21 Mart 2017 Salı

Meir Amit İstihbarat ve Terörizm Bilgi Merkezi Açıkladı: BU GÜNE KADAR 10 GENERAL VE TAM 2600 ASKER ÖLDÜ… İRAN’A BÜYÜK ŞOK!

BU GÜNE KADAR 10 GENERAL VE TAM 2600 ASKER ÖLDÜ… 
İRAN’A BÜYÜK ŞOK!
"Meir Amit İstihbaratı ve Terörizm Bilgi Merkezi"nin hazırladığı rapora göre İran, Irak ve Suriye’deki savaşlarda 10’dan fazla generalini ve binlerce askerini kaybetti.
Bölgede devam eden savaşlarda İran Devrim Muhafizları’na bağlı 10 general ile 2603 İran askerinin öldüğü belirtildi.
Söz konusu verilerin kaynağı Meir Amit İstihbaratı ve Terörizm Bilgi Merkezi…
İstihbarat merkezi Beşar Esad rejiminin yanında yer alan ve uzun bir süredir asker desteği sağlayan İran hakkında bir rapor hazırladı. Raporda 6 yıl içerisinde 10'dan fazla generalin öldürüldüğünü İran’ın binlerce asker kaybı verdiği belirtildi. Rapora göre ölen 2603 askerden 511'i İran vatandaşı, 1045'i Hizbullah milisi ve 1047'si Afganistan ve Pakistan'dan Suriye'ye gönderilen Şii milisler…
İran Devrim Muhafızları Komutanlığı bünyesinde Afgan milislerden oluşan Fatimiyyun Tümeni ile Pakistanlı milislerden oluşan Zeynebiyyun Tümeni Suriye'de İran adına savaşıyor.
Dünya medyasında çıkan haberlerde, Suriye'de ölen İranlı askerlerin sayısının çok olmasının İran yönetiminde huzursuzluğa neden olduğu ve Tahran’ın başta İranlı üst düzey komutanlar olmak üzere diğer askeri kayıplar hakkında açıklama yapmadığı akratılmıştı. ((21 Mart 2017)) 

14 Mart 2017 Salı

"VARLIK İÇİNDE YOKLUK, MEDENİYETİN DİBİNDE MAHRUMİYET" İŞTE "Vadi Ankara ve/veya Kanal Ankara Projesi", Vadi Köyleri / Mahalleleri ve Mühye-Yeşilkent

VADİ ANKARA PROJESİ’NDE SON TANGO!.. MEVCUT DURUM VE MÜHYE YEŞİLKENT MAHALLESİ 
Murat KABASAKAL
Mühye & Yeşilkent Mahallesi Muhtarı
Bilindiği üzere; bütün yönlerde hızla gelişen, genişleyen ve günden güne daha da büyüyen ödüllü "dünya kenti" Ankara’nın yakın gelecekteki yeni yüzü ve parlayan yıldızı İmrahor Vadisi'dir. 
ANCAK!.. Büyükşehir Ankara ve Ankaranın yüz akı, en büyük metropol ilçe Çankaya’nın güneyinde yer alan muhteşem Vadinin orta yerinde yükselen, "Çankayanın ileri, modern ve konforlu yaşam alanının dibinde yerleşik, yüzlerce yıllık tarihe sahip Mühye (Yeşilkent) Mahallesi, türlü çeşitli sorunlarla boğuşmakta... Daha düne kadar geleneksel ve yasal Köy statüsüne sahip olan ve yakın geçmişte Büyükşehir yasası kapsamında mahalleye dönüştürülen Mühye / Yeşilkent; Türkiye’nin Başkenti Ankara’nın en gözde, modern semti Çankaya (ORAN-YILDIZ) ilçesinin adeta çilekeş iz düşümü, Çankaya'nın ÖTEKİ YÜZÜ. 
Medeniyetin dibinde çile çekiliyor, ıstırap, üzüntü, sıkıntı, zor koşullar içinde mahrumiyetler yaşanıyor.

