Mustafa Nevruz Sınacı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mustafa Nevruz Sınacı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2017 Çarşamba

KÖTÜ HABER!.. "Fuat Umay’ın Amerikalı Müslüman işçilerden topladığı bağışla kurulan "Atatürk Çocuk Yuvası", bu haziran ayında kapatılacak."

ATATÜRK'ÜN DİREKTİFİYLE ANKARA'DA AÇILAN CUMHURİYET'İN İLK ÇOCUK YURDU KAPATILIYOR
Mehmet Boz
Atatürk’ün emriyle Amerika’ya giden ve araştırmalar yapan Fuat Umay’ın Amerikalı Müslüman işçilerden topladığı bağışla kurulan "Atatürk Çocuk Yuvası", bu haziran ayında kapatılacak. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, korunmaya ve bakıma muhtaç çocukların barındığı yurtları kapatarak "çocuk evleri" modeline geçeceklerini duyurdu. Dönüşüm projesi akıllara, "Korunmaya muhtaç çocuklar AKP yanlısı tarikat ve cemaat evlerine mi yerleştirilecek"  sorusunu getirdi. Türkiye’de 13 binden fazla çocuğun devlet koruması altında olduğu öğrenildi. AKP'li yıllarda, kimi tarikat ve cemaatlerin "dernek" ve "vakıf" adı altında öğrenci evleri açtığı, barınmaya muhtaç çocuk ve öğrencilerin bu ihtiyacını istismar ederek yandaş devşirmeye çalıştığı biliniyor.  - Ensar Vakfı, Türgev, Tügva, AGD ve benzeri gerici oluşumların ülkenin dört bir yanında "öğrenci evleri" açtığı, bu evlerde bilim ve müfredat dışı çeşitli eğitimlerle AKP yandaşı ve militanı yetiştirdiği de biliyor. Konuya ait 2 haber aşağıdadır. Bilginize..
‘ATATÜRK ÇOCUK YUVASI MÜZE OLSUN’ ÖNERİSİ
Cumhuriyet’in ilk çocuk yurdu olan Ankara’daki Atatürk Çocuk Yuvası haziran ayında kapatılacak. Çok sayıda oyuncağın, orijinal beşiklerin ve çeşmelerin bulunduğu tarihi yurdun, müze olarak korunması istendi, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada ise binanın müze olmayacağı belirtildi. (24 Mayıs 2017 Çarşamba)
Atatürk’ün emriyle Amerika’ya giden ve araştırmalar yapan Fuat Umay’ın Amerikalı Müslüman işçilerden topladığı bağışla kurulan Atatürk Çocuk Yuvası, haziran ayında kapatılacak.  Yurdu ziyaret eden yabancı devlet adamlarının armağan ettiği pek çok oyuncağın, orijinal beşiklerin ve çeşmelerin bulunduğu tarihi yurdun, müze olarak korunması istendi. Gazete Habertürk'ten Fatmanur Boylu'nun haberine göre Hayat Sende Gençlik Akademisi Derneği Başkanı Abdullah Oskay, “Keçiören Atatürk Çocuk Yuvası’nın, içindeki tarihi anıtlar nedeniyle müze olarak değerlendirilmesini ve geleceğe aktarılmasını istiyoruz. Tıpkı Ulucanlar Cezaevi gibi buraya da sahip çıkılmasını istiyoruz” diye konuştu.
ATATÜRK ÇOCUK YUVASI “ÇOCUK DESTEK MERKEZİ” OLACAK, MÜZE YAPILMAYACAK
Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, Atatürk Çocuk Yuvası'nın hizmet modeli değişikliği nedeniyle yuva olarak kullanılmayacağını belirtilerek, çocuk destek merkezi olarak faaliyetlerine devam edeceğini söylendi. Bakanlık yetkilileri, Atatürk Çocuk Yuvası'nın yıkılmayacağını kaydederek, "Müze de yapılmayacak. Çocuk destek merkezi olarak farklı bir modelde hizmetlerini sürdürecek" dedi.
