkim Mahkemesi’ne (LCIA) taşıyacağını belirten Gürpınar; bu mahkemenin herhangi bir yaptırımının olup olmayacağı şeklindeki soruyu ise Yunanistan ve Türkiye’nin de bağlı olduğu anlaşma ile bu mahkemenin kararlarının uygulandığını belirterek, LCIA’nın, milletlerarası bir tahkim kurumu olduğunun altını çizdi. Kendisinin kamuoyunda Turancı Lider olarak tanındığını belirten Kemal Gürpınar, amaçlarının Türk Hükümeti ve devlet politikaları dahilinde kan dökülmeden adaların Yunanistan işgalinden kurtarmak olduğunu söylüyor.
KEMAL GÜRPINAR KİMDİR
1944 Kıbrıs doğumlu Avustralya vatandaşı. Kamuoyunda “Turancı lider” olarak biliniyor. Uzun yıllar Avustralya’da hakimlik yapan Gürpınar’ın halen Londra’da hukuk bürosu var. Birçok ülke adına uluslararası arabuluculuk statüsüne sahip ve bu konumunun uluslararası kurumlarca tanınırlığı var. Gürpınar Avustralya’da yaşadığı dönemde Avustralya Türk toplumunun ve diğer Türk soylu toplumların başkanlığını yapmış. Uluslararası hukuk uzmanı. İşte bu Kemal Gürpınar Yunanistan’a adaları tahliye etmesi için nota verdi.

Kaynak: Turkish Forum - E Turkiyeyiz Biz] İKTİDAR HÜKÜMETİNİN YAPMADIĞINI LONDRA’DA YAŞAYAN HUKUKÇU BİR TÜRK YAPTI; Yunanistan’ın işgal ettiği Türkiye’ye ait Ege adalarının tahliyesi için BM’e HUKUK YOLLARINI KULLANARAK BAŞVURDU

1 Şubat 2020 Cumartesi

Türk Silahlı Kuvvetlerinde bere ön plana çıkmaya başladı



TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNDE ŞAPKA YERİNE BERE KULLANILMAYA BAŞLADI

Eski alışkanlıklara son verilme kararları adım adım hayata geçiriliyor.
Milli Savunma Bakanlığı tarafından yapılan çalışmalar tamamlanmış ve sonucunda da Türk Silahlı Kuvvetler’de yeni bir uygulama hayata geçirilmiştir.

Yeni uygulama Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler'in NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanını karşıladığı törende de dikkati çekmişti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Güler, NATO Avrupa Müttefik Kuvvetler Komutanı Orgeneral Tod Wolters ile perşembe günü bir araya gelmişti ve  konuk komutanı Genelkurmay Karargahı'nda kafasında yeni beresi ile  karşılamıştı.

Törende, Genelkurmay Başkanı Orgeneral Güler'in üniformasındaki bu  detay dikkati çekmişti.
 Daha önceki törenlerde şapka takan Orgeneral Güler'in, bu törende bere kullandığı görülmüştü.


AA muhabirinin edindiği bilgiye göre, Türk Silahlı Kuvvetlerinde resmi üniformada bere kullanımı, yeni başlayan uygulamanın sonucu hayata geçen bir değişiklik.


Milli Savunma Bakanlığınca uzun süredir devam eden çalışmanın ardından artık "karacılar", bazı törenler dışında, "harici kıyafet" olarak adlandırılan resmi üniformada şapka yerine "bere", Hava Kuvvetleri Komutanlığı personeli ise "kayık kep" kullanacak.
Böylece T.S.K de eski uygulamalar yavaş yavaş rafa kaldırılarak, yeni bir imaj ortaya çıkmakta.
Bundan sonra bakalım hangi değişiklikler söz konusu olacak