Mahalle de henüz doğalgaz yok. Isınmada odun, kömür ve hatta yer yer tezek kullanılıyor. Bir Ankara Mahallesi olduğu halde, Cadde ve sokaklar bakımsız, kaldırımsız, delik deşik. Çoğu yerde yol göletleri oluşmuş, büyük bölümü adeta çamur deryası. Ana artel ve ara sokaklarda aydınlatma problemi var. Geceleri ürkütücü karanlık, sokaklar tekin değil, civarda kümeleşen içkili lokantalar ve kır düğün salonu adı altında faaliyet gösteren gazino bozuntusu mekânlar yüzünden ortam güvensiz. Yerel güvenlik, emniyet ve halkın huzuru açısından mutlaka bulunması gerektiği halde mahallede bir tek bekçi, karakol veya polis noktası yok. Oysa halihazır köy özelliği bütün ağırlığınca hüküm süren Mahallede Muhtarın emrinde "hiç olmazsa" bir bekçi olması şart. 
GÜVENLİK SORUNU VE KALDIRIM İHTİYACI VAR..
Çevrenin yoğu inşaat alanı ve şantiye bölgesi olması nedeniyle Mühye Yeşilkent Mahallesine, mutlaka ve en kısa sürede bir Bekçi atanması veya Polis Karakolu açılması şart.
Enteresandır, yoğun bir şantiye alanı görüntüsü vermesine rağmen mahalle halkı arasında işsizlik kol geziyor. Genç yaşlı pek çok işsiz kahve köşelerinde vakit geçiriyor veya orada burada vakit öldürüyor. 
ÇOK YAMAN BİR ÇELİŞKİ
Vadiyi kuzeyden çevreleyen tepenin üstündeki Yıldız Mahallesi veya OR-AN’da sıkça rastlanan sosyal merkez, park, bahçe, kütüphane veya sosyal donatılar burada yok. Halkın vakit geçirebileceği, iki lâf edip komşuları ve arkadaşları ile stres atabileceği, samimi bir dost sohbeti yapabileceği tek yer eski Köy Kahvehanesi... Tıpkı eskiden olduğu gibi, sıcak samimi, dostça, güler yüzlü, kucaklayıcı ve sevecen. Bütün sorunlara ve yaşanan sıkıntılara rağmen insanlar geleceğe ümitle bakıyor. Ancak, ne Çankaya Belediyesi ve ne de trilyonluk rantlar peşinde koşan Büyükşehir Belediyesinin bu mahalle halkının yanında olduğu ve mahalle halkını düşündüğüne dair her hangi bir emare görülmüyor. Köylünün ve/veya mahallelinin elindeki evlâdiyelik arsaların dahi ellerinde alınma biçimi son derece haksız, adalet ilkelerine aykırı ve halkın sırtından köşe dönme hesabına dayalı..
Çankaya Belediye (eski)Başkanı Bülent TANIK
ve Mühye Yeşilkent Mahallesi Muhtarı
Murat KABASAKAL 
İMAR DURUMU     
Bir yanda bu sefalet, varlık içinde yokluk biçiminde yürüyen köy hayatı sürerken, diğer taraftan Ankara Boğazı projesi Mart ayı ortasında 1/1000 ölçekli imar planı askıya çıkacağı onu takip eden 1 ay içerisinde de "arsa sahiplerine yeni tapularının verileceği" bilgisi Ankara Büyük Şehir Belediyesi yetkilileri tarafından sözlü olarak açıklandı.
Buna göre: Projeyi hazırlayan Mimarlık şirketi tarafından “yüzde hisse verilmesi şartı ile imarlı alanlarını değerli bölgelere kaydırma” vaadi arsa sahiplerinin akıllarını karıştırıyor. 