Kurum bahçesindeki iki tarihi çeşme ile yabancı devlet adamlarının ziyaretlerinde hediye ettiği oyuncakların da koruma altında bulunduğu vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi: "1921 yılında milletimizin asil evlatlarının çabalarıyla kurulan Çocuk Esirgeme Kurumu ve bu çabanın ilk meyvesi olan Keçiören Atatürk Çocuk Yuvası, Cumhuriyetimizin Kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve ecdadımızın bizlere emanetidir. Bu emanete maddi ve manevi olarak hakkıyla sahip çıkılacağından kimsenin şüphesi olmamalıdır. Keçiören Atatürk Çocuk Yuvası, bundan önce olduğu gibi bundan sonra da çocuklarımızın yaşadığı ve yaşatıldığı bir yer olmaya devam edecektir."
‘BU ESERLER TOPLUMUN ORTAK HAFIZASIDIR’
Yazar ve şair Sunay Akın, yurtta bulunan eserlerin toplumun ortak hafızası olduğunu belirterek, “Böyle bir yeri yıkmak ya da başka şekilde kullanmak dünyanın pek çok yerinde müzeyi yok etmek demektir. Mekân çeşitli yenileme ve düzenlemelerle yurt olarak kullanılmalıdır. Yoksa nesli tükenen son kuşu öldürüp doldurmak gibi bir şey olur” dedi. Keçiören’deki Atatürk Çocuk Yuvası’ndaki çocuklar, Sevgi Evleri ve Çocuk Evleri’ne nakledilecek.
YURT, TARİHİ ESER NİTELİĞİNDE
Toplam 39 bin metrekarelik arazi üzerine kurulu Atatürk Çocuk Yuvası, 500 çocuğa hizmet verebilecek kapasitede. Yurt binasında ve bahçesinde Abdülhamid Dönemi’nden kalma çeşme, tarihi beşikler, kütüphaneler, demir karyolalar, yemekhane malzemeleri, oyun alanları, eski oyuncaklar gibi birçok malzeme bulunuyor. 2005’te Malatya Çocuk Yuvası’nda ortaya çıkan şiddet olaylarından sonra çocuk yuvalarının kapatılması kararı alındı. Yuvalardaki çocuklar yeni yapılan Sevgi Evleri’ne nakledildi.
 *****
AKP çocuk yurtlarını kapatıyor: Korunmaya muhtaç çocuklar tarikat evlerine mi yerleştirilecek? Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, korunmaya ve bakıma muhtaç çocukların barındığı yurtları kapatarak "çocuk evleri" modeline geçeceklerini duyurdu. Bakan'ın anlattığı dönüşüm projesi akıllara, "Korunmaya muhtaç çocuklar AKP yanlısı tarikat ve cemaat evlerine mi yerleştirilecek" sorusunu getirdi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, devlet koruması altında olup yetiştirme yurtlarında kalan yüzlerce çocuk için yeni bir "dönüşüm" planını hayata geçirmeye hazırlanıyor. Dönüşümün önümüzdeki yıl tamamlanacağını söyleyen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, "Çocuklar yurtlarda 100-200 kişilik koğuşlarda değil, 5-6 kişilik çocuk evlerinde bakılacak" dedi. Bakan Kaya'nın Habertürk gazetesine anlattığı bu proje, akıllara "Çocuklar AKP yanlısı tarikat ve cemaat evlerine mi yerleştirilecek" sorusunu getirdi. 
BAKAN: BÜYÜK DÖNÜŞÜMÜ GERÇEKLEŞTİRİYORUZ!
Koruyucu aile sayısının artmasını, bütün çocukların uygun şartlarda aile yanında yaşamasını istediklerini söyleyen Bakan Kaya, şu bilgileri verdi: “Devlet olarak onlara her türlü maddi-manevi imkânı sunmaya çalışıyoruz. Büyük dönüşümü gerçekleştiriyoruz. Çocuklarımız 100-200 kişilik koğuşlarda değil, 5-6 kişilik 'sevgi' ve 'çocuk' evlerinde bakılacak. Bu dönüşümü yüzde 100 olarak sene sonunda gerçekleştireceğiz. Şu an 650 civarında çocuğun kaldığı yurtlar tamamen kapanıyor. ‘Çocuk Evleri’ ve ‘Çocuk Evleri Sitesi’ modeline geçiyoruz.” Türkiye’de 13 binden fazla çocuğun devlet koruması altında olduğu öğrenildi. 