Kaynak: 
https://www.cnnturk.com/turkiye/tskda-yeni-donem-basladi?page=1

4 Aralık 2019 Çarşamba

OLMAZ OLMAZ DEMEYİN, ÖĞRETMENLERİ MÜFTÜLER BELİRLEYECEKMİŞ

OLMAZ OLMAZ DEMEYİN, ÖĞRETMENLERİ MÜFTÜLER BELİRLEYECEKMİŞ
Hangi çağdayız? Ülke nereye götürülmek isteniyor? 
Milli Eğitim Bakanlığı'nın Milliliğine ne oluyor?
TÜM MODERN DEVLETLERDE EĞİTİM SON DERECE ÖNEMLİ BİR İŞTİR. EĞİTİMİNE ÖNEM VERMEYEN ÜLKELER GERİ KALMIŞLIKTAN KURTULAMAZ. SANAYİDE, TARIMDA, TİCARETTE KISACASI ÜLKENİN REFAH DURUMUNU DİREKT ETKİLEYEN HER UNSURDA EĞİTİLMİŞ İNSAN FAKTÖRÜ ÖN PLANDADIR. MODERN ÜLKELER DİN MEFHUMUNU LAİKLİK İLKESİ GEREĞİ DEVLET İŞLERİNE BULAŞTIRMAZLAR. 
ÇÜNKÜ GEÇMİŞLERİNDE ENGİZİSYON MAHKEMELERİ GİBİ İŞKENCELERİN TAVAN YAPTIĞI GARABET BİR DÖNEM VAR VE BUNUN TEKERRÜR ETMEMESİ İÇİN DE DİNİ KONULARI RUHBAN SINIFI İÇİNDE KALMAK KOŞULU İLE AYRI OLARAK YAŞARLAR
ÇÜNKÜ DİN ÖYLE TEHLİKELİ BİR ARGÜMANDIR Kİ BİR KERE DEVLET İŞİNE BULAŞIRSA YILLAR GEÇSE DE TEMİZLEYEMEZSİNİZ. 
HELE İSLAM ÜLKELERİNDE MÜMKÜN DEĞİLDİR
BU YÜZDEN AK PARTİNİN BU KARARI DOĞRU İSE TÜRKİYE YAKIN ZAMANDA KARANLIK BİR DÖNEME GİRECEK. ÖZELLİKLE EĞİTİM ÖĞRETİM ALANINDA ÇOK GERİ GİDECEĞİ BİR DÖNEMİN KAPISI ARALANMIŞ OLDU. 
BİR AN ÖNCE LİYAKAT SİSTEMİNE DÖNÜLEREK EĞİTİM İŞİNİ PROFESYONEL AKADEMİSYENLERE YANİ EHLİNE TERK EDEREK DİNİN BULAŞTIĞI TÜM DEVLET ALANLARININ DİNSEL KONULARDAN ARINDIRILMASI İŞİNE BAŞLANMALIDIR. ÇOK GEÇ OLMADAN TABİ.
Öğretmenleri müftüler belirleyecek !!!!
Milli Eğitim Bakanlığı'nın imzaladığı protokoller nedeniyle vakıflar ve dernekler, eğitim sistemi içerisinde hakimiyet kazanıyor. Bu protokoller, bazen müftülükler ve Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden hayata geçiriliyor.
Milli Eğitimde sistemine iktidara yakın vakıf ve derneklerin protokoller üzerinden hakim olma süreci devam ediyor. Çeşitli vakıflar ve derneklerle imzalanan protokoller, müftülükler ve Diyanet İşleri Başkanlığı üzerinden de yaşama geçiriliyor.
Geçtiğimiz günlerde bazı illerdeki okul öncesi kurumlara ve ilkokullara “valilik oluru” ile gönderilen yazıda, “İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile İl Müftülüğü arasındaki işbirliği ile okul öncesi ve ilkokullarda kayıtlı öğrencilere değerler eğitimi verilerek milli, manevi, kültür ve ahlaki gelişmelerinin sağlanması amaçlanıyor” denilmişti.
Cumhuriyet'ten Figen Atalay'ın haberine göre, yazıda, “bu protokol kapsamında görevlendirilecek olan eğitimciler ilkokul için en az önlisans mezunu veya pedagojik formasyona sahip, okul öncesi kurumlarında ise en az önlisans mezunu veya 4-6 yaş öğreticilik sertifikasına sahip kişiler arasından İl Müftülüğü tarafından görevlendirilecektir” ifadesi de bulunuyor.
Bu durum, Müftülüklerin Milli Eğitim Bakanlığı'nın üzerinde bir yerde tanımladığı ve eğitimin MEB kararı ile müftülüklere bırakılması olarak yorumlandı.



Digi Security (Isnet)


Genç Kartalsporlular Şampiyonluk Kupasını, aldı

Genç Kartalsporlular Şampiyonluk Kupasını, Kartal Belediyesi Yöneticilerinden Aldı


İstanbul U-16A liginde namağlup grup şampiyonu olan Kartalspor oyuncuları, şampiyonluk kupalarını Kartal Belediyesi yöneticilerinden aldı.

Mimar Kubilay Köse Stadı’nda gerçekleşen törene, Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’i temsilen Kartal Belediyesi Başkan Yardımcısı Adem Uçar ve Kartalspor Başkanı Binali Aydın katıldı.

Törende, oyunculara madalya takdimi yapan Kartal Belediyesi Başkan Yardımcısı Adem Uçar, genç futbolcuları başarılarından dolayı tebrik ederek; “Kartal Belediye Başkanı Gökhan Yüksel’i temsilen, hepinizi takdir ediyorum. Kartal’ın ismini gururla temsil ettiniz, şampiyon oldunuz. Spor hayatınızda hepinize başarılar diliyoruz.” ifadelerini kullandı.