Şimdilik, neyin nasıl olacağı, işin sonunun nereye varacağı pek de belli değil. Bu belirsizlik içinde karanlık ilişkiler sürüp gider, bulanık suda balık avlama heveslileri ortalıkta cirit atar ve kötü niyetli, fırsatçı birileri Ankara’nın en değerli bölgesinin rantını sinsice toparlama/hortumlama çabasında iken; Bir takım çevrelerden edinilen -ortalışa yayılan bilgilere göre: Bu alan, arsa-arazi işleri ve proje konularıyla iştigal eden, alakadar olan kişilerce SİNPAŞ tarafında kalan çay boyunca imarda "yeşil alan olarak belirlenen bölge" çayın diğer tarafına kaydırılacak ve kaydırılan arsalara turizm – ticari alan imarı verilecekmiş. 
Çankaya Belediye (eski)Başkanı Bülent TANIK,
Çankaya Muhtarlar Toplantısı ve
Mühye Yeşilkent Mahallesi Muhtarı
Murat KABASAKAL 
PROJEYE TARAF VE MUHATAP OLAN HALK MUTLAKA HER ŞEYİ BİLMELİ VE ALINAN HER KARARA ORTAK OLMALIDIR... 
Alınan ve yayılan bilgiler ve ortalıkta dolaşan bazı söylentilere göre: "Yeşilkent Mühye mahallesinin yukarı tarafında bulunan orman evinin bulunduğu noktaya SİNPAŞ bölgesi tarafından köprü yapılacak ve o bölge merkez kabul edilerek yüksek kat ve ticari alanlar imar izni verilecekmiş." Şu hale nazaran: O bölgenin aşağı kısımları birçok ana yol ve ulaşım imkânı barındırdığı için değerli kabul edilmekte olup orta yükseklikte konut alanı olacak gibi görünüyor.
Bu iddialara dayalı söylem ve duyumlara göre de: Yeşilkent mahallesinin yukarı tarafları turizm – ticari alan olarak imar verilecek.
Karataş köyünün sağ ve sol tarafında kalan imarlı alan ise orta yükseklikte konut alanı olacak deniliyor. Yine bu ve benzeri iddialar uyarınca: 895 ve 896 parselleri ise 902 de yapıldığı gibi toptan istimlâk edilecek veya daire karşılığı arsa sahiplerinden alınarak SİNPAŞ benzeri bir proje uygulamaya konulacak. Sonuçta, Ankara'nın en prestijli projesi mesafe almakta ve bütün engelleri aşarak nihai aşamaya doğru ilerlemektedir. Bu güzel... 
HER ŞEY, HAK-HUKUK, ADALET VE EŞİTLİK İLKELERİNE UYGUN OLARAK YAPILMALI; RANTİYECİ, SOYGUNCU VE VURGUNCUYA ASLA VE KESİNLİKLE FIRSAT VERİLMEMELİDİR.   
Zira, millet iradesine dayalı bir hukuk devletinde yerel halkın "kendi mal, imkân ve emlâkı üzerinde" sonradan ihdas edilecek projelerle oluşacak rant ve refahtan adil, hakkaniyet ve hukukun evrensel ilkelerine uygun pay alması en önemli, en hayati ve vazgeçilmez bir meseledir. Bir zamanlar, başta Balgat, Erzurum Mahallesi ve Çukurambar olmak üzere, Ankara'nın pek çok semtinde sahnelendiği gibi, yalan, talan, soygun, vurgun ve sömürüye, nitelikli dolandırıcılık, aldatma ve kandırmaya asla fırsat verilmemelidir.  
Yukarıda yazılan bilgiler sadece öngörü ve deneyimli kişilerce belirtilenlerdir.
Burada dikkat edilmesi gereken esas nokta: Yüzde karşılığı hisse vererek daha iyi bir yere kaydırma olayının çok iyi analiz edilerek, başta Mimarlar Odası ve Şehir Plâncıları Odası ve Çankaya Belediyesine sorularak, alınacak tavsiyelere göre "bilinçle" imza verilmesi; Aksi takdirde her türlü aldatmacadan şiddetle kaçınılmaması ve bu nevi muğlak önerilere taviz verilmemesi gerekir. Netice olarak, yaklaşık 2 ay içerisinde imarlı yerlerin "inşaat ve kullanım" durumunun kesinleşip bir şekilde netlik kazanacağıdır.
İMRAHOR VADİSİ (VADİ ANKARA & GÜNEY ANKARA) PROJE ALANINDAN EN GÜNCEL FOTOĞRAFLAR