TARİKAT EVLERİ Mİ GELİYOR?
Türkiye'de AKP'li yıllarda, kimi tarikat ve cemaatlerin "dernek" ve "vakıf" adı altında öğrenci evleri açtığı, barınmaya muhtaç çocuk ve öğrencilerin bu ihtiyacını istismar ederek yandaş devşirmeye çalıştığı biliniyor. Ensar Vakfı, Türgev, Tügva, AGD ve benzeri gerici oluşumların ülkenin dört bir yanında "öğrenci evleri" açtığı, bu evlerde bilim ve müfredat dışı çeşitli eğitimlerle AKP yandaşı ve militanı yetiştirdiği de bilinen bir gerçek. Bakan Kaya'nın "dönüşüm" diyerek anlattığı "Çocuk Evleri" projesinin de, dernek ve vakıf adı altında örgütlenen yandaş tarikat ve cemaatlere yasal zemin hazırlama operasyonu olabileceği tartışılıyor. [Turkish Forum - E Turkiyeyiz Biz]

8 Ağustos 2016 Pazartesi

BİRLİKTE TÜRK MİLLETİYİZ HAREKETİ YÜRÜTME KURULU

15 TEMMUZ KALKIŞMASINA DAİR
BASIN AÇIKLAMASI
Ankara: (8 Ağustos 2016) 15 Temmuz 2016 gecesi millî egemenliğimize kasteden kanlı darbe girişimi, devletimizin meşru güçleri tarafından 3-4 saat gibi kısa bir sürede bastırıldı. Bu haince saldırıyı şiddetle kınıyor, şehitlerimize Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz.
Bütün devlet kurumları gibi Türk Silahlı Kuvvetlerine de sızan ve gördükleri geniş himayeyle güçlenip devleti ele geçirmeye cüret eden darbeciler, karşılarında yine Türk devletini ve Türk Milleti’ni buldu. Böylece Büyük Türk Milleti, Anadolu’da kesintisiz olarak sürdürdüğü bin yıllık egemenliğine, dost ve düşmanın önünde tekrar sahip çıktı.
Bu silahlı kalkışmanın bastırılmasında büyük payı olan başta Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma ve Güvenlik güçlerimiz olmak üzere; Siyasi Partileri, TV’den ilk defa Türk Milletine duyuran ve Ankara’ya ulaşan Başbakanı, vatandaşlarımızı meydanlara çağıran Cumhurbaşkanı ve medyayı yürekten kutluyoruz.
Hain darbeye karşı yükselen direniş bir defa daha göstermiştir ki, bu toprakların mayası ve yaşatıcı gücü Türk Milleti’nin egemenlik bilincidir.
Devletlerin bir defa kurulacağı gerçeğinden hareketle; bütün yurttaşlarda Türk egemenliğinin bölünmezliği ve ortağının olamayacağı şuur ve müşterek aklının güçlendirilmesi zorunludur. Bu amaçla eğitim ve öğretim başta olmak üzere, her türlü tedbir alınmalıdır. İlk adımda kurumlarımızdaki, Türk Milleti’nin birliğine, vatanımızın bütünlüğüne ve devletimizin bağımsızlığına olan inancın kökleştirilmesi gelir/gelmelidir. Bu değişmez milli hedefimizdir ve Türk Milleti kimliğinin üstünde veya eşitinde hiçbir egemenlik ve kimlik olamaz.