10 Mart 2017 Cuma

SON DAKİKA: BEYLİKDÜZÜ'NDE HELİKOPTER DÜŞTÜ. İstanbul'da düşen helikopterin Eczacıbaşı grubuna ait olduğu ve pilotun Alaattiin Nacar olduğu kesinleşti.

SON DAKİKA: BEYLİKDÜZÜ'NDE HELİKOPTER DÜŞTÜ
İstanbul'da düşen helikopterin Eczacıbaşı grubuna ait olduğu ve pilotun Alaattiin Nacar olduğu kesinleşti. İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan saat 11.16'da kalkan Sikorsky S-76 tipi helikopter Büyükçekmece'de saat 11.21'de düştü. Helikopterde 2 pilot ile Eczacıbaşı Grubu'ndan 4 Rus ve 1 Türk yolcunun bulunduğu öğrenildi. İstanbul Valisi Vasip Şahin, Büyükçekmece'deki helikopter kazasında ilk belirlemelere göre, 5 kişinin hayatını kaybettiğini söyledi. Düşen helikopterde hayatını kaybedenlerin isimleri de az önce belli oldu! Helikopterde Eczacıbaşı Holding'e bağlı Vitra Rusya Genel Müdürü Salim Özen de hayatını kaybetti. Helikopterin, Beylikdüzü'ndeki televizyon kulesine çarparak düştüğü kesinleşti.
İSTANBUL Atatürk Havalimanı'ndan kalkıp Bilecik'e giden Eczacıbaşı Grubu'na ait helikopter, Beylikdüzü'nde televizyon kulesine çarparak düştü. İstanbul Valisi Vasip Şahin, 5 kişinin yaşamını yitirdiğini açıkladı. 2 kişiyi arama çalışmaları sürüyor. Güvenlik çemberi arama kurtarma çalışmaların daha sağlıklı yapılabilmesi için genişletiyor. Helikopterin Kaptan Pilotu'nun Alaaddin Nacar, ikinci pilotun adının ise Ahmet Bulut olduğu belirtiliyor. Ölenlerin isimleri şöyle; Vitra Rusya Genel Müdürü Salim Özen, Aleksandır Vanin, Igor Kochergin, Luidmina Churova, Elena Badraga.
Olay yerine çok sayıda ambulans ve itfaiye ekipleri gönderildi. Kazanın ardından enkazda küçük çaplı patlamalar meydana geldi.
BOZÜYÜK'E TOPLANTIYA GİDİYORLARDI
Kaza saatlerinde bölgede yoğun sis olduğu öğrenildi İşletmesi Kuğu Havacılık tarafından yapılan TC-HEZ tescilli Sikorsky S-76C-2 tipi çift motorlu helikopter, saat 11.16'da İstanbul Atatürk Havalimanı Genel Havacılık Apronu'ndan kalktı. Kaptan Pilotlar Alaaddin Acar ve Ahmet Bulut yönetimindeki helikopterde, 4 yabancı bir Türk yolcu ile iki pilot bulunuyordu.
Dört yabancı yolcunun Rus olduğu, Eczacıbaşı Grubu ile görüşmeler yapmak üzere Türkiye'ye geldiği öğrenildi. Helikopter, Bozüyük'teki Eczacıbaşı Fabrikası'na gidiyordu. Kalkıştan 5 dakika sonra saat 11.21'de helikopter, yoğun sisin olduğu Beylikdüzü tarafında uçarken televizyon kulesine çarparak düştü. Helikopterin parçaları, TÜYAP Fuar merkezi ile Büyükçekmece Mezarlığı'nın yakınlarına düştü. Bölgeye hemen ambulans ve itfaiye araçları sevk edildi.
KULENİN YÜKSEKLİĞİ 257 METRE
Beylikdüzü'ndeki televizyon kulesinin beton şaftının yüksekliğinin 163, döner restoranın bulunduğu çelik bölümün 54 metre, anten yüksekliğinin ise 30 metre, toplamda da 257 metre olduğu öğrenildi. 2008'DE ALINDI Eczacı Grubu'na ait olan ve işletmesi Kuğu Havacılık tarafından yapılan S-76 tipi helikopter 2008 modeldi. Toplam 8 koltuk kapasiteli helikopterin VIP amaçlı kullanılıyordu.
Saatte 287 kilometre hıza çıkabilen TC-HEZ tescilli helikopterin menzili ise 535 kilometreydi.
NEDEN BURADAN UÇTU?
Atatürk Havalimanı'ndan kalktıktan sonra yolcu uçaklarının iniş kalkış hattının dışına çıkmak için S-76 tipi helikopterin bu bölgeye geldi. Helikopter oradan Yalova-Bilecik rotasını izleyerek Bozüyük'teki Eczacıbaşı fabrikasına uçacaktı. Uçuş haritalarında Beylikdüzü'ndeki kule 257 metre yüksekliği ile ‘mania' olarak bildiriliyor. Bunun haritada yer almasına rağmen pilotların neden bu rotayı kullandığı ise bilinmiyor. Havacılık uzmanları, helikopter veya görerek uçuş yapan uçakların pilotlarının bölgeyi çok sık kullandığı, kulenin nerede olduğunu çok iyi bildiklerine dikkat çekiyor.
Çift motorlu, yüksek performanslı helikopterin teknik arıza yaşayıp yaşamadığı ise Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü ekiplerinin yapacağı araştırma sonrasında ortaya çıkacak. Enkazda helikopterin kuyruğunun gövdeden ayrıldığı, muhtemel olarak çarpmanın ana rotor olarak adlandırılan gövde üzerindeki paller veya gövdenin çarpmış olabileceği düşünülüyor. Belediye Başkanı Hasan Akgün, olumsuz hava koşullarına dikkat çekerek, "Bize uçak düştüğü söylendi. Gittiğimizde helikopterin düştüğünü gördük. Yol şu anda çift taraflı trafiğe kapalı. 15 dakika öncesine kadar görüş mesafemiz sıfırdı. Helikopter direğe mi, yere mi, kuleye mi çarptı? Burası yüksek bir yer bilmiyoruz" dedi.
Akgün, "alandan 7 kişi olarak kalktıkları bilgisi geldi. Ama şu anda bizim önümüzde 5 ceset var" diye konuştu. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün, şöyle devam etti: "Şimdi doğrulandı. Eczacıbaşı'na ait helikopter. İçerisinde 5 kişi vardı. 5'i, de maalesef hayatını kaybetti. 4-5 parça şu anda helikopter. Özel helikopter. Atatürk Havalimanı'ndan kalkıyor bu istikamette giderken TÜYAP'ı geçtikten sonra Büyükçekmece tepesinde bu noktaya düşüyor. Ölü sayısı 5. Eczacıbaşı bize de ölü sayısını 7 olarak açıkladığını bize de söyledi ama, 7'de olabilir. Bizim bulduğumuz 5 tane. Ama kask sayısının 7 olduğunu söylüyorlar. Helikopter paramparça. Helikopterden sağ kurtulanın şu an için mümkün olmadığı görülüyor. Alandan 7 kişi olarak kalktıkları bilgisi geldi. Ama şu anda bizim önümüzde 5 ceset var."
"NASIL BÖYLE BİR HAVADA HELİKOPTERE UÇUŞ YAPTIRILIR?"
Hasan Akgün, "Büyükçekmece'de, 1 metre sonrası görünmüyordu. Uçuşu yapanların takdiridir. Ben bilemem. Nasıl böyle bir havada helikoptere uçuş yaptırılır? Zor bir iş" dedi.
DÜŞEN HELİKOPTERLE İLGİLİ KUĞU HAVACILIK'TAN AÇIKLAMA
Kuğu Havacılık ve Turizm AŞ Genel Müdürü Gürcan Mallı, İstanbul Büyükçekmece'deki helikopter kazasına ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, şu ifadelere yer verdi: "Havacılık bünyesinde operasyon yapmakta olan TC-HEZ kuyruk numaralı 2008 üretim tarihli Skorsky S76 C++ tipli helikopterimiz İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan Eskişehir Bozüyük seferini yapmak üzere saat 11.20'de kalkış yapmıştır. Kalkıştan kısa bir süre sonra helikopterimizin Beylikdüzü mevkiinde maalesef kaza kırıma uğradığı haberi tarafımıza ulaşmıştır. Helikopterimizde uçuş ekibinden 2 kişi ve 5 yolcu bulunmaktadır. Uçuş ekibi Alaattin Nacar ve Ahmet Bulut, yolcu isimleri ise Salim Özen, Aleksandr Vanin, Igor Kochergin, Luidmila Chuprova, Elena Badragan." Açıklamada ayrıca, "Yaşanan elim olaya ilişkin inceleme ve araştırmalar devam etmekte olup yeni bilgilere ulaşıldıkça kamuoyu ile paylaşılmaya devam edilecektir" denildi.
'BİZİ ALLAH KORUDU'
Büyükçekmece'de düşen helikopterin çarptığı TV kulesinin güvenlik görevlileri olay anını anlattı.
6 aydır kulede geceleri mesai yapan Emrullah Kuru, olay anında kulenin hemen yanındaki konteynerda istirahat ettiğini ve büyük bir gürültüyle dışarı çıktığını söyledi. Kuru, "Yatağımın üzerinde uzanıyordum. Önce helikopterin sesini duymuştum. Kısa bir süre sonra büyük bir gürültü duyduk. Helikopter önce kuleye çarptı sonra da yola düştü. Bizim yattığımız yer ile kule arası 50 ila 60 metre mesafe var. Bizi Allah korudu. bizim üzerimize de düşebilirdi" dedi.
"SESİ DUYUNCA DIŞARI FIRLADIK"
Aynı yerde yine güvenlik görevlisi olarak çalışan Yener Saygılı da "Biz sesi duyunca dışarı fırladık. Dışarı çıktığımızda helikopterin yola düştüğünü gördük. Dumanlar yükseliyordu" ifadelerini kullandı.