Bu gerçeklerin ışığında Büyük Türk Milletinin ve ilgililerin dikkatlerine; Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve O’nun en büyük teminatı olan Türk Silahlı Kuvvetlerini, kuruluş amaç ve esaslarına sadık kalarak güçlendirmek ve varlığımıza yönelen tehlikeleri önlemek için aşağıdaki tespit ve önerileri sunuyoruz:
1. Darbe girişiminin hedefi ve darbeyi önleyen temel güç Şanlı Ordumuzken, Türk Ordusunu darbeciymiş gibi gösteren tehlikeli tutumlar, büyük bir endişe kaynağı olmaktadır. Açıktır ki, ne Türk Devleti “darbeci”dir, ne de darbecilerin “devlet” ile bir ilgisi vardır. Kurumlarımız ise “darbeci” üretmemektedir. Darbecilerin ve hamilerinin kimler olduğu, bunların hangi çevrelerde üretilerek devlete nasıl sızdırıldığı da bilinmektedir.
2. OHAL kanunu, Cumhurbaşkanının ifadesi ile “sıfır kilometre devlet” yapılanmasının maymuncuğu olamaz. Bu yönde, Devletin yetkili organlarında incelenmeden alınan emrivaki şeklindeki kararlar, çok yanlış ve tehlikelidir; Millî - Üniter Devlet yapımızla bağdaşmaz, hiçbir meşruiyet kapsamına sığdırılamaz.
Bu bakımdan, darbe girişimi ileri sürülerek OHAL Kanunu ile devletin yeniden yapılanması Anayasaya aykırıdır. Eğer devlet organlarının yeniden yapılandırılmasına ihtiyaç varsa, bunun anayasaya uygun olarak ve TBMM zemininde muhalefetin de katılımıyla yapılması gerekir.
3. Devletimize sızan darbeci zihniyet ve darbecilerle mücadele sürerken; benzer taktiklerle devlet kurumlarında yuvalanan PKK, DHKPC, IŞİD gibi bölücü, yıkıcı ihanet örgütleriyle de çok yönlü, sürekli ve yaygın mücadele yapılmalıdır. Bu hain unsurlar başta TBMM olmak üzere, kamu kuruluşlarından temizlenmeli; bu arada masum kişilerin zarar görmemesi için azami titizlik gösterilmelidir.
4. Suriye ve Irak’ta savaş gittikçe şiddetlenmekte ve ülkemizi de içine alacak bir istikamette ilerlemektedir. Böyle bir ortamda, kalkışma girişimiyle zaten zor duruma düşen Türk Silahlı Kuvvetlerimizin yapısıyla oynayarak emir-komuta zincirini bozacak adımlar atmak, ordumuza, savaş ruhuna sahip fedakâr subaylar yetiştiren askerî liseleri kapatmak çok sakıncalıdır. Böylesine düzenlemeler, Türk Ordusunun iç siyasete alet edilmesinin önünü de açarak, bizi ikinci bir Balkan faciasına sürükleyebilecektir. Bunun için, yanlışta ısrardan vazgeçip, karşı karşıya olduğumuz yakın tehlikelere; özellikle Suriye, Irak, KKTC ve Ege Denizi’ndeki toprak bütünlüğümüz ve egemenliğimizi tehdit eden kuşatma ve tuzaklara karşı acil ve köklü tedbirler alınmalıdır.
5. Yüce Türk Milletini inanç alanında bölünmeye ve çatışmaya sürüklediği görülen tarikatçı, cemaatçi, mezhepçi ya da etnikçi yapılanmaların üzerinde hassasiyetle durulmalı; kişilerin iradelerine konulan vesayet kaldırılarak din, inanç ve ibadet hürriyeti tam olarak sağlanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin laiklik ilkesine sahip çıkılmalı; din ve inançların siyasi, kişisel çıkar ve nüfuz sağlama amacıyla kullanılması mutlaka önlenmelidir.
6. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı yeniden ve süratle sağlanmalıdır. Hâkim teminatı garanti altına alınarak “adalet, mülkün temeli” yapılmalıdır.