9 Mart 2017 Perşembe

FLAŞ HABER "Wikileaks‘te yayımlanan Stratfor belgelerinde; RECEP TAYYİP ERDOĞAN’ın Baş Danışmanı İBRAHİM KALIN, CIA RAPORTÖRÜ çıktı!.."

RECEP TAYYİP ERDOĞAN’IN BAŞ DANIŞMANI İBRAHİM KALIN, CIA RAPORTÖRÜ ÇIKTI!..
BAKIN ŞU MEMLEKETİN HALİNE…
CIA‘nın gölgesi olarak adlandırılan Stratfor‘un kaynağının Başbakan Erdoğan’ın dışişlerinden sorumlu Başdanışmanı İbrahim Kalın olduğunu, Wikileaks‘te yayımlanan Stratfor belgelerinde ortaya çıktı… Stratfor, AKP iktidarını zor durumda bırakmaya devam ediyor…
Stratfor nedir? Parçalanmış Türkiye haritasını ilk yayımlayan düşünce kuruluşudur. Amerikan özel istihbarat kuruluşu Stratfor, Amerikan Savunma Bakanlığı birimleriyle birlikte özel kuruluşlara da kritik istihbarat satan, bir kuruluş… Aynı zamanda gayriresmi CIA olarak da adlandırılıyor… Stratfor, merkezi Teksas’ta bulunan bir “küresel istihbarat” şirketi. Hindistan Bhopal’daki Dow Chemical ile savaş uçağı üreticileri Lockheed Martin, Northrop Grumman ve Raytheon gibi büyük şirketlerin yanı sıra, İç Güvenlik Bakanlığı, Deniz Piyadeleri Komutanlığı ve Askeri İstihbarat Örgütü gibi Amerikan devletinin kurumlarına da gizli istihbarat sağlıyor. Özellikle Türkiye ve Ortadoğu’daki ülkelerde önemli birimlerde görev alan kişilerle kurduğu e-mail ağı ve istişare ağı vasıtasıyla ülkelerin devlet sırları hakkında önemli bilgiler ediniyor. Üyeleri de bazı bilgileri e-mail aracılığyla merkeze rapor ettiği ortaya çıktı. Türkiye’de ise birçok üyesi olduğu ve en çarpıcı olanının ise Başbakanın Başdanışmanı İbrahim Kalın olduğu ortaya çıktı…
İbrahim Kalın kimdir? İstanbul Üniversitesi Tarih Bölümü’nü bitirdi. Malezya’daki İslam Üniversitesi’nde yüksek lisans, ABD’deki George Washington Üniversitesi’nde karşılaştırmalı beşeri bilimler ve felsefe alanında doktora yaptı. Amerika’da College of the Holy Cross’ta dersler verdi. Felsefe, İslam düşüncesi ve uluslararası ilişkiler gibi alanlarda uzmanlaştı. SETA adlı araştırma şirketinin kurucu başkanı. Akademik yayınlarının ve yorum yazılarının yanı sıra “MacMillan Encyclopedia of Philosophy, Encyclopedia of Religion ve Oxford Dictionary of Islam” gibi ansiklopedik eserlere de katkıda bulundu. Ahmet Davutoğlu’nun Dışişleri Bakanı olmasıyla boşalan dış politikadan sorumlu Başbakan Başdanışmanlığı’na atandı. İbrahim Kalın’ın yazdığı ve Yunancaya çevrilen “İslam ve Batı” adlı kitabın kapağındaki -tek göz mason simgeleri de dikkati çekiyor… İbrahim Kalın, aynı zamanda Sabah gazetesi köşe yazarı.
SABAH AYNEN BASACAK!
Stratfor’da Sabah Gazetesi ile anlaşma bombası… 
Stratfor’un haber yaptırmak için her zaman Başbakanlık danışmanlarının aracılığıyla ilişki kurduğu konfedere ortağı “Sabah Gazetesi“yle işbirliği de karşılıklı istihbarat ve enformasyon aktarımına dayanıyor. Derin Posta’da işin “haber yaptırma”  boyutu defaatle örneklenmiş. 30 Eylül 2011’de Emre Doğru, Reva Bhalla’ya yazıyor: “Reva- Suriye konulu yazımızı konfedere ortağımız Sabah’a gönderdim, yarın aynen basacaklar.” yazıyor…
BÜYÜK BİR KAYNAK!
Stratfor Direktörü G. Friedman’ın Başbakan’ın danışmanı İbrahim Kalın’la ilgili mesajından: “Bu adam büyük bir kaynak, ilişki gizli kalmalı, İbrahim’in müdahale yeteneği bizim statümüzü ortaya koyuyor. Bu adam büyük bir kaynak.” dediği de ortaya çıktı… 
SORU 1: İslam dinimize ters olan batı felsefesi ile ve gene İslam dinimizde küfür olarak karşılanan “İslam düşüncesi” gibi konularda uzmanlaşan ve Yunancaya da çevrilmiş “İslam ve Batı” kitabını yazan İbrahim Kalın; Dinler Arası Diyalog ve Ilımlı İslam küfrünün Türkiye’deki faaliyetlerindeki rolü nedir?
SORU 2: Acaba Başbakan’ın başdanışmanı İbrahim Kalın devlete ait gizli bilgileri Başbakan Erdoğan’ın bilgisiyle mi veriyordu?

6 Mart 2017 Pazartesi

"Ankara Üniversitesi TOG_Toplum Gönüllüleri Vakfı" Gönüllü Katılımcı ve Üyeleri "8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ" Dolayısıyla Ankara Sakarya Caddesinde Bir Sergi Açtı; Tanıtım ve Kampanya Etkinlikleri Yaptı (06 Mart 2017)


KADINLAR GÜNÜ KUTLU OLSUN!..
Erdal Akalın 
8 Mart Kadınlar Günü (hatta Emekçi Kadınlar Günü), hemen her yıl olduğu gibi hep birlikte kutlanacaktır.  Paneller, konuşmalar ve etkinlikler ile özellikle Medeni Kanun anılacaktır.  İşin ilginç tarafı, kendisini halen Mecelle hükümlerine bağlı hisseden ülkemin ağırlıklı kadınları da alkışlayacaktır bu güzellemeleri.  Kadınlara son yıllar içerisinde taciz, tecavüz ve fiziki saldırıların % 1400 kez arttığı güzel ülkemin saygın kadınlarına bu vesile ile bu köşeden selamlar olsun!
AK-ŞAKA, kadınlara pozitif ayrımcılık ilkesine saygılı bir T.C. Vatandaşı olarak, bu yıl hamaset içeren bir yazı yerine, ülkemizin özeleştiri yapabilmeyi başarılı bir şekilde becermiş bir kadının ünlü makalesini köşesine taşımayı düşünmüştür.
Sayın Pakize Suda tarafından yıllar önce kaleme alınmış olan “Ahh Biz Kadınlar!” başlıklı makaleyi uzun süredir sakladığı arşivinden çıkararak, bu özel günde yeniden kadınlarımız ile paylaşmak üzere karşınızdadır.   Okumuş olanlara anımsatmak ve daha önce okumamış olanlara da okutmak üzere işbu yazı aşağıdadır;
***
“Bütün kadınlar birbirlerini rakip olarak görürler. Birbirlerini kıskanmaları için ayni meslekten olmaları ya da menfaatlerinin çatışması falan şart değildir. Ortalıkta kendilerinden başka kadınların da dolaşıyor olması, kıskanmaları için yeterli bir sebeptir. Yolu kadınların görev yapmakta olduğu bir yere, örneğin bir banka şubesine düsen bir kadın, gördüğü muameleden bunu şıp diyerek anlayabilir.
Bütün kadınların mutlaka koşulacak şartları vardır. 'seninle evlenirim ama...', 'dediğini yaparım ama...'
Nedense bütün aşk şiirleri, en duygulu şarkı sözleri hep erkekler tarafından yazılmıştır, çok duygulu oldukları söylenen kadınların bu sırada ne yaptıkları merak konusudur. Bence kadınlar o sırada diğer kadınları incelemekle meşguldürler. 'ne giymiş, ne takmış, benden güzel mi?’
Erkekler (eğer ruh hastası değillerse) eşlerini çok yakın arkadaşlarından, akrabalarından, yani olur olmaz herkesten kıskanmazlar. Oysa kadınlar, hiç ayırım yapmaksızın, ömür boyunca, istisnasız her dişiden kıskanırlar kocalarını.
30 yaş büyük bir kadınla, sırf parası için evlenen pek az erkek vardır. Buna karşılık etraf, babası, hatta dedesi yaşında, ama mutlaka zengin erkeklere âşık olan (!) kadınlarla doludur.
Hiç bir kadın çalıştığı yerde üstünün kadın olmasını istemez. Vallahi bunu ben söylemiyorum, anketler öyle diyor.
Erkekler kadınlardan ilgi, şefkat, sevgi dışında pek bir şey beklemezler. Kadınlara bunlar asla yetmez, ilâve olarak iki bilezik, bir yüzük gerekir çoğu zaman.
Gelin-kaynana çekişmesinin fıkralara geçtiği ülkemizde hiç damat-kayınpeder çekişmesine tanık oldunuz mu?  'Elti gemisi yürümez' diye bir söz vardır da neden bacanaklar için söylenmiş benzer bir lâf yoktur?
Evli kadınla ilişkiye giren çok az erkek vardır. Buna karşılık evli erkekle hiç düşünmeden ilişkiye giren kadın sayısı, benim bildiğim, gördüğüm, duyduğum kadarıyla bir hayli kabarıktır.
Erkekler bir araya geldiklerinde işten, politikadan, futboldan bahsederler genellikle. Kadınlar bir araya geldiğinde ise vay o anda orada olmayan diğer kadınların hâline!
Eşlerinden, 'yorgunum', 'başım ağrıyor' bahanesiyle mümkün olduğunca kaçan kadınlar, ortaya ikinci bir kadın çıktığı zaman aniden kocalarını çok sevdiklerini (!) fark ederler.
Kocası tarafından aldatılan kadınlar genellikle boşanmak yerine, bir çocuk daha yapmayı tercih ederler. Tersi durumda ise erkekler kadınlar kadar akıllı olmadıkları için bunu gurur meselesi yapar ve kadını hemen boşamaya kalkarlar.
Kadınlar evde akşama kadar istedikleri gibi yaşarlar. Ne karışanları ne de görüşenleri vardır. Erkeklerin ise akşamdan akşama geldikleri evlerinde pek de özgür oldukları söylenemez. Kendilerine durmadan oraya oturmaması, sigarasının külüne dikkat etmesi, ayakkabısını çıkarması hatırlatılır.
Kadınlar akşama kadar kocalarının bilgisi dışında istedikleri arkadaşlarını misafir ederler. Oysa hiç bir erkek karısından izin almadan eve bir erkek arkadaşını getiremez. Hatta izin alarak bile.
Kadınlar her istediklerinde eşlerinden izin almadan annelerini ziyaret edebilirler. Erkekler ne haberli, ne habersiz, yanlarında eşleri olmadan asla annelerine uğrayamazlar.
Kadınlar bütün ilişkilerinde hesap kitap içindedirler. Asla şeffaf değildirler. Hoşlanırlar, hoşlanmaz gibi davranırlar, isterler, istemez gibi yaparlar.
Eşleriyle sorunlarını çözmede bedenlerini silâh olarak kullananlar bile vardır. Vücutlarını göstermeye bayılırlar. Açık, dar, şeffaf, kısa giyerler. Sonra da 'neden bakıyorsunuz?’ diyerek sinirlenirler. Aslında amaçları baktırmaktır, ama bunu asla kabul etmezler, özgürlükten, rahatlıktan, medeniyetten falan söz ederler.
Nereden biliyorsun, derseniz ben de kadınım oradan biliyorum.
NOT: İstisnalar kaideyi bozmaz. ( Bence de bunu okuyan bütün kadınlar kendini istisna olarak kabul edecektir! )”.
***
Kıssadan hisse: 
“ Kadınlar şairleri severler, ama müteahitlerle evlenirler!”
                                                                                              Erdal Akalın (05.03.2017)

SON DAKİKA: "TARLALARA ZEHİRLİ ATIK DÖKÜLÜYOR" TÜBİTAK O RAPORU AÇIKLADI! ZAVALLI TARLA FARELERİ "40 DAKİKA İÇERİSİNDE" ÖLMÜŞLER...