7. Darbe girişiminden sonra ortaya çıkan milli birlik arzusunun hayata geçirilmesi için, aynı kaygıları taşıyan, siyasi partilerin bir araya gelmesi ile en az iki yıllık bir dönem için Milli Onarım Hükümeti kurulmalıdır.
Hayati derecede önemli gördüğümüz bu samimi uyarılarımızın dikkate alınacağını ümit ediyor, aksini düşünmek istemiyoruz!
YÜCE TÜRK MİLLETİNİN DİKKATLERİNE SUNARIZ.
BİRLİKTE TÜRK MİLLETİYİZ HAREKETİ
YÜRÜTME KURULU
(700 akademisyen, sivil ve askeri bürokrat ile fikir ve kanaat önderleri adına)

3 Ekim 2015 Cumartesi

PROF. DR. İSA KAYACAN; Vefatının 1. Yıl Dönümünde Törenlerle Anılacak

PROF. DR. İSA KAYACAN;
1. VEFAT YILDÖNÜMÜ MÜNASEBETİYLE DÜZENLENECEK “EĞİTİM, BİLİM VE KÜLTÜR ETKİNLİĞİ” İLE ANILACAK
(ECE AJANS, Ankara-02 Ekim 2015, Cuma) Ülkemiz, Türk Dünyası, Şiir-Sanat-Kültür-Edebiyat âlemi ve Gazetecilik camiasında çok sevilen; Eğitim faaliyetleri, kültür elçiliği, eser, hizmet ve tanıtım misyonu ile yakından tanınan; Türk gazeteciliğinin duayenleri arasında müstesna bir yeri olan ve İLESAM dâhil pek çok Sivil Toplum Kuruluşunda asli ve onur üyelikleri olan; Kerkük Kültür Derneği Kurucusu ve Başkan Yardımcısı Prof. Dr. İSA KAYACAN, vefatının birinci yıldönümü anısına düzenlenen anlamlı bir etkinlikle anılacak.
Kurucusu ve Kurucu Başkan Yardımcısı olduğu Kerkük Kültür Derneği öncülüğünde;
Başta Türkiye İlim ve Eser Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) olmak üzere onlarca STK (Sivil Toplum Kuruluşu)’nın katılımı ile hazırlık çalışmaları sürdürülen “Anma, Eğitim, Bilim ve Kültür” etkinliği hazırlama, tertip, organizasyon ve düzenleme komitesi:
Kerkük Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci, Araştırmacı-Yazar Mustafa Nevruz Sınacı, Şair – Yazar, Yayıncı ve Yapımcı Mustafa Ceylan, Üstadın Sevgili Kızı Gül Kayacan, Gazeteci, Şair-Yazar (Karozan) İsmail Kara, Bestekâr - Şair Murat Duman, Gazeteci-Yazar, Yayıncı İlhami Nalbantoğlu ve Şair - Yazar Arzu Kök’ten oluşuyor.
Tertip Komitesi Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci’den; 2 Ekim 2015 Cuma günü:
TÜRK-İŞ Genel Merkezi ve Konferans Salonu lobisinde alınan bilgilere göre:
“Birinci Vefat Yıl Dönümünde Prof. Dr. İSA KAYACAN’ı Anma, Eğitim, Bilim ve Kültür Etkinliği” 17 Ekim 2015, Cumartesi günü, Saat: 13.30 – 17.30 arası: “Bayındır Sokak No: 10, Kızılay / ANKARA adresinde bulunan TÜRK-İŞ KONFEDERASYONU Konferans Salonunda yapılacak…
Merhum İsa Kayacan’ın yakın dostları, yol arkadaşları ve Ülkemizin tanınmış Şair, Yazar, Kanaat Önderi, Bilim ve Sanat İnsanlarının hitap ve katkılarıyla onurlandıracakları etkinliğin gündemi ile uygulama programı henüz hazırlanmakta.
Ancak, bu toplantıya Türkiye’nin her tarafından ve bütün bölgelerinden Gazeteci, Şair, Yazar, Edebiyatçı, Bilim-Kültür ve gönül insanları ile İsa Kayacan arkadaşları, gönül dostları önemle ve özellikle çağırılmakta ve davet olunmaktadır.