SON DAKİKA:
TÜBİTAK O RAPORU AÇIKLADI! 40 DAKİKA İÇERİSİNDE ÖLMÜŞLER...
Antalya Korkuteli’nde köylüler, tarım arazilerine dökülen atık çamurunu yargıya taşıdı. Çamur TÜBİTAK’ta analiz edildi, çıkan sonuç dehşete düşürdü; “Atık maddeyi yiyen fareler 40 dakika içinde öldü.” Duruma isyan eden köylüler, ‘Ya o toprakları ekseydik?’ diyor. Zararlı atık olduğu belirlenen maddenin risk taşıdığı da raporda açıklanıyor. "Arpa ekmeye gittiğim de tarlama atık çamur döküldüğünü gördüm. Burada tarım yapılamayacağını anlayınca tarlamı boş bırakmak zorunda kaldım”... Bu sözler Antalya’nın Korkuteli İlçesinde yaşayan Zekeriya Bozkurt’a ait. Bozkurt, tarlasındaki atığı görünce ekin ekmekten vazgeçmiş. Vazgeçmese birçok kişinin sağlığını da büyük tehlikeye atmış olacaktı.
Korkuteli’nin İmecik, Beyiş, Avdan ve Ulucak köylerindeki tarlalar ile Bayatbadem çevresindeki ormanlar 4 yıldır atık çamuru istilasına uğruyor. Köylüler çaresiz. Kendilerinden habersiz tarlalarına kara çamurun dökülmesini birçok kuruma şikayet etmişler ama henüz sonuç alamamışlar. Köylüllüren Korkuteli Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptıkları suç duyurusu sonrası ‘Çevreyi kasten kirletmek’ suçlamasıyla atığı döken firma hakkında kamu davası açılmış.
SINIR DEĞERLER AŞILMIŞ
Ama köylüler işin peşini bırakmamakta da kararlı. TÜBİTAK’a mail atarak topraklarının incelenmesini isteyen köylülerin talebine TÜBİTAK da olumlu yanıt vermiş. Kurumun geçtiğimiz yıl köylülerden birinin arazisine dökülen çamur örneği üzerinde yaptığı analiz sonucunda, ağır metallerden krom, nikel ve çinkonun değerinin sınır değerleri aştığı rapor edilmiş.
BALIKLARIN YARISI ÖLDÜ
Ulucak Mahallesi TÜMOŞ Mermer Ocağı Karşısında kirletilmiş torak ve temiz toprak (referans toprak) örneklerinin analizi neticesinde de, sulu çözeltiyle maddeye maruz bırakılan balıkların kısa zamanda yüzde 50’sinin öldüğü belirtilmiş. Raporda, atığın sucul ortamlarda yaşayan su canlıları için riskli olduğu sonucuna da yer verilerek, farelere laboratuar ortamında atıktan doz uygulanmış ve yedirildikten sonra 40 dakika içinde öldükleri kaydedilmiş. Zararlı atık olduğu belirlenen maddenin risk taşıdığı da raporda açıklanıyor.   
‘25 HAYVANIMIZ ÖLDÜ’
Zehirli atığı ilk kez 2015 sonbaharında arpa ekmek için tarlasına gittiğinde gördüğünü anlatan köylülerden Zekeriya Bozkurt, “Atık tesisinde çalışan bizim köylümüz. Telefonla aradım ve neden çamuru bizim tarlamıza döktüğünü sordum. Bana ‘tarlana atığı tesisin kamyonunun kullanan A. Y. döktü’ dedi. Tarlama en az 5-10 kamyon atık dökülerek tarlaya sermişler ardından da sürüp, toprakla karıştırmışlar. Gittiğimde tarla simsiyah olmuştu. Tarlama dökülen maddenin zehirli olduğunu duyduğum için bir şey ekmedim. Benim 4 dönüm, Halit Armut’lunun 5 dönüm, toplamda 9 dönüm tarlayı ekememiş olduk. Tarladan yaklaşık 4 ton arpa kaldırabilirdik ama ekemediği için ürünü satın almak zorunda kaldık. Bu durumdan tüm köylüler mağdur ama kimse sesini çıkaramıyor. Çıkarmak istenenin ise sesini para yardımı yaparak kesiyorlar. Bu zaman içinde yaklaşık 25 küçükbaş hayvanımızda zehirlenerek öldü” dedi. 
‘TOPRAK ZEHİRLENDİ’
32 yaşındaki Muhammet Küçükkuş ise, “Doğma büyüme buralıyım. Bizim 2 dönümlük arazimiz var ve burada arpa, buğday, nohut yetiştirirdik. Bu tarlalarımıza atık çamur döküldü. Tarlalarımızın rengi siyaha döndü, toprağımız zehirlendi. Yetkililer de bu durumu görmezden geliyor. Bir an önce bu duruma çözüm bulunmasını istiyoruz” diye konuştu. 
ASAT’A GİTMESİ GEREKİYOR
Atık çamurları, Antalya Büyükşehir Belediyesi Antalya Su ve Atıksu idaresi (ASAT) Genel Müdürlüğü’nde kurutularak bertaraf ediliyor. Ancak iddiaya göre ASAT’a çamurları götürmekle yükümlü bir firma, atığın yasal olarak kurutabileceği tesis yerine çamuru tarlalara döküyor. (06 Mart 2017-12.35)