***
ANMA TOPLANTISI VE
ETKİNLİĞİN YAPILACAĞI:
Tarih   : 17 Ekim 2015, Cumartesi – Saat: 13.30 – 17.30
Yer      : TÜRK-İŞ KONFEDERASYONU Konferans Salonu
Adres  : Bayındır Sokak, No: 10, Kızılay – ANKARA
İrtibat : LÜTFEN!..
Katılım, öneri, değerli fikir ve katkılarınız için bizi (aşağıdaki tertip komitesi üyelerini) arayınız.
Başkan Dr. Şemsettin Küzeci             : 0533 255 26 60
Sözcü,   (Karozan) İsmail Kara           : 0555 236 34 92
Üye,  Gül KAYACAN                       : 0532 454 67 19
Üye,  Mustafa CEYLAN                    : 0535 622 43 16
Üye,  Murat DUMAN                        : 0532 236 26 92
Üye,  İlhami NALBANTOĞLU          : 0555 360 67 97

8 Temmuz 2015 Çarşamba

M Arif DEMİRER; Haber-Makale (Birleşik Demokrat Parti Hareketi ve DP hakkında)

  Mehmet Arif DEMİRER  
Demokrat Parti İl Başkanlarına açık ve acı bir mektup
8 Temmuz 2015 Çarşamba
1993 Yılından beri tanıdığım, Demokrat Parti (DP) için çırpınan arkadaşım Mustafa Nevruz Sınacı’dan bir eposta aldım. İlk paragrafını aynen veriyorum:
“19 Haziran 2015 Cuma günü sabah erken saatlerde Ali Naili Erdem aradı; ‘Sınacı, gördüm ki, bu seçimler ve neticede ortaya çıkan fotoğraf, özellikle biz tarihi, kadim Demokrat Partilileri derinden yaraladı, siyaseten rencide etti, üzdü. Başta, adalet ahlâkı ve hukuk olmak üzere; Demokrasi karşıtı görüntü, Memleket ve millet sevdalıları için kaygılı, düşündürücü bir tablo! Artık, vicdanen bu gidişe sessiz, ilgisiz ve seyirci kalamayız. Bir şekilde: “Yeter artık, dur demek lâzım” diye düşünüyorum. Sen ne dersin?’ dedi.”
Mustafa Bey de katılmadığım bir dizi öneride bulunmuş. Benim sizlerle paylaşmak istediklerim çok farklı şeyler. Önce Sayın A.N. Erdem’in Mustafa Beye söyledikleri üzerinde durmak istiyorum. Sayın Erdem, 2011 seçiminden çok önce Demokratlar Kulübünün başkanı olmuştu. Başkanlığı boyunca Demokratlar Kulübünün hiçbir etkinliği olmamıştır.
Demokrat Parti 2011 seçiminde ise % 0.65 oy almıştı. Sayın Erdem DP adına bu utanılacak sonuca dört yıl “sessiz, ilgisiz ve seyirci” kaldıktan sonra ancak 2015 hezimetinden sonra uyanabilmiştir. Ben burada kendisine sesleniyorum. “Bir ön adım olarak Demokratlar Kulübünden çekiliniz. Bu kulübe yaşı 50’yi aşmamış bir başkan seçelim.” Benim yaşım 75!
Gelelim DP’nin İl Başkanlarına. Sizlere.
Derhal olağanüstü kongreye giderek yeni bir genel başkan ve yeni bir genel idare kurulu seçmek için daha neyi bekliyorsunuz?
Bakınız Sayın Ali Naili Erdem bile “Yeter Artık” diyormuş. Partinin gerçek sahipleri sizlersiniz. Daha neyi bekliyorsunuz?
Ufukta bir erken seçim gözüküyor. Gerçekleşirse yine bu Başkan ve ekibi ile mi gidilecek, yeni bir seçime, % 0.16’nın altında oy alarak bir defa daha alay konusu olmak üzere?
Atatürk’ün son Başbakanı Bayar ve Menderes’in kurduğu, şaibeli 46 seçimi dışında girdiği üç seçimde (1950, 1954 ve 1957) ortalama % 54 oy almış DP’nin bugünkü durumu sizleri üzmüyor mu? Muhakkak üzüyor olmalı, diye düşünüyorum. Neyi ve ne için beklediğinizi de anlamıyorum.
DÜNKÜ YAZIM İLE İLGİLİ
BİR TEKNİK AÇIKLAMA:
Yazı ile ilgili MHP’li iki kişi aradı. Biri 1964 yılında Hasbahçe’deki İstihkam Okulundan arkadaşım, Özer Ravanoğlu.“Az bile yazmışsın” dedi.
Diğeri adını vermeyen bir MHP’li,                               
“Sana ne MHP’nin 7 Haziran sonrası tutumundan? Sana mı soracağız?” diye çok sert konuştu.
Evet. Bana ve de Türkiye’nin AKP’den kurtarılmasını isteyen herkese soracaksınız. Nedeni de çok basit. Sayın Bahçeli’nin bu davranışları MHP’ye çok oy kaybettirecektir. MHP’nin kaybedeceği oyların tamamının gideceği adres de bellidir: AKP
İşte bu nedenle gözüm MHP’de. Bu gidişle % 10 barajının altında bile kalabilir.  O zaman bugünkü % 16 oyun tamamı AKP’ye yazılır. AKP,  yeniden tek başına iktidar olur.  

1 Temmuz 2015 Çarşamba

Merkez Sağ Atakta; Tarihi ve Kadim DEMOKRAT PARTİ'nin Duayenleri Kolları Sıvadı

BİRLEŞİK DEMOKRAT PARTİ HAREKETİ
Haber & Makale ::: Mustafa Nevruz SINACI
19 Haziran 2015 Cuma günü sabah erken saatlerde Ali Naili Erdem (*) aradı; “Sınacı, gördüm ki, bu seçimler ve neticede ortaya çıkan fotoğraf, özellikle biz tarihi, kadim Demokrat Partilileri derinden yaraladı, siyaseten rencide etti, üzdü. Başta, adalet ahlâkı ve hukuk olmak üzere; Demokrasi karşıtı görüntü, Memleket ve millet sevdalıları için kaygılı, düşündürücü bir tablo! Artık, vicdanen bu gidişe sessiz, ilgisiz ve seyirci kalamayız. Bir şekilde: “Yeter artık, dur demek lâzım” diye düşünüyorum. Sen ne dersin?” dedi.
Cevaben: “Başta, tarihi, kadim Demokrat Parti’nin aziz, mümtaz ve muhterem camiası olmak üzere; Hak, hukuk, adalet, demokrasi ve devlet idaresinde fazilet özlemi içinde ümit ve çıkış kapısı arayan bütün vatandaşlarımızın hasreti, böyle müjdeli bir vuslattır. Mutlaka doğru ve yerinde olur. Ayrıca isabetli bir konjonktür ve en uygun zamanda milletin hayati ihtiyacına cevap verilir ve “fazilet anlamında siyaset, düştüğü yerden kaldırılır” dedim.
“Peki, şöyle ufaktan bir start verelim, nabız yoklayalım, bakalım ne olacak!..
Görelim Mevlâm neyler, neylerse güzel eyler..”    
TEVAFUK
            Bu müşaverenin tam üçüncü günü, sabaha karşı Süleyman Demirel vefat etti.
Eğer bu konuşma Süleyman Bey’in vefatından sonra yapılsaydı, olağan addedilir ve sıradan bir sohbet olarak hatıra kompartımanımızdaki yerini alırdı. Fakat 18. dönem ANAP Sakarya Milletvekili ve iki devre Demokrat Parti Genel Başkanlığı yapmış Yalçın Koçak’ın “Türkiye’de emanet, vesayet, velâyet ve icazet dönemi bitti” tarzındaki beyan ve yayınındaki hikmet sanki böylece ortaya çıktı. Dolayısıyla, Ali Naili Erdem’in bahusus izharı, halisane temenni, öneri ve arzusu iki cihetle çok büyük bir önem ve değer kazanmış oldu.
            Bunlardan birincisi: Vefattan yaklaşık üç gün önce yapılan bu konuşma, açıklama, muhavere ve müşaverede bahse konu edilen çok önemli tespitler, tarihi sözler ve beyanlar! İyice farkına varılan, her zaman ve zeminde hissedilen, kendini hissettiren milletin arzusu… Bu ümit, arzu ve beklentinin özünde şekillenen Demokrat Parti misyonu, 46 ruhu, davası ile umur-u devlet (Atatürk ilkeleri ve Türk İnkılâbı’na dayalı; namuslu/dürüst-demokrat, onurlu ve sorumlu, muktedir bir hükümet) istemi…
            İkincisi: Ali Naili Erdem’in siyasette (dava ve misyonda) kıdem, ehliyet ve liyakatinin yanı sıra merhum Süleyman Demirel’e siyaseten en yakın olması. Defin merasiminin heyecan ve elemle karışık, hüzünle icrası esnasında Ali Naili Erdem’i gören bazı vatandaşların; O’nun yanına gelerek: “Sayın Bakanımız, siz Baba’nın en yakın dostu, kader arkadaşı, doğal olarak da Halifesi konum, makam ve durumundasınız. Ne olur, artık şu Demokrat Parti davasına bir el atın; Merkez Sağ’a sahip çıkın ve bizi Ocaksız, Bucaksız, Partisiz kalmaktan kurtarın Allah aşkına” diye adeta yalvarmalarıdır. (Bunu kendisinden değil ama bizatihi orada, yanında hazır olanların nakil, beyan ve anlatımlarından duydum.)
            Demek ki, tarihi ve kadim Demokrat Parti’nin yeniden inşası, merkez sağın ihyası ve siyasetin, 27 Mayıs 1960 kalkışmasında düşürüldüğü yerden onurla ayağa kaldırılıp, şerefle, şanla taçlandırılmasının zamanı gelmiştir. Bu cihetle bir tevafuk (tesadüf zannedilen şeylerin kader ile örtüşmesi, tesadüf demenin daha anlamlı hali, tesadüfe nazaran, arkasında gizli bir kudret olma ihtimali) eseri hayat bulması mümkün olacaktır inşâllah!..  
            GERÇEK DEMOKRATLAR
            Şimdi mesele: Tarihi ve kadim Demokrat Parti’nin dava, ideal ve ilkelerini kucaklayıp inançla, inatla hayata geçirmektir. Bu uğurda azim, irade ve kararlılıkla çalışacak; Demokrasi, adalet, ahlâk ve hukuk’u ayağa kaldıracak Gerçek Demokrat’ların, Birleşik Demokrat Parti Hareketi nezdinde el ve gönül birliği yapması şart. Ali Naili Erdem ile birlikte Nevzat Ercan, Esat Kıratlıoğlu, Rasim Cinisli ve Yalçın Koçak el ele vermiş, Demokrasi kervanı yola çıkmış bulunmaktalar. Darısı, Demokrat Parti davası, manâ ve misyonuna gönül verdiği halde “geçici olarak” ayrılanların başına!.. Hayırlı, uğurlu ve kutlu olsun, İnşâllah..   
(*) Ali Naili Erdem: 
1927 İzmir, Kemalpaşa doğumlu ve Ankara Hukuk Fakültesi mezunu Avukat. 1961-1980 arası 1, 2, 3, 4 ve 5. dönem İzmir Milletvekili. Sanayi, Çalışma (iki defa) ve Millî Eğitim Bakanlığı yaptı. 1980 askeri darbesinden sonra çeşitli İl ve İlçelerde milletle buluştu, konferanslar verdi. Radyo ve televizyonlarında konuşmalar yaptı. Halen Demokratlar Kulübü Başkanı olan Ali Naili Erdem, evli ve üç çocuk babasıdır.